{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1232 <br>KARAR NO: 2025/451<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 21/03/2022<br>NUMARASI: 2019/235 Esas - 2022/273 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 12/03/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.10.2017 günü saat: 18.35 civarlarında işyerinde çalışan işçileri taşıyan, ...'a ait ve ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı servis aracının, \"... Mahallesi .... Sokak No:...'da bulunan ... Ayakkabı binasının, yan çıkış kapısı önünde ... Ayakkabı ile ... binası arasında ... Sokak'ta iş çıkışı esnasında tam kusurlu olarak müvekkiline  çarptığını, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketine sigortalı olduğunu,  04.12.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, sigorta şirketince 4.782,06 TL ödeme yapıldığını, bakiye ödemenin yapılmasına ilişkin sigorta şirketi ile mail üzerinden yazışma yapıldığını,  27.02.2019 tarihli cevaba göre bakiye ödemenin yapılmayacağı bilgisinin verildiğini belirterek ıslah hakları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın müştereken ve müteselsilen sorumlu tüm davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.  Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan ... plakalı ve ... adına kayıtlı aracın 08.05.2017 - 18.12.2018 tarihleri arasında müvekkili şirket nezdinde KZMMS sigortası poliçesi ile teminat altına alındığını,müvekkili sigorta şirketinin kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluk olduğunu, müvekkili şirket tarafından söz konusu kaza  nedeniyle  başvuru neticesinde hasar dosyası açıldığını ve davacıya  07.02.2019 tarihinde 4.782,06-TL tutarında tazminat ödendiğini, bu nedenle müvekkili ödeme yaptığından  davanın reddi gerektiğini,  kazanın meydana geliş şeklinin, kusur durumunun ve maluliyet derecesinin tespit edilmesi ve kaza tarihindeki bilinen ücret üzerinden aktüerya raporu alınması  gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının teminat içinde olmadığını, bakıcı giderleri talebinden de SGK'nın sorumlu olduğunu, SGK tarafından yapılan ödeme varsa tazminattan düşülmesi gerektiğini, dava tarihi itibaren  yasal faiz ile birlikte talep edilebileceğini, hasar başvurusu kapsamında ödeme yapılmış olduğundan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... süresi içinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Feragat nedeniyle maddi tazminat isteminin reddine, Manevi tazminat istemi yönünden; 6.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,\"karar verilmiştir.  Bu karara karşı davacı vekili ve Davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İşbu dava konusu trafik kazası sonucu davacı müvekkilinin % 9 oranında maluliyet yaşadığını ve geçici iş göremezlik süresinin 9  aya kadar uzayabileceği yönünde tespitte bulunulduğunu, bilirkişi raporundaki 2. ihtimale göre yapılan değerlendirme keşif yapılarak düzenlenen ve davalı ve davacı beyanları doğrultusunda düzenlenen rapor göz önüne alınarak yapılan değerlendirilmesi gerektiğini,   ilk düzenlenen raporda raporu düzenleyen bilirkişinin Adli Trafik Bilirkişisi olduğunu ve tek kişilik düzenlenmiş bir kusur raporu olduğunu, her halde Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin trafik kazalarına ilişkin kusur tespitlerinde adli trafik bilirkişisinden daha yetkin olduğunu ve Adli Tıp raporunun heyet raporu olduğu göz önüne alındığında hükme esas alınması gereken raporun Adli Tıp raporu olduğunun açık olduğunu, tek bilirkişi tarafından düzenlenen  raporunun mahkemece hükme esas alındığını, Mahkemece müvekkili lehine 6.000 TL manevi tazminata hükmedildiğini, bu meblağın davacının dava konusu trafik kazası sebebiyle çektiği acı ve ızdıraba karşılık olduğu takdir edilmişse de söz konusu rakama hangi değerlendirme ile ulaştığı ve hangi kriterlere dayanarak işbu rakama hükmettiğinin açıklanmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının kendi kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğini, manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, dosyada mübrez tanık beyanlarının sabit olduğunu, müvekkilinin hızlı gitmediğini, hız gerekçesiyle müvekkiline kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, ...'un ifadesinde; “olay mahallinde ben de kazayı gördüm, davacı kendisine çarpıldığında kaldırımda değildi, davalı ... henüz yeni hareket etmişti, bu sebeple hızı yüksek değildi, ... bey kaldırımdan da yürüyerek kartonu çöpe veya kamyon kasasına atabilirdi\" beyanında bulunduğunu, davacının yolda olduğunun dosya kapsamında sabit olduğunu, davacı yola girmeden önce yol üzerinde seyir halinde olan araçların durumunu kontrol etmesi, ilk geçiş hakkını yol üzerinde seyir halinde olan araçlara vermesi ve kanunda yayalar için düzenlenen kurallara uyması gerekirken bu hususlara riayet etmediğini, kendi can güvenliğini tehlikeye atarak kaplamaya girip kontrolsüzce davrandığını, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile söz konusu kazada tam ve asli kusurlu olduğunu, tanığın soruşturma aşamasında verdiği beyanının iş kazası olması nedeniyle iş arkadaşına yardımcı olmak maksadıyla sert bir çarpışmadan bahsettiğini, soruşturma aşamasında verdiği beyanının doğru olmadığının açıkça ifade edildiğini, Davacının haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, kötüniyetli olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 17/10/2017 günü saat 18:35 sıralarında sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı servis aracı ile Akçaburgaz Mahallesi 90 nolu sokağı takiben seyirle olay mahalline geldiğinde  ...’a çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Dosyada trafik kazası tespit tutanağı bulunmamaktadır. ATK Trafik İhtisas Dairesi olayın oluş şekilne göre alternatifli olarak kusur  raporu düzenlemiştir. Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2019/412 Esas 2023/1862 Karar sayılı kararında; \"... İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapora göre özetle;  Sanık sürücü ..., sevk ve idaresindeki servis aracı ile seyrini kontrollü ve dikkatli bir şekilde sürdürmesi, seyir istikametine göre yolun sağ tarafında bulunan yayanın varlığını dikkate alarak sesli ikaz ile uyarması ve yanından güvenli mesafe bırakarak geçiş yapması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek önlemsizce yayaya çarptığı anlaşılmakla kazada, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile asli kusurlu, ..., kaplama üzerinde bulunduğu esnada mahaldeki araçların seyir durumlarını dikkate alması ve kendi can güvenliği açısından gerekli-yeterli kontrolleri yapması ve sanık idaresindeki araca karşı korunma tedbirine başvurması gerekirken bu hususlara uymayıp sanık idaresindeki aracın sadmesine maruz kaldığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları tali kusurlu olduğunun  tespit edildiği,  ATK raporunun dosya içerisindeki mevcut bilgi ve belgelere göre  iddia ve savunmaların irdelendiği, bu nedenle mahkememiz tarafından hükme esas alındığı\" gerekçesi ile hüküm kurulmuş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Mahkemesince incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi ile kesinleşmiş olmakla  olyın meydana geliş şekilne ilişkin maddi vakıa da kesinleşmiştir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472  ve  27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) Somut uyuşmazlıkta İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/354 Esas 2022/483 Karar sayılı kesinleşen kararı ile maddi vakıayı belirlemiştir. Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesi ile maddi olgu da kesinleşmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince, hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusurla ve beraat kararı bağlı değil ise de Ceza Mahkemesince tespit edilen fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını saptayan maddi vakıalar yönünden Ceza Mahkemesi kararı ile bağlıdır. Bu durumda  ceza mahkemesince kabul edilen olayın meydana geliş biçimi ile ilgili maddi olgu hukuk   (... Sanık sürücü ..., sevk ve idaresindeki servis aracı ile seyrini kontrollü ve dikkatli bir şekilde sürdürmesi, seyir istikametine göre yolun sağ tarafında bulunan yayanın varlığını dikkate alarak sesli ikaz ile uyarması ve yanından güvenli mesafe bırakarak geçiş yapması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek önlemsizce yayaya çarptığı anlaşılmakla...) mahkemesi içinde bağlayıcı olduğundan mahkemece  ceza mahkemesince kabul edilen maddi olgulara göre düzenlenen  İlk Derece Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesi raporundaki b şıkkında açıklandığı şekilde kazanın meydana geldiği kabul edilerek  davalı sürücünün  asli %75 oranında  kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulması gerekirken   davalı sürücünün tali kusuruna göre karar verilmesi doğru olmamıştır. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesine göre, \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.\" Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, ... olan  davacının  tali kusurlu, davalı sürücünün asli kusurlu olması, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının bir miktar düşük olduğu; aynı ilkelere göre yapılan değerlendirme sonucunda  takdiren davacının talebi makul  kabul edilerek davanın tam kabulü ile davacı lehine 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle; davacı vekili istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, B-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,Buna göre: 1-Feragat nedeniyle maddi tazminat isteminin reddine,2-Manevi tazminat isteminin kabulüne ; 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,3-Maddi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 53,80-TL karar ve ilam harcının davacıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Manevi tazminat davası yönünden  karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 1.024,65 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 54,65-TL peşin harçdan mahsubu ile eksik kalan 970,00-TL 'nin  davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,  5-Maddi tazminat davası yönünden taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti ve yargılıma gideri taktirine yer olmadığına,  6-Manevi tazminat davası yönünde davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesi gereğince hesap ve takdir olunan 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 54,65-TL peşin harcın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 44,40 -TL başvuru harcı, 6,40-TL vekalet harcı, 419,90-TL keşif harcı, 562,00-TL ATK faturası, 450,00-TL keşif harcı  ve 1.081,90-TL tebligat/posta/bilirkişi gideri olmak üzere toplam 2.561,60-TL yargılama giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 9-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan  alınarak  maliyeye gelir kaydına, 10-Davacı tarafça yatırılan ve harcanmayan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, <br>C-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 45,50 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı ... üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  5-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"69af20279c4fd0b1","SID":"95c3dcaef29bc893"}}