{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/472 <br>KARAR NO: 2025/583<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 14.12.2022<br>NUMARASI: 2019/1257 Esas - 2022/854 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit -İpoteğin Kaldırılması-Tazminat                                             <br>BİRLEŞEN İSTANBUL 2.ATM'NİN 2020/722 ESAS SAYILI DOSYADA <br>DAVA: İtirazın iptali <br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davadaki teminat mektuplarına ilişkin talep ile ipoteğin kaldırılması talebinin reddine, davacının İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu beş adet çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine,  birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ... A.Ş. arasında akaryakıt ürünlerin alımına ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşme nedeniyle müvekkilince 8.850.000,00 TL değerinde 21 adet banka teminat mektubu verildiğini, ayrıca 3 adet taşınmaz üzerinde 1.875.000,00 TL değerinde ipotek tesis edildiğini, davacı şirketin ...'e 2.965.765,93 TL cari hesap borcu bulunmasına rağmen ...'in teminat mektuplarının tamamını nakde çevirdiği, ipoteklerin ise aynı adreste faaliyet gösterilen davalı ... A.Ş'ye temlik edilerek İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe başlandığını, ayrıca davacı şirket yetkililerince imzalanmamış, 01.01.2009 tarihinde tedavülden kalkmış ve 2008 yılında kapanan ...'a ait 5 adet toplam 2.300.000,00 TL bedelli çeklerin ... şirketine ciro edilerek İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında kambiyo takibi başlatıldığını, ... ile ...'in aynı adreste faaliyet gösterdiğini, her iki şirketin aynı kişilerin yönetiminde grup şirketleri olduklarını ve takip alacaklısı ...'in iyi niyetli hamil olmadığını, temliklerin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, borcu aşacak şekilde nakde çevrilen teminat mektupları nedeniyle şimdilik 100.000 TL'nin faiziyle birlikte davalı ...'den tahsiline; ... Ankara Kazım Karbekir Şubesine ait ... nolu 1.400.000,00 TL bedelli, ... nolu 200.000 TL bedelli, ... nolu 200.000 TL bedelli, ... TL nolu  200.000 TL bedelli, ... nolu 300.000 TLbedelli çeklerde davacı şirket yetkililerinin imzası bulunmaması ve çeklerin kambiyo vasfını taşımaması nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptaline; üç adet taşınmaza konulan ipoteğin kaldırılmasına; takibin kötü niyetli olması nedeniyle %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki takibin durdurulmasına veya icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalılar vekili, savunmasında özetle; her iki davalının Türkiye'de akaryakıt alanında faaliyet gösteren ... grubunun şirketleri olduğunu, grubun ... AŞ adına olan dağıtım lisansını sonlandırarak dağıtım işlemini grup şirketi olan ... AŞ üzerinden sürdürdüğünü, davalı ... ile davacı arasında ... ada da bulunan petrol istasyonunun ... markası ile işletilmesi için bayilik sözleşmesi düzenlendiğini, 18.06.2018 tarihinde sözleşmelerin davalı ...'e devir edildiğini, davacının da sözleşmedeki tüm hak ve yükümlülüklerin ...'e geçmesine onay verdiğini, bu tarihten itibaren davacının ...'in bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, davacı ile ... arasında 11.09.2019 tarihinde düzenlenen hesap mutabakatına göre davacının ...'e 12.748.755 TL, ...'e 2.965.765,00 TL ödenmemiş borcunun bulunduğunu kabul ettiğini, bu miktarın o tarihe kadar alınmış ürün borcu olduğunu, bu tarihten sonra oluşan bedeli ödenmeyen faturalara ilişkin vade farkı ile bu tarihten sonra oluşan borçların bu miktara dahil olmadığını, şirketin kaşesi ile şirket yetkilisinin imzasını içeren mutabakata rağmen davacının borçlu olmadığının kabul edilemeyeceğini, davacının ticari dengesini sağlayamadığını ve sürekli açık tutulması gereken akaryakıt istasyonunu kapattığını, 19.10.2019 tarihinden itibaren akaryakıt alımını durdurduğunu ve sözleşmenin sonlandırıldığını, müvekkilinin kayıtlarına göre davacının en az 18.000.000 TL borcu bulunduğunu, borcun teminatı aştığını, davalı ...'in davacıdan olan alacağının 4.692.167,00 TL'sini 08.10.2019 tarihinde ...'e devin ettiğini ve ...'in alacağının 8.850.000,00 TL olduğunu, alacağın devrinin borçlunun katılımına gerek olmaksızın geçerli olduğunun, terkinine karar verilmesi istenen ipoteklerin 18.06.2018 tarihli protokol kapsamında ...'in haklarının ...'e devri kapsamında bizzat davacı tarafından ...'e devir edildiğini, TBK'nın 