{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1768 Esas 2025/263 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1768 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/263<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/138 Esas 2022/129 Karar<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 04/03/2020<br><br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 25/03/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili ve davalı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların takibe itirazının iptaline,% 20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında müvekkili kefil olarak gözüküyor olsa da, asıl borçlu şirket hakkında konkordato davasında verilmiş olan ve davacı banka tarafından da bilinen tedbir kararları bulunduğunu, banka tarafından hesap kat ihtarnamesi gönderilmişse de, 162 Karar Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'na istinaden, davacı bankada bulunan Kredi Garanti Fonu teminatlı kredilerin yeniden yapılandırılmasına yönelik olarak işlem tesis edilmesi gerektiğini, kredilerin yeniden yapılandırılması işlemi tesis etmeksizin ihtar gönderilmesinin hatalı bulunduğunu, asıl borçlu hakkında verilmiş olan mühlet kararlarının davacı bankanın kefile başvurmasına da engel olduğunu, konkordato süreci sonlanana kadar alacağa ilişkin takip başlatılmasının kanun koyucu tarafından yasaklandığını, asıl borçlunun borçlarının konkordato süreci sonlanana kadar muaccel olmayacağını, muaccel olmayan borç için kefile de gidilemeyeceğini, banka tarafından başlatılan icra takibindeki borç miktarının da gerçeği yansıtmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı ile dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan 25/04/2017 tarihli genel kredi sözleşmesini şirketin ortağı olan her iki davalının müteselsil kefil olarak imzaladıkları, 19/09/2018 tarihli sözleşmeyi ise davalı ...'ün müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefalet limitinin sözleşme bedelleri kadar olduğu, kredi borcu ödenmediğinden davacı tarafından, dava dışı şirket ile davalı kefillere hesap kat ihtarı tebliğine rağmen verilen sürede borcun ödenmediği, asıl borçlu şirket ve kefiller aleyhine  icra takibi başlatıldığı, sözleşme ve kefeletin imza tarihindeki mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edildiği, davacının dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırdığı krediler geri ödenmediğinden, borç tutarından davalı kefillerin sorumlu olduğu, icra takip tarihi itibariyle davalı kefil ...'ün  606.972,71 TL asıl alacak, 20.584,07 TL işlemiş faiz, 831,15 TL BSMV, 1.104,43 TL masraf olmak üzere toplam 629.492,36 TL nakdi alacak tutarından davacıya karşı sorumlu olduğu, davacı tarafından takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarının 459.887,52 TL'lik kısmına yıllık %37,64 oranında temerrüt faizi, asıl alacağın 147.085,19 TL'lik kısmına yıllık %33 oranını geçmemek üzere TCMB tarafından kredi kartları için ilan edilen temerrüt faizi uygulanmasının talep edebileceği, davalı ...'ın, 459.887,52 TL asıl alacak, 17.911,15 TL işlemiş faiz, 649,13 TL BSMV, 1.104,43 TL masraf olmak üzere toplam 479.552,23 TL nakdi alacak tutarından davacıya karşı sorumlu olduğu, davacı tarafından asıl alacak tutarı olan 459.887,52 TL'ye takip tarihinden itibaren %37,64 oranında faiz yürütülmesinin talep edilebileceği, davalıların belirtilen nakdi alacak tutarlarına ve ferilerine itirazlarının yerinde olmadığı, davacının 98.610,00 TL gayri nakdi alacağı bulunduğu, davalı kefillerin takipte talep edilen depo tutarına itirazlarının yerinde olmadığı, Kredi Garanti Fonu teminatlı kredilerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik olarak işlem tesis edilmeden davalı borçlular aleyhine davacı tarafından alacağın tahsili için takip işlemlerine başlanılmasına yasal engel bulunmadığı, asıl borçlu şirket hakkında konkordato başvurusu kapsamında verilmiş olan mühlet kararlarının davacı bankanın kefile başvurmasına da engel teşkil etmeyeceği, alacak likit olduğundan kabul edilen nakdi alacak tutarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takip dosyasında davalı ...'ün 606.972,71 TL asıl alacak, 20.584,07 TL işlemiş faiz, 831,15 TL BSMV, 1.104,43 TL masraf olmak üzere toplam 629.492,36 TL nakdi alacak tutarına itirazının iptaline, asıl alacak tutarı olan 606.972,71 TL'nin takip tarihinden itibaren 459.887,52 TL'lik kısmına yıllık %37,64 oranında asıl alacağın 147.085,19 TL'lik kısmına yıllık %33 oranını geçmemek üzere TCMB tarafından kredi kartları için ilan edilen temerrüt faizi uygulanmak suretiyle belirlenen miktarların davalı ...'den tahsili için bu davalı yönünden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra takip dosyasında davalı ...'