{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1736 Esas<br>KARAR NO:2025/422 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2016/518 Esas - 2021/814 Karar<br>TARİHİ:18/11/2021<br>DAVA:Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)<br>KARAR TARİHİ:13/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin 29/03/2013 tarihinde davalı şirketin ortakları ile şirket hisselerinin devri hususunda anlaştığını ve aynı sözleşme ile davalı şirketin %17'şer oranında hissedarı olduklarını, davalı şirketin belirtilen tarihteki unvanının ... A.Ş. olduğunu, yine sözleşme tarihindeki ortaklarının ..., ..., ..., ... ve ... olduğunu, 29/03/2013 tarihli hisse devir sözleşmesi neticesinde, şirketin yeni ortakları müvekkilleri ile halihazırda şirket yönetim kurulu ve tek hissedar olan ... ve ... olduğunu, sözleşme mukabilinde müvekkillerinin uzunca bir süre şirket yetkilileri ile görüştüğünü ve ancak şirket hisselerinin şirket pay defterine kaydını bir türlü sağlayamadığını, bunun üzerine taraflarınca Bakırköy ... Noterliği'nin 08/03/2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı şirkete ve şirket yönetim kurulu başkanı olan ...'a, müvekkillerine usulüne uygun olarak devredilmiş bulunan hisselerin pay defterine kaydı için müracaat edildiğini, ihtarnamenin 10/03/2016 tarihinde usulüne uygun olarak davalı şirkete ve şirket yönetim kurulu başkanına tebliğ edildiğini, ancak bir aydan fazla süre geçmesine rağmen taleplerinin karşılanmadığını ve bu konuda kendilerine bir bildirim de yapılmadığını, hisse senetlerinin nama yazılı ya da hamiline yazılı hisse senetleri olmayıp çıplak hisse denilen hisseler olduğunu ve bu hisselerin devrinin artık yazılı şekilde yapılabilmekte olduğunu, esas taleplerinin mahkememizce reddedilmesi halinde, şirketin dava tarihindeki hisse bedellerinin tespiti ile müvekkillerinin mahrum kalacağı karın hesaplanarak müvekkillerine ödenmesi ve davalıların bu miktar oranında sebepsiz zenginleştikleri aşikar olduğundan söz konusu miktarın tespit edilerek müvekkillerine ödenmesi gerektiğini belirterek; davalılardan ... adına kayıtlı davalı şirket hisselerinin %17'sinin müvekkili ... adına, %17'sinin ise müvekkili ... adına hükmen tesciline karar verilmesini, bu tescil işlemlerinin sözleşme tarihi olan 29/03/2013 tarihinden itibaren hüküm ifade edeceğinin tespitine karar verilmesini, tescil taleplerinin kabul edilmemesi halinde, davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'dan belirsiz alacak talebi olarak ve daha sonra arttırılmak üzere 10.000,00'er TL'nin müştereken ve müteselsilen 29/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmayacağını, davacı tarafından sunulan sözleşme başlıklı metin dışında sunulacak herhangi bir yazılı delile muvafakat etmediklerini, ilgili sözleşmenin konu başlığının altında açıkça \"Bu Sözleşme; bazı işlemlerin hızlandırılabilmesi için geçici olarak imza altına alınmıştır.(Geçici A.Ş. Hisse devir sözleşmesidir.)\" denildiğinden ve hisse devri bedeli dahi yazılmadığından, iş bu sözleşmenin hisse devir sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini, davacılar vekilinin, mahkemeyi yanıltacak biçimde ticari ilişkinin içeriği hakkında bilgi vermediğini, davacıların ve dava dışı ...'