168/1.maddesine göre ipotek gibi feri hakların da alacağın devri ile birlikte alacaklıya geçeceğini, ipoteğin kurulması için aranın tescil şartının alacağın devrinde aranmayacağının TMK'nın 891. maddesinde düzenlendiğini, müvekkilince İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin davacının itirazı üzerine durduğunu, henüz itirazın iptali davası açılmadan ipoteğin kaldırılmasının istenmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, çeklerdeki imzanın davacıya ait olduğunu, TTK'nın 757. maddesine göre bu çeklerin keşidecinin elinden rızası dışında çıktığının iddia edilmesinin mümkün olmasına rağmen aradan geçen uzun süre içinde bu hususta bir talepte bulunulmadığını, çeklerin 11.10.2019 tarihinde ödenmesi için Denizbank'a ibraz edildiğini uzun süre çeklerle ilgili ne tür bir işlem yapılacağına karar verilmemesi üzerine müvekkilince keşide edilen 18.10.2019 tarihli ihtarla çeklerin ödenmesi veya karşılıksız işlemi yapılmasının istendiğini, bankanın imza nedeniyle ödeme yapmadığı bu çekler için İstanbul 8. ATM'nin 2019/1445 Değişik iş sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararı alındığını, ihtiyati hacze yönelik itirazın reddedildiğini, alınan teminatların borcu karşılamadığını, teminat mektuplarının nakde çevrilmesinden önce borcun 23.000.000 TL olmasına karşın 10.725,00 TL teminat mektubu ile 2.300.000 TL bedelinde çek bulunduğunu,  teminat mektuplarının 8.550.000,00 TL'sinin nakde çevrildiğini, kalan 300.000,00 TL nin henüz çevrilmediğini, davacının işletme ruhsatını iptal ettirerek başka bir bayilik tesis ettiğini, davacının alacaklı olmadığı gibi büyük miktarda borçlu olduğunu, kambiyo senedi niteliğinde olan  çeklerin iptalini gerektirir bir durum bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.Asıl davada davacı vekili, cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinde, ...'in dağıtım lisansının sona ermesi nedeniyle bayilik sözleşmesinin 15.06.2018 tarihli protokolle devir edildiğini, bu protokolün alacağın devrine ilişkin olmadığını, aksi halde bu durumun müvekkili şirket ile ...'in ticari defterlerinde bulunması gerektiğini, protokolde alacağın devrine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı gibi müvekkilin de 15.06.2018 tarihinden 26.09.2019 tarihine kadar davalı ...'e toplam 13.639.709,99 TL ödeme yaptığını, cevap dilekçesinde alacağını devir ettiği belirtilen ...'in bu parayı tahsil ettiğini, müvekkili ile mutabakatlaşarak ticari defterlerine kayıt ettiğini, teminat mektuplarının 18.06.2018 tarihinden sonra da ... adına düzenlendiğini, bankanın muvafakatı olmaksızın teminat mektubu ile garanti edilen borcun devir edilemeyeceğini, müvekkilince yapılan ödeme ile bakiye 2.965.765,93 TL borç kaldığını, ... tarafından alacağın devir edildiği iddia edilen 18.06.2018 tarihinde taraf defterlerine göre müvekkilinin 16.605.475,92 TL borcu bulunduğunu, ödeme ile borcun 2.965.765,93 TL olduğunu, tarafların sonradan durumun farkına vararak danışıklı şekilde alacağın devri protokolü yaptıklarını, devir sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz talebinin reddedildiğini, çeklerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek, davanın kabulü istemiştir.Birleşen davada davacı ... AŞ vekili, dava dilekçesinde; ipotek borçlularından ... San. ve Tic. A.Ş'nin müvekkili şirkete fatura ve cari hesaptan kaynaklanan 7.559.908,93 TL tutarındaki borcunu ödememesi üzerine, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesinin talep edildiğini, davalıların borç ve icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazlarının haksız olduğunu, bayilik sözleşmesi ve çerçeve protokolden doğan bütün hakların ...'e devrine ilişkin 18.06.2018 tarihli devir mutabakatı kapsamında ipoteklerin davalı şirketçe  davacıya devredildiğini, dav şirketinin, bayilik sözleşmesi kasamında satın aldığı akaryakıt ve madeni yağ ürün bedellerini ödemediğini ileri sürerek, davalıların İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazlarının iptali ile takibin devasına ve alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiştir.Birleşen davada davalılar vekili, savunmasında özetle; dava konusu ipoteklerin davalı şirket ile ... arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin teminatı olduğunu, bu sözleşme kapsamında ...'e 8.500.000 TL değerinde 21 adet teminat mektubu verildiğini, ayrıca teminat olarak üç adet taşınmaz üzerine 1.875.000,00 TL değerinde