{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/22 - 2025/406<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/22 <br>KARAR NO\t: 2025/406<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/11/2024<br>NUMARASI\t\t: 2022/864 Esas 2024/721 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t: 20/03/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 04/04/2025<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 07/05/2016 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, davacının kullandığı araca çarpması sonucu gerçekleşen trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını, zararın karşılanması için sigorta şirketine başvuru yapıldığını, bir kısım ödeme alındığını ancak zararlarının tamamen karşılanmadığını belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik; geçici işgücü kaybı için 30,00 TL, kalıcı işgücü kaybı için 30,00 TL, tedavi gideri 20,00 TL ve bakım-bakıcı gideri için 20,00 TL olmak üzere toplam 100,00 TL’nin kaza tarihinden, aksi halde davalı yanın kısmi ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile geçici işgöremezlik tazminatı talebini 33.147,80-TL, daimi işgöremezlik tazminatı talebini 62.633,30-TL geçici bakıcı gideri tazminatı talebini 3.705,75-TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri talebini ise 9.216,82-TL olarak artırmış, BAM kaldırma kararı sonrası davacı vekili tarafından sunulan 02.05.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değeri daimi işgöremezlik tazminatı için 284.467,85-TL olarak artırılmıştır.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın davalı şirket nezdinde kaza tarihini kapsar şekilde sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, maluliyet ve kusur tespitinin Adli Tıp Kurumunca yapılması gerektiğini, davalı şirketin davacıya 23/03/2017 tarihinde 25.532,15 TL ödeme yaptığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece verilen ilk kararda davanın kısmen kabulü ile; 4.601,51 TL tedavi gideri, 3.705,75 TL bakıcı gideri, 18.622,35 TL geçici iş gücü kaybı zararı ve 26.994,69 TL kalıcı işgücü kaybı zararı olmak üzere toplam 53.924,03 TL'nin temerrüt tarihi olan 23/03/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM 35. HD’nin 2022/77 Esas- 2022/386 Karar numaralı, 09/11/2022 tarihli ilamı ile kararın; ‘mahkemece davacının sosyoekonomik durumunun tespiti için kolluğa yazılan yazı cevabında, davacının beyaz et satışı yapan işyerinin olduğu, aylık kazancının 2.000,00-3.000,00 TL arasında olduğunun belirlendiği, davacının gelirinin tespiti açısından kaza tarihinden öncesine ilişkin beş yıllık gelir vergisine ilişkin beyannamelerinin getirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından yapılan tazminat hesabında davacının son beş yıllık vergi kayıtlarına göre zarar değil kar ettiği, 2013 yılında yıllık 7.356,24-TL (aylık 613,02-TL); 2014 yılında 13.500,86-TL (aylık 1.125,07-TL); 2015 yılında 7.877,76-TL (aylık 656,48-TL); 2016 yılında 13.849,42-TL (aylık 1.154,11-TL) kar ettiği, 2013,2015,2016 yıllarındaki aylık gelirinin asgari ücretin altında, 2014 yılı gelirinin ise asgari ücretin üzerinde olduğunun belirlenmesiyle, davacının gelirinin asgari ücretin 1.78 katı olarak alınması ve asgari ücret olarak alınması yoluyla her iki ihtimale göre terditli hesaplama yapıldığı, mahkemece davacının gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamanın esas alınmasıyla yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Haksız fiil sonucu yaralanma sebebiyle maddi tazminat talep edilmesi halinde, zararın kapsamının ve tazminatın miktarının doğru biçimde belirlenmesi açısından, zarar görenin kaza anındaki gerçek gelir durumunun doğru biçimde saptanması büyük önem taşımaktadır. Kaza tarihinde, davacının kazanç getiren bir faaliyetinin bulunması halinde kural olarak talep edebileceği gelir emsal ücrete göre değil, fiilen elde ettiği veya belirli bir işletmesi var ise bu işletmedeki bedeni çalışması ile elde edebileceği gelire göre belirlenmelidir. Davacının işletmesinde elde ettiği gelirin hayatın olağan akışına uygun olmaması desteğin meslek sahibi olması ve gelirinin asgari ücret seviyesinin üzerinde olması gerektiği durumlarda, gelirin tam olarak ispatlanamaması halinde emsal ücretlerde nazara alınarak hakkaniyet ölçüsünde gelir belirlenmelidir.