{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1749 <br>KARAR NO: 2025/437<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 13.10.2020<br>NUMARASI: 2017/329 Esas - 2020/548 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Çarşı Sefaköy İstanbul şubesi ile ... Tic A.Ş arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmelerini ... de müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bahse konu sözleşmeye istinaden asıl borçlu ... Tic. AŞ adına kredi tahsis edildiğini, asıl borçlu müvekkilinden kullandığı krediden kaynaklanan borçlarını ödemediğinden asıl borçlu ve müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davalıdan borçlarını ödemeleri için Bakırköy ... Noterliği'nin 07/12/2016 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarname keşide edilmesine ve keşide edilen ihtarname asıl borçlu ve müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davalıların sözleşmede bildirilen adreslerine tebliğ edilmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasından haciz yoluyla icra takibine girişildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma nedeni ile mal varlığına el konulduğunu, bugüne kadar Başsavcılık dava açmadığı gibi takipsizlik kararı da vermediğini, borca itiraz ederken bilgi sahibi olmadıklarını belirttiklerini, bankanın benim alacağım var demesi üzerine alacağın oluşmayacağını, müvekkilinin 15 Temmuz tarihinden önce yurt dışında alınan ihale nedeni ile yurt dışına çıktığını, 15 Temmuz akabinde mal varlığına el konulması sonucu işi tarumar olduğunu, davacı banka asıl borçlu olan ... Tic A.Ş'den  almış olduğu ipotekleri öncelikle paraya çevirmesi gerektiğini, sonrasında alacağı kalırsa davalı müvekkiline rücu etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile cevap verdikleri anlaşıldı.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm dosya kapsamı, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli 05.08.2019 tarihli asıl ve 01.09.2020 tarihli ek bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; 08.05.2019 tarihli öninceleme duruşması sonunda verilen 6 nolu ara kara ile yetki itirazının reddine karar verildiği, alacaklı banka ile dava dışı ... Tic. A.Ş. Arasında 28.04.2014 tarihli GKS imzalanıp davalının da şirket yetkilisi olarak 1.020.000,00-TL limitli olmak üzere bu sözleşmede müşterek ve müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığı, kefalet sözleşmesinin Yasal şartları taşıdığı, bilirkişi raporuyla davalı-kefilin sorumlu olması gerektiği tutarlar hesaplattırılmış olup bu tutarlar üzerinden icra takibinin devamıyla, icra takibine kötü niyetle ve salt soyut beyanla itiraz ederek icra takibinin durdurulmasına sebebiyet veren davalı-kefil-borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilerek...\" gerekçesiyle davanın kabulüne,  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında, davalı-borçlunun yaptığı itirazların iptaline, icra takibinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, çek kredisi borcundan dolayı, 1.648,30-TL asıl alacak, 163,42-TL işlemiş faiz, 8.17-TL BSMV, teminat mektubu borcundan dolayı, 442,85-TL asıl alacak, 18,20-TL işlemiş faiz, 0,91-TL BSMV, ticari kredili mevduat borcundan dolayı, 1.580,95-TL asıl alacak, 46,43-TL işlemiş faiz, 2,32-TL BSMV, 1,57-TL masraf, taksitli ticari kredi borcundan dolayı, 91.050,61-TL asıl alacak, 3.287,94-TL işlemiş faiz, 164,39-TL BSMV, 286,19-TL masraf, borçlu cari hesap borcundan dolayı, 1.145,85-TL asıl alacak, 110,34-TL işlemiş faiz, 5,52-TL BSMV üzerinden, ticari kredili mevduat borcu asıl alacağına 5464 Sayılı Yasanın 26. Maddesi uyarınca TCMB'ca üçer aylık dönemler itibariyle yayınlanan faiz oranlarında faiz ile faizin %5'i gider vergisi, diğer krediler yönünden ise asıl alacaklara yıllık %40 oranında temerrüt faizi ile %5 gider vergisi oranında takibin