{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:.....<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br>KARAR TARİHİ\t: 27/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t: .....  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2024<br>NUMARASI\t: ... Esas ..... Karar<br>DAVACI\t: ........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALI\t: 1- ........  <br>VEKİLİ\t: Av......<br>DAVALI\t: 2- ........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 27/03/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/03/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 13.02.2023 günü  davalı ........'ın sevk ve idaresindeki ve aynı zamanda bu davalıya ait olan ........ plakalı aracın müvekkiline çarparak ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, müvekkilinin bu kaza nedeniyle yoğun bir tedavi sürecine tabi tutulduğunu, halende iyileşemediğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde aracın hızını mahallin hal ve şartlarına uydurmamak ve kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak kurallarını ihlal ettiğinden tam kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle Kadınhanı Cumhuriyet Başsavcılığının ........ Soruşturma sayılı dosyasının açıldığını, ancak davalı sürücünün kendisini hastaneye götürmesi nedeniyle müvekkilinin şikayetçi olmaması karşısında dosyada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek kapatıldığını, davalı sürücünün tam kusuruyla meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinde oluşan ve tedavisi halen devam eden yaralanmalar dolayısıyla; müvekkilinin geçici iş göremezlikten kaynaklanan zararı için şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın, sürekli iş göremezlikten kaynaklanan zararı şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın, bakıcı giderinden kaynaklanan zararı için şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın, SGK tarafından karşılanmayan ve öngörülemeyen tedavi giderlerinden kaynaklanan zararı için şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın müvekkiline ödenmesini, müvekkilinin kaza nedeniyle uğradığı manevi zararı için 250.000,00 TL manevi tazminatın davalı ........'tan tahsili ile müvekkilimize ödenmesine, dava neticesinde alacaklarının karşılıksız kalmaması adına davalı ........ adına kayıtlı araçlar ve taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz şerhi konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ........ vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 13.02.2023 tarihinde müvekkili ........ sevk idaresinde olan ........ plaka sayılı araçla davacı ........'in kullanmış olduğu ........ plaka sayılı mavi renkli motosikletle çarpışması sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiğini, oluşan kaza esnasında davacının aniden yol üzerine kontrolsüz bir şekilde motosikletiyle çıktığını, ayrıca kontrolünde olan motosiklet üzerinde kask takmadığını, havanın soğuk olmasından dolayı başında bulunan bere nedeniyle önünü dahi göremeyecek şekilde seyir halinde olduğunu, müvekkilinin davacının yaralanması sonucunda vakit kaybetmemek için eşi ve çocuklarını kaza yerinde bırakarak davacının isteği üzerine davacıyı Kadınhanı Devlet Hastanesine götürdüğünü,  müvekkilinin davacı ile konuşmaları sonucunda davacının isteği üzerine davacının kaza da yaya olduğunu belirttiğini, ayrıca müvekkilinin davacıyı 3-4 defa hastaneye götürdüğünü, sağlık kontrollerinde beraber gittiğini, davacının ihtiyati haciz taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının kaza anında koruyucu ekipmanlarının bulunmadığını, dava konusu kazada tüm kusurun davacıda olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ........ Sigorta A.Ş.'ne dava dilekçesi ve ekleri usulüne uygun şekilde tebliği edilmiş olup, davalı ........ Sigorta A.Ş.'nin cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; \"Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; yargılamaya esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporu ile birlikte davacı vekilinin 11/11/2024 havale tarihli talep artırım dilekçesi de nazara alınarak; Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için  691.982,66 TL, geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 91.783,29 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 22.518,00 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 6.000,00 TL' nin davalı sigorta şirketinden 08/06/2023 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), diğer davalı ... yönünden kaza tarihi olan 13/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmiştir. <br>6098 sayılı TBK'nın manevi tazminat başlıklı 56. maddesi; “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmünü amirdir. <br>TBK 56. madesine göre bir olaydan zarar gören kişinin çektiği acıları bir nebze olsun azaltmak veya bozulan ruhsal dengesi yeniden düzelmesi için zarar veren kişiden bir miktar ücreti talep edebileceğini düzenlenmiş olup; kanun koyucu manevi tazminatın miktarını tayin etme hakkını hakimin takdirine bırakmıştır. Hükmedilecek miktar uğranılan zararla orantılı, duyulan acıyı hafifleticek nitelikte olmalıdır. Manevi tazminatın takdiri yapılırken tarafların ekonomik ve sosyal durumları, tarafların kusurları da gözetilmesi gerekmektedir. Manevi tazminatın miktarı bir tarafın zenginleşmesine, diğer tarafın yıkımına neden olmamalıdır. Belirtilen bu çerçeve ile birlikte mahkememizce dinlenen tanık beyanları ve davacının yaralanma derecesi dikkate alındığında manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 70.000,00 TL manevi tazminatın  davalı ...'tan kaza tarihi olan 13/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilerek;<br>Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için  691.982,66 TL, geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 91.783,29 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 22.518,00 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 6.000,00 TL' nin davalı sigorta şirketinden 08/06/2023 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), diğer davalı ... yönünden kaza tarihi olan 13/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 70.000,00 TL manevi tazminatın  davalı ...'tan kaza tarihi olan 13/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ........  