{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/1891 <br>KARAR NO:2025/359<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2022/636 <br>KARAR NO:2023/231<br>TALEP TARİHİ:14/12/2020<br>KARAR TARİHİ:16/03/2023<br>KARAR TARİHİ:26/03/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Yargılamanın iadesini talep eden davacı ... A.Ş. temsilcisi ... 14/12/2020 tarihli yargılamanın iadesi talepli dilekçesinde özetle; Yetkili temsilcisi olduğu ... Şirketinin de aralarında olduğu davacı şirketler tarafından iflas erteleme davası açıldığını, yargılama sürecinde mahkemece 7 bilirkişiden oluşan heyetten rapor ve ek rapor alındığını, bilirkişi heyetinin şirketlerin iyileşme potansiyelinin olduğu yönündeki tespitlerine rağmen mahkemece iflas kararı verildiğini ve anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, İçerisinde yetkili temsilcisi olduğu şirketin de bulunduğu davacı şirketlerin, bünyesinde 16 şirketi barındıran grup şirketlerin çatı şirketleri olduğunu, bu şirketlerden birinin de ... Şti olduğunu, ... Şti.'nin %49 oranındaki hissesinin (235.200 adet hisse) dava sürecinden çok öncesinde ve yıllardan beri yetkili temsilcisi olduğu ... Enerji ... AŞ.'ne ait olduğunu, ... AŞ. Hakkında mahkemece işbu dosya kapsamında iflas kararı verilmesi sebebiyle ... Ltd. Şti.'ne ait mezkur hissenin halen ... kontrolünde ve İflas Masası varlığına dahil olduğunu ancak söz konusu hisse İflas masası varlığına dahil olmasına rağmen ... Şti.'nin 08/08/2017 tarihinde yapmış olduğu Olağanüstü Genel Kurul Kararı ile hukuka aykırı bir şekilde ...'ya devredildiğini, devrin 14 Ağustos 2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığını, hukuka aykırı bu durumdan haberdar olan ... girişimleriyle söz konusu hisse devri işlemi iptal edildiğini ve iptalin tescilinin 22 Ekim 2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığını, dolayısıyla söz konusu hissenin halen ... A.Ş. üzerinde olduğunu, Halen %49 hissesi temsilcisi olduğu ... AŞ.'nin elinde bulunan ... Şti. hakkında henüz bir hafta önce bilgi sahibi olduğu bir hususun, yargılamanın yenilenmesini gerektirdiğini, şöyle ki tarafı olmadıkları Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/45 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında %49 hissesi ... AŞ. nin elinde bulunan ...Şti. hakkında bir kıymet takdiri yapıldığını ve hazırlanan bilirkişi raporunun, haricen ve tamamen tesadüfen ellerine geçtiğini, 25/04/2019 havale tarihli bu rapora göre ... Şti'ne ait Kırklareli ilinde bulunan bir ... (...) lisansına ilişkin değerin 41,556.254,59 TL olduğunun tespit edildiğini, söz konusu enerji üretim lisansının EPDK tarafından 17/11/2011 tarihinde verildiğini, lisans sahibinin ... Şti olduğunu, kıymet takdirinin yapıldığı raporda da belirtildiği gibi lisans sahibi ... Ltd. Şti'nin %49 hissesinin ... AŞ.'ne ait olduğunu ve değerinin %49 karşılığının ise 20.362.564,70 TL'ye tekabül ettiğini, yargılama sırasında bilirkişi raporlarında dikkate alınmadığını, oysa bu meblağın ... AŞ.'nin iflastan kurtulmasına sebebiyet vereceğini, Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/45 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunun HMK'nın 375.maddesinin ç bendinde belirtilen belge mahiyetinde olduğunu, bu şartlarda kesinleşmiş bulunan mahkeme hükmünün icra edilmesi çok ağır hukuk ihlallerine sebep olacağı gibi telafisi imkansız zararlara ve hak kayıplarına neden olacağını, bir hafta önce haricen ve tesadüfen tespit ettikleri bu durumun yargılamanın yenilenmesini zaruri hale getirdiğini, mahkemece ivedilikle gerekli tedbirlerin alınmasını gerektirdiğini, bu kapsamda mahkemece öncelikle