<br>Somut olayda; mahkemece anılan ilkeler gözetilmeksizin davacının geliri konusunda eksik tespit ve belirleme ile karar verilmesi hakkaniyete uygun görülmemiştir. Yine, dava konusu kazaya ilişkin Babaeski Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/571 sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesi sanık ... hakkında taksirle yaralanmaya neden olmak suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve kararın kesinleştiği dosya kapsamından anlaşılmakla birlikte, ceza mahkemesince verilen karar içeriği dosya kapsamında yer almadığından kazanın meydana gelmesinde maddi vaka olarak kabul gören kusur durumunun belirlenememesi ve taraflarca kusur oranına itiraz edilmiş olması gözetilerek mahkemece ceza mahkemesi dosyası fiziken getirtilerek maddi vaka olarak kesinleşen kusur durumunun belirlenmesi, mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılamasında hükme esas alınan kusur raporu arasında çelişki bulunması halinde denetime ve karar vermeye elverişli Karayolları Fen Heyeti’nde görevli bilirkişilerden veya Üniversite’lerin trafik kürsüsünden oluşturulacak bilirkişi heyetinden kusur raporu alınması ile kusur durumunun belirlenmesi gerekirken bu eksiklik giderilmeden karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, öncelikle Babaeski Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/571 sayılı dosyası fiziken getirtilerek maddi vaka olarak kesinleşen kusur durumunun belirlenmesi, mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılamasında hükme esas alınan kusur raporu arasında çelişki bulunması halinde denetime ve karar vermeye elverişli Karayolları Fen Heyetinde görevli bilirkişilerden veya üniversitelerin trafik kürsüsünden oluşturulacak bilirkişi heyetinden kusur raporu alınması, akabinde ilgili esnaf odalarından, davacının kaza tarihi olan 2016 yılında ve hesap tarihinde ustalığına ve mesleki tecrübesine, işyerinin iş hacmine göre elde edebileceği aylık net gelirin ne kadar olacağı sorularak, gelen yazı cevabı ile kendisine ait işyerinde elde edebileceği gelir de değerlendirilerek; elde edebileceği gelir, asgari ücret üzerinde olacak şekilde, ancak hakkaniyet ölçüsünde tespit edilerek, ayrıca mahkemece karar verildikten sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından tazminat hesaplanmasında davacının bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılması gerektiği kabul edildiğinden, öncelikle sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığı tarihteki verilere göre yapılacak hesaplama ile yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının tespit edildiği, ödemenin yetersiz olması halinde ise hükme esas alınan rapor tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapıldığı rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Buna göre; davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklanan hususlardaki eksiklikler giderildikten, sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği’ gerekçesiyle kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı sonrası mahkemece yapılan yargılamayı müteakip; ‘davacı vekilince tanzim olunan 18.04.2017 tarihli dava dilekçesinde,  6100 sayılı HMK 107 maddesinde düzenlenmiş olan ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan, özel bir dava türü olan ve yine davacı lehine olan belirsiz alacak davası türünün tercih edilmeksizin yalnızca fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu belirtilerek, kısmi dava şeklinde (HMK 109 madde) davanın açılmış olduğu yine BAM kaldırma kararı öncesinde davacı vekilince sunulan 06.12.2019 tarihli dilekçesinin de, gerek konu başlığı gerekse içeriği ile ayrıca ve açıkça  ıslah dilekçesi şeklinde tanzim edilerek mahkememize sunulmuş olduğu buna göre davacı vekilince eldeki davanın kısmi dava şeklinde açılarak ıslah hakkının da BAM kaldırma kararı öncesinde bir kez kullanıldığı, hal böyle olunca  HMK 176/2 maddesi uyarınca bir davada yalnızca bir kez ıslah hakkının kullanılacağına dair açık düzenleme  dikkate alındığında bir kez kullanılmakla ıslah hakkının da tükendiği kanaatine varılmıştır. Davacı vekilince BAM kaldırma kararı sonrasında 2 kez talep artırım dilekçesi sunulduğu anlaşılmış ve aktüer hesaplama raporuna itiraz edilerek yeniden hesaplama yaptırılması talep edilmiş ise de, az yukarıda açıklanan ıslah hakkına ilişkin açıklamalar doğrultusunda talep artırım dilekçeleri dikkate alınmaksızın karar tesis edilmiştir(Bir davada yalnızca bir kez talep artırım yoluna gidilebileceği hususu da dikkate alınarak)’gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.601,51 TL tedavi gideri, 3.705,75 TL bakıcı gideri, 18.622,35 TL geçici iş gücü kaybı zararı, 62.633,30 TL kalıcı işgücü kaybı zararı olmak üzere toplam 89.562,91 TL'nin temerrüt tarihi olan 23/03/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dilekçesinin sonuç ve istem başlıklı kısmının 2.paragrafında açıkça \"müvekkilin şu an için miktarı belirsiz olan alacak miktarının hesap edilmesi ve davalı yandan tahsiline karar verilmesi\" ifadesi kullanıldığını, bu nedenle mahkemece davanın belirsiz alacak davası olmadığına yönelik tespit yapılmasının yerinde olmadığını, 06.12.