{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/294 <br>KARAR NO:2025/411<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/11/2024<br>ESAS NO:2024/236 <br>KARAR NO:2024/775<br>DAVANIN KONUSU:Rücuen Tazminat<br>KARAR TARİHİ:09/04/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketi nezdinde ... Poliçesi ile ... A.Ş. tarafından sigorta ettirilen ... Şişli/İSTANBUL adresli işyerinin 09/07/2022 tarihinde yoğun yağışlar sonucu çatıdan akan suların dış cephe izolasyon eksikliğinden dolayı sirayet etmesi sonucunda hasara uğradığını, huzurdaki davanın izolasyon eksikliğinden doğan su akıntısı nedeniyle müvekkil sigorta şirketinin sigortalısına ödediği hasar tazminatının yapı maliki ... A.Ş. ve sigortacısı ... A.Ş.'den rücuen tazminine ilişkin olduğunu, hasarların sigorta poliçesi uyarınca \"izolasyon klozu\" kapsamında değerlendirilmesinin akabinde sigortalıya hasar tazminatı ödendiğini, TTK'nın 1472. Maddesi gereği halef olduğunu belirterek  113.214,31 TL tazminatın 13.09.2022 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde;  görevli ve yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan yetki itirazlarının bulunduğunu, müvekkili şirket nezdinde tanzim edilen poliçede dava dışı ...bank A.Ş. rehin alacaklısı (dain-i mürtehin) olarak gösterildiğini, bununla birlikte davacı tarafça rehin alacaklılarından herhangi bir muvafakat alınmadığından, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle de reddi gerektiğini, alacağın belirlenebilir olduğu hallerde HMK'nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaat bulunmadığını, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun teminat dışı kalması sebebiyle bulunmadığını, davacı tarafın halefiyet hakkını haiz olduğunu ispatlaması gerektiğini, hadisenin tespit olunan sebepten kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi hususunda teknik bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, hasarın meydana gelmesinde oluş şeklinin incelenmesi ve kusurun kime ait olduğunun belirlenmesi ve bunun sonucunda sigortalıya terettüp edecek hukuki bir sorumluluğunun tespit edilmesi gerektiğini, gerçek zararın tespit edilerek dava konusu talep yönünden kdv hariç hesaplama yapılması gerektiğini, sigorta teminatı bir zenginleşme aracı olmadığından poliçe genel ve özel şartları doğrultusunda muafiyet uygulanması gerektiğini, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından yargılamaya sebebiyet verilmediğinden yargılama giderlerinden de sorumluluklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı sigorta şirketinin halefi konumunda olduğu ... Şirketi ile müvekkili şirket arasında 25.08.2021 tarihli Kira Sözleşmesi akdedildiğini, bu sebeple de huzurdaki davaya bakmakla görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olacağını, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan ekspertiz raporunda yer alan tespitlerin hatalı olduğunu, olayın gerçekleştiği tarihte istanbul ilinde kuvvetli yağışlar olduğunu, bu hususta afad ve valilik tarafından uyarılar yapıldığını ve İstanbul’un birçok yerinde sel felaketi yaşandığını, taşınmazda gerçekleşen su akıntısının izolasyon eksikliğinden değil İstanbul ilinde yaşanan doğal bir afet sonucu gerçekleştiğini, hiçbir izolasyon malzemesinin bu denli kuvvetli yağışa dayanamayacağının açık olduğunu, müvekkili şirketin taşınmazında izolasyonun eksik olduğu gibi somut bir delile dayanmayan ekspertiz raporunun kabul edilmesi mümkün olmadığını, izolasyon eksikliği sebebiyle hasar davacı şirketin sigortalısına ait poliçede yer almadığını, dolayısıyla yapılan ödemenin lütuf ödemesi olup davacı sigorta şirketinin rücu hakkı bulunmadığını, müvekkilinin faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil edeceğini, huzurdaki davada faiz türünün hatalı talep edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ait işyerinde meydana gelen su baskını sonrası işyerinde oluşan hasar nedeniyle  sigorta kapsamında ödenen bedelin işyeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin davada, davacı sigorta şirketi sigortalısına hasar bedelini ödemiş, TTK'nın 1472. maddesi gereğince sigortalısının haklarına halef olarak alışveriş merkezinin sahibi aynı zamanda sigortalının kiralayanı olan davalı ... Şirketi'ne karşı eldeki davayı açtığı, hasarın meydana geldiği işyerinin malikinin davalı olduğu, tarafların arasında kira sözleşmesinin bulunduğu, sigortalının iş yerinde meydana gelen hasarın kiralanan gayrimenkulün yönetim ve muhafazasından kaynaklandığı, buna göre uyuşmazlığın kiralayan ile kiracı arasındaki sözleşmeden kaynaklandığı, davacı sigorta şirketinin de sigortalısının tabi olduğu uyuşmazlığa göre dava açması gerektiği, davanın sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL SULH HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin kararında gerekçesiz biçimde lehe vekalet ücretine karar verilmemesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple de mezkûr kararın kaldırılması ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Yerel Mahkeme tarafından her ne kadar yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli Mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına ilişkin karar verilmişse de yerleşik uygulama gereği her mahkeme kendi yargılama masrafları ile vekalet ücretini başka bir mahkemenin takdir ve hükmüne bırakmaması gerektiğini, Yerel Mahkeme tarafından bu hususta gerekçesiz olarak herhangi bir karar tesis edilmemiş olmasının açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, mahkeme kararında vekalet ücretine yer verilmemesinin sadece Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na aykırılık teşkil etmekle kalmayıp aynı zamanda avrupa insan hakları sözleşmesi'nde düzenlenen adil yargılama hakkını da ihlal ettiğini, işbu sebeplerle mezkûr kararın kaldırılması ve lehimize vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, dava dışı sigortalının kiracı olarak bulunduğu iş yerini su basması nedeniyle sigorta şirketine ödenen hasar bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.Davacı sigorta şirketi sigortalısına hasar bedelini ödemiş, TTK'nın 1472. maddesi gereğince sigortalısının haklarına halef olarak sigortalının kiralayanı olan davalı ... A.