ın 459.887,52 TL asıl alacak, 17.911,15 TL işlemiş faiz, 649,13 TL BSMV, 1.104,43 TL masraf olmak üzere toplam 479.552,23 TL nakdi alacağa yönelik itirazının iptali ile asıl alacak tutarı olan 459.887,52 TL'ye takip tarihinden itibaren %37,64 oranında faiz yürütülmek suretiyle belirlenen tutarların davalı ...'tan tahsili için takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen alacak tutarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 125.898,47 TL icra inkar tazminatının, davalı ... 95.910,440 TL'sinden sorumlu olmak üzere, davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalıların gayri nakdi alacağa itirazlarının iptaline, gayri nakdi alacak yönünden takibin devamına karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı asıl borçlu ... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine rağmen davacı banka tarafından asıl borçlu borcu muaccel olmadan kefil sıfatı ile müvekkiline hesap kat ihtarnamesi gönderilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 162 Karar sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı 2. Maddesinde belirtilmesi karşısında asıl kredi borçlusuna yapılandırma teklifinde bulunmadan kefil aleyhine icra takibi başlatılmasının hatalı bulunduğunu, mahkeme tarafından bu husus göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu, dosyada o dönem vekil olarak bulunmadıkları için bilirkişi raporuna itirazlarının söz konusu olamadığını, bilirkişi raporu incelendiğinde değerlendirme başlığı altında taksitli kredinin hangi sözleşmeye istinaden kullandırıldığı noktasında bilirkişi tarafından tam ve net bir ifade ile tespit yapılamadığını, dosya kapsamında her ne kadar davacı beyanları ve bilirkişi raporunda davacının kefile karşı icra takibi başlatmış olma prosedürünü KGF ile imzalanan protokole dayandırmakta ise de, dosya kapsamında bulunan ve davacı tarafından sunulmuş olan kgf protokolünün imza tarihi 11.06.2019 olup, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinden sonra olduğunu, icra takibi açılış tarihinin 28.02.2019 olduğunu, davacının kefil sıfatındaki müvekkiline karşı takip başlatma yetkisinin 11.06.2019 tarihinde imzalanan KGF protokolünden aldığından bahsedilmeyeceğini, icra dosyası incelenmeden hükme esas olacak bilirkişi raporu hazırlandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda takibe konu asıl alacaklarının davalı ... yönünden eksik tespit edildiğini, takip taleplerinden farklı olarak temerrüt faizi başlangıç tarihi ve oranı yönünden de farklılık nedeniyle alacaklarının eksik tespit edildiğini, genel kredi sözleşmesi uyarınca tüm borcun muaccel hale gelmiş olduğu ve bu kredi hesabından ötürü müvekkili bankanın 611.494,16 TL alacağı bulunduğunun ihtar edildiğini, söz konusu ihtarnameye rağmen borca ilişkin ödeme yapılmaması üzerine alacağın tahsili amacıyla davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkili banka ile davalılar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi gereği faiz hesaplamasının müvekkili bankanın mevzuat gereğince TCMB'ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %30 (yüzde otuz) ilavesi şeklinde yapılması gerektiğini, muacceliyet tarihinde TCMB'ye bildirilen kredi faiz oranı %36 olduğundan bu oranın %30 ilavesi ile uygulanacak temerrüt faizinin %46,80 olduğunu, temerrüt faizinin TCMB'ye bildirilen faiz oranları esas alınarak hesaplanacağı yönündeki hüküm de geçerli ve uygulanabilir bir hüküm olup, sözleşmede yer alan açık hükme karşılık faiz oranının bu maddeye aykırı şekilde hesaplanmasının kabul edilmeyeceğini, bankanın mevzuat gereğince TCMB'ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet  tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına (%36), bu oranın %30 ilavesi ile hesaplama yapıldığında tespit edilen yıllık %46,80 oranında faiz uygulanması gerekirken mahkemece asıl alacağa takip tarihinden itibaren %37,64 oranında temerrüt faizi, faizin %5 oranında BSMV, hatalı tespit edilen temerrüt faiz oranına göre yapılan hesaplamaların kabul edilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi hükümleri açık ve anlaşılır olup sözleşmenin her iki tarafı da sözleşmeyi hür iradesi ile kabul ettiğini ve imzaladığını, tarafların