{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/243 <br>KARAR NO\t: 2025/537<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/157 E.  -  2021/183 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/06/2021 tarih ve 2018/157 Esas - 2021/183 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1993 yılından beri tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini ve özellikle \"jean pantolon\" üretiminde tanınmış olduğunu, müvekkili adına tescilli 2008/26600, 2012/109845 sayılı ve \"....” ibareli markaların bulunduğunu, davalı ...'nun 2017/19319 sayılı ve  “... ...” ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, ayrıca dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu, zira davalının davacı şirkette çalışırken dava dışı ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.nde çalışmaya başladığını, dava dışı ... Tekstil Ltd. Şti. hissedarlarının daha davacı şirketin de ortakları olduğunu, yıllardır müvekkilleri şirketin tescilli markası olan “...+şekil” markasıyla iltibasa ve tüketici nezdinde karışıklığa yol açacak şekilde marka başvuruları yaptıklarını, bu başvuruların hükümsüzlükle neticelendiğini, davalının, müvekkili ile dava dışı ... Tekstil arasındaki husumeti ve 1993 yılından bu yana unvanlarının da ... kelimeleri olduğunu, bu ibare ile markasal kullanım yaptığını ve tescilli markalarını da  çok iyi bildiğini, dava dışı ... Tekstil Ltd Şti  adına tescilli markaların hükümsüzlüğü istemiyle açtıkları dava  derdest iken ve bilirkişi raporu aleyhlerine gelince, markanın dava dışı ... Tekstil Ltd. Şti tarafından çalışanları olan davalı ...’na devredildiğini, bundan sonrada tüm tescil başvurularının bu şahıs adına yaptırıldığını, davalı ...’nun tekstille ilgili bir imalatı, iş yeri v.s. mevcut olmadığını ileri sürerek, YİDK'ın 2018-M-601 sayılı  kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>    Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Markayı devralan davalı vekili, markalar arasında iltibas koşullarının oluşmadığını, dava konusu başvurunun 2012/79007, 2011/107972, 2009/584402,2010/36613, 2008/43970, 2008/29802, 164317, 2011/86051 sayılı markaların serisi mahiyetinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,   dava konusu başvuru kapsamında yer alan 25 sınıf malların davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan mallarla aynı ve aynı tür olduğu,   davaya konu marka başvurusunda “... ... ...” ibaresi yer aldığı, davacı markalarında ise; “....”, “... ...” ibarelerinin bulunduğu, taraf markalarında yer alan ortak olduğu iddia edilen “...”/“...” ibareleri incelendiğinde, “...” ibaresinin moda, dış görünüş, kılık kıyafet, tarz vb. anlamlara geldiği ve dava konusu markalar bakımından zayıf olduğu, “...” ibaresinin ise puan, nokta, husus, konu, ana fikir anlam gibi anlamlara geldiği ve yüksek ayırt edici karaktere sahip bulunduğu, davacının markalarında ortak unsurun “...” ibaresi olduğu, davaya konu markada ise bu unsurun “...” şeklinde kısmen yer aldığı, itiraza konu 2012/109845 numaralı markada da aynı harf diziliminin bulunduğu dikkate alındığında, “...”, “...” ibarelerinin markaların geneli açısından birbirlerine yakınlaştığı, davaya konu markada yer alan “...” ibaresinin figüratif özelliği dışında “...” ibaresinin kısaltması olarak algılanma ihtimalinin yüksek olduğu, markaların tescil edildiği/edilmek istendiği sınıflar dikkate alındığında “...” ibaresinin ön plana çıktığı,  markaların okunuşlarına ilişkin olarak yapılan incelemede markalarda ortak olarak yer alan ibareler ile birlikte çeşitli unsurların da bulunduğu, ortak olan “...”/“...” ile “…...…” ibarelerindeki benzerliğin fonetik olarak taraf markalarını birbirine yakınlaştırdığı, görsel açıdan yapılan karşılaştırmada, dava konusu markanın kelime ve şekil unsuru içerdiği, siyah fon üzerine beyaz ve kırmızı tonlarda, figüratif özellikler barındıran, “...” ibaresi ile birlikte sağında “...” ve bu ibarenin altına “...” ibaresi içerdiği, davacı markalarından 2012/109845 tescil numaralı markanın ise ön plana gelecek şekilde “...” ibaresi ve bu ibareyi tamamlayan şekil içerdiği, sarı fonlara sahip olan şeklin üstünde “...” ibaresini, şeklin altında ise “... ....” ibaresini içerdiği, 2008/26600 tescil numaralı markanın ise beyaz fon üzerine şekil ile bu şeklin sağında siyah tonlarda yazılmış “...” ibaresinden oluştuğu, markalarda yer alan “...”