ipotek tesis edildiğini, buna karşın müvekkili şirketin bayilik sözleşmesinden kaynaklanan borcunun 2.965,765,93 TL olduğunu ve borcun ... ile davalı şirket arasında düzenlenen 11.09.2019 tarihli mutabakatta belirlendiğini, buna rağmen teminat mektuplarının tamamının nakde çevrilerek haksız kazanç sağlandığını, ayrıca ipoteğin araya çevrilmesi yoluyla takip başlatılarak müvekkillerinin zararının artırıldığını, taraflar arasında düzenlenen 18.06.2018 tarihli protokolün, alacağın devrine ilişkin olmayıp sadece bayilik sözleşmesinin devrine ilişkin olduğunu, anılan devirde teminat mektupları ile ipoteklerin devrine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, teminat mektuplarının süre uzatımlarının de ... adına yapıldığını, bankaların izni olmadan yapılan devrin geçersiz olduğunu, dava konusu ipoteklerin teminat ipoteği olduğunu, alacak nedeniyle müvekkilin borcunun bulunmadığını, haksız tahsil edilen teminat bedellerinin tahsili amacıyla açılan davanın İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1257 Esas sayılı dosyasında açılan davanın derdest olduğunu savunarak, davanın reddi ile alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini savunmuştur.Birleşen davada davalılar vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bu dava dosyası İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1257 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen dava incelenerek karar verilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Asıl davanın, bayilik sözleşmesi nedeni ile fazladan tahsil edilen teminat mektubu bedellerinin iadesi ve takibe konu edilen çekler nedeni ile menfi tespit ve takibin iptali, ipoteklerin fekki ve menfi tespit istemine ilişkindir. Birleşen dava ise ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takibe yönelik itirazın iptaline yöneliktir.Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarından, tarafların beyanlarından  ve dosyadaki belgelerden, ... ile ... şirketlerinin grup şirketi olduğu, davacının bayilik işini sonlandırması nedeni ile taraflar arasında protokol yapıldığı ve 31/08/2019 tarihii itibari ile davacının davalı tarafa toplam 15.714.521,61 TL borçlu bulunduğu, ... ve ... arasında çek ve ipoteklerden kaynaklı alacaklar nedeni ile temlik yapılıdığı, ...in 08/10/2019 tarihi itibari ile ...e yaptığı temlik sonrası ... tarafından yapılan tahsilalatlar sonrası ...in bakiye alacağının sıfırlandığı, böylece teminat mektuplarının borca mahsup edildiği, temliğin geçerliliğine etki eden bir husus bulunmadığı, temliğin geçerli olduğu, ... davacıya borçlu, akpetin ise davalıdan alacaklı olması nedeni ile... tarafından ...in borcu kadar ...e temlik yapıldığı ve böylece ...in davacı ile olan cari hesabının sıfırlandığı, anlaşılmış bu nedenle davacı tarafın teminat mektupları bedellerinden 4.769.192,36 TL'nin istirdadı talebinin yersiz olduğu anlaşılmış mahkememizce bu talebin reddine karar verilmiştir.Davaya konu çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığı kesinleşen İstanbul 8. İcra hukuk mahkemesi kararı ile sabit görülmüş bu nedenle çekler yönünden davacının davalı ...e borçlu olmadığı subuta ermiş ve bu talep yönünden davanın kabulüne, davalının kötü niyeti sabit olmadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Birleşen davaya konu ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin talep yönünden bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere itirazın haksız olduğu, ipotek miktarından daha fazla borç bulunduğu, bu nedenle asıl davanın bu kısma ilişkin talep yönünden reddine, birleşen davanın ise kabulüne ve davacı birleşen davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar vermek gerektiği...\" gerekçesiyle asıl davada teminat mektupları ve ipoteklere ilişkin davanın kanıtlanmadığından reddine, davacının menfi tespit isteminin kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu beş adet çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve çeklerin iptaline, davalının kötü niyeti sabit olmadığından tazminat talebinin reddine; birleşen davanın kabulü ile davalıların İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, takipteki borç miktarının likit olması nedeniyle alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 375.000,00 TL icra inkâr tazminatının birleşen dosya davalılarından alınarak davacıya verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı,  asıl davada davacı ... Ticaret Ltd.