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile geçici işgöremezlik tazminatı talebini 33.147,80-TL olarak artırdıklarını, mahkemece son alınan bilirkişi raporunda ise geçici işgöremezlik tazminatının 22.025,92-TL olarak tespit edildiğini, bu halde mahkemece  18.622,35-TL geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığını, BAM kararı tarafları lehine olduğundan aleyhe bozma yasağı bulunduğunu, müvekkilinin gelirinin  asgari ücretin 1.78 katı olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamanın karara esas alınması gerektiğini, aktüer raporun en güncel veriler esas alınarak hesaplanması gerektiğini, geçici işgöremezlik ve bakıcı giderinden hesaplama yapılırken kusur indirimi uygulanamayacağını, hesaplamada TR 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılması gerektiğini, hesaplamada davacının yaşının hatalı belirlendiğini, davacının tedavi gördüğü hastanelerden ikametgahına taksi ile gidip gelmesi gerektiğini, davalı tarafın bakıcı giderinden de sorumlu olduğunu, bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılamayacağını, maluliyet raporunun Çalışma ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği esas alınarak hazırlanması gerektiğini, davacının bakıcıya muhtaçlık süresinin tespiti gerektiğini, davacının kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, davacının daimi işgöremezlik, geçici işgöremezlik, tedavi ve bakıcı giderinin düşük hesaplandığını, dava açılmadan önce sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerin güncellenerek düşülmesinin yerinde olmadığını, davaya konu olaya ticari temerrüt faizi uygulanması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Mahkemece verilen karardaki kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle cismani zarara bağlı maddi tazminat istemidir.<br>Somut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca, 07.05.2016 tarihinde sürücü ...’nin, sevk ve idaresindeki tır ile seyri sırasında kavşağa geldiğinde U dönüşü yapmak isterken seyir halinde olan ...’ın sevk ve idaresinde olan araçla çarpışması neticesi meydana gelen kazada her iki sürücünün kural ihlali olduğunun belirlendiği, Babaeski Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/571 sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesi sanık ... hakkında taksirle yaralanmaya neden olmak suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, ancak anılan karar örneği ve karara esas alınan kusur raporunun dosya kapsamında yer almadığı, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda, söz konusu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketine ZMSS poliçeli çekici sürücüsü ...'nin %75 oranında, davacının ise %25 oranında kusurlu olduklarının belirlendiği, Hacettepe Üniversitesi’nden alınan rapor uyarınca davacının söz konusu yaralanmadan dolayı alnında kesi, çenesinde kesi, sağ göğsünde kot kırığı, sağ dirsekte parçalı kırığa bağlı olarak %12 oranında kalıcı iş göremezliğinin bulunduğu, 18 ay kadar geçici olarak iş ve gücünden geri kaldığı, 3 ay kadar tedavi sürecinde bir başkasının yardımına ihtiyaç duyacağının belirlendiği, aktüer bilirkişiden alınan rapor uyarınca, davacının gelirinin asgari ücret ve asgari ücretin 1.78 katı olarak terditli olarak belirlendiği, mahkemece verilen ilk kararda asgari ücrete göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasıyla yazılı şekilde karar verildiği, Dairemiz kaldırma kararından sonra mahkemece yapılan yargılamada alınan 19/04/2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 23.03.2017 tarihinde 25.532,15 TL ödeme yapıldığı yapılan ödemenin yeterli olmadığı, ödeme ile ölüm ve sakatlanma poliçe limitinden 284.467,85 TL kaldığı, Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından tanzim edilen 11.03.2019 tarihli rapor uyarınca, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'nin %75 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu,TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant tekniği ile yapılan hesaplamaya göre; davacının talep edebileceği geçici işgöremezlik tazminatının 18.354,93 TL, geçici bakıcı gideri tazminatının 3.705,75 TL, sürekli işgöremezlik tazminatının 565.142,99 TL olduğunun belirlendiği, 12/08/2024 tarihli ek raporda; davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 23.03.2017 tarihinde 25.532,15 TL ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin yeterli olmadığı, ödeme ile ölüm ve sakatlanma poliçe limitinden 284.467,85 TL kaldığı, TRH 2010 yaşam tablosu ve  progresif rant tekniği ile yapılan hesaplamaya göre; davacının talep edebileceği  geçici iş göremezlik tazminatının 22.025,92 TL, geçici bakıcı tazminatının 3.705,75 TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 641.062,53 TL olduğunun belirlendiği, Babaeski ASCM’nin 2018/571 sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesi, sanık ... hakkında taksirle yaralanmaya neden olmak suçundan asli kusurlu olduğu(manevra genel şartlarına uymama KTK m84), müşteki ...'