{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1708 Esas 2025/271  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1708 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/271<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/710 Esas 2022/304 Karar<br><br>DAVA\t: Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 11/10/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 25/03/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 24/07/2006 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde hizmet akdi ile çalışan işçinin iş akdinin 30/06/2010 tarihinde feshedilmesi nedeniyle 11/10/2003 tarihi ile 30/06/2010 tarihi arasında temizlik işçisi olarak çalışmasından kaynaklanan işçilik alacaklarının tahsili talebiyle açılan dava sonucu verilen kararın icra takibine konulması nedeniyle icra dosyasına ödenen miktar ile dava dosyasında kararın temyizi ve davanın takibi için yapılan masraflardan davalının sorumlu olduğunu belirterek şimdilik icra dosyasına ödene bedel yönünden 10.000,00 TL'nin, yargılama masrafları yönünden şimdilik 100,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.   <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, ihale şartnamesi, hisse satış sözleşmesi ve işletme hakkı devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, açılan davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, dayanak davada alacağın yasal faiziyle ödendiğini, davacının ancak yasal faiz talep edebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, uyuşmazlığın dava dışı 3. kişi tarafından talep edilen ve ödenen bedellere ilişkin sorumluğunun kime ait olduğu hususunda kaynaklandığı, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri gözetildiğinde, işletme hakkı devir sözleşmesinin akdedildiği 24/07/2006 tarihinden önceki dağıtım faaliyeti ile dağıtım tesisleri ve dağıtım tesislerinin işletilmesinden kaynaklanan, her türlü hukuki ve cezai sorumluluğun ...'a ait olduğu, bu tarihten sonraki sorumluluğun ise hisse satış sözleşmesinin düzenlendiği tarihe kadar davacı şirkete ait bulunduğu, davacı şirketin ödediği miktarı davalıdan, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4. maddesi gereğince isteminde kısmen haklı bulunduğu, sözleşmenin 7.2 maddesine göre dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olarak sözleşmenin imza tarihinden sonra ortaya çıkacak idari ve hukuki ihtilafların derhal ihbarı gerekli olup, rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı, alınan 01/11/2021 tarihli bilirkişi ek raporu ile 24/07/2006 tarihine kadar ki dönem için dava dışı işçiye takip dosyası kapsamında ödenen bedelden ve bu kapsamda yapılan diğer giderlerden davalının sorumlu olduğu, davacının mal varlığındaki eksilmenin ödeme tarihinde gerçekleştiği ve tarafların tacir olduğu anlaşıldığından ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.784,12 TL'nin 15/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme sonrası dönem açısından sorumluluğun müvekkili üzerinde bırakıldığı şeklindeki hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verildiğini, taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4. maddesi uyarınca sorumluluğun ...'a ait olması gerektiğini, davalı ... Genel Müdürlüğünün 26/10/2010 ve 24/01/2011 tarihli yazılarında işletme hakkı devir sözleşmesinin imza tarihinden sonra dahi fiili devir tarihi olan 30/10/2019 tarihli hisse devrine kadar sorumluluğun davalıya ait olması gerektiğinin belirtildiğini, sorumluluğun ... tarafından dahi kabul edildiği bir ortamda, davalı şirketin sorumluluğu ihds ile devrettiği yönündeki haksız ve hatalı gerekçe ile davanın kısmen reddine karar verilmesinin hakkaniyete, usule, yasaya açıkça aykırı olduğunu, davalı tarafından müvekkili şirket ve birçok dağıtım şirketine gönderilen 26.10.2010 ve 24.01.2011 tarihli yazılara itibar edilerek ...'ın işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalanması ile hisse devri sözleşmesi imzalanması arasındaki dönemde de sorumlu olduğunun tespit edildiğini, davalı ... Genel Müdürlüğü Mali İşlet ve Satın Alma Daire Başkanlığı Alacaklar Müdürlüğünün yazılarından açıkça anlaşılacağı üzere işletme hakkı devir sözleşmesi ile hisse devri sözleşmesi arasındaki dönemde tahakkuk ettirilen faturaların büyük çoğunluğunun davalı ... tarafından tahsil edildiğini, bu dönem açısından müvekkili şirket ve diğer dağıtım şirketlerince tahsil edilen alacakların ise davalı ...'a aktarıldığını, bu dönemin maddi nimetlerinden yararlanan ...'