{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2144 <br>KARAR NO\t: 2025/548<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:04/07/2023<br>NUMARASI\t:2023/290 Esas - 2023/737 Karar<br><br>DAVACI\t\t: ... <br>VEKİLİ\t\t: Av. ...<br>DAVALILAR\t: 1- ... <br>\t\t  2- ...<br>\t\t<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ........................<br>DAVA\t:İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t:13/06/2022<br><br>KARAR TARİHİ\t:27/03/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:11/04/2025<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlular ile davacının eşinin akraba olduklarını, davalıların davacıdan borç para aldıklarını, bugüne kadar ödemediklerini, davalılar 04.09.2018 günü Bursa'ya geldiklerinde borcu ifa etmelerini kendilerinden istendiğini, davalıların bu kez ekte sunulan bonoları imzalayarak davacıya teslim ettiklerini, bonoların vadesi geldiğinde ödeme güçleri olmadığını ileri sürdüklerini, bu kez kötüniyetli olarak lehtar kısmına da kendilerinin yazılmasını bahane ederek, bonoların bono vasfında olmadığını ve bu kağıt parçalarıyla kendilerinden tahsilat yapılamayacağını ancak beklerlerse borçlarını ileride durumları düzeldiğinde ödeyeceklerini ileri sürerek davacıyı tahsil kabiliyeti olmadığına ikna etmeye çalıştıklarını, bir süre daha bekleyen davacının, ödeme gerçekleşmeyince dava konusu alacağın tahsili için Gebze İcra Dairesinin 2022/7440 E. sayılı dosyası ile ilamsız takibe giriştiğini, davalıların 21.03.2022 tarihinde takibe itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, evrakların bono vasfını yitirmiş ise de halen delil başlangıcı vasfını haiz olduğunu, davalıların davacıya takip tutarı miktarınca borçlu olduklarını belirterek; Gebze İcra Dairesinin 2022/7440 E sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, davalıların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılmış itirazın iptaline ilişkin dava dilekçesi davalı ...'a 16/06/2022 tarihinde tebliğ olduğunu ancak davalı ...'a tebliğ olmadığını, asıl senet borçlusu hakkında takibini ve davasını ilerletemeyen davacı yanın senet kefili davalı ... yönünden takipte ve devamı işlemlerde bulunamayacağı Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, davacı vekilinin iddia ettiği hususların tamamen gerçek dışı olduğunu, işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... 1-Davanın KABULÜNE, Davalı borçluların Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/7440 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına,<br>2-Davalı borçlular itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si olan 66.600,00-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme gerekçeli kararında davalıların davacıya borcu olmadığını ispatlayacak herhangi bir belge sunamadığını belirtmekteyse de davalıların hiçbir borcu olmayan bu konu ile ilgili bir belge sunamamasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, burada asıl dikkat edilmesi gereken konunun davacı yanın asılsız iddiasını ispat edecek herhangi bir somut delil sunmadığını, davacının davalıların kendisine borcu olduğunu iddia etmekte fakat bu asılsız iddiasını ispatlayacak, üzerinde oynama yaptığı senetlerden başka hiçbir delil sunamadığını, davacının, davalılara ne zaman borç verdiğini, bu borcu hangi yolla davalıya ilettiğine ilişkin hiçbir somut belge sunamadığını, davacı yanın sunduğu tek belgenin, kanuna aykırı bir şekilde tahrif edilmiş yasal olarak hiçbir geçerliliği olmayan bonolar olduğunu, suç teşkil edilecek şekilde oynanmış bu bonoların delil olarak kullanılamayacağının Yargıtay kayıtları ile de ortada iken yerel mahkemenin sırf bu belgelere dayanarak davacı yanın haksız davasını kabul etmesinin ve davalıları olmayan bir borcun altına sokmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemenin belge ile ispatı gereken davacı yanın asılsız iddialarını hukuka aykırı olarak elde edilmiş bonoları gerekçe göstererek kabul etmesinin ayrıca davalılar tarafından hiçbir zaman kabul edilmeyen borcun davalılar tarafından kabul edildiğini gerekçesinde belirtmesinin, iş bu kararın usule ve yasaya aykırı bir karar olduğunu ispatladığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan yazılı senetlerin, borcun varlığını açıkça ispat ettiğini, davalıların kötü niyetli olarak lehtar kısmına sehven borçlunun yazılı olmasını