Şti, asıl davada davacı yanında müdahale talep eden ... ve ... vekili ve asıl davada davalı- birleşen davada davacı ... AŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacı ... Ticaret Ltd. Şti. ile asıl davada feri müdahil ve birleşen davada davalı olan ... ve ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı ... arasında bayilik  sözleşmesinden kaynaklanan cari hesabın teminatı olarak 21 adet toplam 8.850.000,00 TL değerinde banka mektubu ve 3 adet taşınmaz üzerinde toplam 1.875.000,00 TL değerinde ipoteğin davalı ...'e verildiğini, ... ile müvekkili şirketin defterleri incelendiğinde, müvekkilinin davalı ...'e 18.06.2018 ile 26.09.2019 tarihleri arasında 13.639.709,99 TL ödeme yapılarak banka mektuplarının  ve ipoteklerin teminat olduğu borcun 2.965,765,93 TL'ye indirildiğini, müvekkili şirket ile ... arasındaki ticari ilişki nedeniyle borç miktarının 2.965.765,93TL olmasına rağmen davalı ...'in, 8.850.000,00 TL değerinde teminat mektubunu nakde çevirdiğini, ipoteğin kaldırılması gerekirken ipoteklerin haksız şekilde davalı ...'e devir edildiğini ve bu davalının takip başlattığını, davalı ...'in buna rağmen sahte imzalı 2008 yılında kapanan ...'a ait ve üzerinde 01.01.2009 tarihinden itibaren tedavülden kalkan YTL para birimi yazılı olan 5 adet 2.300.000,00 TL bedelli çeki usulsüz doldurarak ...'e ciro ettiğini, ...'in İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığını, haksız tahsil edilen miktarın tespiti ile ...'den tahsili ve ipoteğin kaldırılması ile çekler nedeniyle davalının borçlu olmadığının tespiti için dava açıldığını, 18.06.2018 tarihli protokolün alacağın devrine ilişkin olmayıp, bayilik sözleşmelerinin devrine ilişkin olduğunu, müvekkil şirket ile ...'in ticari defterleri incelendiğinde, alacağın devri bulunmadığının anlaşılacağını, protokolde teminat mektuplarının, ipoteklerin ve alacağın devrine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığını, ...'in akaryakıt dağıtım lisansının sona ermesi nedeniyle bayilik sözleşmesinin devredildiğini, sunulan raporlarda ve mahkeme gerekçesinde bu protokolün alacağın temliğine ilişkin olmadığı kabul edilerek, ...'in alacağını temlik etmediği ve davacıdan 2.965.764,93 TL alacaklı olduğunun belirlenerek karar verildiğini, kısaca ...'in müvekkili şirketten alacaklı olduğu, alacağın 18.06.2018 tarihli protokolle devir edilmediği gözetilerek hesap yapılıp karar verildiğini, buna rağmen birleşen davada alacak bulunduğunun kabul edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca ...'in teminat mektubu ile garanti edilen borç ilişkisini ilgili bankaların muvafakati olmadan devir edemeyeceğini, bankanın onayı dışında teminat mektubunun lehdarının değişmesinin mümkün olmadığının bir çok Yargıtay kararı ile kabul edildiğini, bu nedenle asıl davanın reddi ve birleşen davanın kabulü hükmünde hukuka uygun bir yön bulunmadığını, anılan protokolün alacağın temliğini konu etmediğini anlayan davalıların kendi arasında durumu kurtarmak için 08.10.2019 tarihli protokol ile dava konusu teminatlarla uzaktan yakından ilgisi bulunmayan 4.692.167,00TL'lik bir alacağın ...'ten temlik alındığından bahisle teminat mektuplarının ... tarafından nakde çevrilmesinin usulsüz olduğunu, anılan protokolün danışıklı olması nedeniyle davaya etkisinin bulunmadığını, teminat mektubunun niteliği gereği garanti edilen borç ilişkisinin devrinin ancak borçlunun fiilini yükümlenen bankanın açık muvafakati ile mümkün olacağını, bankaların muvafakati olmadan yapılan devrin hukuka aykırı olduğunu, teminat mektubu ile garanti altına alınan alacağın ödenmesine rağmen teminat mektubu ile ilişiği bulunmayan başkaca bir alacağın temlik alındığından bahisle teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 08.10.2019 tarihli protokolün teminat mektupları nakde çevrildikten çok sonra ve bu davanın açılması nedeniyle durumu kurtarmak amacıyla danışıklı olarak düzenlendiğini, geçmişe dönük protokol düzenlendiğinin tespiti için dosyanın bilgisayar mühendisine verilmesi talebinin 10.11.2022 tarihli oturumda reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 12.