ın, bu dönem ortaya çıkacak külfetlere katlanması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını, sözleşmenin imza tarihi olan 24.07.2006 sonrasındaki dağıtım faaliyetinin davacı şirket tarafından yürütüldüğünden 24.07.2006 sonrasında meydana gelen zararlara ilişkin olarak sorumluluğun sözleşmede açıkça belirtildiği üzere dağıtım faaliyetini yürütmekte olan davacıya ait bulunduğunu, dava dışı işçinin iş akdinin 30/06/2010 tarihinde sona erdiğini, davacı vekilince istenen alacağa esas teşkil eden olayın ise işletme hakkı devir sözleşmesinden sonra yani dağıtım faaliyetinin davacı tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen olaydan kaynaklandığından müvekkilinin sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, dayanak dava konusu işçi alacaklarına dayalı alacak talebi olup işbu talebin işletme hakkı devir sözleşmesinin 7. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesi uyarınca, müvekkili kurum sorumluluğunda kalacak davaların belirlendiğini, ancak dayanak davanın konusu alacak işçi alacaklarından kaynaklanan alacak talebi olduğundan, söz konusu davanın sorumluluğunun müvekkili kurumda olmayıp, davacı şirketin sorumluluğunda bulunduğunu, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7. maddesinde 3. kişilerin hak iddialarının düzenlendiğini, şirket bünyesinde çalışan işçi ile yine şirketin işlerini alt yüklenici veya taşeron vasıtasıyla yaptırdığı işlerde çalışan işçilerin bu kapsamda değerlendirilmeyeceğini, dava konusu alacağın dağıtım faaliyetinden doğan üçüncü kişilerin hak talebine konu bir zarar olmadığından ve işçilik alacağının ödenmesinin İHDS 7. maddesi kapsamında değil, davacının devraldığı hak ve borçlar kapsamında sonuç doğuran bir olay olduğundan, bu davada 3. kişi zararından söz edilemeyeceğini, alacağa esas teşkil eden olayda davacı şirket işçisinin alacağı söz konusu olduğu için 3. kişi zararından söz edilemeyeceği için bu alacağın 7. madde kapsamında değerlendirilemeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin 6. maddesinde de işçi alacaklarından davacı şirketin sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, davacının talebinin her iki sözleşme açısından da haksız bulunduğunu, işletme hakkı devir sözleşmesi öncesindeki dağıtım faaliyetlerinden doğan sorumluluğun müvekkiline ait olacağı iddiası haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi 28.02.2005 tarihinden önce dağıtım faaliyeti bölgesinde müvekkilinin değil; ayrı tüzel kişiliğe sahip elektrik dağıtım müesseselerinin yetkili ve sorumlu olduğunu, işletme hakkı devir sözleşmesi, hisse satış sözleşmesi ve ihale şartnamesi bir bütün olup birlikte yorumlanması gerektiğini, dava konusu dayanak dosyanın gerekçeli kararı incelendiğinde de görüleceği üzere yüklenici ... Temizlik İlaçlama Ltd.Şti'nin dosyada ihbar olunan sıfatıyla yer aldığını, davacı tarafından yapılan ödemelerin, yükleniciye rücu edilerek tahsil edilmesi gerektiğini, söz konusu davada taraf davacı şirket olduğundan ve bahsi geçen ödemenin tamamı şirket tarafından yapıldığından işbu dosya nedeniyle yapılan ödemelerin yükleniciden yasal yollarla tahsilinin de yine davacı şirket tarafından sağlanması gerektiğini, aksinin kabulünün dürüstlük kurallarına ve Ticaret Hukukunun temeli olan basiretli bir tacir gibi davranma ilkesine de aykırı olacağını, alacağın avans faizi ile birlikte rücu edilebileceği yönünde tesis edilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, davacının ödeme işlemi gerçekleştirildikten sonra rücu edilecek kişi ve rücu miktarını bilmesine rağmen yaklaşık uzun bir süre bekledikten sonra kendi kusuruyla faizin artmasına neden olduğundan TMK'nun 2. maddesi bakımından avans faizi talebinin reddedilmesi gerektiğini, dava konusu alacak talebinin dayanağı olan davada, alacağın yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedildiğini, davacı tarafından ödemelerin yasal faiz üzerinden yapıldığını, huzurda görülen davanın konusunun rücu davası olup, dayanak dosyada yasal faiz ile birlikte ödeme olmasına rağmen işbu rücu davasında ancak ve ancak yasal faiz ile birlikte (kabul anlamına gelmemek üzere) alacak talep edilebileceğini, aksi yöndeki talebin davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceğini, işletme hakkı devir