/“...” ile “...”/“...” ibarelerinin anlamsal açıdan sahip oldukları benzerlik ile birlikte görsel açıdan da markaları birbirine yakınlaştırdığı, bir bütün olarak anlamsal, görsel ve fonetik olarak yapılan incelemede, taraf markalarının bu hali ile karıştırılma ihtimaline neden olabilecek derecede benzer oldukları, aynı ürünleri yan yana görme ihtimali olan ortalama alıcı kitlesi üzerinde karıştırılma ihtimali doğacağı, diğer taraftan dava konusu marka başvurusunun 03.03.2017 tarihinde gerçekleştirilmiş bir başvuru olduğu, müktesep hak iddiasına dayanak 2011/107972 sayılı markasının ...  şeklinde olup başvuru tarihinin 09.12.2011, tescil tarihi ise 22.02.2013 olduğu, dolayısıyla dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle, anılan markanın tescil tarihi üzerinden henüz 5 yıllık hak düşürücü sürelerin geçmediği, bu markada esaslı unsurunu ... ibaresi olduğu dava konusu markada ise  .... ibaresinin de öne çıkarıldığı, 2008/29802 sayılı ..... şeklindeki markanın ise 16.04.2009 tarihinde tescil edilmiş bir marka olup dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle anılan markanın tescili üzerinden 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiği, dava konusu başvurunun\" ... ..... ...\" şeklinde olup her ne kadar dava konusu markada da “.....” ibaresi yer alıyor ise de anılan ibarenin yanında “...” şeklinde harflerle oluşturulmuş ek bir unsurun daha yer aldığı, her iki markanın da bütün olarak, önceki markanın yalın bir şekilde revize edilmiş bir versiyonu olarak algılanma ihtimalinin düşük olacağı,  davalı tarafça ön inceleme aşamasına kadar ve sonrasında verilen kesin süreler içerisinde dosya kapsamına herhangi bir delil sunulmadığı, dolayısıyla diğer tüm kriterlerden bağımsız olarak, davalının, müktesep hak iddiasına dayanak yaptığı markasını ilgili emtialarda kullandığını gösterir hiçbir delil dosyada mevcut olmadığından da müktesep hakka ilişkin şartların meydana gelmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'ın 2018-M-601 sayılı kararının iptali ile dava konusu  markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik olmadığını, markaların bıraktıkları genel izlenimin farklı bulunduğunu  savunarak, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br>      Davalı vekili, mahkemece tespit edildiği üzere tarafların markalarındaki asıl unsurun \"...\" ibaresi olduğunu, müvekkilinin 164217, 2004/36345, 2008/29802, 2008/4397, 2011/107972 ve 2014/57817 sayılı ve salt \"...\" ibaresini içeren markaları bulunduğunu, bu markları nedeniyle müktesep hakkının bulunduğunu, müvekkilinin \".....\" markasının davacının markları benzer bulunmadığının yüksek mahkeme kararı ile sabit olduğunu ileri sürerek,  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"... ...\" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2008/26600, 2012/109845 sayılı ve \"....” ibareli markaları arasında SMK'nın 6/1  ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olduğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/1063 -2019/7829 E/K sayılı ilamında da, işbu dava dosyasında dava konusu markayı devreden ...'nun 2012//79007 sayılı ve \"... .....\" ibareli markası ile davacının 2008/26600 sayılı ve  \"... ...\" ibareli markalarının benzer olduğunun kabul edildiği, diğer taraftan 2008/29802  ve 2011/107972 sayılı markaların dava konusu başvuru yönünden müktesep hak oluşturmadığı, zira 2011/107972 sayılı markanın tescil tarihinden dava konusu başvuru tarihine kadar 5 yıllık sürenin geçmediği, 2008/29802 sayılı markanın da  asli unsurunun dava konusu başvurudan farklı olduğu, dava konusu başvurunun davacının itirazına mesnet markalarına yakınlaştığı, ayrıca bahsi geçen markanın fiilen  kullanımının  da ispatlanamadığı anlaşılmakla,  davalı ... vekilinin tüm, davalı Şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>                      2-Ancak, dava konusu markayı devralan davalı Şirket vekili  istinaf itirazlarında müktesep hak savunması bakımından ileri sürdüğü 164317 ve 2008/43970 sayılı markalarına cevap dilekçesinde de dayanmasına rağmen ilk derece mahkemesince bu markalar yönünden davalı Şirketin müktesep hak savunmasının değerlendirilmemesi doğru olmamış, bu markalar yönünden de müktesep hak savunmasının  değerlendirilmesi gerekmiştir.