mahkeme hükmünün icrasının durdurulmasına karar verilmesini, yargılamanın yenilenmesi ile mahkemece yaptırılacak inceleme ve değerlendirmeler sonrasında, halen tek yetkili temsilcisi olduğu ... AŞ. açısından, 26/10/2015 tarihli dava dilekçesinde belirtilen tüm taleplerin kabulü ile iflas erteleme tedbirlerine ve 1 yıl süreyle iflasın ertelenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; \"Talep; Mahkememizin 2015/1023 Esas- 2017/135 E K sayılı, 02.03.2017 tarihli davasının HMK'nın 375.maddesi gereğince yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.Mahkememizin 2015/1023 Esas- 2017/135 E K sayılı, 02.03.2017 tarihli  ilam ile;''...Davacı yanın iflasın ertelenmesi talebinin REDDİNE,1-) İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı, ... ŞİRKETİ  nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun 5789-5 sicil numarasında kayıtlı, ... ŞİRKETİ nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı,  ... ŞİRKETİ  nin İİK 179/b-son maddesi uyarınca İFLASLARINA, 2-) İflasın İİK 165. Maddesi uyarınca 02.03.2017 saat 16.30 itibariyle açılmasına...'' karar verilmiş, davacılar vekili ve müdahil vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvrulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi Başkanlığının 04/10/2018 tarih 2018/1380-1476 E.K. sayılı ilamı ile istinaf başvuru taleplerinin reddine karar verilmiş, red ilamının davacılar vekili tarafından  temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2019/874-2020/1267 E,K. Sayılı 25/02/2020 tarihli KESİN karar ile  hükmün onanması üzerine hükmün, 25/02/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.Yargılamanın iadesi HMK.m.374/1 uyarınca kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir. HMK. 375. maddesinde ise hangi nedenlere dayanılarak yargılamanın iadesinin talep edilebileceği tahdidi olarak belirtilmiştir. ...Davacı yan talep dilekçesi ile; müflis davacı şirketin de bulunduğu şirketler bünyesinde 16 şirketin yer alıp, bu şirketlerden birinin de ... Şti olduğunu, ... Şti.'nin %49 oranındaki hissesinin (235.200 adet hisse), dava ... AŞ.'ne ait olduğunu, ... AŞ. hakkında, sayın mahkemece işbu dosya kapsamında 02.03.2017 tarihinde iflas kararı verilmiş olduğunu, dolayısıyla ... Şti.'ne ait mezkur hissenin, halen ... kontrolünde ve İflas Masası varlığına dahil bulunduğunu, ancak söz konusu (%49 oranındaki) bu hissenin, İflas masası varlığına dahil olmasına rağmen, ...Şti.'nin 08.08.2017 tarihinde yapmış olduğu Olağanüstü Genel Kurul Kararı ile hukuka aykırı bir şekilde bu hisselerin ...'ya devredildiğini, devrin 14 Ağustos 2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığını, hukuka aykırı bu durumdan haberdar olan ... girişimleriyle, söz konusu hisse devri işleminin iptal edildiğini ve iptalin 22 Ekim 2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığını, dolayısıyla söz konusu hissenin, halen ... A.Ş. üzerinde olduğunu, tarafı olmadıkları Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/45 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında, %49 hissesi ... AŞ. nin elinde bulunan ... Şti. hakkında bir kıymet takdiri yapıldığını ve hazırlanan bilirkişi raporuna göre, ... Şti'ne ait Kırklareli ilinde bulunan bir ... (...) lisansına ilişkin değerin 41.556.254,59 TL olduğunun tespit edildiğini, bu durumu haricen ve tamamen tesadüfen öğrendiklerini, yeni gelişen bu durum ile ilgili olarak kesinleşen iflas yargılamasının yenilenmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.Yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda;...