{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/643 <br>KARAR NO: 2025/727<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/01/2025<br>NUMARASI: 2024/634 E. - 2025/18 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09/04/2025\t<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 09/01/2025 tarih ve 2024/634 E - 2025/18  K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile borçlu davalı arasında  ticari iş ilişkisi bulunduğunu, faturalarda müvekkilinin davalı ile yaptığı anlaşma gereği ... AVM'de kullanılmak, dekore edilmek üzere bir çok mobilya ürettiği, montajını yapmış ve edimi olan mal hizmet bedeli olarak davalıya ... numaralı 27.12.2022 tarihli 444.514,12 TL tutarlı ve ... numaralı 190.080,00 TL tutarlı e-arşiv  fatura keşide ettiğini, ticari defterlerin incelenmesiyle ispat olunacağı üzere davalı, kendisine keşide edilen ... numaralı  444.514,12 TL tutarlı fatura bakımından kısmi bir ödeme yapmışsa da kendisine tanzim edilen bu iki fatura bakımından toplam 399.594,12 TL'yi ödemediğini, bu borç nedeniyle davalı / borçlu aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ancak İİK m.66 gereğince borçlunun vekili aracılığıyla 23.05.2024 tarihinde yapılan itirazı ile takip durdurulduğunu, haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz eden davalının itirazının iptalini sağlamak amacıyla süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtıklarını, borçlunun itiraz dilekçesinde, \"Yukarı da alacaklı görünen şirkete müvekkil şirketin herhangi bir borcu bulunmadığından müvekkil şirket aleyhine yapılan icra takibine ve tüm alacak kalemlerine ferileri ile birlikte itiraz ediyoruz.\" dediğini fakat bu kapsamda herhangi bir delil sunmadığını itirazı soyut ve matbu ifadelerden oluştuğunu,  Ticaret Sicili Gazetesinde de davalı şirket tür değişlikliğine gitmiş olup bu kapsamda tarafın hukuki, ticari olarak sorumluluğu eskinin devamı niteliğinde olan şirket bakımından devam ettiğinden işbu davanın ikame edildiğini, alacak miktarı, takip tarihi itibari ile likit olup davalı taraf borçlu olduğunu bilmesine rağmen takibe kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, bu sebeple davalı / borçlu hakkında alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesini talep ettiklerini, dava ticari işlerden kaynaklı takibe dayandığından davalı yönünden zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olup görüşmeler sonucunda herhangi bir anlaşma sağlanamadığından dava açıldığını, davanın kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasında derdest olan icra takibine davalı / borçlu tarafından yapılan hukuka aykırı itirazın iptaline, yapılan haksız itiraz nedeniyle davalı aleyhine alacak miktarının %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının arabuluculuk tutanaklarını süresinde sunmadığını, arabuluculuk tutanakları süresinde sunulmadığından davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkiline teslim edilen bir ürün bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında söz konusu faturadaki gibi ürün alışverişi hususunda yazılı ya da sözlü bir akit yapılmamış olmakla davacı, satın alındığı iddia edilen ürünleri müvekkiline teslim de etmediğini, bu hususa ilişkin olarak irsaliye faturada davacı tarafından dosya kapsamına sunulamadığını, müvekkilince iddia konusu faturadaki gibi sipariş edilen ve teslim alınan herhangi bir ürün bulunmadığından müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, eldeki davada satış sözleşmesinin, siparişin ve teslimin varlığını ispat külfetindeki davacı tacir, bunu ispat edemediğini, davacının haksız iddiasının aksine ispat külfeti altındaki kişi davacının kendisidir. Davacı, eğer ki teslime dair elinde “teslim fişi, teslim tutanağı, servis formu, irsaliye” ve sair türevde herhangi bir belge bulunmakta ise bunu sunarak teslimi ispat etmek zorunda olduğunu, buna karşın eldeki davada basiretli tacir davacı, teslime dair herhangi bir teslim tutanağı yahut başkaca delil sunamadığını,  hayatın olağan akışı gereği eğer ki bir teslim bulunmakta ise davacı yanda teslime dair imzalı irsaliye ve benzeri delil bulunacaktır. Davacı buna delil olarak da dayandığına