sözleşme hükümlerinin geçersizliğine dair bir itirazları da bulunmadığını, davanın reddedilen bölümü için davalılar lehine vekalet ücreti verilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, takip taleplerinde toplam alacağın davalı ... yönünden 2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında business kart alacaklarından da sorumlu olması nedeniyle  611.494,16 TL asıl alacak, asıl alacağa yıllık %46,80 temerrüt faizi talep edilmiş olup, talepleri doğrultusunda hüküm kurulması gerektiğini, bilirkişi raporunda davalı kefil ... yönünden business kart alacaklarından sorumlu tutulmayarak asıl alacağın eksik hesaplanmasına, temerrüt faiz oranının %37,64 olarak kabul edilmesine ve yine davalıların temerrüt tarihine itiraz edilmişse de mahkemece itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın takibi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 12. İcra Müdürlüğünün 2019/2814 sayılı icra takip dosyası, takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarnamesi, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 26/09/2021 tarihli rapor, banka hesap ekstreleri, ödeme planları, kredi kartı hesap özetleri, dava dışı asıl borçluya ilişkin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/817 Esas sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti dosya içerisinde yer almaktadır.\t<br>\tDava konusu Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2019/2814 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 634.211,83 TL (davalı ... yönünden 579.959,60 TL ile sınırlı sorumlu) nakit alacağın tahsili, 98.610,00 TL gayri nakit alacağın (davalı ... 47.860,00 TL ile sınırlı sorumlu) depo edilmesi talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğ edildiği, davalı borçlu ...'ın 04/03/2019, diğer davalının 05/03/2019 tarihinde borca itiraz ettiği, itirazın 7 günlük yasal süre içerisinde yapıldığı, itirazın davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre olan 04/03/2020 tarihinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tDavacı ile dava dışı ... ... A.Ş. arasında 25/04/2017 tarihli ve 1.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede davalıların aynı limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davacı ile dava dışı anılan asıl borçlu şirket arasında imzalanan 19/09/2018 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde davalı ...'ün aynı limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, davalı ...'ın ise kefaletinin bulunmadığı, davalıların 25/04/2017 tarihli sözleşmedeki kefaletleri ile davalı ...'ün 19/09/2018 tarihli sözleşmedeki kefaleti sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerinde yer alan şekil koşullarına uygun olduğu, davalıların sözleşme tarihinde dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı olduğundan eş muvafakatlerinin aranmayacağı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tDavacı tarafından dava dışı asıl borçlu ve davalılara 28/01/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek toplam 611.494,16 TL nakit alacağın 24 saat içerisinde ödenmesi, 74.800,00 TL gayri nakit alacağın 24 saat içerisinde depo edilmesi talep edilmiştir. Anılan ihtarname dava dışı asıl borçlu ve davalılara 30/01/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, davalıların 01/02/2019 tarihinde temerrüte düştüğü, davalı ...'ün her iki genel kredi sözleşmesinde davalı ...'ın ise sadece 25.04.2017 tarihli Sözleşmede kefalet imzası bulunduğu, dava konusu alacakların hangi sözleşmeden kaynaklandığının tespiti gerektiği, taksitli kredinin kullandırım tarihi dikkate alındığında, 19.09.2018 tarihli ikinci sözleşmeden önce olması nedeniyle, davalıların kefalet imzalarının bulunduğu 25.04.2017 tarihli birinci sözleşmeye istinaden kullandırıldığı ve her iki davalının da sorumlu olduğu, dava konusu esnek ticari hesaba ilişkin borç, ikinci sözleşmeden sonra doğmuş olduğundan, davalı ...'ın bu krediden sorumlu olmadığı, diğer davalı ...'ün ise sorumlu olduğu, davacı banka talebinin de bu yönde bulunduğu, kredi kartları işleyiş bakımından borçlu cari hesaplardan farklı olup, kredi kartlarında her ay belirlenen günde hesap kesimi yapılarak belirlenen son ödeme gününde borç ödenerek kapatıldığı, borçlu cari hesap kredilerinde kredi riskinin sıfırlanmasının zorunlu olmadığı, dava konusu olan business kartlara ilişkin kat ihtarnamesinde belirtilen riskin davacı banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında imzalanmış olan 19.09.2018 tarihli sözleşmeden sonra oluşan riskler olduğu, her üç business kredi kartına ilişkin 13.09.2018 son ödeme tarihli ekstrede gösterilen borcun 19.09.2018 tarihinden önce tamamen kapatıldığı, icra takibine konu olan riskin 19.09.2018 tarihinden sonra olduğundan ve davalı ...'