ın, dava dışı ...'ndan ... Mh., ... Sk., .. Pafta, ... Ada, ... Parsel, Fatih / İstanbul adresinde bulunan gayrimenkulü kiraladığını ve kira bedelini aylar boyunca ödeyemediklerini, davacıların müvekkili şirket ortaklarına kiralanan yerde ortak bir işletme açılması için teklif götürdüklerini, müvekkili şirketin teklifi, hali hazırda mevcut olan müvekkili şirket olarak yeni bir kira sözleşmesine taraf olmayı kabul ettiklerini, bu nedenle müvekkili şirketten hisse satın almaları gerektiğini, tapu kaydına uygun olarak ilgili gayrimenkulün okul ve yurt olarak faaliyete geçirilmesi için sermaye koymaları, davacılar adına ödenen kira borçlarının elde edilecek kar payından mahsup edilmesi koşulları ile kabul ettiğini, müvekkillerinin, önce davacılar adına ve hesabına oluşmuş ve ödenmemiş kira borcunu ödediğini, daha önce temerrüte düşmüş bir kira sözleşmesine taraf olmak istemediği için dava dışı ... ile müvekkili şirket arasında yeni bir kira sözleşmesi akdedildiğini, bu sırada davacıların, oluşan avukatlık ücretlerine, noter masraflarına hiçbir suretle katılmadığını, müvekkillerinin bu süreçten rahatsızlık duyarak davacılar ile bir araya geldiğini, müvekkillerine yaptırılan haksız ödemeler ardından davacıların, zaten aylardır kira bedeli ödeyerek nakitlerini tükettiklerini, hisse devrine ayıracak nakit bir yana; işletmenin faaliyete geçmesi için gereken sermayeyi dahi sağlamalarının mümkün olmadığını, hatta adlarına ve hesaplarına ödenen kira bedelini dahi geri ödeyemeyeceklerini beyan ettiklerini ve adeta müvekkillerini ortada bıraktıklarını, müvekkillerinin yüklü krediler kullanarak, sermaye sağlayarak ilgili gayrimenkulü okul haline getirdiğini ve faaliyete soktuğunu, bu nedenle davacıların herhangi bir alacak talebinde bulunmalarının olağan olmadığını, müvekkillerinin kar amacı güden özel bir hukuk tüzel kişisi olduğu düşünüldüğünde, davacıların bir karşılık ödemek sureti ile hisse sahibi olacağına hiç şüphe olmadığını, bu şekilde ticari ilişkinin iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğuna da şüphe olmadığını, akdin ifasını talep hakkının kendi borcunu ifa eden veya sözleşmeye uygun ifayı teklif eden şahısta olacağının açık olduğunu, ancak davacının ne kendi ediminden söz ettiğini; ne de edimini ifa edeceğini belirttiğini, davacı tarafların, iddialarını ispatlar bir delil dahi sunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 18/11/2021Tarih ve 2016/518 Esas - 2021/814 Karar sayılı kararında;\"Dava, 29/03/2013 tarihli hisse devir sözleşmesi gereği şirket ortağı olduklarından bahisle, davacıların şirket ortaklıklarının hükmen tescili; bu talebin reddi halinde terditli olarak belirsiz alacak talebine ilişkindir.Mahkememizce, dosya kapsamına sunulan 29/03/2013 tarihli hisse devri sözleşmesi incelenmiş, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları dosyamız arasına alınmış, taraflarca sunulan beyan ve deliller değerlendirilmiş, bilirkişi heyetinden 21/11/2018 tarihli kök ve 03/02/2020 tarihli ek rapor temin edilmiştir. Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre, davacılar ile davalılar arasında 29/03/2013 tarihli bir hisse devri sözleşmesi yapıldığı, söz konusu hisse devri sözleşmesi ile davalı şirket hisselerinin % 17'sinin ayrı ayrı her iki davacıya devredildiğinin kararlaştırılmasına rağmen söz konusu hisse devirlerinin davalı şirket yönetim kurulu tarafından şirket pay defterine kayıt edilmediği, bu anlamda davacıların resmi anlamda şirkette pay sahibi olamadıkları, davalı şirket yönetim kuruluna ve payı devreden