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda değinildiği üzere, davalıların  kullandığı SAP muhasebe sistemi üzerinde inceleme yapılarak LOG kayıtlarına bakılarak 18.06.2018 ve 08.10.2019 tarihli olduğu iddia edilen temlik işlemlerine ait muhasebe kayıtlarının davadan önce mi sonramı olduğu konusunda inceleme istendiğini, maddi gerçeğin ancak  bu şekilde ortaya çıkacağını, anılan raporda damga vergisinin ödenmediğinin belirlendiğini, bu durumun dahi temlik belgesinin sonradan düzenlendiğini gösterdiğini, raporda da temlikin düzenleme tarihinin davadan önce veya sonra olduğunun bilgisayar mühendisi tarafından incelenebileceğinin belirlendiğini, protokolün sonradan danışıklı olarak düzenlendiğinin tespiti için bilgisayar mühendisinden rapor alınması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar  verilmesini istemiştir. Asıl davada davalı- birleşen davada davacı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin çekler dışındaki kararının hukuka uygun olduğunu, bayilik sözleşmesi kapsamında  verilen ..., Kazımkarabekir Şubesine ait ... çek nolu 1.400.000,00 TL bedelli, ... çek nolu 200.000,00 TL bedelli, ... çek nolu 200.000,00 TL bedelli, ... çek nolu 200.000,00 TL bedelli, ... çek nolu 300.000,00 TL bedelli çekler için menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, bu çekler için 30.10.2019 tarihinde İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1445 D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alınarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, ihtiyati hacze yönelik itirazın mahkemece reddedildiğini, müvekkilinin takip dosyasında tahsilat yapamadığını, davalı şirketin menfi tespit davası ile eş zamanlı olarak imzaya itiraz davası açtığını ve her iki davada tedbir istediğini, mahkemece İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/1742 Esas sayılı dosyasına atıfta bulunularak imza incelemesi  yapıldığı gerekçesiyle yeniden imza incelemesi yapılmadığının belirtildiğini, anılan dava ile davacı ...'un elde etmek istediği sonuca ulaştığını, çeklere ilişkin takibin, çeklerdeki imzaya itirazın kabul edilmesi ile iptal edilmesi nedeniyle yeniden menfi tespit talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, çekin iptali talebinin kötü niyetli olduğunu, imzanın müvekkilinin huzurunda atıldığını, mahkemece çeklere ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığını, ihtiyaç duyulması hâlinde tanık dinletilebileceğini, icra mahkemesinde aleyhe sonuç çıkmasına rağmen imzanın davacı şirket yetkilisi ...'a ait olduğunu, uzun süre geçmesine rağmen çeklerin rızası dışında elinden çıktığına ilişkin itiraz sunulmadığını, çeklerin sektör uygulamalarına göre satın alınan ürünler için verildiğini, imza itirazının kötü niyetli olduğunu, çeklerin verilmesinden sonra ..., ... Bank adını aldığını, uzun süre geçen çeklerin keşideci veya banka tarafından sorgulanmadığının kabul edilemeyeceğini, çeklerin iradi olarak müvekkiline verildiğini, imzaların şirket yetkilisinin önceki imzaları ile aynı olduğunu, icra mahkemesi kararının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmesine rağmen mahkemedeki itirazın 5 günlük itiraz süresinden sonra yapılması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, imzaya itirazın süresinden sonra yapıldığına ilişkin savunmanın Yargıtayca  dikkate alınmadığını, ...'un yetkili hamil olmadığından çek iptalini isteyemeyeceğini, bu davanın sadece hamil tarafından talep edilebileceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl istinafa konu asıl davaya ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın tümden reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, davacı şirket (bayi) ile davalı ... (bayilik veren) arasında düzenlenen 20.03.2017 tarihli bayilik sözleşmesi ile bu sözleşmenin eki olan çerçeve protokol ve ürün alım taahhütnamesi kapsamında davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti, yapılan ödemeler dikkate alındığında bayilik veren ... şirketince tahsil edilen teminat mektubu bedellerinin istirdadı, takibe konu çekler nedeniyle menfi tespit, sözleşmenin teminatı olarak verilen ipoteklerin kaldırılması taleplerine; birleşen dava ise bayilik sözleşmesi kapsamında verilen ipoteklerin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe yönelik  itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, birleşen davanın kabulüne, asıl davadaki çeke ilişkin talebin kabulü ile asıl davada davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip konusu edilen beş adet çek nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, asıl davadaki teminat mektubu bedellerinin istirdadı ve ipoteğin kaldırılması taleplerinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davalı- birleşen davada davacı ... Şirketi