Şti. hakkındaki hisse devri işleminin iptal edildiği ve iptalin tescil edilerek 22 Ekim 2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlamış olduğu, buna rağmen davanın 17.12.2021 tarihinde, yani ilandan üç yıl sonra açılmış olduğu, davacı yanın yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak olarak gösterdiği bilirkişi raporunun 25.04.2019 havale tarihli olduğu, mahkemenizde yapılan yargılama sonucu 07.03.2017 tarihinde hüküm verildiği, söz konusu bilirkişi raporunun mahkememiz tarafından nihai karar verildikten sonra düzenlenmiş olması nedeniyle HMK m. 375/1 (ç) hükmündeki \"yargılama sırasında mevcut olma\" koşulunun sağlanamadığı, bir an bu koşulun sağlandığı kabul edilse bile davacı şirket yetkililerinin TTK m. 18/2 hükmü gereğince bütün faliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmeleri gerektiği, davacı yanın dava sürecinden önce ve yıllardan beri yetkilisi oldukları ... A.Ş'nin ... Şti'nin sahibi olduğu ve adı geçen şirketin de ... Lisansının bulunduğunu bilmemelerinin TTK.m.18/2 kapsamındaki \"...\" haline uygun düşmediği gibi hayatın olağan akışına uygun ve inandırıcı bulunmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı HMK'nın 375.maddesinde yazılı sebepleri taşımayan yargılamanın yenilenmesi talebinin HMK.m.379 gereğince esasa girilmeksizin reddine...\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Yargılamanın iadesini talep eden vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; talep dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, söz konusu %49 hisse bedeli 20.362.564,70 TL olup iflas kararına dayanak olan bilirkişi raporlarında hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, oysa bu meblağın müvekkilinin yetkili temsilcisi olduğu ... AŞ.'nin iflastan kurtulmasını sağlayacağını, yeniden yargılamaya ilişkin başvuru gerekçelerinin bir anlamda yerel mahkemece eksik araştırma neticesinde iflas kararı verilmesi olduğunu, iflas masası alacaklılarının ali menfaatlerinin korunması adına işbu davanın ikame edildiğini, müvekkilinin yetkilisi olduğu firma hisse oranı nisabınca ... Şti.'nin azınlık pay sahibi olduğunu, yönetim kurulunda bulunmayan müvekkilinin şirket adına yapılan iş ve işlemlerden zamanında ve tam olarak haberdar olamamakla birlikte karar alma sürecine de dahil edilmediğini, yine müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketin ... Şti. yöneticilerinin fiktif işlemleri sebebiyle uğradığı zararlara ilişkin yargılamaların devam ettiğini, müvekkilinin ticari hayatının tüm safhasında basiretli bir iş adamı olarak hareket ettiğini, halen de iflas masası alacaklılarının ali menfaatleri adına mücadele ettiğini, iflas ertelemeye ilişkin karardan sonra vücut bulan/haberdar olunan müvekkiline ait hisselerin iadesi ile yine hisselerin değerine – ve dahi mahkemece iflas kararı öncesinde bu değerlendirme yapılsa idi iflas durumunun hiç olmayacağına ilişkin tespit – ilişkin Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/45 Esas sayılı dosyası tahtından alınan bilirkişi raporunun yeniden yargılama taleplerinin kabulüne dayanak kılınması gerekirken taleplerinin reddine ilişkin kurulan hükmün usul ve kanuna açıkça aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, iflas erteleme davası neticesinde verilen kesinleşmiş iflas kararına ilişkin yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın  \"iflas halinde tasfiye\" başlıklı 534. maddesinde \"İflas hâlinde tasfiye, iflas idaresi tarafından İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır. Şirket organları temsil yetkilerini, ancak şirketin iflas idaresi tarafından temsil edilmediği hususlar için korurlar.