{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2022/1042 <br>KARAR NO:2025/475<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:16/12/2021<br>NUMARASI:2017/671 Esas - 2021/990 Karar<br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN<br>2021/471 ESAS SAYILI DOSYASI<br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br>KARAR TARİHİ:12/03/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/05/2017 tarihinde ... sevk ve idaresindeki... plakalı aracı ile Havza ilçesi istikametinden Bafra ilçesi istikametine seyir halinde iken önünde seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı traktöre sol arka kısmından çarpması sonucu çift taraflı, ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazası sonucunda ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'nün yaralandığını, davacının geçici ve sürekli olarak iş göremez hale geldiğini, söz konusu kazanın oluşumunda trafik kazası tespit tutanağına göre ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kusurlu bulunduğunu, Bafra CBS'nin 2017/2643 Soruşturma sayılı dosyası kapsamında alınan 10/06/2017 tarihli bilirkişi raporunda da, ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'ın asli kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü ...'nın tali kusurlu, ... plakalı araç yolcuları ... ve ...'nün ise kusurlu olmadıklarının belirtildiğini, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kaza tarihi ve saati itibariyle herhangi bir trafik poliçesi bulunmadığını, bu nedenle üçüncü kişilerin zararlarını karşılamak amacıyla... Şirketleri bünyesinde kurulan ...na karşı dava açıldığını, davalıya iadeli taahhütlü usulde teminat limitleri içinde ödeme yapması ihtarının 5 adet ekiyle birlikte 10/07/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, 10/07/2017 tarihinde ihtarı tebliğ alan ve 8 iş günü içerisinde ödeme yapmayan davalı ...'nın Trafik Kanunu'nun 99. maddesi gereği 8 iş günü içerisinde taraflarına ödeme yapmayarak 21/07/2017 tarihinde temerrüde düştüğünü belirterek, fazlaya ilişkin talep ve ek dava açma haklarının saklı kalması kaydı ile, davacının geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanması sebebiyle maddi zararlarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik asgari 200,00 TL maddi tazminat bedelinin ... plakalı araç sürücüsünün kusuruna düşen kısım hariç, diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere limit sınırları içerisinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61, 2918 sayılı KTK'nın 88. ve Türk Borçlar Kanunu'nun 163. Maddeleri gereği teselsül hükümleri uyarınca temerrüt tarihi olan 21/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebi 83.383,89TL'ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;23/05/2017 tarihinde poliçesi bulunmayan aracın sebep olduğu kazada davacının sakat kaldığını, bu poliçelerden dolayı sorumluluklarının, davacının kusuru oranında olmak üzere, yaralanma ve sürekli sakatlık halinde olay tarihi itibariyle kişi başı azami 330.000,00TL ile sınırlı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemesi kaydı ile alınacak maluliyet raporunun Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 (C) bendindeki şartları taşıması gerektiğini, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde ve kazanın meydana geldiği tarih göz önünde bulundurulduğunda, kişinin resmi ve yetkili bir hastaneden alacağı sağlık kurulu ve maluliyet oranının tespiti için tedavi sürecinin sona ermiş olması gerektiğini, sağlıklı ve gerçekçi bir tazminat hesaplaması yapılabilmesi için de dosyanın aktüerya bilirkişiye gönderilmesi, hesaplanan tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, 01/06/2015 tarihli Trafik Genel Şartları gereği sağlık gideri teminatından...'nın sorumlu olduğunu, maluliyet oranının tespiti açısından Adli Tıp Kurumu'ndan veya 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde yetkili bir hastaneden sürekli sağlık kurulu raporu alınması, poliçe teminatına girmeyen kazanç kaybı, tedavi gideri, bakım, yol masrafı ve diğer dolaylı zararların, avans faizi talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  ... plakalı aracın kusuruna denk gelen tazminatın talep edilmediğini,  23/05/2017 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Havza ilçesi istikametinden Bafra ilçesi istikametine seyir halinde iken önünde seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı traktöre sol arka kısmından çarpması sonucu çift taraflı, ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazası sonucunda ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'nün