vekili ile asıl davada davacı- birleşen davada davalı ... şirketi vekili, birleşen davada davalılar ile asıl davada davacının yanında feri müdahil olan ... ve ... vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. ... ile ... şirketi arasında düzenlenen 20.0.32017 tarihli beş yıl süreli standart bayilik sözleşmesi ile ... şirketi, D100 karayolu üzeri Erenler Adapazarı'nda bulunan ... parsel üzerinde ... şirketinin bayiliğini üstlenmiştir. Taraflar arasında düzenlenen ticari koşullar, ariyet ve demirbaş sözleşmesi ile ürün alım taahhütnamesi ile alınacak ürün miktarı ve tarafların hak ve yükümlülükleri düzenlenmiştir. ... şirketinin dağıtım lisansının sona ermesi üzerine ... şirketi ile ... şirketi arasında 20.03.2017 tarihinde düzenlenen bayilik  sözleşmesi, 18.06.2018 tarihli devir sözleşmesiyle ... Dağıtım Şirketi'ne devir edilmiştir. Bu tarihten sonra ticari ilişki ... ile ... arasında sürdürülmüş ve faturalar ... tarafından düzenlenerek ...'a gönderilmiştir. Taraflarca sunulan 11.09.2019 tarihli mutabakatname örneklerinin incelenmesinde, anılan tarihte ...'un ...'e 31.08.2019 tarihi itibariyle 2.965.765,93 TL, ...'e ise 31.08.2019 tarihi itibariyle 12.748.975,68 TL borç bakiyesi bulunduğu anlaşılmaktadır. Bayilik sözleşmesi kapsamında Türkom şirketince sözleşmenin tarafı olan ...'e değişik bankalardan alınan 8.850.000 TL bedelli 21 adet teminat mektubu verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca sözleşme kapsamında  üç adet taşınmaz üzerinde ... lehine ipotek tesis edilmiştir. Dosyada bulunan 27.12.2018 tarihli ipotek senedinde ... ile ... arasında bulunan bayilik sözleşmeleri ve ekleri kapsamında ...'in doğmuş ve doğacak her türlü alacaklarının temini amacıyla 650.000,00 TL bedelle birinci dereceden olmak üzere Sapanca ... Mahalle ... ada ... parselde; 425.000 TLbedelle  Sapanca ilçesi ... parselde, 800.000 TL bedelle Adapazarı ... Mahallesi ... ada ... parselde ipotek tesis edildiği, düzenlenen ipoteklerin azami limit ipoteği olduğu görülmüştür. Sözleşme konusu borcun ödenmemesi üzerine ... tarafından keşide edilen Kadıköy ... Noterliğinin 17.02.2020 tarihli ve aynı Noterliğin 23.10.2019 tarihli ihtarları ile 13.269.801,29 TL borcun ödenmemesi hâlinde ipoteğin paraya çevrilmesinin talep edileceği bildirilmiştir. Borcun ödenmemesi üzerine ... tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ... ve ... hakkında takip başlatılmış, daha sonra diğer ipotek veren borçluya ihtar gönderilerek,...İstanbul Mahkemeleri ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğu belirlenmiştir. Sözleşmenin 13. maddesinde ...'in bu sözleşmedeki tüm yükümlülüklerini üçüncü kişilere veya kendi sermaye iştiraki olan şirketleri devir edebileceği düzenlenmiştir. Bayilik sözleşmesinin 38. maddesinde ...'in ticari defterlerinin münhasır delil olduğu kabul edilmiştir. Sözleşme ilişkisinin, ... ve ...'un muvafakatı ile ...' devir edilmesiyle, ipotek takibi ... tarafından başlatılmıştır. Takip öncesi usulüne uygun şekilde ipotek borçluların uyarılarak temerrüte düşürülmüşlerdir. Yukarıda sözü edilen 18.06.2018 tarihli devir sözleşmesi ve 11.09.2019 tarihli ... ve ...'i cari hesap mutabakatından ayrı olarak 08.10.2019 tarihinde ... ile ... arasında alacağın devri sözleşmesi düzenlenmiştir. Bu devir  sözleşmesiyle, daha önce düzenlenen 18.06.2018 tarihli bayilik sözleşmesinin devri kapsamında ... ile ... arasında yürütülen bayilik ilişkisinden kaynaklanan 4.962.167,00 TL alacak ...'e devredilmiştir. Alacağın devri sözleşmesi yazılı şekilde yapılmış olup TBK'nın 183 ve devamı maddelerine göre geçerli şekilde düzenlenmiştir. TBK'nın 189. maddesi uyarınca, alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş olur.  Aynı Kanun'un 190. maddesinde, devredenin devralana alacak senedi ile elinde bulunan diğer belgeleri vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Bu durumda yukarıda belirtilen maddeler kapsamında alacağın geçerli bir şekilde ... tarafından ...'e devir edildiği anlaşılmaktadır. İlk aşamada 18.06.2018 tarihli devir sözleşmesi uyarınca  bayilik sözleşmesinin tarafı hâline gelen ...'in, sözleşmenin teminatı olan ipotekleri alarak takip başlatmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ancak ...'in ipotek nedeniyle, birleşen davada alacaklı olması için sözleşmeden kaynaklanan gerçek bir borcun varlığı gereklidir.  ... ile ... arasında düzenlenen ve ... şirketinin onayladığı devir protokolü ile bayilik sözleşmesi ilişkisinin devri üzerine, bayilik sözleşmesinden kaynaklı her türlü hak ve borcun devir sözleşmesi tarihinden itibaren ... ile ... arasında gerçekleşeceği kabul edilmelidir. Bayilik sözleşmesinin TBK'nın 205. maddesi uyarınca devrine ilişkin 18.06.2018 tarihli sözleşmede ayrıca alacağın devrine ilişkin bir hüküm bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Sözleşmenin devrine ilişkin mutabakat ile bu sözleşmeden kaynaklı her türlü alacak ...'e geçmiştir. Zira anılan maddede, sözleşmenin devrinin bir sonucu olarak taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçların devralana geçeceği hüküm altına alınmıştır. TBK'nın 205.maddesi uyarınca sözleşmenin devrinden sonra, ... tarafından sözleşme ilişkisi kapsamındaki bir kısım alacağın aynı Kanun'un 183 vd. maddeleri uyarınca ...'e devredilmesini engelleyen bir hukuk kuralı yoktur. Teminat mektuplarının ... lehine düzenlenmiş olması nedeniyle, ... ile ... arasında sonradan alacağın devri sözleşmesi yapılmasında ve bu alacağın, temlik alan tarafından teminat mektupları üzerinden tahsil edilmesinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davaya konu uyuşmazlıkta esas olan, ... şirketinin tüm bayilik sözleme ilişkisi kapsamında satın aldığı emtia bedellerini yani borçlarını ödeyip ödemediğidir. Her ne kadar ... Şirketi 11.09.2019 tarihli mutabakatlardan ...'un ... Şirketine 2.965.765,93 TL borçlu olduğunu ileri sürmüş ise de aynı tarihli diğer mutabakat belgesinde ...'e olan borçların ise 12.748.755,68 TL olduğu belirtilmiştir. Dikkat edilirse bu mutabakatlar, sözleşmenin devir tarihi olan 18.06.2018 tarihinden sonra yapılmıştır. Bu durumda her iki mutabakat ile taraflar arasındaki ticari ilişkide defter ve kayıtlara göre borç miktarının değerlendirilmesi gerekmektedir.Bayilik sözleşmesine göre bayilik veren şirketlerin defterleri, HMK'nın 193. maddesi uyarınca münhasır delil olarak karralaştırılmıştır. İlk derece mahkemesince alınan 15.03.2021 tarihli kök raporda, asıl davada davalılar arasında düzenlenen temlik sözleşmesi ile ... şirketinin ... şirketinden olan alacağın 7.657.932 TL'ye ulaştığı, ... şirketinin 11.10.2019 tarihli 1.165.529 TL bedelli vade farkı faturası ile 14.10.2019 tarihli 26.538,07 TL alacağı ... şirketinin borcuna kayıt ettiği, ... şirketinin 11-14.11.2019 tarihinde 8.850.000 TL teminat mektubunu alacak kayıt ettiği, ...  şirketinin devir ettiği alacak ve tahsil etiği teminat mektubu karşılığı çek bedelleri mahsup edilmeden asıl davada davacıdan 7.554.107,55 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.   İlk derece mahkemesince alınan ek raporda da borcun tamamen tahsil edilmediği belirlenmiştir. Bayilik veren ... ve ... arasında yapılan devir sözleşmesinde, teminat mektuplarının devredildiğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle bu sözleşme ilişkisinden kaynaklanan borcun teminatı olan teminat mektuplarını usulüne uygun şekilde düzenlenen alacağın temliki sözleşmesi kapsamında gerek davacının kabulünde olan 2.965.765,93 TL gerekse de alacağın devri sözleşmesiyle devir edilen alacak yönünden tahsil için kullanılmasının yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Zira teminat mektupları, bayilik ilişkisinden doğan borçları temin etmek üzere verilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen çerçeve protokolün 7.1 ve 8. maddelerinde, vade farkı uygulanmasına imkân sağlanmıştır. Esasen istinaf başvurusunda, taraflar arasında vade farkı uygulanmasına ilişkin bir sözleşme hükmü bulunmadığı da ileri sürülmemiştir. İstinaf başvurusunda ilk olarak, sözleşmelerin devrine ilişkin 18.06.2018 tarihli mutabakatın alacağın devri niteliğinde olmadığı belirtilmiştir. Oysa bu protokol ile sözleşme ilişkisi aktif ve pasifiylebirlikte ... şirketine devredilmiş durumdadır (TBK m.205 f.1). Davacı ... şirketinin bu sözleşme ilişkisinin tümünde ... ve ...'e olan borçları, bayilik sözleşmesinin tasfiyesi çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince yapılan incelemede, ...'un bayilik ilişkisi kapsamında teminat mektuplarının irat kaydı, ipotekli takip ve çek miktarlarını aşan borcu bulunduğu belirlenmiştir. İlk derece mahkemesince alınan rapor ve tespitler yeterli olup, asıl davada davalı şirketlerce düzenlenen 08.10.2019 tarihli alacağın devri protokolünün ne zaman düzenlendiğini, borcun miktarına bir etkisi bulunmamaktadır. ... şirketi ... şirketinin mutabakatnamede bulunan