kişilere gönderilen ihtarnameye rağmen payların devredilmediği, devredilen anonim şirket hisselerinin hamiline veya nama yazılı hisseler olmaması nedeniyle çıplak pay niteliğinde bulundukları, çıplak payın devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olması nedeniyle yazılı bir sözleşmenin yeterli olduğu, bu anlamda 29/03/2013 tarihli hisse devir sözleşmesinin pay devrini sağlayacak nitelikte bir sözleşme olduğu, sözleşmede payı devredenler ile devralanların pay oranlarının yazılı olduğu, ayrıca payı devredenlerin, hisselerin tamamının değerini nakden ve haricen almış olduklarını açıkça belirtilmesi nedeniyle davacıların kendi edimlerini yerine getirmediklerini ileri sürülmesinin söz konusu olmadığı, her ne kadar her bir payın hangi bedel üzerinden devredildiği sözleşmede yazılı değilse de, payı devredenler tarafından pay bedelinin tamamen alınmış olduğunun kabul edilmesi nedeniyle sözleşmede pay bedelinin yazılı olmadığı hususunun ileri sürülmesinin mümkün bulunmadığı, sözleşme ile son ortaklık yapısının belirlenmesi, bundan sonra payı devredenlerin(eski ortakların) başkalarıyla herhangi bir devir sözleşmesi yapamayacağının kararlaştırılmış olması  dikkate alındığında sözleşmenin  her açıdan geçerli ve tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu sonucuna varılmış, bu anlamda davacı tarafın pay defterine kayıt talebinin yerinde olduğu değerlendirilerek açılan davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. ...\"gerekçesi ile, ''1-Davacılar tarafından açılan davanın KABULÜNE, 29/03/2013 tarihli sözleşme  dikkate alınarak, bu tarih itibariyle davacı ...'ın % 17, davacı ...'nun % 17 oranında davalı ... A. Ş.'nde pay sahibi olduklarının TESPİTİNE, bu hususun davalı şirket pay defterine KAYIT EDİLMESİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;\"Gerekçeli kararda bahsedilen 29/03/2013 tarihli sözleşme bazı işlemlerin hızlandırılabilmesi için geçici olarak imza altına alınmıştır. ( ... A.Ş. hisse devir sözleşmesi dir.) Bu sözleşmede, hisse devri bedeli dahi yazılmadığından işbu Sözleşmenin Hisse Devir Sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği aşikardır. Ancak, kararda 29.03.2013 tarihli sözleşmeyi hisse devir sözleşmesi olarak kabul edilmesi ve bu sözleşmeye göre hüküm doğurması tarafımızca kabul edilmemektedir ayrıca hukuken de mümkün değildir.Yerel Mahkemede cevap dilekçemizde de belirttiğimiz husus olan tarafların ticari ilişkisinin içeriği hakkında bilgi vermek gerekmektedir. Davacıların asıl niyetlerinin açıkça ortaya konulması gerekir. Şöyle ki;Davacılar ..., ... ve dava dışı ... yine dava dışı ...’ndan ... Mh. ... Sk. ... Pafta ... Ada ... Parsel Fatih/İst. adresinde bulunan gayrimenkulü kiralamıştır. Kira bedelini aylar boyunca ödeyememişlerdir.Borç altına giren Davacılar, Müvekkil Şirket ortaklarına kiralanan yerde ortak bir işletme açılması için teklif götürmüşlerdir. Müvekkil Şirket teklifi ; hali hazırda mevcut olan Müvekkil şirket olarak yeni bir Kira Sözleşmesine taraf olmayı kabul ettiklerini bu nedenle Müvekkil şirketten hisse satın almaları gerektiği, tapu kaydına uygun olarak ilgili gayrimenkulün okul, yurt olarak faaliyete geçirilmesi için sermaye koymaları, Davacılar adına ödenen kira borçlarının elde edilecek kar payından mahsup edilmesi koşulları ile kabul etmiştir. Davacılar da koşulları hakkaniyete ve ticari hayata uygun bularak kabul