yaralandığını, davacının geçici ve sürekli olarak iş göremez hale geldiğini, ... plakalı aracın ZMMS poliçesi bulunmadığını, ... plakalı aracın kusurundan dolayı davalı ...'nın sorumlu olacağını, asıl davada ıslah ve talep artırım hakları kullanıldığından 01/06/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda hesaplanan 109.767,93 TL ile değer artımı dilekçesinde talep edilen 76.280,87 TL'nin arasındaki fark olan 33.487,06 TL için bu davanın açıldığını  belirterek şimdilik 33.487,06TL maddi tazminat bedelinin temerrüt tarihi olan 21/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere limit sınırları içerisinde 6098 sayılı TBK'nun 61, 2918 sayılı KTK'nın 88/1 ve TBK'nun 163/1 maddeleri gereği davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsilini, işbu davanın İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/671 Esas sayılı dosyası ile birleştirilerek, yargılamaya İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/671 Esas sayılı dosyası üzerinden devamını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 01/06/2015 tarihli Trafik Genel Şartları gereği sağlık gideri teminatından ...'nın sorumlu olduğunu, somut olayda, davacı yolcu ...'nün nizamlara aykırı şekilde traktör üzerinde yolculuk yaparak kendi can güvenliğini tehlikeye düşürmesi sebebi ile kusurunun bulunduğunun açık olduğunu, ayrıca kaza tespit tutanağında, sürücü ...'nın sürücü belgesiz olması sebebiyle araçta yolcu konumunda bulunan ...'nün meydana gelen kazanın sonuçlarını ağırlaştırması ve zararı doğran fiile razı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, bu sebeple 07/05/2020 tarihli Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi tarafından kazanın oluşumunda ...'ye kusur atfedilmemesinin hatalı olduğunu, kusur raporları arasında çelişki bulunması ve iddia ettikleri deliller çerçevesinde Adli Tıp Kurumu'ndan yeniden bilirkişi raporu alınması, aksi halde hesaplanan tazminattan hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerektiğini, ayrıca davacı vekilinin dilekçesinde ve başvuru evraklarında görüldüğü üzere ... ile ...'nın imam nikahlı olarak evli olmaları sebebi ile hesaplanacak tazminat miktarından hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davalı şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu, maluliyet oranının tespiti açısından Adli Tıp Kurumu'ndan veya 30/03/2013 tarih ve 28603 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği çerçevesinde yetkili bir hastaneden sürekli sağlık kurulu raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Asıl dava yönünden; Davanın kısmen kabulü ile, 83.333,89TL maddi tazminattan müterafik kusur indirimi uygulanmak suretiyle hesaplanan 66.667,12TL maddi tazminatın (taleple bağlı kalınmak suretiyle) temerrüt tarihi olan 21/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,birleşen dava yönünden; Davanın kısmen kabulü ile, 33.487,06TL maddi tazminattan müterafik kusur indirimi uygulanmak suretiyle hesaplanan 26.789,65TL maddi tazminatın tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla (taleple bağlı kalınarak) temerrüt tarihi olan 21/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,\"  karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili  ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından maddi tazminat bedelinin müterafik kusur indirimi uygulanmak sureti ile hesaplanarak hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan hesaplamaya ilişkin bilirkişi raporunda maddi tazminat hesaplamasına ilişkin olarak kullanılan yöntemin, bakiye ömür tablosu, maluliyetin belirlendiği yönetmelik, kusur oranları, gelire ilişkin veriler ve diğer verilerin de hatalı olduğunu, kararı bu yöndende istinaf ettiklerini  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kuruma başvuru şartının yerine getirilmediğini, dava açılmadan önce müvekkili şirkete başvurduğu belirtildiğini ancak  başvuru esnasında 20/02/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği çerçevesinde alınmış Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Sağlık Raporu bulunmadığını, zorunlu başvuru belgelerinin tamamının ibraz edilmemesi halinde, yapılacak başvuruların geçersiz olacak olduğunu, başvuru şartı sağlanmadan açılacak tazminat davalarının da ön şart yokluğu nedeniyle HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereği davanın usulden reddi gerektiğini, kusur oranları arasındaki çelişki giderilmeden karara hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, kusur tespitinin yapılamaması halinde taraflar eşit