\" hükmü gereğince, davacı şirket temsilcisinin aktif husumetinin olduğu kabul edilerek, yargılamanın iadesi sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir. Yargılamanın iadesi, yargılama hataları ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan hukuki yoldur. 6100 sayılı HMK'nın 374. maddesine göre yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir.HMK'nın 375. maddesinde yargılamanın iadesi sebepleri sayılmış olup bunlar;\"a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.\" halleridir.HMK'nın 377.maddesinde göre yargılamanın iadesi süresi; \"c) Yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı\" tarihten itibaren üç ay ve her halde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır.Yasa'nın  379. maddesinde; \"(1) Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra; a) Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını,b) Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını, c) İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını, kendiliğinden inceler.(2) Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder\",Yasa'nın 380. maddesinde ise; \"İnceleme sonunda, dayanılan yargılamanın iadesi sebebi sabit görülürse, yeniden yargılama yapılarak ortaya çıkacak duruma göre verilmiş olan karar onanır veya kısmen yahut tamamen değiştirilir...\" hükmüne yer verilmiştir.Yasal düzenlemeler uyarınca mahkemece 379. madde uyarınca ön inceleme yapılması, eksiklik mevcut ise esasa girmeden davayı reddetmesi, aksi halde 380. madde uyarınca esasa dair inceleme yapması gerekmektedir. Yargılamanın iadesi, nihai bir kararın (nihai kararlar içinde de kesinleşmiş bir kararın) gözden geçirilmesini, denetlenmesini sağlaması bakımından geniş anlamda bir kanun yolu olmakla ve Kanun'da sistematik olarak kanun yolları arasında düzenlenmekle birlikte, aslında kesinleşen kararı yeniden ele almaya yarayan ve dava şeklinde görülen bir hukukî çaredir...Yargılamanın iadesi yolu, kesinleşmiş hükümlere karşı başvurulan istisnai bir yoldur. Bu sebeple yargılamanın tekrarlanmasının mümkün olmadığı, o konuda yeniden mahkemeye başvurulamayacak, şeklen ve madden kesinleşmiş hükümlere karşı yargılamanın iadesi istenebilir. Eğer mahkeme kararı henüz şeklen kesinleşmemişse veya şeklen kesinleşmiş olsa dahi maddi anlamda kesin hüküm oluşturmuyorsa yeniden ele alınıp incelenmesi mümkünse yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Çünkü ya henüz kesinleşmiş bir karar yoktur, bu sebeple başvuru imkanları tüketilmemiştir veya kesinleşse dahi kararın başka şekilde yeniden ele alınıp incelenmesi mümkündür. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2324,2325) Yargılamanın iadesi bir dava olarak dilekçe ile iptali istenen hükmü veren mahkemeden istenir. Dava dilekçesinde aranan koşulların bu dilekçede de bulunması ve mahkemede yeni bir dava gibi esas numarası verilmesi gerekir. Hükmü veren (vermiş olan) mahkemenin idari veya kanuni bir tasarrufla kaldırılmış veya işin esası ile ilgili karar vermek görevinin değiştirilmesi durumunda bunun yerine geçen mahkemeye başvurmak gerekir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, C.II, S.1551).Yargılamanın iadesi talebi, kendisine karşı bu yola başvurulan kararın verildiği mahkemeden talep edilecektir (m. 378/1). Yargılamanın iadesi talebi bir dava niteliğindedir. Bu sebeple yargılamanın iadesinin gerektirdiği özellikler dikkate alınarak bir davanın açılmasında verilmesi gereken dilekçe verilecektir. Yargılamanın iadesi bir dava açarak ileri sürülebileceğinden dava şartları ve davaya ilişkin genel hükümler geçerli olacak, yapılması gereken diğer işlemler yapılacaktır.Yargılamanın iadesi talebinin dava dilekçesi şeklinde düzenlenmesi gerekir. Bu dilekçede bulunması