etmiştir.Müvekkillerim, önce Davacılar adına ve hesabına oluşmuş ve ödenmemiş kira borcunu ödemiştir. Daha önce temerrüde düşmüş bir kira sözleşmesine taraf olmak istemediği için dava dışı ... ile Müvekkil Şirket arasında yeni bir kira sözleşmesi akdedilmiştir. Bu sırada Davacılar, oluşan Avukatlık ücretlerine, Noter masraflarına hiçbir surette katılmamışlardır. Müvekkillerim bu süreçten rahatsızlık duyarak Davacılar ile bir araya gelmiştir. Müvekkillerime yaptırılan haksız ödemeler ardından davacılar, zaten aylardır, kira bedeli ödeyerek nakitlerini tükettiklerini hisse devrine ayıracak nakit bir yana, işletmenin faaliyete geçmesi için gereken sermayeyi dahi sağlamalarının mümkün olmadığını, hatta adlarına ve hesaplarına ödenen kira bedelini dahi geri ödeyemeyeceklerini beyan etmiş, adeta Müvekkillerimi ortada bırakmışlardır. Müvekkillerim yüklü krediler kullanarak, sermaye sağlayarak ilgili Gayrimenkulü okul haline getirmiş ve faaliyete sokmuştur. Davacılar hayret verici şekilde, değil hisse devir bedeli, Müvekkillerime olan borçlarını dahi ödemeden, sadece ellerinde bulunan “Sözleşmedir” başlıklı metne dayanarak Müvekkil Şirket’in %17 oranında hissesinin adlarına hükmen tescilini talep etmişler ve Yerel Mahkeme sadece bu sözleşmeye dayanarak haksız ve mesnetsiz olarak davacıların lehine hüküm kurmuştur.Davacılar hiç bir şekilde müvekkillerime bir ödeme yapmamıştır, edimlerini yerine getirmemiştir. Davacının dilekçelerinde de , ne kendi ediminden söz etmektedir, ne de edimini ifa edeceğini belirtmektedir. Davacılar bizzat13.10.2016 tarihli dilekçelerinde nakden, peşinen devir bedeli ödemediklerini, kira bedeli muntazam ödenen gayrimenkulün işletme ve kira hakkının devredilerek Müvekkillerime ortak olduklarını beyan etmiştir.Üstelik Yargıtay’ın 11. Hukuk Dairesi 2001/8936E, 2002/945K sayılı kararında;“…Dava, taahhüt edilen Anonim Şirket hisse devirlerinin gerçekleştirilmemesi nedeniyle ödenen peşinatın ve cezai şart istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 9.11.2000 tarihli protokol incelendiğinde, her iki tarafa da karşılık edimler yükleyen bir sözleşme olup, böyle bir sözleşmenin taraflardan birinin tek taraflı beyanı ile feshedilmesi mümkün olmadığı gibi, kendi edimini yerine getirmeyen tarafın karşı tarafı ihtarname ile temerrüde düşürmesi mümkün değildir. BK.nun 81.maddesine göre, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde akdin ifasını talep eden tarafın kendi borcunu ifa etmiş veya sözleşmeye uygun ifayı teklif etmiş olmalıdır. …” denilerek tıpkı olayımızda olduğu gibi Anonim Şirket hisse devrini talep eden Davacının kendi edimlerini ifa etmiş veya ifa etmeyi teklif etmiş olması gerektiği hüküm altına alınmıştır.Görüldüğü üzere yaptığı başarısız yatırımı Müvekkilim üzerine yıkan Davacılar, Müvekkillerimin ilgili Gayrimenkulü kendi sermaye ve becerileri ile okul olarak faaliyete geçirmeleri üzerine sadece bu işletmeden fayda sağlamak amacı ile iş bu davayı tarafımıza yöneltmişlerdir. Hiçbir hukuki gerekçesi olmayan davacı taraf iddialarını ispatlar bir delil dahi Sayın Mahkemeye sunmamış olup sadece davacı tarafın beyanlarına göre hüküm kurulması kabul edilemez, istinaf incelemesi ile ilamın kaldırılmasını talep ederiz.