ileri sürerek borçtan kaçmaya çalışmalarının hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı tarafından başlatılan icra takibine, senetlerin geçersiz olduğunu, borçlu sıfatlarının bulunmadıklarını iddia ederek itiraz etmişlerse de, zaten başlatılan icra takibi örnek 10 kambiyo senetlerine özgü takip niteliğinde olmadığını, davacı tarafından, taraflar arasında borcun varlığını belirleyen yazılı senetlerdeki alacaklar yönünden  örnek 7 ilamsız takip başlatıldığını, bu nedenle, senetlerin vasfını yitirmiş olmasının borcun varlığını ortadan kaldırmadığını, başka bir deyişle yazılı senetlere davacı tarafından delil başlangıcı olarak dayanıldığını ve yerel mahkemece bu hususun benimsendiğini, diğer yandan, kötüniyetli davalıların hiçbir aşamada borcu ödediklerini ya da böyle bir borcun var olmadığını açıkça ileri süremediklerini, yerel mahkemede yapılan yargılamada, borcun varlığının ispat edildiğini, davalıların dava konusu yazılı belgelerin aksini ispatlayacak başkaca bir yazılı belge sunamadıkları gibi dava konusu senetlerin ellerinden rızaları dışından çıktığını da iddia etmediklerini, aksine, dosyaya sundukları yazılı beyanları ile senetlerin varlığını ikrar ettiklerini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/07/2023 tarih, 2023/290 Esas - 2023/737 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; alacağın tahsili maksadıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacı davalılara ödünç olarak para verdiğini, ödememeleri nedeniyle davaya konu bonoları verdikleri ileri sürerek ilamsız takip yapmış, davalılar ise, davacıya böyle bir borçları olmadığını, davalı ... ile davacı arasındaki ticari işlemler neticesi yapılan iş sonucu tahsilatta eksiklik yaşanmaması için paranın teminat amacı ile bu senetlerin imza altına alındığını, daha sonra parasını tahsil eden davacının kötü niyetli olarak davalılara borç yüklemeye çalıştığını savunmuşlar, Mahkemece; \"dava konusu \"emre muharrer senet\" vasıflı kesin ve vadeli borç belgelerinin alacağın varlığını kanıtladığı, davalıların senetlerden kaynaklı borca ve borç doğuran senetlerdeki imzaya itiraz etmedikleri, dava konusu senetlerin teminat senedi olarak verildiğini iddia ettikleri ancak bu hususta ispata yarar bir yazılı belge sunmadıkları, dava konusu yazılı belgelerin aksini ispatlayacak başkaca bir yazılı belge de sunmadıkları, dava konusu senetlerin ellerinden rızaları dışında çıktığını iddia da etmedikleri, bu durumda davacının davalılardan alacaklı olduğunu ispatladığı tespit edilmiş ve bu nedenle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı borçluların Gebze 4. İcra Dairesinin 2022/7440 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, dava konusu borcun kesin borç niteliğindeki \"emre muharrer senet\" vasıflı belgelere dayalı ve davalı taraflarca bilinebilir durumda olduğu mahkemece kabul edilmiş ve  bu nedenle mahkemece alacağın likit olduğu kabul edilmiş, davalının takibe itirazında haksız olması nedenleriyle icra inkar tazminatı ile mahkum edilmesine karar verilmiş, işbu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>Gebze İcra Dairesinin 2022/7440 Esas sayılı  dosyasının incelenmesinde, davacının davalılar aleyhine 333.000,00-TL asıl alacak 71.190,24-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam  404.190,24-TL  ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiği, borçluların 05/04/2022 tarihinde süresi içerisinde itiraz  ettiği ,takibin durduğu görülmüştür.<br>Dava konusu senetlerin incelenmesinde  keşidecisi ve lehtarının davalı ... olduğu anlaşılmıştır.<br>Poliçeye ait hükümlerden hangilerinin bonoya uygulanacağını gösteren eTTK’nın 690. maddesinde (6102 sayılı Yasanın 778. maddesi), poliçe ile ilgili 585. maddeye (6102 sayılı Yasanın 673. maddesi) bir atıf yapılmadığından, genellikle, bir kimsenin \"kendi emrine\" bono tanzim edemeyeceği kabul edilmektedir. Başka bir deyişle, bono tanzim eden kendisini lehtar olarak gösteremez. Aynı şekilde, eTTK'nın 690. maddesinde eTTK'nın 585. maddesine atıf yapılmamış olduğu için bir bononun  “üçüncü şahıs hesabına” düzenlenmesine de imkan yoktur  (Öztan, F.:Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1997, s. 987).  