gereken unsurlara yer verilecektir. Ancak, içeriğinde talebin bir yargılamanın iadesi talebi olduğu belirtilmeli ve buna uygun açıklamalar yapılmalıdır. Dava açılmasına ilişkin kurallar uygulanarak, bu konudaki gerekli tüm işlemler yerine getirilmeli, gerekli harç ve giderler ödenmelidir. Mahkemece talep edilirse ayrıca bu konudaki teminat da yatırılmalıdır (m. 378/2). Yargılamanın iadesinde talepte bulunan, diğer tarafı karşı taraf olarak göstermeli, üçüncü kişilerin bu yola başvurması halinde ise ilk davanın tarafları karşı taraf olarak belirtilmelidir (Pekcanıtez Usul Cilt.III, s.2343,2344). Somut dosyada, istemin ayrı bir esasa kaydedildiği, harcın ikmal edildiği anlaşılmaktadır.Yargılamanın iadesi istemine konu İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1023 E. sayılı dosyası incelendiğinde;İflas erteleme istemiyle açılan dava neticesinde, Mahkemenin  02/03/2017 tarihli 2015/1023 E. 2017/135 K. sayılı kararı ile; \"...davacı şirketler yönünden iflas erteleme kararı verilmesi koşullarının oluşmadığı, alacaklıların iflasın derhal açılmasındaki çıkarının üstünde, belirgin olarak bir yarar sağlayacağı kanaatini oluşturacak somut öneriler bulunmadığı, davacı şirketlerin iflas ertelemesini talep ettiği iş bu davayı açtığı hale nazaran, mali yapılarında düzelme olmadığı, şirketlerin borca batıklıktan kurtulamadığı, davacı yanın birkısım alacaklılarla borçlarının yeniden yapılandırıldığına dair sözleşmeler sunarken iyileştirme kapsamında yeni projeleri olduğuna dair bilgi ve belge sunmadıkları, davacıların iflas etmeksizin tüm alacaklıların alacaklarını karşılayabilecek ve şirketlerin mal varlığını koruyup mevcudiyetini devam ettirebilecek inandırıcı bir projelerinin bulunmadığı, zira iflasın ertelenmesi sonunda sadece tüm alacaklıların alacaklarının garanti altına alınması ve fakat şirket malvarlığı olarak geriye bir şey kalmaması durumunda şirketler bakımından bir iyileşmeden sözedilemeyeceği ve erteleme kararı verilemeyeceği,  davacı şirketlerin  faaliyet alanları itibariyle her ne kadar satılık proje mevcut ise de, mevcut ekonomik şartlar içinde satışın kısa zamanda pek olanaklı görülmediği, davacı yanca sunulan iyileştirme projesinin salt eldeki mevcut projelerin satışına, kaynağı belli olmayan sermaye artışına ve şirket giderlerinin kısıtlanmasına dayalı düzenlendiği, ancak öngörülerin gerçekleşmediği, alacaklılar yönünden gerekli güvenceyi sağlamadığı, borca batıklığı miktarınca şirketlerin kurtarılması ümidi görülmemekle, alacaklılarında mevcut durumdan daha kötü ve güvensiz bir duruma düşürülmemesi gerektiği anlaşılıp kabul edilmekle, şirketlerin halen borca batık olduğu sabit olmasına göre ve TTK 376(3) ve İİK'da düzenlenen iflas koşullarının oluşmasına göre, iflas erteleme talebinin reddiyle, davacı şirketin İİK 179/b-son maddesi hükmüne göre  iflasına...\" karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde ... A.Ş. yönünden; EPDK'dan alınmış olan üretim lisansı sahibi ... Şti.nin %49 hissesinin ...A.Ş. uhdesinde olduğunu, iflas kararı verilir ise bu çok değerli lisans sahibi şirketin hisse satışı çok zor ve değerinin çok altında işlem göreceğini, hatta lisansın iptal edilebilme riski doğacağını, bu lisansın şu anki değerinin 6-7 milyon Euro civarında olduğu beyan edilerek iflas kararının kaldırılması talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 04/10/2018 tarihli 2018/1380 E. 2018/1476 K. sayılı kararında; \"...Davacı ...A.Ş.'nin; 30.09.2015 tarihi itibariyle kaydi değerler üzerinden (-) 1.441.754,07.-TL, rayiç değerler üzerinden (-) 30.824.726.44.