\"Şeklinde istinaf sebepleri ileri sürerek, İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 29/03/2013 tarihli hisse devir sözleşmesi gereği şirket ortağı olduklarının tespiti ve hükmen tescili; bu talebin reddi halinde terditli olarak hisse bedelinin tahsili istemine ilişkin  belirsiz alacak davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, taraf delilleri toplanıp bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.Davalı şirketin 25.02.2011 tarihinde ... A.Ş. olarak  sicile tescil edildiği ve ünvan değişikliği yaparak ünvanını ... A.Ş. olarak 13.06.2013 tarihinde sicile tescil ettirmiştir. Davalı şirketin kuruluşta 50.000.-TL olan sermayesi, 13.06.2013 tarihli sermaye tadili ile 250.000.-TL attırılarak 300.000.-TL'ye yükselmiştir. Devir alan davacılar ile devir eden davalı şahıslar arasında 29.03.2013 tarihinde ''sözleşme'' başlıklı sözleşme akdedilmiştir. İşbu sözleşmenin konusu;'' 29/03/2013 tarihinden itibaren  ... A.Ş. Fiili olarak aşağıda isim ve hisse oranları belirtilen kişilere devredildiği, bu sözleşme; bazı işlemlerin hızlandırılabilmesi için geçici olarak imza altına alındığı (... A.Ş. Hisse devir sözleşmesi), bu sözleşmede geçen hukuki işlem ve taahhütler yerine getirildikten sonra bu sözleşmenin geçerliliğinin kalmayacağının'' düzenlendiği, bu durumda, akdedilen sözleşmeye göre, davalılar, davalı şirketteki hisselerinin tamamını devre konu ettikleri, sözleşme sonucu yeni hissedarlar; ... hisse, ... Hisse, ...  Hisse, ... Hisse olmak üzere Toplam 100 Hisse üzerinden hesaplandığı, taraflar arasında 29.03.2013 tarihli sözleşme ile hisselerin devredildiği belirtilmiş ise de, bilirkişi heyeti tarafından davalı şirketin incelenen defter ve ortaklar pay defterinde davalılar tarafından davacılara devredilen hisselere ilişkin herhangi bir kayıt olmadığı tespit edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TK) m. 499/4 hükmüne göre, şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir.Somut uyuşmazlıktaki paylar bakımından hamiline ya da nama yazılı senet çıkarıldığına ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır. Dolayısıyla öğretide “çıplak pay” olarak nitelendirilen paylar mevcuttur. Bu payların devrinin hangi şekilde olacağı TTK'da hükme bağlanmamıştır. Bununla birlikte nama yazılı pay senetlerinin devrinin, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilebileceği TTK m. 490//2'de hükme bağlanmıştır. Gerek öğreti gerek Yargıtay'ın kabulüne göre senede bağlanmamış payın devri alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleştirilir. Bu kapsamda taraflar arasında yazılı bir devir sözleşmesinin mevcudiyeti payın devrine ilişkin şekil şartı bakımından yeterlidir. Şirkete karşı pay sahibi olunması ise ancak pay defterine kayıtla mümkündür (TTK m.499/4). Pay defterinin tutulması yönetim kuruluna ait bir yetkidir (TTK m. 375). Kayıt için yönetim kurulu kararı gerekir. Yönetim kurulu keyfi olarak devralanın pay sahibi olarak pay defterine kayıttan imtina edemez. Kanunda devrin sınırlandırılabileceği haller düzenlenmişse de somut olayda böyle bir durum söz konusu değildir. (Bkz. TTK m. 492,493).Dosya içinde mevcut olan ve davacıların taleplerini dayandırdıkları 29.03.2013 tarihli sözleşmede payı devralanlar ve payı devralanların oranı belirlenmiştir. Bu bakımdan devralanların her birinin ne kadar payı devraldığı sabittir.Davacılar vekili tarafından, dava tarihinden önce muhataplar davalı şirket ve davalı ...'a Bakırköy .. Noterliğinden gönderdiği 08/03/2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile;''....