Bonoda aynı kişinin  hem keşideci   hem de  lehtar  durumunda olması  hukuken mümkün bulunmadığından, takibe konu senedin bono vasfında değildir. (Y.19.H.D. 2007/1724E-2007/5970K, 2008/9888E - 2008/10682)<br>Yine Yargıtay 19. HD'nin 2015/3766 Esas ve 2015/14413 Karar sayılı ilamı ile; \"dava, ilamsız icra takibine dayalı menfi tespit davasıdır. Davacı, aleyhine başlatılan icra takibinde dava konusu belgenin senet mahiyetinde olmadığını iddia etmiştir. İcra takibine konu senette alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmiş olması nedeniyle kambiyo senedi mahiyeti kalmamıştır, ayrıca yazılı delil başlangıcı da sayılamaz. Ancak davacı, 08.10.2014 havale tarihli dilekçesinde borçlu olduğunu kabul ederek, ödemelerinden ve mal iadelerinden sonra 5.187-TL borcu kaldığını bildirmiştir. Bu durumda, ilamsız icra takibinde ispat yükü alacaklıda olmasına rağmen, borçlu davacı ispat yükünü üzerine almış sayılacaktır. Mahkemece davacıya ödemeleri konusunda delilleri varsa, bunları sunması için süre tanınıp, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış...\" şeklindeki gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Somut olayda, dava konusu takibin dayanağı olan bonoların keşideci ve lehtarının aynı kişi olduğu, bunun hukuken mümkün olmadığı, o halde takip konusu senetlerin bono vasfı olmadığı, yazılı delil başlangıcı da sayılamayacağı, taraflar arasında temel ilişki bulunduğu kabul edilerek uyuşmazlığın temel ilişkiye göre çözümlenmesi yani davalıların davacıdan borç para alıp almadıkları, ödeyip ödemediklerinin irdelenmesi gerekir.<br>Davacı, dava dilekçesinde tanık ve bilirkişi  deliline dayanmıştır.<br>Yukarıdaki Yargıtay kararında da belirtildiği üzere takibe konu bonoların yazılı delil başlangıcı da sayılmayacakları, HMK 'nın 200. Maddesinde;  \"(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.\" hükmü ve 201. maddesinde (1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.\" hükmü yer aldığından işbu dava değeri itibariyle tanıkla ispat sınırının üzerinde kaldığı gibi, bilirkişi incelemesi ile de sonuçlanacak bir uyuşmazlık değildir.<br>Tüm bu açıklamalara göre, davacının takipte ve davada kambiyo hukukuna değil temel ilişkiye dayandığı ancak alacağının dayanağını ispat edememesi, tanık ve bilirkişi delilinin eldeki uyuşmazlıkta açıklanan nedenlerle kullanılamaması nedeniyle davacının davasını ispat edemediği görülmekle davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.<br>Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararındaki anılan yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davalılar vekilinin istinaf istemlerinin kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar vermek  suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;<br>1-Davalıların ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ESASTAN KABULÜNE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/07/2023 tarih, 2023/290 Esas ve 2023/737 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA,<br>YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,<br>a)Davanın REDDİNE,<br>b)Davalıların kötü niyet tazminatı talebinin  REDDİNE,<br>c)Alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 4.881,61-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 4.266,21-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>ç)Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>d)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>e)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 53.280,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>f)Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,<br>2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a)İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harçlarının hazineye irad kaydına,<br>b)İstinaf Karar Harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince davalılara iadesine,<br>c)Davalı ... ... tarafından yapılan 738,00-TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harcı ile 179,90-TL posta masrafı olmak üzere toplam 917,90-TL'nin davacıdan tahsili ile davalı ... ...'a verilmesine,<br>ç)Davalı ... tarafından yatırılan 738,00-TL'nin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine,<br>d)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>e)Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince  davalıya iadesine,<br>f)Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/03/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e41894b0a7a7677","SID":"f32494ef039a1924"}}