-TL borca batık olduğu, bu miktarın aşırı yüksek (öz sermayenin en fazla % (-) 25'i olması gerekirken % (-) 79) bulunduğu, şirketin faaliyetlerini durdurduğu ve gelir yaratamadığı, borca batıklıktan çıkabilmesi için, en önemli unsurun iştirak satışından elde edilecek tutar olduğu, şirketin faaliyetine devam etmemesi halinde, iştirak satışıyla bir anlamda kısmi tasfiye yapılacağı ancak borca batıklığın aşırı tutarda olduğu ve borca batıklıktan kurtulamayacağının anlaşıldığı...\" tespitlerine yer verilerek ilk derece mahkemesi kararında usul veya esas yönünde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacılar vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin  25/02/2020 tarihli 2019/874 E. 2020/1267 K. sayılı kararı ile hükmün onanmasına kesin olarak karar verilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesi;Yargılamanın iadesi talep dilekçesindeki beyan ve anlatımlara göre yargılamanın iadesini talep eden işbu talebini HMK'nın 375/1.ç bendinde yer alan \"Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması\" hükmüne dayandırmaktadır.Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen (yazılı) bir belgenin, kararın verilmesinden sonra geçirilmiş olması, yargılamanın iadesi sebebidir (m.375/1-ç). Yeni bir yazılı belgenin ele geçirilmiş olmasının yargılamanın iadesi sebebi teşkil edebilmesi için, aşağıdaki şartların (hep birlikte) bulunması gerekir:a) Bu yazılı belge, davaya bakıldığı sırada mevcut olmalıdır. Hüküm verildikten sonra düzenlenmiş olan bir yazılı belgeye dayanarak yargılamanın iadesi istenemez. b) Yeni ele geçirilmiş olan yazılı belgenin, hükmü etkileyecek nitelikte olması gerekir. Yeni ele geçirilmiş olan yazılı belge (birinci) davada ibraz edilmiş olsa idi, yargılamanın iadesi davacısının daha lehine bir hüküm verilecek idi ise, yeni ele geçirilmiş olan yazılı belge (diğer şartların da varlığı halinde) yargılamanın iadesi sebebi teşkil eder.c) Bu yeni yazılı belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması gerekir (m.375/1-ç). Böyle bir yazılı belge, hüküm verildikten sonra ve fakat kesinleşmeden önce ele geçirilmiş olsa bile (diğer şartlar da varsa), yargılamanın iadesi sebebi teşkil eder. Çünkü, istinaf ve temyiz aşamalarında yeni delil gösterilemeyeceğinden, bu yeni yazılı belgenin artık o davada delil olarak gösterilmesine imkân yoktur. Davada ibraz edilmiş bir yazılı belgeye dayanarak, yargılamanın iadesi istenemeyeceği ise doğaldır. d) Bu yeni yazılı belgenin, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilememiş olması gerekir (m.375/1-ç). Yargılamanın iadesini isteyen taraf, bu yazılı belgeyi yargılama sırasında elde edememesinde kusurlu olmamalıdır; kendi kusuru ile bu yazılı belgeyi yargılama sırasında elde edememiş ve mahkemeye verememiş olan taraf, yargılamanın iadesi talebinde bulunamaz... e) Yeni bir yazılı belgenin ele geçirilmiş olması halinde (m.375/1-ç) yargılamanın iadesini isteme süresi, yeni yazılı belgenin elde edildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde yargılamanın iadesi talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır (m.377/1 -c)... Bu üç aylık süre, yeni yazılı belgenin varlığının öğrenildiği tarihten itibaren değil (m 377/1-c hükmünde açıkça yazılı olduğu gibi) yeni yazılı belgenin (yargılamanın iadesini isteyen tarafça) elde edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Cilt.II, s.1536, 1537, 1538)<br>Bu bent uyarınca yargılamanın iadesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir senet veya belgenin ele geçirilmiş olması ve bu senet ya da belgenin hükmün verilmesi sırasında da mevcut olması gerekir. Söz konusu belgenin sadece yazılı belge veya senet olması gerekmez; belge niteliğinde