{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/176 <br>KARAR NO: 2025/333<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/11/2024<br>NUMARASI: 2024/614 Esas (Derdest)<br>TALEP: İhtiyati Haciz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>TALEP: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasında, alacağın ispatı niteliğinde faturalar sunulduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/5365 Esas 2018/497 Karar sayılı ilamı ile sözleşme, fatura, teslim tutanağı gibi delillerin borcun varlığı konusunda yaklaşık ispat için yeterli olduğu belirlendiğini, Sayın Mahkemece dosyaya celp edilecek BA-BS formlarından da görüleceği üzere davalının müvekkiline borcunun bulunduğunu, talep içerisinde ihtiyati haciz için aranan yaklaşık ispat koşullarına ilişkin bahsedilen gerekçelerin işbu haciz kararının verilmesi için yeterli delillerden bir tanesi de borçlunun BA-BS formları olduğunu, somut durum nezdinde davaya konu alacağın bir para alacağı olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir para alacağı olduğunu, davaya konu alacağın rehinle teminat altına alınmadığını, somut durum nezdinde davaya konu alacağa ilişkin herhangi bir rehin söz konusu olmadığını ve alacak hakkının teminat altına alınmadığını, ihtiyati haciz talep edilen alacağın vadesinin geldiğini ve alacağın muaccel olduğunu, davalı/borçlunun icra takip tarihi tarihi itibari ile temerrüte düşürüldüğünü, söz konusu alacağın muaccel hale geldiğini, tüm bu sebeplerle; ihtiyati haciz talebinin dava değeri üzerinden; borçlunun, borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi, menkullerinin muhafazası için öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatteyse uygun ve makul bir teminat karşılığında teminatlı kabulüne, ihtiyati haciz kararının davaya konu icra dosyası üzerinden infaz edilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, \"Her ne kadar ihtiyati haciz talep eden tarafça taraflar arasında ticari ilişkiye dayalı bir çok işlemin gerçekleştiği gerekçesiyle faturaya dayalı ihtiyati haciz talep edilmiş ise de ihtiyati haciz talebine dayanak taraflara ait BA-BS formları ve düzenlenen faturaların tek başına muaccel bir alacağın varlığını ortaya koymadığı, taraflar arasındaki faturada yazılı bedelin ödenmediği iddiası ise yargılamayı ve bilirkişi incelemesini gerektirmekte olup, bu haliyle alacağın varlığı ve muaccel hale geldiği belirsiz olduğundan ihtiyati haciz kararı verilebilmesine ilişkin İİK'nın 257. maddesinde öngörülen koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, ihtiyati haciz talebinin reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki alacağın ispatı niteliğinde faturaların sunulduğunu, mahkemece dosyaya celp edilecek BA-BS formlarından da görüleceği üzere davalının davacıya borcunun bulunduğunu, talep içerisinde ihtiyati haciz için aranan yaklaşık ispat koşullarına ilişkin bahsedilen gerekçelerin işbu haciz kararının verilmesi için yeterli olduğunu, davalının BA-BS formları olduğunu, somut durum nezdinde davaya konu alacağın bir para alacağı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir para alacağı olduğunu, davaya konu alacağın rehinle teminat altına alınmadığı, somut durum nezdinde davaya konu alacağa ilişkin herhangi bir rehin söz konusu olmadığı ve alacak hakkının teminat altına alınmadığını, ihtiyati haciz talep edilen alacağın vadesinin geldiği ve alacağın muaccel olduğunu, davalının icra takip tarihi tarihi itibari ile temerrüte düşürüldüğü somut olayda ispatlandığını, davacının alacağının tehlikede olduğunu, İİK'nın 257 ve 258/1 maddesinde öngörülen koşulların oluştuğunu beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep,  faturaya dayalı olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi, istemidir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati haciz şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. İhtiyati haciz isteyen taraf, faturadan ve ticari defterlerden görünen alacağın ödenmediğinden bahisle incelemeye konu ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olarak talepte bulunmuştur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır(Yargıtay 19 HD'nin 12/12/2019 Tarih,2019/2300 E-2019/5531 K). Somut olayda, davacı tarafça fatura ve BS-BA bildirimlerine dayanılmıştır. Ancak, davacının dayandığı faturalara konu malların teslim edildiğine ilişkin söz konusu faturalarda karşı taraftan sadır olmuş bir kayıt/imza bulunmamaktadır. BS bildirimleri ise davacı satıcı tarafından bildirilmekte olup, davalıyı bağlayıcı değildir. BA bildirimleri ise ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği anda dosyada mevcut olmadığından değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu haliyle ihtiyati haciz verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiştir.  Bu nedenle, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz isteyen davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"97b7279037389058","SID":"b1f48170459a486f"}}