sözleşmesinin ilgili hükmü gereği davacı şirketin dayanak dosyanın yargılama aşamasında davayı müvekkiline ihbar etmesi gerektiğini, mahkemece dava konusu alacağın dağıtım tesislerinin mülkiyete ilişkin olmaması sebebiyle davacının ihbar yükümlülüğünün olmadığı belirtilerek hüküm kurulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından söz konusu davanın hiçbir aşamada müvekkiline bildirilmediği gibi icra dosyasına ilişkin olarak da bildirimde bulunmadığını, müvekkilinin temerrüte düşürülmediğini, mahkeme tarafından müvekkili aleyhine hükmedilen harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinde de hata mevcut olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tKırşehir 1. Asliye Hukuk  Mahkemesi'nin (iş mahkemesi sıfatıyla) 29/01/2015 tarih 2013/696 Esas ve 2015/107 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalısının ..., ihbar olunan ... Tem. ... Ltd. Şti. olup, 30/06/2010 tarihinde iş akdi feshedildiğinden 11/10/2003 tarihi ile 30/06/2010 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde temizlik ihalesini alan alt işveren nezdinde temizlik işçisi olarak çalışmasından kaynaklanan işçilik alacaklarının tahsili talebiyle açılan davada davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nce bozulmasına karar verildiği görülmüştür. <br>\tBozma kararından sonra anılan mahkemece 2016/632 Esas 2016/632 Karar sayılı karar ile davacının fazla mesai ücreti talebinin reddine, bozma dışında kalan kısımlar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.<br>\tKırşehir İcra Müdürlüğü'nün 2015/2157 sayılı takip dosyası ile; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine Kırşehir 1. Asliye Hukuk  Mahkemesi'nin (iş mahkemesi sıfatıyla) yukarıda anılan ilamına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ... A.Ş. tarafından icra dosyasına 18.117,79 TL bedelli teminat mektubu sunulduğu, 14/12/2016 tarihinde anılan bedelin icra dosyasına yatırıldığı, 2.143,85 TL'sinin borçluya iade edilecek tutar olarak hesaplandığı anlaşılmıştır.<br>\tYargılama aşamasında hesap bilirkişiden alınan 13/02/2020 tarihli raporda, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücretinden yasa gereğince son işveren olan davacının sorumlu bulunduğu, şayet sözleşme veya teknik şartnamelerde rücuya konu işçilik alacakları sebebiyle açıkça davalının sorumlu olduğu kabul edilmişse davacının davalıdan talep edebileceği alacağın 15.973,94 TL olacağı, sözleşme veya teknik şartnamelerde dava konusu işçilik alacakları nedeniyle davalının sorumlu olduğuna ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı takdirde işçiye yapılan ödeme nedeniyle davacıyla davalının yarı oranında sorumlu olduğu, davacının davalıdan 7.986,97 TL talep edebileceği tespit edilmiştir.<br>\tİtiraz üzerine alınan 10/08/2020 tarihli ek raporda, ödeme belgeleri yer almadığından gerekçeli kararda belirtilen bakiye karar ilam harcı ve icra dosyasında belirtilen cezaevi harcının kök raporda hesaplanmadığı, usulen de olsa mahkeme kararında 610,14 TL bakiye karar harcıyla icra  dosyasında cezaevi harcı tutarı olan 244,29 TL ve 2015 yılı vekalet pulu ücreti 13,00 TL ile birlikte toplam 867.43 TL olarak hesaplamanın davacının talebi gibi yargılama gideri hesaplamasının yapıldığı, bu hesaplama dışında kök rapordan farklı bir değerlendirmenin yapılmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tHesap uzmanı yeni bir bilirkişiden alınan 11/01/2021 tarihli kök raporda, davacı tarafından 08/12/2016 tarihinde ödenen 18.117,79 TL'nin ayrıştırılması gerektiği, 11/10/2003 hizmet sözleşmesi başlangıç tarihi ile hisse devir sözleşmesi tarihi olan 30/10/2009 tarihlerini kapsayan sürenin davalıya anılan tarih ile hizmet sözleşmesinin feshedildiği 30/06/2010 tarihlerini kapsayan sürenin sorumluluğunun davacıya ait olacağı, anılan sürelere isabet eden miktarın 16.343,00 TL davalıya, 1.775,00 TL davacıya ait olacağı, 30/10/2009 tarihine kadarki süreçte 16.343,00 TL'ye işleyen yasal faizin 6.020,49 TL olduğu, dayanak ilamda bozma öncesi yargılama giderlerinin 809,69 TL harç, 657,15 TL posta-tebligat ve 1.500,00 TL vekalet ücreti olmka üzere 2.966,84 TL olduğu, bozma sonrası ilamdaki yargılama giderinin 1.800,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 4.766,84 TL bulunduğu, davalının davacıdan 16.343,00 TL asıl alacak, 6.020,49 TL yasal faiz, 4.766,84 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 27.130,33 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.