göre ki böyle bir delil bulunmadığını,  davacı, teslim iddiasını ispat edemediğini, bu nedenle müvekkilinden ürünleri iade için teslimin ispatının beklenmesinin haksız olduğunu,  daha başından müvekkiline bir teslim bulunmadığını, düzenlenen bir irsaliye ve teslim edilen bir ürün yokken müvekkilinden ödeme beklenmesinin  de abes olduğunu, davacı taraf her ne kadar, ... numaralı 27.12.2022 tarihli 444.514,12 TL tutarlı ve ... numaralı 190.080,00 TL faturalardan kaynaklı alacak talep etmiş ise de iş bu faturalardan kaynaklı olarak müvekkili şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir hakediş hesaplaması yahut hesap mutabakatı vs mevcut olmadığını,  davacı taraf, takipte herhangi bir belgeye dayanmamış ve takip talebi ekinde de sunmamıştır.  Müvekkili şirketin, davacı şirkete, borçlu olduğuna ilişkin dosya kapsamında tek bir hukuki belge yoktur, faturaların da teslime ve alacağın varlığına delil oluşturamayacağı açık  olup, davacının müvekkili şirketten hiçbir alacağı olmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği gibi tarafların ticari ilişkileri sekteye uğramış olsa idi hayatın olağan akışı doğrultusunda davacı tarafından müvekkili şirkete ödemelerde gecikmenin bulunması veya ödeme yapılmadığına dair yazılı bir bildirimde bulunması gerekirdi. Davacının kendilerine bir bildirimde dahi bulunmaması ödemelerin zamanında ve eksiksiz yapıldığının kanıtı niteliğinde olduğunu,  müvekkili şirketin, davacı firmaya ödenmeyen  herhangi bir borcu bulunmadığını, bunun yanında kabul anlamına gelmemek kaydıyla ticari defterlerin delil olabilmesi için birtakım özellikleri taşıması gerekmekte olup davacının ticari defterleri lehine delil olamayacağını, davacı, ticari kayıtlarını öne sürerek alacaklarının ispatlı olduğunu ileri sürmüşse de HMK m. 222 uyarınca davacının ticari defterleri, ancak ve ancak müvekkili ticari defterleri ve somut ticari belgeler ile uyumlu olduğu ve dahi usule uygun tutulduğu sürece delil olabileceğini, davacının ticari defterleri, gerçeğe uygun bir şekilde tutulmamış olup müvekkilinin kayıtları ile uyumlu da olmadığını, davacının ticari kayıtları, gerçeği yansıtmaması bir yana gerçek ticari kayıtlara dahi uygun tutulmadığını, bu nedenle davacının ticari kayıtları gerçeklerle ve kendi kayıtları ile dahi çelişmektedir. Davacının ticari defterleri, kendi lehine delil teşkil edemeyecek olmakla teslimi de ispat edemeyecektir. Davacı tarafça  her ne kadar bir hizmet verildiği ve bu hizmete ilişkin bedellerin ödenmediği iddia edilse de, bahse konu hizmetin hangi tarihe ilişkin olduğu da açıkça belli değildir.  Ayrıca,  Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. Maddesi “ satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika şeklinde tanımlanmış, VUK’un 231/5. maddesine göre faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 (yedi) gün içinde düzenlenmesi gerekmekte olup, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılmaktadır.” Hükmü amirdir.  Kanun maddesi gereğince dahi hizmet verildiğinde 7 gün içerisinde düzenlenmesi gerekmekte olup müvekkil şirkete böyle bir hizmetin verilmediği de açıktır. Davacının haksız icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı her ne kadar icra inkar tazminatını talep etmiş dahi olsa, müvekkili şirketin, davacı şirkete borcu olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilemez. Hukuk genel kuralları kararları da bu yöndedir.Davacının icra inkar tazminatı talebi haksız olup iddiaları kabul etmemekle aksi düşüncede dahi şartlar oluşmadığını, müvekkilinin, davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığından takibi, davayı ve iddiaları asla kabul etmemekle birlikte icra inkar tazminatı için alacağın, kuşkudan uzak ve baştan belirli ya da belirlenebilir (LİKİT) olması gerektiğini, davacının, ikame eylediği haksız takibi nedeni ile kötü niyet tazminatı talebi bulunduğunu, davacı, bakiye kalan herhangi bir borç bulunmamasına ve dahi müvekkiline borçlu olmasına karşın haksız bir takipte bulunduğunu,  müvekkilinin olmayan borcu için haksız bir takibe, davacının kötü niyeti üzere maruz kaldığını, bu nedenle davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı hükmedilmesini talep ettiklerini, itirazın iptali davasının öncelikle usulden reddine,  davanın esastan reddine,  yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.      <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkeme kararında; \"...01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair 6335 Sayılı Kanunun 2. Maddesi ile değişik TTK'nın 5. maddesinin 3. fıkrası ile Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü itirazından çıkarılmış, görev ilişkisine dönüştürülmüştür. <br>HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, görev dava şartıdır. Aynı Kanunun 115/1. maddesi gereği mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın  her aşamasında kendiliğinden  araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre, mahkeme dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebilir.<br>Dosya kapsamına göre, dava konusu edilen uyuşmazlığın TTK'nın 4. maddesine göre, ticari dava olmadığı, bu nedenle de mahkememizin görevi alanına girmediği, Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğu, 6335 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra mahkememiz ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi  haline getirildiği, görev  ilişkin usul hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve davanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.  H.M.K'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, Hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli Kayseri Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin müvekkilinin tacir olmadığını belirterek dosyada görevsizlik kararı vermiş olsa da yerel mahkemenin bu kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin tacir olduğunu, 6102 Sayılı TTK’nın 12.maddesine \"bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11.maddesinde \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.\" 15.maddesinde de \" İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.\" düzenlemesinin bulunduğunu, bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmeyeceğini, Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemeyeceğini, ancak Mahkemece davalı müvekkilinin faaliyetinin esnaf faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği noktasında eksik araştırma ile hatalı bir karar verildiğini, müvekkilinin gerekçeli kararda da belirtildiği üzere kendi ürettiği malların montajını yapan ve AVM bünyesinde faaliyet gösteren bir firma sahibi olup , işletme hesabın göre usulune uygun defter tuttuğunu, müvekkilinin 2. Sınıf tüccar olup müvekkilinintacir olduğunun kabulü ile tarafların  tacir olduğundan  TTK'nın 4. maddesi gereği görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkili şirket ile borçlu davalı arasında  ticari iş ilişkisinin bulunduğunu, müvekkilinin, davalı ile yaptığı anlaşma gereği ... AVM'de kullanılmak, dekore edilmek üzere bir çok mobilya ürettiğini, montajını yaptığını ve edimi olan mal hizmet bedeli olarak davalıya ... numaralı 27.12.2022 tarihli 444.514,12 TL tutarlı ve ... numaralı 190.080,00 TL tutarlı e-arşiv  fatura keşide ettiğini, ticari defterlerin incelenmesiyle ispat olunacağı üzere davalı, kendisine keşide edilen ... numaralı  444.514,12 TL tutarlı fatura bakımından kısmi bir ödeme yapmışsa da kendisine tanzim edilen bu iki fatura bakımından toplam 399.594,12 TL'yi ödemediğini, bu borç nedeniyle davalı / borçlu aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak İİK m.66 gereğince borçlunun vekili aracılığıyla 23.05.2024 tarihinde yapılan itirazı ile takibin durdurulduğunu, müvekkili ile  davalı yan arasında ticari bir ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki neticesince müvekkili davalı yana mal satımı ve bir çok hizmet sunan, ... AVM'de faturada kalem kalem gösterilen kendi ürettiği malların montajını yapan müvekkilinin ne yazıkki bu mal ve hizmet ediminin karşılığını alamadığını, bu kapsamda defter incelemesi suretiyle takiplerinin haklılığının ortaya çıkacak iken yerel mahkemenin görev yönünden kurduğu usulden red kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı arasında yapılan ticari işe ilişkin müvekkili tarafından fatura düzenlendiğini, davalı tarafın