ın bu sözleşmede imzası bulunmadığından, adı geçenin business kartlardan doğan borçlardan sorumlu olmadığı, ...'ün ise sorumlu olduğu, nitekim davacının esnek ticari hesap 19.09.2018 tarihinden önce açılmış olmasına rağmen, icra takibine konu risk 19.09.2018 tarihinden sonra doğmuş olduğundan, davalı ...'ı bu borçtan sorumlu tutmadığı, kredi kartının işleyiş özelliği, dava konusu riskin 19.09.2018 tarihli sözleşmeden sonra oluşması dikkate alındığında, davalı kefil ...'ın, kredi kartına ilişkin borçtan sorumlu olmadığın, yapılan hesaplamaların mahkemenin hukuki değerlendirme ve takdirinde olmak üzere seçenekli olarak yapılacağını, dava konusu alacakların kredi garanti fonu kefaleti ile kullandırılan krediden kaynaklandığı, Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin 2016/9538 sayılı kararın, icra takip tarihi itibariyle yürürlükte olan “Temerrüt, tazmin ve diğer hususlar” başlıklı 6. maddesi uyarınca, kredinin temerrüde düşmesi durumunda KGF kefaleti ile kullandırılan kredilere ilişkin takip sürecinin de krediyi kullandıran banka tarafından yapılması gerektiği, bu nedenle bankanın KGF'den kefalet tutarını tahsil edip etmemesinin (borçlulardan yapılan bir tahsilât olmadığı sürece) icra takibinde istenilen alacak tutarının hesaplanmasında bir etkisi bulunmadığı, mevzuat uyarınca bankanın KGF'den tahsil ettiği kefalet tutarını da aynı icra dosyası kapsamında takip edecek ve borçlulardan tahsilat yapılması halinde tazmin edilen kefalet oranında KGFye aktaracağını, mevzuat hükümleri uyarınca yapılandırma imkanı tanınmasının, bankaca Kredi Garanti Fonu Kurumundan tazmin talebinde bulunabilmesi için gerekli olup, yapılandırma imkanı verilmemesinin borçlular aleyhinde yasal takip işlemlerine başlanılmasına engel teşkil etmeyeceği, davacı bankanın talep ettiği temerrüt faizi oranının, taraflar arasındaki sözleşme, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki görüşler uyarınca değerlendirileceği, mevzuat hükümleri uyarınca kredi kartları ile kredili mevduat hesabı için TCMB tarafından kredi kartları için ilan edilen faiz oranlarının uygulanması gerektiği, vade tarihinden kat tarihine kadar temerrüt faizi uygulanmasının mümkün olduğu, davacı banka şubesinden temin edilen faiz oranları listesine göre temerrüt tarihi itibarıyla dava konusu krediye uygulanan faiz oranının %28,95 olduğu, bu faiz oranının TCMB tarafından yayınlanan kredilere fiilen uygulanan faiz oranları ortalamaları civarında olduğundan fiilen uygulanan kredi faizi olduğu sonucuna varıldığı, bu oran üzerinden sözleşmeye istinaden %30 ilavesi ile temerrüt faiz oranının yıllık %37,64 olarak uygulanması gerektiği, asıl borçlunun ifada gecikmesi ve asıl borçluya gönderilen ihtarın sonuçsuz kalmış olması şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması nedeniyle davalı kefiller hakkında icra takibi yapılmasının şartlarının oluştuğu, davacının icra takip tarihi itibariyle davalı kefil ...'den 606.972,71 TL asıl alacak, 20.584,07 TL işlemiş temerrüt faizi, 831,15 TL BSMV, 1.104,43 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 629.492,36 TL alacaklı olduğu, asıl alacağın 459.887,52 TL'lik kısmına %37,64, kredi kartları ile esnek ticari hesaptan kaynaklanan toplam 147.085,19 TL'lik kısmına ise davacının talebinde belirtilen %33 oranını geçmemek üzere TCMB tarafından kredi kartları için ilan edilen temerrüt faizi oranlarının uygulanması gerektiği, davalı kefilin sorumlu olduğu depo tutarının 98.610,00 TL olduğu, davacının icra takip tarihi itibariyle davalı kefil ...'tan mahkemece davalının kredi kartlarından sorumlu olmadığına karar verilmesi durumunda 459.887,52 TL asıl alacak, 17.911,15 TL işlemiş faiz, 649,13 TL BSMV, 1.104,43 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 479.552,23 TL alacaklı olduğu, asıl alacağa %37,64 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği, davalının sorumlu olduğu depo tutarının 98.610,00 TL olduğu, mahkemece davalı ...'