<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir.<br>Bu açıklamadan sonra somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davalı Şirketin müktesep hak teşkil ettiğini savunduğu 2008/43970 sayılı markası kapsamında, dava konusu marka kapsamında yer alan 25 sınıf malların yer almadığı, 164317 sayılı markanın da sadece \"...\" ibaresinden oluştuğu, dava konusu başvurunun ise \"... ...\" ibaresinden oluştuğu, bu hali ile dava konusu başvurunun asli unsurunun 164317 sayılı markanın asli unsurundan farklı bulunduğu, dava konusu başvurunun davacının itirazına mesnet markalarına yakınlaştığı, ayrıca bahsi geçen markanın filen kullanıldığına dair bir delilin de dosyaya sunulmadığı, bu itibarla 2008/43970 ve 164317 sayılı markalar nedeniyle de müktesep hak koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığından davalı Şirketin bu savunması yerinde görülmemiştir. <br>Her ne kadar davalı Şirket vekili istinaf itirazlarında, 2004/36345 ve 2014/57817 sayılı markaları nedeniyle de müktesep hakkının bulunduğunu savunmuşsa da,  HMK'nın 357. maddesi uyarınca ilk kez istinaf aşamasında öne sürülen markalar yönünden müktesep hak savunmasının dinlenmesi mümkün olmadığından sözü edilen markalar yönünden bir inceleme yapılamamıştır.<br> Ayrıca davalı Şirket vekili dava dosyasına 01.04.2024 tarihli dilekçesi ile davacının itirazına  mesnet markalarının kullanmama nedeniyle iptaline karar verildiğini, davacının dayanak markalarının iptaline karar verilmekle, hukuki yararı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini ileri sürerek, bu hususta Ankara 3. FSHHM'nin 2021/287 sayılı dosyasında 28.03.2024 tarihinde verilen kısa kararı sunmuşsa da; SMK'nın 26/2 maddesine göre iptal hükmünün dava tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği, Ankara 3 FSHHM'nin bahsi geçen dava dosyasında karşı davanın kabulü ile işbu dava dosyasında davacının itirazına mesnet markalarının kullanmama nedeniyle iptaline karar verildiği, iptalin daha önceki bir tarihte etkili olacağına da karar verilmediği, karşı dava tarihinin de gerek işbu davanın konusu YİDK karar tarihinden gerekse de işbu dava tarihi  tarihinden sonra olduğu hususları gözetiliğinde, davacının itirazına mesnet markalarının iptaline karar verilmesinin iş bu davanın sonucuna etkili bulunmadığı kabul edilmiştir.<br>Bu durum karşısında mahkemece, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 kapsamında iltibas bulunduğu gerekçesinin yanında, davalı Şirketin dava konusu başvuru yönünden müktesep hakkının bulunmadığına dair yukarıda açıklanan gerekçe ile de  davanın kabulüne  karar verilmesi  gerekirken, davalı Şirketin müktesep hak savunması yönünden dayandığı marklarının eksik incelenip değerlendirilmemesi doğru olmadığından ve HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.     <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin tüm, davalı Şirket vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/06/2021 gün ve 2018/157 Esas - 2021/183 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın KABULÜ ile, TÜRKPATENT YİDK'ın 07.03.2018 tarih ve 2018-M-601 sayılı kararının İPTALİNE,<br>4-Davalı Şirket adına tescilli bulunan 2017/19319 sayılı ve  \"... ...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE<br>5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile kalan 579,50-TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve  kararın istinaf eden davalılar aleyhine hüküm kurulamayacağından ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 5.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 325,70-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 28,50-TL tebligat ve posta giderinden oluşan toplam 2.154,2‬0-TL'ye, 35,90-TL başvurma harcı, 35,90-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.226,00-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br><br>8-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, \t<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davalı ... Kurumundan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalı kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/04/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c505900ca40b886","SID":"b192bcea91ab53f7"}}