tacir olup basiretli iş insanı gibi davranma yükümlülüğü altında olduğunu, fatura konusu malların müvekkili tarafından davalıya teslim edildiğinin sabit olup davalının fatura miktarlarında ödeme yapmadığı sabit olmasına rağmen borcunun olmadığını söyleyerek takibe itiraz etmesinin davalının açıkça basiretli iş adamı gibi davranma yükümüne aykırı hareket ettiğini gösterdiğini,  bu noktada davanın kabulü gerekirken , tarafların tacir olduğu belliyken , yerel mahkeme tarafından görevsizlik kararı verilerek müvekkilinin mağdur edildiğini ileri sürerek istinaf başvurularının kabulü ile görevli mahkemenin Asliye Ticaret  Mahkemesi olarak belirlenmesine, yerel mahkemenin 2024/634 E 2025/18 K sayılı kararının bozulmasına, hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde özetle;  Davacı tarafın tacir sıfatına haiz olmayıp görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu,  davacının kaydi olarak tacir olmadığı ve bu nedenle dosya kapsamına göre, dava konusu edilen uyuşmazlığın TTK'nın 4. maddesine göre, ticari dava olmadığı, bu nedenle de Asliye Ticaret Mahkemeleri görevi alanına girmediğini, Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğunun aşikar olduğunu beyan  ederek davacı tarafın istinaf kanun yoluna başvurusunun reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına, iş bu davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Dava faturaya dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.<br>Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası incelendiğinde: Davacı tarafından davalı aleyhine 190.080 TL fatura 209.514,12 TL fatura olmak üzere toplam 399.594,12 TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı takip dayanağı olarak \"fatura 444.514,12 TL fatura 190.080 TL\" olarak gösterildiği görülmüştür.<br>Takibe dayanak yapılan faturaların  ... numaralı 27.12.2022 tarihli 444.514,12 TL tutarlı ve ... numaralı 190.080,00 TL tutarlı e-arşiv  fatura oldukları görülmüştür.<br>Mahkemece görevsizlik kararı verildiği görülmüştür.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.<br>Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, \"Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.\" düzenlemesi getirilmiştir.<br>TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.  <br>5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar  Meslek Kuruluşları Kanununun  3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.<br>... tarih ve ... sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. <br>Bu durumda; yukarıda açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak tarafların tacir olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre görevli mahkemenin tayin edilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 3. HD 2022/4860 Esas 2022/6779 Karar-  20 HD 2015/13126 Esas - 12257 Karar )<br>Mahkemece bu doğrultuda ilgili vergi dairesinden davacıya ait bilgiler sorulmuş olup  21.082.024 tarihli vergi dairesi cevabi yazısı incelendiğinde davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tüccar olduğunun belirtildiği görülmüştür.<br>Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise  ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.<br>Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.<br>Somut olayda, davacı vekili, müvekkilinin faturadan kaynaklanan bakiye alacağı tahsili için başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Dosya kapsamında, her ne kadar davalı tacir ise de, davacının  gerçek kişi olduğu ve tacir olmadığı ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, takibinin faturaya dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, HMK 2. Md uyarınca genel görevli mahkeme olan  Asliye  hukuk  mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi Esas No: 2019/4302 , Karar No\t: 2019/5615)<br>Açıklamalar ışığında davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.\t\t\t\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 09/01/2025 tarih ve 2024/634 E - 2025/18  K sayılı nihai kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  09/04/2025  <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ef1005dd2a7b734","SID":"7466211e194bbad6"}}