<br>\tİtiraz üzerine alınan ek raporda ise, ihds tarihi olan 24/07/2006 tarihi esas alındığında ödenen 18.117,79 TL ayrıştırıldığında 7.535,50 TL'nin ihds öncesi, 10.582,24 TL'nin ihds sonrasına isabet ettiği, ödeme tarihi olan 08/12/2016 tarihinden dava tarihine kadar yasal faiz işletildiğinden İHDS öncesi için 1.248,62 TL yasal faiz, 1.753,46 TL ihds sonrası yasal faiz hesaplandığı, ihds öncesi döneme isabet eden kısmın 7.535,50 TL asıl alacak, 1.248,62 TL yasal faiz olmak üzere toplam 8.784,12 TL alacak,  ihds sonrası döneme isabet eden kısmın 10.582,24 TL asıl alacak, 1.753,46 TL yasal faiz olmak üzere toplam 12.335,70 TL alacak bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDavacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2. fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı üç bin Türk Lirasıdır. 01/01/2022 tarihinden itibaren ise bu sınır 8.000,00 TL'dir.  İlk derece mahkemesince toplam 10.100,00 TL alacağın rücuen tahsili istemiyle açılan davada davanın kısmen kabulüne, 8.784,12 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinafa konu ettiği miktar reddedilen 1.315,88 TL'ye yönelik olup, 26/04/2022 tarihli karar davacı yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararlara karşı HMK'nun 346/1. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır. (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf sayfa 176)<br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde, dava dışı işçinin hizmet akdi ile çalıştığı 11/10/2003-30/06/2010 tarihleri arasında işçilik alacaklarından kaynaklanan alacağın tahsili için davacı aleyhine açılan alacak davasında yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, dava dışı işçinin mahkeme ilamını davacı aleyhine icra takibine koyması sonucu davacının Kırşehir İcra Müdürlüğü'nün 2015/2157 sayılı takip dosyasına teminat mektubu sunduğu, 08/12/2016 tarihinde teminat mektubu nakde çevrilerek 18.117,79 TL ödediği dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödemenin bir kısmı işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden işçilik alacağına ilişkin ise de, bir kısmı işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalandığı tarihten sonraki döneme isabet eden işçilik alacağına ilişkindir. Rücuen alacağa dayanak olan Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki (iş mahkemesi sıfatıyla) davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra dosyasına ödediği bedelden işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden işçilik alacağına ilişkin kısmı davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. <br>\tYapılan açıklama karşısında davacının icra dosyasına ödediği bedel dava dışı işçinin 11/10/2003 hizmet sözleşmesi başlangıç tarihi ile 30/06/2010 hizmet sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar olan tüm işçilik alacaklarına ilişkindir. Belirtilen sürelerden ihds imza tarihi olan 24/07/2006 tarihinden önceki süreye isabet eden kısımdan davalı sorumlu tutulacaktır. Buna göre hükme esas alınan 01/11/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda 11/10/2003-24/07/2006 tarihleri arasına isabet eden ve davacı tarafından ödenen işçilik alacak miktarının 7.535,50 TL olduğu hesaplanmıştır. Yapılan bu hesaplama ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli ise de, anılan raporda ödeme tarihi ile dava tarihi arasında tespit edilen 7.535,50 TL'ye yasal faiz işletilmek suretiyle hesaplanan işlemiş yasal faiz miktarının 1.248,62 TL olduğu, bu döneme isabet eden alacak miktarının asıl alacak ve yasal faiz ile birlikte toplam 8.784,12 TL olduğu belirtilmiştir. <br>\tDavacı yan dava dilekçesinde icra dosyasına ödediği bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Bir başka anlatımla ödeme tarihi ile dava tarihi arasında işlemiş faiz miktarını hesaplayıp, bu miktarı dava değeri olarak gösterip, harçlandırmamıştır.  Dava değeri olarak gösterip harçlandırdığı miktar icra dosyasına ödediği miktardan talep ettiği kısım ile yargılama gideri olarak talep ettiği kısmın toplamıdır.