{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>7. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/584 <br>KARAR NO:2025/705<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/12/2024<br>NUMARASI:2024/796 Esas, 2024/899 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))<br>KARAR TARİHİ:12/03/2025<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, 24/12/2024 tarihli dava dilekçesi ile, müvekkil şirketin ... kuruluşu olduğunu, davalı ... A.Ş ile farklı iskeleler için gişe/bilet satış noktası belirleme sözleşmesi yaptığını, sözleşmenin Beyoğlu ... Noterliğinin 03/12/2020 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshedildiğini, buna ilişkin İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/376 esas ve 2023/823 karar sayılı ilamının olduğunu, davalı şirketin sözleşmeye konu alanları 02/04/2022 tarihinde tahliye ettiğini, sözleşme fesih tarihi ile tahliye tarihi arasında davalı şirketin sözleşmeye konu alanları haksız olarak kullandığını, bu sebeple ... sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini, yapılan itiraz iptalinin ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, bu sebeple iş bu davayı açtıklarını belirtmiştir. Davalı cevap dilekçesi bildirmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/796 esas ve 2024/899 karar sayılı 27/12/2024 tarihli kararı ile; İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine Görevsizlik kararı verilmiştir. Gerekçeli karar taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı süresi içerisinde gerekli harçları yatırarak istinaf talebinde bulunmuştur. İstinaf dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, mahkeme kararının kaldırılmasının gerektiğini  bildirmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi ile, görevsizlik kararı sırasında davalı vekilinin olmadığını, HMK 331/2 maddesi uyarınca vekalet ücretine görevli mahkemenin karar vermesinin gerektiğini, istinaf talebinin reddinin gerektiğini bildirmiştir.   <br>DELİLLER:Tüm dosya kapsamı .<br>GEREKÇE VE SONUÇ:HMK 'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, şahsi hakka dayalı ecrimisil alacağına ilişkin olarak yapılan takip nedeniyle itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı yapılan sözleşmeleri, fesih ihtarnamesini ve feshe yönelik mahkeme ilamını dosya içerisine sunmuştur.HMK'nın 2. Maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. TTK'nın  4. maddesine göre,“(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.(2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.”TTK'nın  5. maddesine göre,“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.”“...Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde alacak isteklerine ilişkindir. Davacı şirket, dava konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmazının cebri ihale yoluyla davalı şirket adına tescil edildiğini; ancak, ihaledeki usulsüzlükler nedeniyle tescilin yolsuz nitelik taşıdığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, tarafların tacir olmaları nedeniyle davaya  Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Bilindiği üzere, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.  Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; eldeki davadaki isteğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(TMK) mülkiyet hakkıyla ilgili hükümlerine dayandırıldığı; her ne kadar taraflar tacir olsalar dahi, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin bulunmadığı, esasen dava dilekçesinde de bu yönde bir iddiaya yer verilmediği, davanın bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi uygulama, Asliye Ticaret Mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı düşecektir...” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018) HMK 331/2 maddesinde, görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderleri ödemeye mahkum eder.Somut olayda; davacının dava dışı...' ye bağlı bir kuruluş olduğu, dava konusu alanların ... adına kayıtlı olduğu, davacının davalı şirket ile gişe/ bilet satış noktası belirleme sözleşmesi yaptığı, sözleşmenin feshedildiği, davacının davalı şirketin feshe rağmen sözleşme konusu alanları haksız kullanmaya devam ettiğini belirterek aleyhine icra takibi başlattığı, davalının takibe itirazı sonucu eldeki davanın açıldığı, davanın haksız kullanım ( ecrimisil ) alacağına ilişkin olduğu, yukarıda belirtilen mutlak ve nispi ticari dava  niteliğinde olmadığı, HMK 331/2 maddesine göre de görevsizlik kararı sonrası yargılamaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde vekalet ücretine o mahkemenin hükmedeceği anlaşılmakla;Davalının istinaf talebi hakkında HMK 353/1-b-1. Maddesi uyarınca duruşma yapmaksızın kesin olmak üzere karar verilmesi  gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 istinaf maktu karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı  tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1 bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"567abde034a9b1f1","SID":"35adbd8432dee4f0"}}