ın kredi kartlarından sorumlu olduğuna karar verilmesi durumunda 552.103,98 TL asıl alacak, 20.548,02 TL işlemiş faiz, 763,25 TL BSMV, 1.104,43 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 574.519,68 TL alacaklı olduğu, asıl alacağın 459.887,52 TL kısmına %37,64 oranında, kredi kartı ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan 92.216,46 TL'ye ise davacının talebinde belirtilen %33 oranını geçmemek üzere TCMB tarafından kredi kartları için ilan edilen temerrüt faizi oranlarının uygulanması gerektiği, anılan davalının sorumlu olduğu depo tutarının 98.610,00 TL olduğu tespit edilmiştir.<br>\tDava dışı asıl borçlu ... ... A.Ş. Hakkında konkordato talebi ile açılan davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/817 Esas sayılı dosyasında 14/11/2018 tarihinde 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 14/02/2019 tarihli ara karar ile geçici mühlet süresinin 2 ay uzatıldığı, 11/04/2019 tarihinde 1 yıl kesin süre verildiği, yapılan yargılama sonunda 16/07/2020 tarihli karar ile konkordato davasının reddine hükmedildiği görülmüştür. <br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında dava dışı asıl borçlu ile davacı banka arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, 25/04/2017 tarihli sözleşmede davalıların müteselsil kefil olduğu, 19/09/2018 tarihli sözleşmede ise davalı ...'ün müteselsil kefil olup, diğer davalının kefaletinin bulunmadığı, kredi borcunun ödenmediği iddiasıyla davacının kredi hesabını kat ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalıların borcun tamamına itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği herhangi bir alacak bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, davalıların borçtan sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavalı ... vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, kredi garanti kurumlarına sağlanan hazine desteğine ilişkin kararda değişiklik yapılmasına dair 162 Karar sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 2. maddesinde kredi veren tarafından tazmin talebinde bulunulmadan önce yararlanıcıya kararın 4. maddesiyle hüküm altına alınan yapılandırma kapsamında veya finansal sektöre olan borçların yeniden yapılandırılması hakkında yönetmelik kapsamında yapılandırma imkanı tanınmış olması gerektiği belirtilmiştir. Maddede yer alan ifadelerden açıkça anlaşılacağı üzere davacı banka tarafından KGF'den tazmin talebinde bulunmadan önce kredi lehtarına yapılandırma imkanı tanınmış olmasını gerekli kılmaktadır. Bir başka anlatımla maddede yer alan yapılandırma imkanı tanınması KGF'den tazmin talebinde bulunmanın ön koşulu olarak yer almakta olup, davalı kefillerden alacağın talep edilebilmesinin ön koşulu niteliğinde değildir. <br>\tÖte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davalı kefil ...'ın davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan iki adet genel kredi sözleşmesinden sadece 25/04/2017 tarihli sözleşmede müteselsil kefil olduğu gözetilerek davalı kefil ... yönünden sadece kefalet imzasının bulunduğu 25/04/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan davacı banka alacağının tespiti yoluna gidildiği gibi, davalı kefilin kredi kartı borcundan sorumlu olup olmadığı duruma ilişkin terditli hesaplama yapılmıştır. Mahkemece kurulan hüküm sırasında da anılan davalı kefilin kredi kartı borcundan sorumluluğu bulunmadığı kabul edilerek bu kabul çerçevesinde yer alan hesaplama hükme esas alınmıştır. <br>\tDava konusu icra takip dosyası dosya içerisinde yer almakta olup, bilirkişi incelemesi sırasında takipte talep edilen miktarlar da taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle davacı bankanın takip tarihi itibarıyla davalı kefil ...'tan alacaklı olduğu miktarın tespiti yoluna gidilmiştir. <br>\tKGF tarafından yapılan bir ödeme bulunduğuna ilişkin bilirkişi tarafından yapılan bir tespit bulunmadığı gibi, davacı banka ile KGF arasında akdedilen protokol uyarınca KGF tarafından yapılan ödemenin varlığı halinde  davacı bankanın aynı icra takip dosyası ile borçlulardan tahsilini talep etme hak ve yetkisi bulunduğu gibi, borçlulardan tahsilat yapıldığında KGF tarafından yapılan ödeme miktarınca yapılan tahsilatın KGF hesabına aktarılması gerekecektir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, davacının takip tarihi itibarıyla davalı ...'tan kefalet imzasının bulunduğu sözleşmeden kaynaklanan alacak miktarının tespit edildiği, 162 Karar sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararındaki yapılandırma ön koşulunun KGF'den tazmin talebinde bulunmanın ön koşulu niteliğinde bulunduğu, KGF tarafından yapılan bir ödeme olmadığı, ödeme bulunması halinde dahi ödene