kusurlu kabul edilebileceğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacı ile müteveffa arasında akrabalık veya desteklik ispatlanamadığını, hükme esas raporun, sağlık bakanlığı tarafından yetkili kılınmış sağlık kurum ve kuruluşlarınca düzenlenmediğini, maluliyet raporunun 20/02/2019 tarih 30692 esas sayılı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca  T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından yetkili kılınmış sağlık kurum ve kuruluşlarının sağlık kurulları tarafından fiziken muayene edilerek düzenlenmesi gerektiğini, maluliyet oranın tespiti için tedavi sürecinin sona ermiş olmasının ve kişide bu kazadan dolayı sürekli bir hasara yol açmış olması gerektiğini, tazminat hesaplamasının KTK'de yapılan değişiklik kapsamında çıkartılan Zorunlu Mali Mesuliyet Genel Şartları gereğince TRH 2010 Yaşam Tablosu  ve 1,65-1,80 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini, ...nın geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, davacı vekili tarafından 21.09.2021 ve 18.09.2020 tarihinde olmak üzere iki kez ıslah yapıldığını ve 05.02.2021 tarihinde ikinci kez farklı tutarda ıslah harcı yatırıldığını, her iki dilekçesinin içeriğinden iki kez ıslah yapıldığının anlaşıldığını,  birden fazla ıslah yapılayamayacağı için kararın bu yönüyle değerlendirilmesi gerektiğini, HMK’nın 176. Maddesine göre; davacı, eğer, henüz davanın erken bir aşamasında miktarı artırmış ise sonraki aşamada davalının açık izni yok ise dava miktarını değiştiremeyeceğini, Kanun, belirsiz alacak davasında talep sonucunun belirlenmesi için davacıya sadece bir kez olanak tanıdığını, davacıya ... tarafından geçici iş görmezlik ödeneği ödenip ödenmediğinin araştırılması ve yapılan geçici iş görmezlik ödemesinin tazminattan düşülmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu,  avans faizi talep edilemeyeceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından  23.05.2017 günü saat 22.45 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile Havza ilçesi istikametinden Bafra istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde aracının ön kısımları ile önünde aynı istikamette seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı traktör ve traktöre bağlı römorkun sol arka kısmından çarpışması ve traktörün yoldan çıkarak devrilmesi ve traktör üzerinde yolcu olarak bulunan davacı yolcu ...'nün yaralanmasıyla neticelenen dava konusu kaza nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.Asıl davada  ... plakalı kamyonetin trafik sigortası bulunmadığından geçici ve sürekli iş göremezlik  tazminatı;  birleşen davada ise  yine ... plakalı kamyonetin trafik sigortası bulunmadığından  asıl davada ıslah ve talep artırım hakları kullanıldığından 01/06/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda hesaplanan 109.767,93 TL ile değer artımı dilekçesinde talep edilen 76.280,87 TL'nin arasındaki fark olan 33.487,06 TL  tazminatın tahsili  talep edilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde yapılan yasal değişiklikle birlikte, artık mahkemeye dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir. KTK'nın 97. maddesi ile getirilen bu başvuru koşulu HMK’nın “dava şartlarını” düzenleyen 114/2. maddesinde yer alan \"Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.\" hükmü kapsamında özel bir dava şartıdır.\tSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça verilen başvuru dilekçesi üzerinde davalı ...'na ait kaşeden 30/06/2017 tarihinde  yazılı olarak başvuru yapıldığı  anlaşıldığından, eksik olduğu belirtilen yönetmelikteki kriterleri sağlayan maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında KTK'nın 97. maddesinde  öngörülen 15 günlük  cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü  gerekir.  Bu kapsamda başvuru koşulu yerine getirilmiş olduğundan başvuru koşuluna; 30/06/2017 tarihli başvuru tarihinden itibaren  8.gün olan 17/07/2017 tarihinde temerrüt gerçekleşmişse de davacının talebi ile bağlı kalınarak 21/07/2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından faiz başlangıç tarihine ilişkin  istinaf başvurusu yerinde değildir.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.Kaza tarihi  itibariyle yürürlükte bulunmayan (20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan) Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeli hükümlerine göre maluliyet raporu alınamayacağına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"...