ın ise hızını azaltmamak (KTK 52/a maddesi) nedeni ile tali kusurlu kabul edilerek mahkumiyet kararı verildiği ve kararın kesinleştiğinin belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.<br>1-Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkeme kararının gerekçesine göre, mahkemece hükme esas alınan raporun kaza tespit tutanağındaki belirlemeler, olayın oluşu ve ceza yargılamasında maddi vaka olarak belirlenen kusur durumu ile uyumlu bulunmasına, buna göre kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketine ZMSS poliçeli çekici sürücüsü ...'nin %75 oranında, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğunun belirlenmesine, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun hüküm kurmaya, denetime ve kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun bulunmasına, buna göre davacının söz konusu yaralanmadan dolayı alnında kesi, çenesinde kesi, sağ göğsünde kot kırığı, sağ dirsekte parçalı kırığa bağlı olarak %12 oranında kalıcı iş göremezliğinin bulunduğu, 18 ay kadar geçici olarak iş ve gücünden geri kaldığı, 3 ay kadar tedavi sürecinde bir başkasının yardımına ihtiyaç duyacağının belirlenmesine, mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun hüküm kurmaya, denetime ve yerleşik Yargıtay kararlarına uygun bulunmasına, raporda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant tekniği uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, dava açılmadan önce sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin güncellenerek hesaplanan tazminattan düşülmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, buna göre davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 23.03.2017 tarihinde 25.532,15 TL ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin yeterli olmadığı, ödeme ile ölüm ve sakatlanma poliçe limitinden 284.467,85 TL kaldığı, TRH 2010 yaşam tablosu ve  progresif rant tekniği ile yapılan hesaplamaya göre; davacının talep edebileceği  geçici iş göremezlik tazminatının 22.025,92 TL, geçici bakıcı tazminatının 3.705,75 TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 641.062,53 TL olduğunun belirlenmesine, sigortalı aracın ticari mahiyette olması nazara alındığında mahkemece hükmedilen tazminata avans faizi işletilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre istinaf eden davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>2-Bununla birlikte 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un 107.nci maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanunun 107'inci maddesine göre, \"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.\"<br>Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır.<br>6100 sayılı Kanunun 107/2'nci maddesinde, sorunun çözümünde yol gösterici mahiyette kriterlere yer verilmiştir. Anılan madde fıkrasında, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde de \"karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin bilirkişi ya da keşif incelemesi sonucu)\" belirlenebilme hali açıklanmıştır.<br>Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde  ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir.<br>Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır (H. Pekcanıtez, Belirsiz Alacak Davası, Ankara 2011, s. 45; H. Pekcanıtez/O. Atalay/M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 14. Bası, Ankara 2013, s. 448). Sadece alacak miktarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunması ya da miktarın tartışmalı olmasının belirsiz alacak davası açılması için yeterli sayılması halinde, neredeyse tüm davaların belirsiz alacak davası olarak kabulü gerekir ki bu da kanunun amacına aykırıdır. Çünkü zaten uyuşmazlık bulunduğu için dava açılmakta ve uyuşmazlık mahkeme önüne gelmektedir. Önemli olan davacının talebini belirli kılacak imkana sahip olup olmadığıdır. Burada, alacağın belirlenebilir olması ile ispat edilebilirliğinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Davacının talep ettiği alacağı belirlemesi objektif olarak mümkün, ancak belirleyebildiği alacağını ispat etmesi, kanunun öngördüğü şekilde (elindeki delillerle) mümkün değilse burada da belirsiz alacak davası açılacağından söz edilemez. Çünkü bir alacağın belirlenmesi ile onun ispatı ayrı şeylerdir. Davacı, talep konusu yaptığı alacağını çok net şekilde belirleyebilir; ancak her zaman onu ispat edecek durumda olmayabilir. Aksinin kabulü, her ispat güçlüğü olan alacağı belirsiz alacağa dönüştürmek gibi hem kanunun amacına hem de genel ilkelere aykırı bir durumu ortaya çıkartabilir.