İş bu sözleşme ile müvekkillerim halihazırda şirketin işletmesinin bulunduğu ve merkez adresini de oluşturmuş olan ve mülkiyeti ... vakfına ait bulunan binadaki 20 yıllık kira hakkını şirkete devretmiştir. Bu hali ile müvekkillerime ait bulunan işletme hakkı feshedilerek şirketiniz ile yeni sözleşme yapılmıştır.Müvekkillerim üzerine düşen edimini yerine getirdiği halde o tarihten bu güne kadar tarafınızla sözleşme de yapılmış olmasına rağmen müvekkillerime ait hisseler pay defterine işlenmemiş ve Ticaret Sicil Memurluğu nezdinde de gerekli ilan ve diğer işlemler yapılmamıştır. Şirket hissedarlarından ... vekili olan ve şirketin bugün resmiyette kayıtlı tek ortağı ve yönetim kurulu başkanı ...'ın babası bulunan ... tarafından hisse bedellerine karşılık müvekkillerime vaat edilen 1.500.000,00 TL. De bugüne kadar ödenmemiştir.Şirket ortaklarının tamamının imzası ile şirket hisseleri müvekkillerime verilmiş ancak gerekli yasal prosedür tamamlanmamıştır.Müvekkillerimin elinde bulunan işletme bu haliyle hile yapılarak müvekkillerim elinden alındığı...ekte sunulu sözleşme gereği müvekkillerinin şirket hisselerinin şirket pay defterine işlenmesi,'' ihtaren bildirilmiştir.Davacılar tarafından çekilen ihtarname içeriği gerekse davacılar tarafından verilen cevaba cevap dilekçesi içeriğinden hisse devri karşılığında davacıların  mülkiyeti ... Vakfına ait bulunan binadaki 20 yıllık kira hakkını şirkete devretmeyi üstlendikleri ve dosyaya  ... vakfı'ndan gelen 03/07/2018 tarihli cevabi yazı ekindeki kira sözleşmesine göre davalı şirket ile 01/09/2014 başlangıç tarihli 18 yıl+7 ay müddetli 28/08/2014 tarihli kira sözleşmesi imzalandığı, davacılara ait şirket ile yapılan kira sözleşmesinin sona erdiği ve buna göre davacıların ihtarnamedeki yükümlülüklerini yerine getirdiği gibi davaya konu sözleşmede de, devir edenlerin hisselerinin bedelinin haricen ve nakden peşin ödendiği, bu hususta hiçbir alacak kalmadığı yazılıdır. Her ne kadar devir bedeli açıkça yazılmamışsa da davalılar -sözleşmeyi imza ederek- devir bedellerini aldıklarını kabul etmişlerdir, aksi yönde delil ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Davalılar ayrıca, sözleşmede yer alan “Bu sözleşme; bazı işlemlerin hızlandırılabilmesi için geçici olarak imza altına alınmıştır (... AŞ hisse devir sözleşmesidir)” ifadesi nedeniyle sözleşmenin hisse devir sözleşmesi olarak kabul edilmeyeceğini belirmişler ise de; Sözleşmenin diğer hükümlerine bakıldığında hisseleri devir iradesinin mevcut olduğu, devir bedeli açıkça ve ayrıca yazılmamışsa da bedelin haricen ve nakden alındığının belirtilmiş olduğu, son ortaklık yapısının yazıldığı, bundan sonra eski ortakların başkalarıyla herhangi bir devir sözleşmesi yapamayacağının yazılmış olduğu dikkate alındığında bu savunmanın ispatına yönelik delil ibraz edilip ispatlanmadığı anlaşılmıştır.HMK 282 maddesindeki \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir,\" yasal düzenlemeleri de gözetildiğinde; İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi kök ve ek rapor içeriğindeki tespitler ışığında mahkemece  davanın  kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL'nin davalılardan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalılar üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 13/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"02063f57ba14db69","SID":"c80f3e130e4cbfb7"}}