{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/424 - 2025/587<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/424 <br>KARAR NO\t: 2025/587<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                        \t  K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/230 E.  -  2022/474 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2022 tarih ve 2022/230 E. - 2022/474 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2010/60282, 2014/46630, 2014/43688, 2014/43693, 2014/46615, 2014/46637, 2014/46608, 2014/44579, 2014/44575, 2014/93101, 2014/93106, 2015/09794, 2016/103493, 2016/53278, 2016/22627, 2016/18427, 2016/18267, 2018/83521, 2018/83525, 99/000296, 99/000293, 99/001458, 99/011019, 2014/44564, 2009/42371, 2009/42374, 2009/42372, 2009/42373, 2010/46527, 2012/06560, 2013/13136, 2013/13864, 99/000295, 2011/32520, 2011/32522, 2011/32521, 2004/41535, 2020/131213, 2020/131211, 2020/130438, 2020/130421, 2020/131214, 2018/44367, 2015/18474 sayılı ve \"...\" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"...\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2020/80225 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, bu itirazın reddi üzerine yapılan yeniden incelenme talebinin nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalılardan şirket tarafından 2020/80225 başvuru numaralı “...” markasının 16. sınıfta tescili talebinde bulunulmuş olduğunu, tescili talep edilen “...” ibareli marka ile müvekkili firmaya ait esas unsuru “...” ve “...” ibareleri olan markaların görsel ve işitsel açılardan benzer olduğunu,  “...”, ‘’...’’, “...” ve ‘’...’’ markaları müvekkili firmanın herkes tarafından bilinen markaları olup, “...” ibareli markanın iltibas oluşturacak ve müvekkili firmanın tanınmışlığından yararlanacak ve haksız rekabet oluşturacak olmasının ... tarafından reddedilmesinin kabul edilebilir olmadığını, taraf markaları arasında var olan görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerliğin de mevcut olduğunu, “...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde, müvekkili tarafından yeni bir marka oluşturulduğunu düşünülebileceğini, itiraza konu dava konusu markanın, müvekkiline ait www.....com.tr ibareli alan adı ile benzer olup dava konusu marka başvurusunun SMK 6/6 kapsamında reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin .../... ibareli seri markaları yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanmış tanınmış markalar olduğunu,  marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını  ileri sürerek YİDK'nın 2021-M-10047 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/80225 başvuru numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, somut olayda her şeyden önce aranılan benzerlik hali mevcut olmadığından davacının eskiye dayalı kullanım iddiasında bulunamayacağını, itiraza mesnet gösterilen markaların başvuruya konu markanın tescilinin talep edildiği sınıflar ve mal/hizmet grupları açısından tanınmış olduğunu ve tanınmışlık kriterlerin mevcudiyetini ispatlayan herhangi bir kanıt sunulmamış olduğunu, davacı tarafından kötüniyete ilişkin iddiaların ispatı için yeterli derecede somut ve inandırıcı delil sunulmamış olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı şirket vekili, markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığını, müvekkili şirkete ait davaya konu tescilli marka ile davacıya ait marka arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığından, benzer olmayan markalar hakkında eskiye dayalı kullanımdan da söz edilemeyeceğini, davacının tanınmışlık ve kötüniyet gerekçeli itirazlarının yerinde  savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda dava konusu markanın kapsamında yer alan malların tamamının 2018/83525, 99/000296, 99/000293, 99/001458, 99/011019, 2009/42371, 2009/42372, 2009/42373, 2010/46527, 99/000295, 2011/32520, 2011/32521, 2011/32522, 2004/41535, 2015/18474 sayılı markalar hariç davacı markalarında aynı/aynı tür benzer/ilişkili olarak yer aldığı, başvuru standart karekterle yazılmış \"...\" ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak ve dava dilekçesinde bahsi geçen markaların standart karekterle yazılı \"...\" ibarelerinden oluştuğu, dava konusu marka ile davacı markalarında ortak olarak yer alan “...”(...) ibaresinin “Büyük, geniş, mikro karşıtı” (www.tdk.gov.tr) anlamlarına geldiği ve ticaret hayatında yaygın olarak kullanıldığı dolayısıyla ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğu, davacının itiraza mesnet gösterdiği ve dava konusu markada yer alan “... (...)” ibaresinin, “...-...” şeklinde ayrılarak inceleme yapılmasının, “bütünsel olarak değerlendirilme” ilkesine aykırı olacağı, “...”/“...” ibaresinin herkesin kullanımına konu olabilecek ve geniş bir kullanım yelpazesine sahip bir sözcük olması karşısında ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, “...” ibaresinin ayırt edicilik düzeyinin düşük olması, davacıya ait “...” ibaresini içeren markaların bütüncül olarak bıraktığı izlenim hususları dikkate alındığında, davacıya ait emtia benzerliği olan “...” ibaresini içeren markalar ile dava konusu marka arasında, marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunmadığı, dava konusu markanın kapsamında yer alan mallar redde gerekçe markaların kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve anlamsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, davacıya ait “...” ibaresini içeren markaları ile dava konusu marka arasında işaret bakımından karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı için davacının SMK 6/6 kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkeme kararının aksine davaya konu “...\" ibareli marka ile müvekkili şirkete ait .../... ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik olduğunu, müvekkile ait markaların esas unsurunu “...” ibaresi oluştururken “...” ibareli markada “...” ibaresinin benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiğini, dava konusu marka başvurusunda da \"...\" ibaresinin markanın tescil ettirilmek istendiği sınıf ve hizmetler açısından tanımlayıcı nitelikte bulunduğunu, işitsel açıdan da benzerlik bulunduğunun  açık olduğunu, taraf markaları arasında var olan görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerliğin de mevcut bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olması nedeniyle, başvuru konusu markanın tescil talebinin 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi gereğince de reddi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, marka hükümsüzlüğünden kaynaklanan istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının  “...” ibareli başvurusu ile davacının itirazına mesnet .../... esas ibareli markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu marka ile davacı markalarında ortak olarak yer alan “...”(...) ibaresinin “Büyük, geniş, mikro karşıtı” anlamlarına geldiğinin belirlendiği, ticaret hayatında yaygın olarak kullanıldığı dolayısıyla ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğu, davalının başvurusundaki farklılıkların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, ayrıca davacının itiraza mesnet gösterdiği ve dava konusu markada yer alan “... (...)” ibaresinin, “...-...” şeklinde ayrılarak inceleme yapılmasının, “bütünsel olarak değerlendirilme” ilkesine aykırı olacağı, davacıya ait “...” ibaresini içeren markaları ile dava konusu marka arasında işaret bakımından karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı için davacının SMK'nın 6/6. maddesi kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği ispatlanamadığından 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/03/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e1593bc0269b2b38","SID":"b3bea452e5165264"}}