{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1839 <br>KARAR NO: 2025/444<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 01.07.2021<br>NUMARASI: 2019/661 Esas - 2021/627 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit (Banka kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit  davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne  dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.08.2019 tarihli, 2019/1113 D. İş, sayılı dosyasından alınan 462.800,16 TL bedelli ihtiyati haciz kararının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyasından takibe konulmuş olup söz konusu icra dosyasından asıl alacak ve işlemiş faizi ile birlikte toplam 563.803,98 TL bedel üzerinden esas takibe geçildiğini, müvekkilince takibe süresi içerisinde itirazla takibin durduğunu, davalı tarafça açılan icra takibinde borcun sebebini 2 adet Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi, 2 adet Business Card Üyelik sözleşmesi ve Beyoğlu ... Noterliği'nin 02.04.2019 tarihli, ... yevmiye Numaralı İhtarnamesinin oluşturduğunu, söz konusu ihtarnamede müvekkilinin sorumlu tutulduğu kredi borçlarının toplam 24.058,70 TL olduğunu, ancak davalı tarafça müvekkili hakkında tüm kredi borçları toplamı üzerinden 563.803,98 TL bedel üzerinden İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, taraflarınca yapılan itiraz sonucu  İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.08.2019 tarihli, 2019/1113 D. İş, sayılı dosyasında  mahkemece  müvekkilinin hakkında verilen ihtiyati haciz miktarının 24.058,70 TL olarak düzeltilmesine, bu miktarı aşan kısmın iptaline kararı verildiğini, davacı bankacı müvekkili hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından açılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle müvekkilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosya borcundan sorumlu olmadığının tespitini ve davalı banka hakkında  %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ederim. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğunu ispat edemezse davanın dava şartı olan hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1113 D. İş sayılı dosyasından alınan 462.800-TL'lik ihtiyati haciz kararının, borçlunun itirazı üzerine 24.058-TL olarak düzeltildiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takibe, davacı tarafından yapılan itiraz neticesinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, davacının borcun muaccel olmadığına ilişkin iddialarının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, borçlularca hesap kat ihtarnamesine itiraz edilmesinin alacağın muacceliyetini etkilemediğini, takibe itiraz eden borçlunun kötü niyetli olduğunun açıkça ortada olduğunu, bu nedenlerle hukuki yararı bulunmayan davacının davasının reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyeti tazminatı ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...GKS gereğince düzenlenen hesap kat ihtarı davacı kefil açısından  bila tebliğ iade olmuş buna göre kefil takip tarihinde temerrüde düşmüştür. KMH kredide ve şirket kredi kartında temerrüt faizi oranın tespiti ise TCMB'nın 2006/1 ve 2013/8 sayılı tebliğleri doğrultusunda yapılmıştır. Teknik ayrıntısı yukarıda özetlenmeye çalışıldığı ve  bilirkişi raporunda tam detayı olduğu üzere bilirkişi tarafından hesaplandığı üzere ... (şirket kredi kartı - business card), ... (kredili mevduat hesabı) krediler açısından aşağıda belirtilen tutarlarda davacının borçlu olduğu, fazlaya ilişkin istem açısından borçlu olmadığı...\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının İstanbul  ... İcra Dairesinin ...sayılı takip dosyasında takibe konulan borçta toplamı 542.255,80 TL olan taksitli ticari kredi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine,  ticari kredi kartı talep kalemi açısından 12.898,83 TL takip tarihi itibari ile borçlu olmakla 1.849,97 TL borçlu olmadığının ve kredili mevduat hesabı yönünden 6.637,59 TL takip tarihi itibariyle borçlu olup 161,79 TL açısından davacının borçlu olmadığının tespitine, toplamı 542.255,80 TL olan taksitli ticari kredi nedeniyle yapılan takip kalemi açısından borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından bu miktarın % 20'si olan 108.451,16 TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafından kefil sıfatının olmadığı iddiası ile açılan  davada, bankaları  aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunun açık olduğunu, Dava dosyasında mübrez kredinin kat edilmesine ilişkin ihtarnamenin usulüne uygun olarak düzenlendiği ve ihtarnamede davacı kefilin hangi kalemler bakımından sorumlu olduğu hususunun müvekkil Banka tarafından açıkça belirtilmiş olduğu , takibe geçilmeden önce İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1113 D. İş  sayılı dosyasından verilmiş bulunan ihtiyati haciz kararına davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine mahkeme tarafından 12.12.2019 tarihli kararla davacının 24.058,70.-TL borçlu olduğuna karar verilmiş olması karşısında, ihtiyati haciz kararı ile birlikte esas takibe geçilmesi aşamasında davacı borçlunun sorumlu olduğu kısmi tutarın sehven belirtilmeden takip başlatılmış olduğu, davacının gerek icra dosyasına yapmış olduğu itirazında, gerekse huzurdaki davada müvekkili bankaya kefil sıfatıyla hiçbir borcunun bulunmadığı iddiasında olmasına rağmen  huzurdaki davada bilirkişi raporunda yer alan tespitler doğrultusunda davacının \"Ticari Kredi Kartı\" yönünden 12.898,83.-TL, \"Kredili Mevduat Hesabı\" yönünden 6.637,59.-TL olmak üzere toplam 19.536,42.-TL borçlu olduğunun açıkça tespit edilmiş olması, davacı hakkında genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılması ve söz konusu takibe davacı tarafından itiraz edilmesi sonucunda takibin durmuş olması, davacının ihtiyati hacze itirazı üzerine 12.12.2019 tarihinde mahkeme tarafından 24.058,70.-TL borçlu olduğuna karar verildiğini  ve ardından davacı tarafından karar tarihinden beş gün sonra 17.12.2019 tarihinde, ihtiyati haciz kararı veren mahkeme tarafından borçlu olduğuna karar verilmiş olmasına rağmen ısrarla icra dosya borcundan sorumlu olmadığından bahisle huzurdaki davayı açmış olduğu, hususları birlikte değerlendirildiğinde, müvekkili bankanın değil, davacının kötü niyetinden bahsedilebileceğini, Geçerli bir kefaleti bulunduğu mahkeme tarafından açıkça tespit edilmiş olan davacı hakkında takip başlatılması müvekkili bankanın kötü niyetli olduğuna bir gerekçe teşkil edemeyeceğini, nitekim kefaletin geçersiz olduğu durumda dahi ekli Yargıtay kararına göre alacaklı olan bankaya kötüniyet tazminatı hükmedilmediğini, kaldı ki İİK72.maddesinde  – (Değişik: 18/2/1965 - 538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. ... Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.\" denilmekle kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesinin davacının \"zarara\" uğraması gerektiği de açık olduğunu, huzurdaki olayda dava aşamasında da dosyaya bildirdikleri üzere İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1113 D. iş  sayılı dosyasındaki ihtiyat-i hacze itiraz neticesinde 462.800-TL'lik ihtiyati haciz kararı, borçlunun itirazı üzerine 24.058-TL olarak düzeltildiğini, bu bakımdan icra takibinde davacıyı zarara uğratacak haksız herhangi bir haciz işlemi uygulanmadığını, ayrıca davacıyı menfi tespit davası açmaya zorlayan herhangi bir unsur bulunmadığını, müvekkili bankanın takibe geçerken davacı kefilin sorumlu olduğu tutarı sehven açıkça belirtmemiş olmasının müvekkili bankanın kötü niyetli olduğuna karine teşkil edemeyeceğini, emsal nitelikte Yargıtay kararlarını dilekçe ekinde sunduklarını,  İstinaf dilekçelerinde de belirtildiği üzere davacı kefilin kefalet tarihi itibariyle ... hükümleri uyarınca doğmuş ve doğacak tüm borçlara kefil olduğu yeni ... imzalanmasının eski ...'deki kefalet borcunu sona erdirmeyeceğinin açık olduğunu, davacı ile müvekkili banka arasında imzalanan ... sözleşmesi çerçeve sözleşme olup, borçluların doğmuş ve doğacak tüm borçlarını kapsadığını, kefilin istinafa konu davada borcun tamamını inkar ettiği de dikkate alındığında hakkında başlatılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun düşünülemeyeceğini, kefilin yeni açılan krediden sorumlu bulunmamasının müvekkili bankayı icra takibinde kötü niyetli kılamayacağını, buna bağlı olarak %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca takipten sonra açılmış menfi tespit davası olup,  genel kredi sözleşmesine dayalı olarak asıl kredi borçlusu şirkete  kullandırılan kredi borçlarının tahsili için başlatılan takip konusu borçtan dolayı davacı kefilin davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı davalı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu ve alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında davacının İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında takibe konu 542.255,80 TL taksitli ticari kredi borcu nedeniyle  sorumlu olmadığının tespitine ve davalının takipte haksız ve kötü niyetli olduğu kabulü ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına  karar verilmiş, davalı vekilince hüküm bu yönüyle istinaf edilmiştir. Dosya kapsamında sunulu deliller ile alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitlere göre, 15.02.2010 ve bila tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile dava dışı asıl kredi borçlusu  Rubin şirketine  kullandırılacak  kredilere davalının toplamda 235.000 TL kefalet limiti ile müteselsil kefil olduğu; icra takibine dayanak kredi borcuna dayanak  kredilerin ... (şirket kredi kartı) , ... (Taksitli kredi) ve ... (kredili mevduat hesabı) na ilişkin kullandırılan krediler olduğu anlaşılmaktadır.  Davalının davacıya kendisi tarafından gönderilen kat ihtarı içeriğine göre davacının sadece  ... (şirket kredi kartı - business card) , ... (kredili mevduat hesabı)  kredi borçlarından sorumlu olduğu  belirtilmiştir. Dolayısıyla takip konusu  ... (Taksitli kredi)  kredisi yönünden kullandırılan kredi borcu  açısında  davacı kefilin sorumlu olmadığı iş bu davalı kat  ihtar içeriğinde de belirtilmiştir. Kaldı ki  ... (Taksitli kredi) kapsamında kullandırılan kredinin ise  07.02.2019 tarihinde kullandırıldığı ihtilafsızdır. Asıl kredi borçlusu şirket ile banka arasında davacının kefaleti bulunan sözleşmeden sonra ve davacının kefalet imzası bulunmadığı ihtilafsız olan  yeni bir genel kredi sözleşmesi olan   18.12.2017 tarihli kredi  sözleşmenin imzalandığı,  ... (Taksitli kredi) kapsamında kullandırılan kredinin ise iş bu yeni imzalanan ve davacının kefalet imzası bulanmayan  GKS'den sonra kullandırılmış olduğu da gözetildiğinde, davalı vekilinin davacı kefilin takip konusu tüm kredi borcundan sorumlu görülmesi gerektiği yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Davalı banka tarafından asıl kredi borçlusu şirket ve kefiller yönünden hesabın katı ile gönderildiği ihtilafsız olan  Beyoğlu ... Noterliği'nin 02.04.2019 tarihli, ... yevmiye Numaralı İhtarnamesinde  davacı kefilin ... nolu ticari kredi kartından17.953,54 TL ve ... nolu Ticari Kredili Mevduat borcu 6.105,16 TL sinden sorumlu olduğunun belirtilmesine rağmen, davacı kefil aleyhine toplam 462.800,16 TL alacaklı olduğu iddiasıyla ihtiyati haciz kararı alındığı, ihtiyati haciz kararı sonrası davalının da aralarında bulunduğu asıl borçlu ve kefiller aleyhine toplam 563.803,98 TL alacağın tahsili için davaya dayanak icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır. Daha sonra davacı kefilin ihtiyati haciz kararına itirazı üzerine ihtiyati haciz kararının davacı kefil yönden kabulü ile kefil davacı yönünden 24.058,74 TL kredi borcu ile  sınırlı olarak uygulanmasına karar verilmiştir. Buna göre davalı banka tarafından hesap katında davalı kefilin sorumlu olduğu tutarın ... nolu ticari kredi kartından17.953,54 TL ve ...  nolu Ticari Kredili Mevduat borcu 6.105,16 TL olduğu belirtilmesine rağmen, davacı kefil aleyhine tüm kredi borcu üzerinden tahsil istemiyle takip başlatıldığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi karar gerekçesinde işaret edildiği üzere, davalının takipte haksız ve kötü niyetli olduğu kabulü yerinde olup, davalı vekilinin müvekkili bankanın takipte haksız ve kötü niyetli olmadığı, müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığı yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 27.781,12 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı  tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 13.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ad5f289e72c03043","SID":"05407c57d900c555"}}