borcunun varlığını kabul etmiştir. Ancak aynı tarihli ...'e ilişkin borç mutabakat yazısında ... şirketinin de ...'dan 11.09.2019 tarihi itibariyle 12.748.755,68 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Borcun mutabakat, ticari defterler, fatura ve dosya kapsamındaki diğer delillerle belirlenmesinden sonra, sözleşmenin devri protokolü ile alacağın devri sözleşmelerine farklı anlamlar verilerek borcun sona erdirilmesi mümkün değildir. TBK'nın 131. ve devamı maddelerinde borcun ne şekilde sona ereceği yazılı olup, asıl davada davacı Türkom'un bayilik sözleşmesinden kaynaklanan borçlarının ifa, ibra, yenileme, mahsup, birleşme, takas gibi nedenlerle sona erdiğini usulüne uygun delillerle kanıtlayamamıştır. Bayilik verenler arasındaki alacağın devri protokolünün ne zaman düzenlendiği ve damga vergisinin ödenip ödenmediğinin borcun sona ermesine etkisi bulunmadığından, asıl davada davacı birleşen davada davalı ... Şirketi ile birleşen davada davalı gerçek kişiler vekilinin asıl ve birleşen davalar yönelik istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmediğinden, başvurunun esastan reddine  karar vermek gerekmiştir. Asıl davada davalı ... vekilinin, takip konusu çeklere yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; sözleşme nedeniyle birleşen davada davalı şirketçe ... şirketine verilen çekler, ... tarafından ciro edilerek ...'e verilmiştir. Bu çekler ... tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilmiştir. Bu dosyada davalı olan ... şirketi takibe konu çeklerdeki imzayı inkar ederek İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/1742 Esas sayılı dosyasında imzaya itiraz davası açmıştır. Bu dava ile birlikte genel mahkemede menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Zira genel mahkemede alınacak ilam ile taraflar arasındaki uyuşmazlık kesin hükümle sonuca bağlanacaktır. İcra mahkemesinin bu konuda vereceği kararın kesin hüküm oluşturmaması nedeniyle menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Mahkemece değerlendirilen icra mahkemesi dosyasında alınan raporlar çekteki imzaları borçlu şirket yetkilisinin el ürünü olmadığını ortaya koymaktadır. İcra hukuk mahkemesince takibin iptaline karar verilmiş olup, bu karar Yargıtayca onanarak kesinleşmiştir. Takibin iptali davasında alınan bu rapor eldeki uyuşmazlıkta değerlendirilmiş ve yeniden rapor alınmamıştır. Esasen eldeki davda yeni bir imza örneği vb. de  sunulmadığından, yeniden rapor alınmaması usule aykırı bulunmamıştır. Esasen yeniden rapor alınmasına ilişkin bir itiraz veya istinaf başvurusu da bulunmamaktadır. İstinaf başvurusu genel olarak imzanın şirket yetkilisi tarafından atıldığına dair tanık dinletilmesi, kesinleşen icra mahkemesi dosyasındaki Yargıtay ilamının hatalı olduğu ve itirazın süresinde olmadığına ilişkindir. İstinaf başvurusunda sözü edilen TTK'nın 757. maddesi, hamil tarafından açılan zayi nedeniyle iptal istemine ilişkin olup çek borçlusunun menfi tespit istemesine herhangi bir engel bulunmadığından, asıl davada davalı... vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, başvuran tüm taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl davada davacı- birleşen davada davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile asıl davada feri müdahil, birleşen davada davalılar ... ve ... vekili ve asıl davada davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Asıl davada davacı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile asıl davada müdahil ... ve ... vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,  bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının asıl davada davacı şirketten tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Asıl davada davalı ... AŞ vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,  bakiye 113.016,21 TL istinaf nispi karar harcının ... AŞ'den tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Birleşen davada davalılar ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... ve ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 96.060,90 TL istinaf nispi karar harcının birleşen davada davalılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 5-Başvuranlarca sarf edilen kanun yolu giderlerinin, kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 7-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 27.03.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3578791b2879dcef","SID":"88bccc7e8cdd3c7a"}}