devamına, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Dosyanın  tevdi edildiği  bilirkişilerce dosya hesabı yapılırken  ödeme emrinde bahsedilen alacaklar için hesaplama yapıldığını ve bildirilen alacak kalemlerinin fazla hesaplandığının tespit edildiğini, takip talebinde ve ödeme emrinde alacak kalemi ve miktarı ve talep edileni  tek tek açıklanılmak zorunda olduğunu, davalı tarafın 2.561.219,43 TL alacağı olduğu beyan ettikten sonra sadece 100.000 TL istediğini belirtmiş ise de hangi alacak kalemi için 100.000 TL istediğini belirttiğini, bu nedenle takibe yapılan itirazın yerinde olduğunu, Tacir olmayan  sadece sözleşmeye kefil olan davalı müvekkili ... hakkında temerrüt faizi uygulanamayacağını, her ne kadar ticari kredi sözleşmesi ticari iş niteliğinde olsa ve kefalet sözleşmesi de kredi sözleşmesinin içinde yer aldığından tek bir sözleşme varmış gibi görünse de, birisi banka ile kredi borçlusu diğeri de banka ile kefil arasında olmak üzere birbirinden bağımsız iki ayrı sözleşme kurulduğunu, ticari kredi sözleşmesi ticari iş niteliğinde olmasına rağmen, kefalet sözleşmesi kefil bakımından ticari iş niteliğinde olmadığını, bu nedenle davalı ...'nun  kefilin kefalet borcu, kefil olarak ticari bir borç olmayacağını,  Bunun yanında davalı müvekkilinin kefil olarak asıl borçlunun tüm borcundan sorumlu tutulamayacağını, bu konuda Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 30.01.2013 tarih  2012/15421 E- 2013/1789 K sayılı ilamının açık olduğunu, Hükme esas alınan kök rapor takibin alacaktan fazla yapıldığını ortaya çıkardığını,  bu nedenle icra takibine itiraz haklı olup alacak yargılama sonucu ortaya çıktığından %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava,  İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari nitelikteki genel kredi  sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının davalı  müteselsil kefilden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın  kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı dosyasında başlatılan ve  eldeki davaya dayanak icra takip dosyasında;   davalı aleyhine çek kredisi borcu için 41.280,00-TL asıl alacak, 4.092,69 TL işlemiş faiz, 204,66-TL BSMV olmak üzere toplam 45.577,35 TL, teminat mektubu borcu 11.090,65-TL asıl alacak, 6.168,84-TL işlemiş faiz, 308,45-TL BSMV olmak üzere toplam 17.567,94-TL, ticari kredili mevduat borcu için 39.593,18-TL asıl alacak, 1.264,62 TL işlemiş faiz, 63,23-TL BSMV, 39,30-TL masraf olmak üzere toplam 40.960,33-TL, taksitli ticari kredi borcu için 2.280.261,33-TL asıl alacak, 98.507,86-TL işlemiş faiz, 4.925,36-TL BSMV, 7.167,26-TL masraf olmak üzere toplam 2.390.861,84-TL, borçlu cari hesap borcu için 28.696,78-TL asıl alacak, 2.763,10-TL işlemiş faiz, 138,16-TL BSMV olmak üzere toplam  31.598,04 TL olmak üzere toplam 2.526.565,50 TL alacak bulunduğu belirtilerek, bu tutar alacağın takip talebi ile  şimdilik 100.000,00-TL sinin davalıdan tahsili için   ilamsız icra takibi yapıldığının belirtildiği, yine takip talebinde 25.000,00 TL gayri çek riski, 55.244,47 TL meri teminat mektup riski tutarının da depo edilmesinin talep edildiği anlaşılmıştı. Davalının takibe yönelttiği itiraz üzerine takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Eldeki itirazın iptali davasında da davacı yanca dava değeri 10.000,00 TL olarak gösterilerek harçlandırılmış, ve bu tutar yönünden davalı itirazının iptalinin talep edildiği açıklanmıştır. Davalı vekilince yargılama sürecinde sunulan beyan dilekçesi ile bilirkişi raporlarına itiraz dilekçesinde, davacının takip talebinde kullanılan farklı krediler nedeniyle alacak göstererek takip başlattığını ancak müvekkili yönünden toplam alacağın 100.000,00 TL'si için takip yapıldığını belirttiğini, eldeki davada da yine müvekkilinin itirazının iptali ile 100.000,00 TL yönünden itirazın iptalini talep ettiğini ancak hangi alacak kaleminden ne kadar talep ettiğini ayrıştırmaksızın takip ve dava açılmasının doğru olmadığını ileri sürmüştür. Davalınını bu yöndeki itirazı gerek bilirkişi raporlarında gerekse mahkeme gerekçeli kararında hiç tartışılıp değerlendirilmemiştir.  