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; adli trafik bilirkişisi tarafından tanzim edilen raporda önemli hususların göz ardı edildiğini, dikkatli inceleme yapılmadığını ve neticede raporun kazayla örtüşmediğini, mahkemece itirazların dikkate alınmadığını, raporda çarpışma yerinin dikkate alınmadığını, çarpışmanın meydana geldiği yer ile çarpışma sonrası araçların duruş pozisyonlarının dikkate alınmadığını, araçların teknik özelliklerinin dikkate alınmadığını, tali yol çıkışı görüş mesafesinin tespit edilmemiş olduğunu, tanık beyanlarına itibar edilmediğini, kaza yerinde eksik ve hatalı hususların kusura etki etmesi gerektiğini, mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri şeklinde karar verilmesini dilemiştir.<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece aldırılan raporda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin nazara alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda kurulan hükmün isabetsiz olduğunu, yaşam tablosu olarak esas alınması gerekenin TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosunu olması gerektiğini, kusura itiraz ettiklerini, müvekkiline atfedilen %25 oranında kusuru kabul etmediklerini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olup hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü dilemiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik, tedavi ve  bakıcı  giderlerine ilişkin maddi ve manevi  tazminat  istemine ilişkindir.<br>1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede :<br> AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br> Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu re<br>Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br> Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br> T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br> Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br> Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br> Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br> Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br> Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br> Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br> AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>            Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>         Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br> Öte yandan  icra ve iflas kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7327 sy nın 18. madde ile 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere  cümle ve maddeye  fıkra eklenmiştir.<br> Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” düzenlemesi 19/06/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br>  2918 sy da yapılan Bu düzenleme sonrası 04/12/2021 tarihli resmi gazetede  düzenlenen düzenleme ile yasaya uygun yeni genel şartlarda değişikliğe gidilmiştir.<br> Bu bakımdan 04-12-2021 tarihinden sonra düzenlenecek poliçelerde bu genel şartlara uygun ve dayanak 2918 sy ya uygun   hesaplama yapılması gerekecek ve  yasal düzenleme bu ise de  2918 sy nın 90, maddesine eklenen 1. Fıkradan sonra gelen hüküm Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)<br>  Karayolları Trafik Kanunu’nun 90’ıncı maddesinde yer alan trafik sigortası kapsamında ödenen değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatlarına ilişkin hesaplamada dikkate alınacak kriterler ile maddenin uygulanmasına ilişkin SEDDK’ya düzenleme yapma yetkisi verilen hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.<br>2918 sy nın 90. Maddesinin son haline göre <br>Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.)<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.) Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.<br> (3) (Ek fıkra:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)  şeklindedir.<br>Görüldüğü üzere;son iptal kararı ile;<br>  Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak hesaplanacağı;<br> Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı;<br> Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı;<br> Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği;<br>  Hükümleri Anayasaya aykırı bulunmuş olup, iptal kararı sonrası yine TBK nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerekecektir.2. İptal kararı ile yine 1. İptal kararı öncesi mevcut düzenlemeler dikkate alınarak karar verilecektir.<br> Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br> Bu halde Aym'ce verilen HER İKİ   iptal kararları sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve  bu  genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından;<br> Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.<br>  Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları <br> Bu halde  Söz konusu belirlemenin  Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince  oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. <br> O halde  mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından  Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir. <br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne   göre  ve usule uygun heyet teşkili suretiyle  rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.