delil olabilen fotoğraf, ses, görüntü kaydı vs.de bu anlamda düşünülmelidir... Hükümden sonra bulunan ve hükmü etkileyecek olan belge veya senedin, hükümden önce elde edilememesi, mücbir bir sebebe veya lehine hüküm verilen tarafın bir eylemine dayanmalıdır... Yargılamanın iadesini isteyen taraf, bu belgenin hükmün kesinleşmesinden önce elde edilememesinde kusurlu olmadığını ispat etmek zorundadır. Bunun sebebi karşı tarafın veya üçüncü kişinin eylemi olabilir. Hükümden sonra bulunan senet veya belgenin yargılama sırasında mahkemeye sunulması halinde, bunun verilecek kararı etkileyecek nitelikte olması gerekir.  (Pekcanıtez Usul Cilt.III, s.2330). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/09/2022 tarihli 2019/5-392 E. 2022/1150  K. sayılı kararında da ifade edildiği gibi \"...Öncelikle 6100 sayılı HMK’nın 375/1-ç bendinde yer alan “Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması” sebebine ilişkin açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır. Yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Yeni bir belgenin ele geçirilmiş olmasının yargılamanın yenilenmesi sebebi teşkil edebilmesi için, belgenin davanın bakıldığı sırada mevcut olması, hükmü etkileyecek nitelikte olması, belgenin hükmün verilmesinden sonra ele geçirilmesi, belgenin yargılama sırasında bir mücbir sebepten veya lehine hüküm verilen tarafın eyleminden dolayı elde edilememiş olması gerekmektedir (Kuru, s. 5176 vd.). Sadece mevcut belgenin sonradan bulunmuş olması vakıası, başlı başına yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilemez. Mücbir sebepten maksat, tarafın elinde olmayan ve bütün çabalarına rağmen aşamadığı bir engel ile karşı karşıya kaldığını iddia ve ispat etmelidir...\"Yargılamanın iadesini talep eden tarafından, Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/45 Esas sayılı dosyasında alınan 25/04/2019 tarihli bilirkişi raporu yeni belge olarak ileri sürülmüştür.Yukarıda açıklandığı gibi HMK'nın 375/1.ç bendi gereğince yargılamanın iadesinin talep edilebilmesi için, söz konusu belgenin davaya bakıldığı anda mevcut olması, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilememiş olması ve hükmü etkileyecek nitelikte bir belge olması gerekmektedir. Somut olayda ise  Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/45 Esas sayılı dosyasında alınan 25/04/2019 tarihli bilirkişi raporu, iflas erteleme istemli dava görüldüğü sırada mevcut olup sonradan ele geçen bir belge niteliğinde değildir.Yargılamanın iadesini talep eden vekili istinaf dilekçesinde  yeniden yargılamaya ilişkin başvuru gerekçelerinin bir anlamda yerel mahkemece eksik araştırma neticesinde iflas kararı verilmesi olduğu ifade etmiş ise de, yargılamanın iadesi sebepleri HMK'nın 375. Maddesinde düzenlenmiş olup, ileri sürülen bu husus ile Yasa'da düzenlenen yargılamanın iadesi sebeplerinden değildir. Ayrıca mahkemece verilen iflas kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı gibi kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından yargılamanın iadesini talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Yargılamanın iadesini talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Yargılamanın iadesini talep eden tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, yatırılan  179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin yargılamanın iadesini talep edenden alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin yargılamanın iadesini talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın yargılamanın iadesini talep edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"11f2f1829f09f1da","SID":"76548e2b8c6c40b9"}}