{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2025/104 <br>KARAR NO: 2025/271<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/12/2024<br>NUMARASI: 2024/579 Esas, 2024/833 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/03/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı  vekili; davacı ile davalı ... arasında 24/08/2023 tarihli Tasarım ve Dekorasyon Yapım Uygulama ve İmalat Sözleşmesinin yapıldığını, davalı ...'in diğer davalı şirketin sahibi olduğunu, bu sözleşme uyarınca davacının mülkiyeti davalı şirkete ait taşınmaza ilişkin olarak mimar  ...tarafından hazırlanan projenin üç boyutlu tasarım, proje, çizim, dekorasyon imalat yapım ve uygulama işini üstlendiğini, karşılığında 240.000,00 TL ödeme almayı taahhüt ettiğini, işin davacı tarafından bitirilip teslim edildiği halde ödemenin yapılmadığını, kesilen faturanın davalılara gönderildiğini, ödeme yapılmaması üzerine Bakırköy ... İcra Dairesi' nin ... Esaslı dosyasında icra takibi yapıldığını, yetki itirazı nedeniyle dosyanın İstanbul ... İcra Dairesi' nin ... Esasına geldiğini, tekrar çıkarılan ödeme emrine davalıların itirazı sonucu ilamsız icra takibinin durduğunu, açıklanan nedenlerle itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kendilerinin tüketici konumunda olduklarını ve görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, sözleşmenin davacı ile davalılardan ... arasında imzalandığını, davalı şirketin taraf olmadığını, davalı şirkete karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının davalı ... ' nin taşınmazına zarar verdiklerini, bu hususun İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/213 Değişik İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, projeye aykırı işlem ve tadilatlar yapıldığını, ayıplı ve eksik ifada bulunulduğunu, edimlerin en son 24/09/2023 tarihinde bitmesi gerekir iken 1 yılı aşkın süredir bitirilmediğini, sözleşmeye uygun işler yapılmadığından davalının borcu olmadığını, tam tersine sözleşme gereği davacının davalı ...' ye ceza bedeli ödemesi gerektiğini, ihtiyati haciz kararı için şartların oluşmadığını, davanın reddini, %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, taraflar arasında eser sözleşme ilişkisi bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 2. Ve 3. Maddesinde, davalı şirkete ait taşınmazda mutfak dolabı, raflar, yatak odası dolabı, oturma solunanda TV ünitesi dolabı ve sehpa gibi malzemelerin üretilip uygulanması için sözleşme yapıldığını, davalı gerçek kişi ticari işletmesi için olmadığı tamamen şahsi kullanım için sözleşme imzalandığını, taşınmaz mülkiyeti davalı ticaret şirketine ait olması bu işlerin tüketici işlem vasfını ortadan kaldırmadığını belirterek tüketici mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. Davalı vekili istinafında; taraflar arasındaki dava ticari nitelikte olduğu ve asliye ticaret mahkemesinde açıldığını, davacı tarafın ticari iş niteliğinde imzaladığı davaya konu sözleşme sebebiyle yapılan işler ticari iş niteliğinde olduğunu, dava ticari şirketler arasında görülmekte olduğu ve TTK 19/2 maddesi gereğince görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 e devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davacı şirket ile davalı ... arasında 24.08.2024 tarihli tasarım ve dekorasyon-yapım-uygulama ve imalat sözleşmesi imzalanmıştır. Davada davacı vekili; davalı ... şirketine ait taşınmazda mimari proje çizim dekorasyon, imalat, yapım ve uygulama işlerin yapılması kararlaştırıldığını, sözleşme ... ile imzalanmış olmasına rağmen faturanın davalı ... şirketi adına kesilmesi talep edilmesi sebebiyle iş bedeli faturası davalı şirket adına kesildiği, iş bedeli ödenmemesi üzerine girişilen icra takibi itiraz ile durduğunu belirterek, itirazın iptali talep edilmiştir. Davalılar vekili, görev itirazlarının bulunduğunu, yargılamanın Tüketici Mahkemesinde yapılması gerektiğini, davalı ile davalı ... arasında sözleşme imzalandığını bu sebeple davalı ... şirketine husumet yöneltilemeyeceğini ve davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, davacı ve davalılardan birisi tacir ise de görevli mahkemesinin belirlenmesinde dava konusu yapılan işin ticari işletme ile ilgili olup olmadığına değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşmenin 2 ve 3. Maddesinde belirtilen işler itibariyle işin tüketici işlemi olduğunu belirterek Tüketici Mahkemesine görevsizlik kararı vermiştir.  Mahkeme, TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edildiğini, ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Somut olayda, dava konusu eser sözleşmesi davalı ... şirketine ait dairede bir kısım işlerin yapılması için; davacı şirket ile davalı şahıs olan ... arasında imzalanmıştır. Davacı tarafça ediminin tamamlanarak davalı şirkete düzenlenen iş bedeline ilişkin faturanın ödenmemesi sebebiyle, davalılar hakkında girişilen icra takibinin itiraz edilmesi sebebiyle durmasından dolayı itirazın iptali talebinde bulunulmuştur. Davacı tacir olup, icra takibinde takip borçlularından birisi olan ve iş bu dava kapsamında itirazın iptali davası açılan ... şirketi yönünden açılan dava itibariyle, iki ticari şirket arasında nispi nitelikte ticari bir davadır. O halde yargılama yapma yetki ve görevi Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Mahkemece yazılı şekilde görevsizlik kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur.  mAçıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,  2-İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/12/2024 tarih, 2024/579 Esas, 2024/833 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19/03/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"213522bbdfea0d18","SID":"5901e44473d7d7f5"}}