\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda  hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. -  2024/5474  K.,  2023/12136  E. -  2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078  E. - 2022/10550  K. sayılı kararları).TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici iş göremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K.  sayılı kararları).Davacı çalıştığı ve bu nedenle geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı ispat edilemediğinden geçici iş göremezlik ödemesinin mahsup edilmesi gerektiğine  ilişkin davalı vekili  istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.İlk Derece Mahkemesince ATK'dan alınan kusur raporunda, sürücü ...'ın  sevk ve idaresindeki araçla meskun mahalde gece vakti aydınlatma bulunmayan yolda far ışığı altındaki görüş alanını kontrol altında bulundurarak müteyakkız seyretmesi, önünde aynı istikamette seyreden römork takılı traktör nedeniyle zamanında etkili fren ve direksiyon tedbirine başvurması gerekirken bu hususlara riayet etmediği için %40  oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'nın  sevk ve idaresindeki traktör ve traktöre bağlı ışık donanımsız römorkla gece vakti aydınlatma bulunmayan yolda aracın görünürlülüğünü yeterince sağlamadan ve akan trafiğin yeterli mesafeden görebilecek ve bilgilendirecek şekilde gerekli ve yeterli önlemleri almadan seyrettiği, mevcut araç trafiğini tehlikeye düşürdüğü,nizamlara aykırı şekilde traktör üzerinde yolcu taşıdığı için %50  oranında kusurlu olduğu;   davacı yolcu ...'nün  nizamlara aykırı şekilde traktör üzerinde yolculuk yaparak kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü anlaşılmakla kendi yaralanmasıyla neticelenen kazanın oluşumunda  %10  oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.İlk Derece Mahkemesince  Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı' na sunulmak üzere düzenlenen 10.06.2017 tarihli bilirkişi raporunda; sürücü ...' ın asli kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...' nın tali kusurlu olduğu yine Bafra Ağır Ceza Mahkemesince alınan  10.11.2017 tarihli raporda; sürücü ...' ın asli kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...' nın tali kusurlu olduğu tespit edilmiş olduğundan çelişkinin giderilmesi için ATK Trafik İhtisas Dairesi   bünyesinde oluşturulan 06/05/2020 tarihli \"Genişletilmiş Uzmanlar Komisyonu\"nda alınan kusur raporunda davacı yolcunun müterafik kusuru değerlendirilmeden sürücülerin kusur durumuna göre irdeleme yapıldığında  sürücü ...'ın %60, sürücü ...'nın %40 kusur oranında kusurlu olacağı sonucuna varıldığı bildirilmiştir.  Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında  kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Hükme esas alınan 01/06/2021 tarihli aktüerya ek raporunda  TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanarak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"...\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması yapılmış,  sigortasız olan ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'ın %60 kusur oranına  göre yapılan hesaplama sonucunda  7.053,02 TL geçici iş göremezlik, 109.767,93 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmıştır.İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararda \"... traktörün yolcu taşımaya uygun bir araç olmaması, yolcu koltuğunun da bulunmamasına rağmen davacının traktör üzerinde yolculuk yaptığından zararın meydana gelmesinde kaçınması gereken davranış bulunması nedeniyle yaşanan kazada müterafik kusuru olduğu\" gerekçesiyle asıl dosya bakımından davanın kısmen kabulü ile talep edilen  83.333,89 TL maddi tazminattan %20 müterafik kusur indirimi yapılması ile 66.667,12-TL maddi tazminatın, birleşen dosya bakımından talep edilen 33.487,06-TL maddi tazminatın müterafik kusur indirimi uygulanmak suretiyle hesaplanan 26.789,65-TL maddi tazminat hesaplanmıştır. Davacı yolcu taşınmaya uygun olmayan traktörde yolcu olduğundan müterafik kusur indirimi yapılmış olmasında ve davacının yolcu olarak bulunduğu  müteveffa traktör sürücü ...'nın imam nikahlı eşi olduğu anlaşıldığından hatır indirimi yapılmamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/19844 Esas ve 2019/8286 Karar sayılı kararında;\"...Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Somut olayda, dava tarihi 12.11.2012 olup, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ya göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda zarar toplamı 68.815,51 TL olarak belirlenmiştir. Davacı vekili,  05.12.2013  tarihinde vermiş olduğu  dilekçe ile alacağını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak  40.500,00 TL olarak ıslah etmiştir. Daha sonra ıslah edilmeyen 28.815,51 TL için tamamlama harcını 06.03.2015 tarihinde yatırmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir. Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nun 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur. Mahkemece davacının ıslah dilekçesi ve bedel artırım talebi esas alınarak bir karar vermek gerekirken sadece ıslah dilekçesindeki  talep gibi karar verilmesi ve  bedel artırım talebinin dikkate alınmaması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.\" belirlemesinde bulunmuştur (Benzer yönde Yargıtay  4.  Hukuk Dairesinin  2021/6162 E. ve  2021/9730 K. sayılı kararı).Eldeki davada, davacı vekili, davasını belirsiz alacak davası şeklinde açmıştır. Mahkemece, bir kez talep arttırım dilekçesinden sonra verilen ve ıslah hakkı kullanılması niteliğinde olan 21/09/2021 tarihli ıslah dilekçesine göre hüküm kurulmasında da  isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilin hesaplamaya ilişkin istinaf itirazları gerekçe içermemektedir. Kaldı ki, HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden  davacı vekilinin aktüerya raporuna süresinde  itirazı  bulunmadığından hesaplama yöntemi bakımından davalı lehine usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Davacı vekilinin aktüerya raporunda ki hesaplamaya ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesinde avans faizi talep edilmiştir. ...  plakalı kamyonetin  trafik kaydında kullanım amacının hususi olarak açıklanmıştır. Bu durumda kazaya sebebiyet veren kamyonet ticari nitelikte  olmadığı halde   avans faize hükmedilmesi doğru olmamış bu yönden kararın düzeltilmesi için kaldırılması gerekmiştir. Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine,Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:(1)ASIL DAVA YÖNÜNDEN;a)Davanın KISMEN KABULÜ ile, 83.333,89-TL maddi tazminatın müterafik kusur indirimi uygulanmak suretiyle hesaplanan 66.667,12-TL maddi tazminatın (taleple bağlı kalınmak suretiyle) temerrüt tarihi olan 21/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,<br>(2)BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; a)Davanın KISMEN KABULÜ ile, 33.487,06-TL maddi tazminatın müterafik kusur indirimi uygulanmak suretiyle hesaplanan 26.789,65-TL maddi tazminatın tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla (taleple bağlı kalınarak) temerrüt tarihi olan 21/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, (3)Asıl dava yönünden; Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 4.554,03-TL karar ve ilam harcının peşin alınan (31,40-TL peşin harç + 284,40 ıslah harcı olmak üzere) 315,80-TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.238,23-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, (4)Davacı tarafından yatırılan (31,40-TL peşin harç + 284,40 ıslah harcı olmak üzere) 315,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, (5)Davacı tarafından yatırılan 31,40-TL başvuru harcı, 900,00-TL bilirkişi ücreti, 484,70-TL tebligat, posta ve müzekkere masraflarından oluşan toplam 1.416,10-TL yargılama masrafından davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 0,84-TL yargılama masrafının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacının üzerinde bırakılmasına, (6)Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen miktar itibariyle AAÜT uyarınca 9.466,73-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, (7)Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen miktar itibariyle AAÜT uyarınca 50,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine, (8)Birleşen dava yönünden; Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 1.830,00-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 114,38-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.715,62-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, (9)Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 114,38-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,(10)Davacı tarafından yapılan 59,30-TL yargılama masrafının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,(12)Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen miktar itibariyle AAÜT uyarınca 5.100,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, (13)Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,<br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN;1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-a-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 61,20 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ccc697a7057d8f87","SID":"af7231ac718061d4"}}