<br>\tBu durumda mahkemece davalının ihds öncesi döneme isabet eden ve davacı tarafından ödenen işçilik alacaklarından sorumlu bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda bu döneme isabet eden ödenen işçilik alacağının 7.535,50 TL olarak hesaplandığı, yapılan bu hesaplamanın ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, anılan miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken dava dilekçesinde davacının ödeme tarihi ile dava tarihi arasında işlemiş faize ilişkin harçlandırarak müddeabih konusu yaptığı kısım bulunmadığı, davacının talebinin aşılamayacağı gözetilmeden ve işlemiş faiz miktarı asıl alacak miktarının toplamı üzerinden hüküm kurulduktan sonra faize faiz işletilecek şekilde yeniden ödeme tarihi olduğu belirtilen 15/12/2016 tarihinden itibaren hüküm altına alınan toplam alacak miktarına faiz işletilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. <br>\tRücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin anılan hususa ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı). <br>\tDavalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.<br>\tÖte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde \"...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla\", 22. maddesinin f bendinde \"Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla...\" hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin açılan davada avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre ilk derece mahkemesinin kararında yer alan faiz başlangıç tarihi olan ve 08/12/2016 tarihinden sonraki bir tarih olan 15/12/2016 tarihine ilişkin davacı vekilinin bir istinaf itirazı bulunmadığından ve bu tarih davalı lehine olduğundan anılan tarihten itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>\tÖte yandan, mahkemece davada kabul edilen miktar üzerinden davacı yararına, reddedilen miktar üzerinden davalı yararına hüküm altına alınan vekalet ücretleri ilk derece mahkemesi karar tarihindeki AAÜT'ye uygun bulunduğu gibi, davanın kabul ve ret oranı gözetilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alındığı, kabul edilen miktar üzerinden karar ilam harcının hesaplanarak hüküm altına alındığı anlaşıldığından davalı vekilinin hüküm altına alınan harç, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin kabulünün mümkün olmadığına yönelik istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kesin karar nedeniyle usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-İlk derece mahkemesi hükmü HMK'nun 341/2. maddesi gereğince davacı yönünden kesin olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>\t2-Davacı tarafından yatırılan 150,01 TL istinaf karar harcı ve 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde davacıya iadesine,  <br>\t3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tB)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2022 tarih 2018/710 Esas 2022/304 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, <br>\t3-Davanın KISMEN KABULÜNE, 7.535,50 TL'nin 15/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>\t4-Alınması gereken 514,75 TL harçtan peşin alınan 172,49 TL harç ile davalı tarafından istinaf aşamasında bakiye karar harcı olarak yatırılan 427,55 TL'nin mahsubu fazla alınan 85,29 TL harcın talebi halinde davalıya iadesine, <br>\t5-Davacı tarafından yatırılan 172,49 TL peşin harç ile 35,90 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından yapılan 1.300,00 TL bilirkişi ücreti, 242,75 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 1.542,75 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek hesaplanan 1.151,03 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t7-İstinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 7.535,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t8-İstinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 2.564,50 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t9-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde yatırana iadesine,<br>\tC)1-Davalı tarafından yatırılan 150,01 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>\t2-Davalının istinaf aşamasında yaptığı 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurmanın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t3-Davalının istinaf aşamasında posta gideri olarak yapılan 66,00 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 16,76 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.14/03/2025 <br><br>Başkan -            Üye -                    Üye -               Zabıt Katibi -<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1af7536fe19dc994","SID":"64f6b9b3900c8f20"}}