<br>   Keza AYM 'ce verilen HER İKİ iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak  01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>     Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde mahkemece AYM verilen HER İKİ   iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre inceleme ve araştırma yapılarak,  daha önce rapor tanzim eden ve hükme esas alınan maluliyet raporu düzenleyen  heyetten  ve aktüerya bilirkişisinden yukarıdaki esaslara uygun ek rapor tanziminin istenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.<br>Bu halde mahkemece, poliçe başlangıç tarihi dikkate alınarak,  AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre, aktüer bilirkişi tarafından PMF yaşam tablosu ve Progresif Rant esas alınarak yapılan hesaba göre karar verilmesi gerekirken, yanlış yönetmelik ve yaşam tablosuna göre karar verilmesi hatalı olup, bu sebeple davacının itirazları kamu düzeni ve istinaf sebebi nedeniyle kabulüne karar verilmiş olup buna yönelik davacı istinafının kabulüne karar verilerek kararın kaldırılarak YENİDEN HÜKÜMKURULMASI  gerekmiştir. <br>2-Kusur itirazının incelenmesinde :<br>Olaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağında kusur tespitinin yapılamadığı anlaşılmıştır. Mahkemece alınan raporda  davalı sürücünün %75 davacının %25 kusurlu olduğunun rapor edildiği raporun usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.<br>3-Manevi tazminat miktarına itirazın incelenmesinde :<br>        Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak  hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan  kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze  uğrayan kişi, uğradığı manevi  zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü  mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br> Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; \"Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir\" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup,  yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir.<br>Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, Ceza Mahkemesinin kararı kusur durumu  ve  yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlanının  YERİNDE  OLDUĞU  anlaşılmıştır.<br>           Bu nedenle, davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,<br>Davacı vekilinin  istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA, <br>HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle) <br>Davanın KISMEN KABULÜ İLE;<br>1-Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 857.556,36 TL, geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 91.783,29 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 22.518,00 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 6.000,00 TL' nin davalı sigorta şirketinden 08/06/2023 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), diğer davalı ... yönünden kaza tarihi olan 13/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>2-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 70.000,00 TL manevi tazminatın  davalı ...'tan kaza tarihi olan 13/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>3-Alınması gereken ‭71.579,15 TL karar ve ilam harcına karşılık peşin alınan 855,25 TL harç, 3.338,51 TL tamamlama harcının mahsubu ile eksik olan ‭‭64.385,39 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen  (davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde ‭60.071,56 TL'sinden sorumlu tutularak) alınarak hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 855,25 TL peşin harç, 3.338,51 TL tamamlama harcı, 3.030,30 TL keşif harcı olmak üzere toplam ‭7.224,06‬ TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi poliçe limitleri dahilinde 6.740,04 TL'sinden sorumlu tutularak) alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri 5.200,00 TL bilirkişi ücreti, S.Ü. Tıp Fakültesi Adli Tıp A.B.D. Başkanlığı fatura ücreti 5.857,62 TL, 3.330,00 TL keşif araç ücreti, ‭1.237‬,00 TL posta tebligat gideri ‭‭‭toplamı olan ‭‭15.624,62‬ TL'nin kabul-ret oranına göre hesaplanan ‭‭‭‭13.327,80 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinden ‭12.434,83 TL poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutularak) alınarak davacıya verilmesine, bakiye 2.296,82 TL giderin davacı üzerine bırakılmasına,<br>6-Maddi Tazminat yönünden; Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 148.900,07 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutularak) alınarak davacı ödenmesine, <br>7-a-Manevi Tazminat yönünden; Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ........'tan alınarak davacıya ödenmesine, <br>b-Davalı ........ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen ‭30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ........'a ödenmesine, <br>8-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından; buna göre 3.200,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine’ye gelir kaydına,<br>9-Davacı tarafından yatırılan ve dosyada bakiye kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>10-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,<br>11-Davacı tarafça yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru giderinin davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,<br>12-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 60.268,81 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 15.067,21 TL nin mahsubu ile bakiye 45.201,60 TL eksik harcın davalı ........'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>13-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>14-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.27/03/2025<br><br>\t\t\t\t<br>.....<br>Başkan<br>...<br> e-imzalı<br>.....<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>.....<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>.....<br>Katip<br>...<br>e-imzalı <br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5c80df2ceeb310c3","SID":"481d304a5d31e485"}}