<br>Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. Ne var ki bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz (C. Simil, Belirsiz Alacak Davası, I. Bası, İstanbul 2013, s. 225).Kategorik olarak, belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olduğundan da söz edilemez. Her bir davaya konu alacak bakımından, belirsiz alacak davasına ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak belirleme yapılması gereklidir.<br>Somut olayda eldeki davanın dava dilekçesinde açıkça belirsiz alacak davası mahiyetinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı vekilinin dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik; geçici işgücü kaybı için 30,00 TL, kalıcı işgücü kaybı için 30,00 TL, tedavi gideri 20,00 TL ve bakım-bakıcı gideri için 20,00 TL olmak üzere toplam 100,00 TL’nin kaza tarihinden, aksi halde davalı yanın kısmi ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ettiği, talep artırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatı talebini 33.147,80-TL, daimi işgöremezlik tazminatı talebini 62.633,30-TL geçici bakıcı gideri tazminatı talebini 3.705,75-TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri talebini ise 9.216,82-TL olarak arttırdığı, BAM kaldırma kararı sonrası davacı vekili tarafından sunulan 02.05.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerinin daimi işgöremezlik tazminatı için 284.467,85.-TL olarak artırıldığı, mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatının 22.025,92 TL, geçici bakıcı tazminatının 3.705,75 TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 641.062,53 TL olduğunun belirlendiği nazara alındığında, mahkemece dava, talep artırım ve ıslah dilekçesi nazar alınarak karar verilmesi gerekirken, yanılgılı şekilde davanın kısmi dava olarak kabulü ile bu doğrultuda davanın kısmen kabulüne, 4.601,51 TL tedavi gideri, 3.705,75 TL bakıcı gideri, 18.622,35 TL geçici iş gücü kaybı zararı, 62.633,30 TL kalıcı işgücü kaybı zararı olmak üzere toplam 89.562,91 TL'nin temerrüt tarihi olan 23/03/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.<br>Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile istinaf konusu yapılmayan kısımlar baki kalmak üzere yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın talep artırım ve ıslah dilekçesi doğrultusunda kısmen kabulüne karar verilmesi suretiyle hükmün düzeltilmesiyle, HMK.nın 353/1.b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, 08/11/2024 tarihli, 2022/864 Esas - 2024/721 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;<br>1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 4.601,51 TL tedavi gideri, 3.705,75 TL bakıcı gideri, 22.025,92 TL geçici iş gücü kaybı zararı, 284.467,85.-TL kalıcı işgücü kaybı zararı olmak üzere toplam 314.801,03 TL'nin temerrüt tarihi olan 23/03/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>2-Kabul edilen 314.801,03 TL üzerinden hesaplanan 21.504,05 TL karar ve ilam harcından 31,40 TL peşin harç, (300,00 + 879,00 + 12,00) 1.191,00 TL(300,00 + 879,00 + 12,00) ıslah harcı toplamı 1.222,40 TL harcın düşümü ile eksik kalan 20.281,65 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvuru harcı, 31,40 TL peşin harç, (300,00 + 879,00 + 12,00) 1.191,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.253,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Davacının karşıladığı 555,00 TL tebligat/yazışma gideri, 5.600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.155,00 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 5.861,95 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalının karşıladığı 145,05 TL yargılama giderinin, ret / talep oranına göre hesaplanan 6,90 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 50.368,16 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.737,19 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,<br>İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN; <br>1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 330,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısım var ise  HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>4-Kararın taraflara HMK'nın 359/4. maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,<br>Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 20/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9df23ede83658759","SID":"8f972cc137913ee7"}}