İlk derece mahkemesince sunulan deliller ve alınan bilirkişi kök ve ek  rapor içeriğindeki tespitler ışığında, davacı banka tarafından,  davalı  aleyhinde birden fazla kalem alacak için icra takibi başlatıldığı, ayrıca gayrı nakdî alacak tutarlarının depo edilmesinin de istenildiği dikkate alınarak, takipte istenen alacak kalemleri kapsamında oranlama yaparak ulaşılan sonuca göre hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Ancak, eldeki davaya konu icra takibinde beş ayrı kalemde nakit kredi alacakları, faiz ve BSMV ile birlikte takip talebinde gösterilmiş ve nakit alacak toplamının 2.526.565,50 TL olduğu belirtildikten sonra  \"Yukarıda belirtilen tüm borçlardan şimdilik 100.000,00 TL lik tutara ve kat ihtarnamelerinin tebliğ tarihinden itibaren\" denilmek suretiyle 100.000,00  TL'lik kısmi talep yapıldığının belirtilidiği ancak takip talebinde 100.000,00 TL'lik bu kısmi talep tutarının, takip talebinde sayılan beş farklı alacak kalemlerinin hangi bölümlerinden  oluştuğu, yani kısmi talebin hangi kredi alacaklarının ne kadarlık kısmını, hangi kredi için talep edildiğinin açıklanmadığı, bu durumda takip talebinin ve buna bağlı olarak düzenlenen ödeme emrinin açık ve anlaşılır olmadığı, bu nedenle geçerli bir takibin bulunduğundan söz edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Zira İİK'nın 58/2.4 bendinde, talep edilen borcun sebebinin gösterilmesi zorunludur. Yani takip alacaklı, takip talebinde, borcun hukuki sebebini tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklamalıdır. Takip borçlusu, eğer itiraz edecekse, ileri sürülen borç sebebini dikkate alarak itiraz edecektir. Takip talebinde birden fazla hukuki sebep gösterilip akabinde kısmi bir talep yapılmışsa, bu durumda talep edilen alacak kısmının hangi sebebe dayandığını açıklamakla yükümlüdür. Buna aykırı yapılan takip talebi, geçerli bir takip olarak kabul edilemez. İtirazın iptali davalarında geçerli bir takibin bulunması dava şartı olup, dava şartlarının mevcut olup olmadığı yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınır (HMK m.115/1). Somut olayda bu özel dava şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.  Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.2  maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın, özel  dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:  Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK'nın 353/1.b.2  maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Özel dava  şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine,2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın, peşin olarak yatırılan 1.207,75 TL harçtan  mahsubu ile artan 590,35 TL harcın, karar kesinleştikten sonra, ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine, 3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf herhangi bir yargılama gideri yapmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-HMK'nın 333. maddesi uyarınca, artan gider avanslarının, kararın kesinleşmesi sonrasında, yatıran taraflara iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri bakımından;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına;  istinaf peşin karar harcının ise karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince, yatırana iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine, 10-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;  HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,13.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e73ebb1635699104","SID":"c6cc2c4c3c14775d"}}