kısım yönünden  davacı bankanın davalılar aleyhine icra takibi yapmaya hak ve yetkisi bulunduğu, bilirkişi raporunun dava konusu icra takip dosyası incelenerek hazırlandığı gözetilmek suretiyle anılan davalı hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde, yukarıda açıklandığı üzere yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. Alınan rapor ile davacının davalılardan takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktar tespit edilmiştir. <br>\tHükme esas alınan bilirkişi raporunda taksitli kredi için vade tarihinden itibaren temerrüt faizi işletildiği gibi, diğer alacak kalemlerine ilişkin ise davacı tarafından davalılara ve dava dışı asıl borçluya gönderilen ihtarnamenin 30/01/2019 tarihinde asıl borçlu ve davalılara tebliğ edildiği, verilen 24 saatlik atıfet süresinin sona ermesi ile birlikte dava dışı asıl borçlu şirket ile davalıların 01/02/2019 tarihinde temerrüte düştükleri gözetilerek anılan tarih ile takip tarihi arasında işlemiş temerrüt faizi hesabı yoluna gidilmiştir. <br>\tÖte yandan, dava konusu icra takibinde krediden kaynaklanan asıl alacağa takip tarihinden itibaren %46,80 oranında, kredi kartı ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan asıl alacağa takip tarihinden itibaren %33 oranında temerrüt faizi uygulanması talep edilmiştir. Mahkemece ise hüküm altına alınan krediden kaynaklanan asıl alacak kısmına takip tarihinden itibaren %37,64 oranında, kredi kartı ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan asıl alacak kısmına takip tarihinden itibaren %33 oranını geçmemek üzere TCMB tarafından kredi kartları için ilan edilen temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin temerrüt başlıklı 11. maddesinde müşterinin bankanın TCMB'ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %30 ilavesi olarak belirlenen oranda temerrüt faizi uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul ettiği hükme bağlanmıştır.<br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. <br>\tBilirkişi raporunda davacı banka şubesinden temin edilen faiz oranları listesine göre temerrüt tarihi itibarıyla dava konusu krediye uygulanan faiz oranının %28,95 olduğu, bu faiz oranının TCMB tarafından yayınlanan kredilere fiilen uygulanan faiz oranları ortalamaları civarında olduğundan fiilen uygulanan kredi faizi olduğu sonucuna varıldığı, bu oran üzerinden sözleşmeye istinaden %30 ilavesi ile temerrüt faiz oranının yıllık %37,64 olarak uygulanması gerektiği tespit edilmiştir. İspat yükü kendisinde olan davacı tarafından fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge de sunulmadığı gibi, halen bankanın TCMB'ye bildirdiği ancak fiilen uyguladığını belgeleyemediği faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Davacının davalı yanın temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranına %30 ilavesiyle kredi alacağı yönünden %37,64 oranının uygulanması gereken temerrüt faiz oranı olduğu anlaşılmıştır. Kredi kartı ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacağa uygulanacak temerrüt faiz oranı ise 5464 sayılı Kanuna uygun olarak da 26. maddesine uygun olarak tespit edilmiştir. <br>\tHal böyle olunca, davacının bilirkişi raporu ile hesaplamaya esas alınan işbu akdi ilişkide uygulanan faiz oranından daha yüksek oranda fiilen uyguladığı faiz oranını ispatlayamadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gözetilerek istinafa gelen tarafın sıfatına göre mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere davalı ...'ün davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen 19/09/2018 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefaletinin bulunmaması nedeniyle anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredi kartı borcundan sorumlu tutulması söz konusu olamayacağı gibi, davanın kısmen kabulü nedeniyle reddedilen kısım üzerinden yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de usul ve yasaya uygundur. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı ...'dan alınması gerekli olan 32.758,21 TL istinaf karar harcından peşin alınan 8.189,55 TL'nin mahsubu ile bakiye 24.568,66 TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>\t4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı ve davalı ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/03/2025 <br>Başkan -            Üye                   Üye               Zabıt Katibi -<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe07a355438c349b","SID":"4810a25f1d4ac623"}}