Ş. ve sigortacısı ... A.Ş.'ye karşı eldeki davayı açmıştır.Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın \"Halefiyet\" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise \"Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.\" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açacak idi ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde; \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.\" hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca \"Mahkemenin görevli olması\" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir...\" düzenlemesi yer almaktadır.HMK'nın 4. maddesinde sulh hukuk mahkemelerinin görev alanı belirlenmiş ve  4/1.a maddesinde ise kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların sulh hukuk mahkemesinde görüleceği belirtilmiştir.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/01/2017 tarihli, 2014/17930 E. 2017/720 K. sayılı ilamında; \"...Mahkemece, davacının sigortalısının halefi olarak açtığı davada, BK'nun 58. maddesindeki (yeni TBK'nun 69. Md.) yapı malikinin sorumluluğu gereği dava açıldığı ve uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanmadığı, davanın genel hükümlere göre ilk açıldığı Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. ...Somut olayda, davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu açıktır.\" denilerek, sigortalı ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira ilişkisi olması halinde, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna işaret edilmiştir. Yine sigorta şirketi tarafından, sigortalının halefi olarak açılan davada da, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 03/07/1944 sayılı kararı ve TTK'nun 1472.maddesi uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.Dosya kapsamında yer alan kira sözleşmesi incelendiğinde;  ... A.Ş. ve davacının sigortalısı ... Şirketi arasında düzenlenen 25.08.2021 tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile İstanbul İli, Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... Pafta, ... Ada ... parseldeki Alışveriş Merkezi'nde yer alan taşınmazın sigortalıya kiraya verildiğinin kararlaştırıldığı, dava konusu olayın ise 09.07.2022 tarihinde meydana geldiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davaya konu somut uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince verilen görevsizlik bu kapsamda isabetlidir.6100 sayılı HMK'nın 20/I maddesine göre, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Yine HMK'nın 331/II. maddesine göre ise, görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler gereğince, mahkemece görevsizlik kararı verilirken değil HMK'nın 20. ve 331. maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi durumunda vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekecektir.Mahkemenin görevsizlik kararında, \"Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,\" hususunun ayrıca belirtildiği anlaşılmıştır. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler gereğince, mahkemece görevsizlik kararı verilirken, HMK'nın 20. ve 331. maddeleri gözetilerek davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi isabetli olduğundan davalı ... A. Ş. vekilinin bu konudaki istinafı yerinde görülmemiştir. (Yargıtay HGK 2017/2-3004 E. 2019/217 K., Yargıtay 6. HD 2023/1632 E. 2023/1641 K. ve Yargıtay 4. HD 2022/16092 E. 2023/12253 K.) 6100 saylı HMK'nın “Kötüniyetle İstinaf Yoluna Başvurma\" başlıklı 351. maddesinde; \"İstinaf başvurusunun kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa, bölge adliye mahkemesince, 329 uncu madde hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.Mezkur 351. maddenin atıf yaptığı 6100 sayılı HMK'nın “Kötüniyetle veya Haksız Dava Açılmasının Sonuçları\" başlıklı 329. maddesinde ise; \" (1)Kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Vekâlet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarının fahiş bulunması hâlinde, bu miktar doğrudan mahkemece takdir olunur. (2) Kötüniyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, bundan başka beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına  kadar disiplin para cezası ile mahkûm edilebilir. Bu hâllere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Mahkemece HMK'daki ilgili maddeler açıkça belirtilmek suretiyle karar verilmesine rağmen, davalı vekilince istinaf edilmiştir. Buna göre davalının amacının adaleti gerçekleştirmek değil, davayı ve takibi uzatmaya matuf olduğu, dolayısıyla kötüniyetli istinafının mevcut olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri  ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine, HMK'nun 351'inci maddesi göndermesi ile, HMK'nun 329/2'nci maddesi uyarınca kötüniyetli olarak istinaf yoluna başvuran davalı ... A. Ş.'nin paranın satın alam gücü, davanın niteliği ve miktarı gözetilerek takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezasıyla mahkum edilmesine dair karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı ... A.Ş.vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-HMK'nun 351'inci maddesi göndermesi ile, HMK'nun 329/2'nci maddesi uyarınca kötüniyetli olarak istinaf yoluna başvuran davalı ... A.Ş.'nin paranın satın alam gücü, davanın niteliği ve miktarı gözetilerek takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezasıyla mahkum edilmesine, infazına yönelik işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 3-Davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcı ve 615,40 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/04/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2aed283a05af3fbd","SID":"d679bfbeafcedf98"}}