{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/220 - 2025/320<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2023/220 <br>KARAR NO\t: 2025/320 <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30.11.2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/546 Esas 2022/911 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 13.03.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 11.04.2025<br>\t<br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 04.08.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olup davacının kusuru bulunmadığını, davacı hakkında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından  rapor düzenlendiğini, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nin 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 200,00 TL bakıcı gideri, 300,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 9.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatını 133.284,41 TL, geçici iş göremezlik tazminatını 29.463,88 TL ve bakıcı gideri talebini 5.175,23 TL olarak artırmıştır. <br>\tDavalı vekili,  davacı tarafça davadan önce davalı sigorta şirketine yapılmış geçerli bir başvuru bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, maluliyetin tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, tedavi, bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatından SGK sorumlu olup davalı sigorta şirketinin sorumluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebine ilişkin olduğu,  kaza ile ilgili tutanak tanzim edilmediği, kaza mahallini, araçları, araçların konumlarını ve araçların çarpma noktalarını gösterir delil bulunmadığı, kazaya ilişkin Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/73852 sayılı soruşturmasında sürücü ... hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kusura ilişkin olarak düzenlenen 19.06.2021 tarihli rapor ve 16.05.2022 tarihli üç kişilik bilirkişi heyeti raporlarında alternatifli olarak kusur dağılımı yapıldığı, kazanın meydana geliş şeklinin tam olarak anlaşılamaması nedeniyle her iki araç sürücüsünün % 50 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göze düzenlenen 17.03.2020 tarihli raporda davacının özür oranının % 7 , iyileşme süresinin 18 ay  ve 3 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi rapor ve 04.10.2022 tarihli ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 78.402,59 TL daimi iş gücü kaybı tazminatı, 17.331,69 TL geçici iş gücü kaybı tazminatı, 5.175,23 TL bakım gideri tazminatı olmak üzere 100.909,51 TL'nin temerrüt tarihi olan 02.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru olmadığını, kazanın sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusuruyla meydana geldiğini, her iki araç sürücüsünün % 50 kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmesinin doğru olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün aniden yön değiştirdiğini, davacının kendi güzergahında trafik kurallarına uygun şekilde seyrettiğini, sigortalı araç sürücüsünün beyanlarının çelişkili olduğunu, davacının ambulans ile hastaneye kaldırıldığını, sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olarak kabul edilerek karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece yargılama sırasında maluliyet raporu alınmadığını, yargılama sırasında alınmayan maluliyet raporu esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan rapordaki maluliyet oranını kabul etmediklerini, maluliyetin tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, kazada sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, mahkemece alınan 09.06.2021 tarihli raporda seçenekli olarak kusur tespitine gidildiğini, birinci seçenekte davacının % 100 kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, ikinci seçenekte ise davacının % 50 kusurlu olduğu yönünde tespit yapıldığını, yine 16.05.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da seçenekli tespite yer verildiğini, kusur raporları arasında çelişki bulunmasına rağmen çelişki giderilmeden karar verildiğini, hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunun denetime elverişli olmadığını, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından ve bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE\t<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDavacı vekili, 04.08.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece kazanın meydana geliş şeklinin tam olarak tespit edilemediği ve her iki araç sürücüsünün % 50 oranında kusurlu olduğu kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tDosya içeriğinden, davanın 04.08.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat talebiyle açıldığı, Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğünün 02.03.2020 tarihli yazısında ...'ın yaşandığını iddia ettiği olaydan 10 gün sonra müracaatta bulunduğu, kaza yeri terk olması nedeniyle kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı düzenlenmediği ve fotoğraflama yapılmadığının bildirdiği,  14.08.2018 tarihli tutanakta olay yerini gösteren kamera bulunmadığının belirtildiği, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/73852 sayılı soruşturmasında davacı ...'ın 14.08.2018 tarihli ifadesinde, idaresindeki ... plakalı araçla seyir halinde iken önünde seyir halinde bulunan ... marka beyaz renkli aracın bir anda sinyal vermeden sola dönüş yaptığını ve aracıyla bu araca çarptığını ifade ettiği, sigortalı araç sürücüsü ...'in 13.11.2018 tarihli ifadesinde idaresindeki ... plakalı araç ile kırmızı ışıklarda beklerken davacının ... plakalı araç ile kendi aracına çarptığını ve kazanın bu şekilde meydana geldiğini ifade ettiği, ceza soruşturmasında kusura ilişkin düzenlenen 04.11.2019 tarihli raporda sürücü ifadelerine göre alternatifli olarak rapor düzenlendiği, sigortalı araç sürücüsünün beyanı esas alındığında davacı sürücüsünün asli kusurlu olduğu, sürücü ...'in kusursuz olduğu, davacının beyanı esas alındığında davacının tali kusurlu olduğu, sürücü ...'in asli kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 24.12.2019 tarihli yazısında tarafların çelişkili beyanları nedeniyle kazanın oluşuna ilişkin kesin bir kanaate varılamadığı, sağlıklı rapor tanzimi için kaza sonrası araçların hasar durumlarını gösterir fotoğraflara ihtiyaç duyulduğunun belirtildiği, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2020 tarihli ve 2018/73852 sayılı kararı ile müşteki ve şüpheli tarafından kazaya ilişkin fotoğraf bulunmadığının beyan edildiği, şüphelinin savunmasının aksini gösteren delil ve emare bulunmadığı ve sürücü ...  hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. <br>\tMahkemece yargılama sırasında kusur bilirkişisinden alınan 09.06.2021 tarihli raporda, sürücü beyanlarına göre alternatifli olarak değerlendirme yapıldığı, tarafların ifadelerinden başka kusur durumunu gösterecek kamera görüntüsü, kaza tespit tutanağı ve kaza sonrası araçların hasar yerlerini gösteren fotoğrafların ve tanık beyanı bulunmadığının belirtildiği, üç kişilik makine mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen 19.11.2021 tarihli raporda kazaya karışan araçların hasarlı halini gösteren fotoğraflar ile olay mahalli kavşağın fotoğraflarının dosyasına ikmal edilmesi, ayrıca mümkün olursa olay yerinde araç sürücülerinin katılımı ile icra olunacak keşif sırasında olayın meydana geliş şeklini gösterecek şekilde çizilecek krokinin dosyaya sunulması durumunda değerlendirme yapılabileceğinin bildirildiği, davacı vekilinin 06.04.2022 tarihli duruşmada olay yerine ve araçlara ilişkin fotoğraf bulunmadığını ifade ettiği, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 16.05.2022 tarihli ek raporda sürücü beyanlarına göre alternatifli olarak rapor düzenlendiği, ancak mahkemece bilirkişi raporundaki kusur oranlarına itibar edilmeyerek   kazanın meydana geliş şeklinin tam olarak anlaşılamaması nedeniyle her iki araç sürücüsünün % 50 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiştir.<br>\t6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde de “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmüne, Kanun'un 50. maddesinde \"Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.\" şeklindeki düzenleme ile haksız filin bir türü olan trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, zarar veren taraf, kusuru oranında, zarar görenin gerçek zararından sorumludur.\t<br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun İşletenin Hukuki Sorumluluğu başlıklı 85.maddesinde işletenin sorumlu olduğu zararlar belirlenmiş, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” denilmiştir, aynı Kanun'un 91. maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”şeklinde belirtilmiştir. <br>\tZorunlu Mali Sorumluluk  Sigortası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda  91 ila 101. maddeleri arasında  düzenlenmiştir. Motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracın işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitlere kadar karşılamayı amaçlayan ve zorunlu sorumluluk sigortası türüdür. Açıklanan kanun maddeleri ve  düzenlemelere göre davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için öncelikle işletenin ve sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması gerekir. <br>\tSomut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, davanın 04.08.2018 tarihinde davacının idaresindeki araç ile davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının yaralandığı,  kazadan sonra kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, kaza tarihi olduğu belirtilen 04.08.2018 tarihinden 10 gün sonra davacının başvurusu üzerine hazırlık soruşturmasının başlatıldığı, davacının  kazanın idaresindeki ... plakalı araçla seyir halinde iken önünde seyir halinde bulunan ... marka beyaz renkli aracın bir anda sinyal vermeden sola dönüş yaptığını ve aracıyla bu araca çarpması şeklinde meydana geldiğinin iddia ettiği,  sigortalı araç sürücüsü ...'in  hazırlık soruşturma dosyasındaki ifadesinde  idaresindeki ... plakalı araç ile kırmızı ışıklarda beklerken davacının ... plakalı araç ile kendi aracına arakadan çarptığını ve kazanın bu şekilde meydana geldiğini iddia ettiği, kazaya ilişkin Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2020 tarihli ve 2018/73852 sayılı kararı ile müşteki  ... ve şüpheli ...  tarafından kazaya ilişkin fotoğraf bulunmadığının beyan edildiği, kazaya ilişkin kamera kaydının olmadığı  şüphelinin savunmasının aksini gösteren delil ve emare bulunmadığı ve sürücü ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, yargılama sırasında kusura ilişkin alınan 09.06.2021 tarihli rapor ile 16.05.2022 tarihli raporlarda sürücülerin beyanlarına göre alternatifli olarak rapor düzenlendiği ve kazanın meydana geliş şeklinin tespit edilemediğinin belirtildiği, bu hale göre  6098 sayılı Kanun'un 50. maddesi hükmü ile 6100 sayılı HMK'nin 190. maddesi hükümleri uyarınca ispat yükünün davacı tarafta olduğu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacı sürücünün ifadesinde önünde seyreden araç sürücünün birden sola dönüş yaptığını, fren yapmasına rağmen  kayarak önünde  sola dönüş yapan araca çarptığını ifade etmiş olduğu da dikkate alındığında  davacı tarafça kazada sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasının ispat edilemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken her iki araç sürücüsünün eşit oranda kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.   <br>\tAçıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile kazanın meydana geldiği iddiası ispat edilemediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.b.2.maddesi gereğince kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin olarak esas hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>II-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, <br>Buna göre;\t<br>\t1-Davanın REDDİNE, <br>\t2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan, davacı tarafça yatırılan toplam 594,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 21,00 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>\t3- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,<br>\t4- Davalı yargılamada vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, <br>\t5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\t6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,<br>II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>\t1-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken Harçlar Kanunu gereğince 615,40 TL karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 91,00 TL yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine, <br>\t4-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK.nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\t5-Kararın taraflara tebliğine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 13.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4e87b8e5af411519","SID":"6d5a94de024a07c2"}}