{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/425 - 2025/588<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/425 <br>KARAR NO\t: 2025/588<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                  \t        K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/166 E.  -  2022/456 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/12/2022 tarih ve 2022/166 E. - 2022/456 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2010/60282, 2013/13864, 2014/43688, 2009/42371, 2012/06560, 2014/43693, 2016/103493, 2009/42373, 2014/44575, 2016/53278, 2014/46615, 2018/83521, 2018/83525, 2009/42372, 2016/18267, 99/0001458, 2014/46630 sayılı ve \"... şekil\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2020/156228 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına yapılan itirazın reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin perakende sektörünün öncülüğünü yapmakta olduğunu, müvekkili şirketin “... ...” markasına ilişkin tanınmışlık başvurusunun kabul edildiğini, .../... ibareli seri markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazandığını ve tanınmış markalar olduğunu, itiraza konu “...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkili firmanın “.../...” ibareli olan seri markaların devamı olduğu veya bir firmayla işbirliği yapıldığı yönünde intiba oluşacağını, itiraz konusu markanın tescili halinde söz konusu marka başvurusu sahibinin müvekkili firmanın tanınmışlığından haksız olarak yararlanacağını, müvekkili firmaya ait markaların ayırt edici karakterini zedeleyeceğini ve markaların itibarına zarar vereceğini, 2020/156228 başvuru numaralı davalı markasının sınıfları ile mal/hizmetlerinin 25., 35. Sınıflar olduğunu, müvekkili şirkete ait 25 ve 35. Sınıfta tescilli seri markalarının bulunduğunu, itiraza konu “...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkili firmanın kullanmakta olduğu esas unsuru “...” ve “...” ibaresi olan seri markaların devamı olduğu yönünde intiba oluşacağını, “...” ve “...” ibaresinin müvekkiline ait ticaret unvanının ve işletme adının esas unsuru olmasının yanı sıra müvekkilinin www.....com.tr alan adının da esas unsuru olduğunu  itiraza konu “...” ibareli markanın müvekkilinin ait alan adı ile benzer olduğunu, davaya konu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek YİDK'nın 2022-M-2953 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/156228 başvuru numaralı \"... + şekil\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, itiraza mesnet davacı markaları ile başvuru markasının anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim yönünden benzer olmadıklarını, markaların tertip tarzı, yazım stilleri, ihtiva ettikleri farklı şekil, renk ve kelime unsurlarının markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, markaların bütünsel anlamda ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzerlik taşımadığını, markaların parçalara bölünmesi suretiyle benzerlik değerlendirmesi yapılamayacağını, başvuru markasında “...” ibaresinin birleşik şekilde tek bir ibare olarak kullanıldığını, bu ibarenin kavramsal bir bütünlük arz ettiğini,  “büyük, geniş” anlamına gelen “.../...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, anılan ibarenin gündelik hayatta sıklıkla ve yaygın olarak kullanıldığını, tüketicilerin her sektörde maruz kaldıklarını ve orijinal olmayan ayrım gücü zayıf, basit bir ibare olduğunu, itiraza mesnet markalarda 6769 sayılı SMK’nın 6/1 hükmündeki hususların gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu başvuru markasının, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ticaret unvanı, işletme adı ve/veya www.....com.tr alan adının aynısı ya da benzeri olmadığından söz konusu gerekçeye dayalı iddiaların kabul edilemeyeceğini, YİDK kararının usule ve hukuka uygun olduğunu savunarak,  davanın reddini istemiştir.<br>\tDiğer davalı cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, açıklanan kriterler çerçevesinde yapılan değerlendirmede, somut olayda davalı marka başvurusunun kapsadığı mal ve hizmetlerin tamamı bakımından, taraf markalarının mal ve hizmet listeleri aynı/aynı tür ve benzer olduğu, başvuru standart karekterle yazılmış \"... + şekil\" ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak ve dava dilekçesinde bahsi geçen markaların standart karekterle yazılı \"... ...\" ibarelerinden oluştuğu, davalı marka başvurusu \"... şekil\" şeklinde olup, ... (Büyük, geniş, mikro karşıtı) ve ... (1- Baş, kumandan, amir. 2- Bey, emir.) sözcüklerinin birleştirilmesi suretiyle türetilmiş bir marka olduğu, davacı markalarının, ... kelimesi etrafında türetildiği, taraf markalarında ortak ibare olarak yer alan .../... kelimesinin, “Büyük, geniş, mikro karşıtı” anlamlarına gelen bu kelime, özellikle teknik ve iktisadi bilimlerde “büyük” anlamı ile “... iktisat”, “... evrim” şeklinde yaygın olarak kullanıldığı, taraf markaları arasında, ilgili tüketici kesimi nezdinde benzerlik kurulmasının mümkün olmadığı, zira markaların görsel ve anlamsal farklılıkları, düşük düzeyli işitsel benzerliğe baskın gelmekte ve zayıf unsurlara ek ibarelerin yeterli farklılaşmayı sağladığı, 6769 sayılı SMK 6/1 maddesi anlamında iltibasa yol açacak kadar benzer olmadığı ve emtia benzerliğine rağmen aralarında karıştırma ihtimali bulunmadığı, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, taraf markaları arasında benzerliğin bulunmadığı, dolayısı ile SMK’nın 6/6 hükmünün uygulanamayacağı, somut davada davalı şirket  başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmadığı, kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şirketin  kötü niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkeme kararının aksine davaya konu “...\" ibareli marka ile müvekkili şirkete ait .../... ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik olduğunu,  “...’’ ibareli marka başvurusunun, müvekkiline ait “...” ve “...” ibareli olan markalar ile görsel anlamda ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, ortalama tüketici nezdinde dava konusu markanın da müvekkili şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağını, somut olayda, SMK m.6/1 ile getirilmiş olan \"tescil için başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer olması\" koşulunun gerçekleştiğini, itiraz konusu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 25. ve 35.  sınıfta müvekkiline ait itiraza mesnet markalar da hali hazırda tescilli olarak koruma altında olduğunu, taraf markaları arasında var olan görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerliğin de mevcut bulunduğunu, müvekkili şirketin .../... ibareli seri markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanmış, tanınmış markalar olduğunu, tescil talebinin 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi gereğince de reddi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının  “...” ibareli başvurusu ile davacının itirazına mesnet .../... esas ibareli markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu marka ile davacı markalarında ortak olarak yer alan “...”(...) ibaresinin “Büyük, geniş, mikro karşıtı” anlamlarına geldiğinin belirlendiği, ticaret hayatında yaygın olarak kullanıldığı dolayısıyla ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğu, davalının başvurusundaki farklılıkların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, ayrıca davacının itiraza mesnet gösterdiği ve dava konusu markada yer alan “... (...)” ibaresinin, “...” şeklinde ayrılarak inceleme yapılmasının, “bütünsel olarak değerlendirilme” ilkesine aykırı olacağı, davacıya ait “...” ibaresini içeren markaları ile dava konusu marka arasında işaret bakımından karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı için davacının SMK'nın 6/6. maddesi kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği ispatlanamadığından 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şirket  başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 21/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :11/04/2025\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6516a3ab3754358f","SID":"1c73d1540185bf05"}}