{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1840 <br>KARAR NO: 2025/440<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 17.12.2019<br>NUMARASI: 2017/473 Esas - 2019/1240 Karar <br>DAVA: Tazminat (Bankacılık işleminden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki tazminat  davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin alüminyum PVC doğrama imalatı ile iştigal olduğunu, ... adlı kişinin davacı müvekkili şirketten aldığı ürünlere karşılık davalı bankanın Büyükçekmece Şubesi tarafından kendisine verilmiş olan 18.05.2015 keşide tarihli , ... seri nolu, 35.000 TL bedelli bir adet çeki verdiğini, müvekkili şirketin çeki alırken davalı banka şubesine çeki sordurarak ve müşteri hakkında bilgi veremeyeceklerini ancak müşterinin yazılan çeki olmadığı bilgisini aldığını, çekin vadesi geldiğinde muhatap bankaya ibraz edildiğini ancak karşılıksız olması nedeniyle karşılıksız olduğunu tevsik eden kaşe ile birlikte, müvekkili şirkete iade edildiğini, 21.05.2015 tarihinde ise işlemi yapan Büyükçekmece Şubesine gidilerek banka çek tazminatı olan 1.200,00 TL çekilerek, çek ile ilgili Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/269 esas sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alındığını, alınan karara istinaden borçlu hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi işlemi yapıldığını, ancak söz konusu takip işleminde borç miktarının tahsil edilemediğini, borçluya tebligatın dahi yapılamadığını ve takibin kesinleştirilemediğini, bunun üzerine ... hakkında yapılan araştırmada, bu kişinin başka kişilerle birlikte, bir çok firma ve kişiden davalı bankanın Büyükçekmece Şubesinden aldığı çeklerle mal aldığını ve hepsine aşağı yukarı aynı vadeyi yazarak piyasayı dolandırdığını ve hakkında Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca dolandırıcılık suçlaması ile soruşturmalar başlatıldığını öğrendiklerini, davalı Bankanın müşterisi ...’a çek karnesi verirken üzerine düşen özen ve basireti göstermediğini, müvekkili davacının mağduriyetine neden olduğunu, bu sebeple davalı Bankanın BK 49/1 de düzenlenen \"kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.\" Maddesine göre müvekkil davacıya karşı sorumlu olduğunu, bu sebeple fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydıyla; şimdilik 16.900 TL’nin çekin ibraz tarihi olan 18.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili olan bankaya husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının çeki hangi tarihte teslim aldığını belirtmediğini, ancak keşide tarihi dahi göz önüne alındığında çekin keşide tarihi olan 18/05/2015 tarihinde yürürlükte olan Çek Kanunu'na göre, bankaların karşılıksız çıkan çek ile ilgili zarardan sorumluluğunu düzenleyen bir hükmün bulunmadığını, dava konusu çeke ilişkin hesap sahibi ...’ın çek karnesi verildiği tarihte herhangi bir yasaklılık durumunun söz konusu olmadığından müvekkili bankaya husumet yönlendirilmesinin mümkün olmadığını,  hatta yasaklılık hali bulunmadığı gibi tek bir karşılıksız çekinin dahi bulunmadığını, iş bu halde bir zarar varsa dahi buna, dava dışı ...’ın ticari taahhütlerini yerine getirip getiremeyeceğini doğru tahlil etmeksizin ileri vadeli çek ile ödemeyi kabul eden davacının basiretli tacir gibi davranmamasının neden olduğunu, dvanın zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle de reddinin gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, banka kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen, davalı bankanın kendisine yüklenen sorumlulukları yerine getirdiği, esnaf olarak faaliyetini sürdüren şahıs şirketine, Esnaf Odası Kayıt belgesi çerçevesinde ticari faaliyetleri yürütmesi adına “Tacir\" çeki verdiği, KKB kayıtlarına göre keşidecinin 2013-2015 yılları arasında piyasaya yaklaşık 4 milyon TL'lik çek ödemesi gerçekleştirdiği bilgileri çerçevesinde davalı bankanın bir kusuru bulunmadığı, yasaların belirli yükümlülük ve sorumlulukları Bankalara yüklemelerinin yanında, ticari işlem yapan kişi ve şirketlerin de tacir olarak belirli sorumluluklarının oldukları ve bu sebeple bankanın müterafik sorumluluğunun bulunamayacağı, davalının çek keşidecisinin yasaklılık durumu ile ilgili gerekli istihbaratı yapmış olduğu ve geçmiş ödeme performansı da göz önünde bulundurularak çek karnesi vermiş olduğu...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Mahkemenin, dosyada alınan bilirkişi raporuna itibar etmiş ise de bilirkişi raporunun yanlış değerlendirme içeren maddi değerlendirmelerde bulunması ve  hukuki görüş ihtiva etmesi nedeniyle, hükme esas alınamayacağını,  Mahkeme dosyasına, davalı banka tarafından sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere çek sahibi ...'ın   Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıt tarihinin  28.01.2014 olduğunu, oysa ki ilgili çek hesabı bu kayıttan 3,5 ay önce   yani 09.10.2013 tarihinde verildiğini, dolayısıyla, daha esnaf odasına kayıt yaptırmadan , bu kişiye tacir çeki verilmesi bankanın kusurunu ve sorumluluğunu gerektirir bir husus olduğunu,  Mahkeme gerekçeli kararda 'çek keşidecisi ...’ın bankaya Esnaf Odası kayıtlarını ibraz ettiği ' belirtmiş ise de  daha esnaf odasına kayıt olmayan bir kişiye tacir çeki verildiği hususunu dikkate almadığını, bu sebeple mahkeme kararının hatalı olduğunu, Mahkemenin çeklerin ödendiği ve davalı banka dahil 3 banka ile çekli çalıştığının tespit edildiği belirtilmiş ise de bu çeklerin dava dışı ... 'a tacir çeki  verilmeden önceki gerçek kişi çekleri olduğunu, kaldı ki, Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere davalı bankanın araştırma yükümlülüğünün çek sahibinin yalnızca önceki çek performanslarını kontrol etmekten ibaret olmadığını, şahsın moralite kapasitesi ve sermayesi hakkında yeterli veriye sahip olmadan ticari faaliyetine yeni başlayan, sermaye yeterliliği, mal varlığına ilişkin bir veri ortaya koymayan kişiye çek karnesi verilmesi halinde bankanın kusuru bulunmadığını, zira müvekkili şirketin, bankanın vermiş olduğu tacir çekine ve bu kişi hakkında vermiş olduğu iyi istihbarata güvenerek çeki aldığını,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇEDava, keşideci hakkında davalı bankanın çek hesabının açılışı sırasında Çek Kanunu ve ilgili mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye çek karnesi verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak, banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı,  davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesine dayalı olarak, davaya dayanak çekin  karşılıksız çıktığını,  davalının keşideciye çek defteri vermeden önce ticari şirketin kredi notunun yüksek olup olmadığını araştırması ve olumlu sonuca ulaşılması halinde çek karnesi vermesi gerektiğini, bu sebeple davcının alacağını tahsil edemediğini, bundan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili;  dava konusu çeke ilişkin hesap sahibi ...’ın çek karnesi verildiği tarihte herhangi bir yasaklılık durumunun söz konusu olmadığından müvekkili bankaya husumet yönlendirilmesinin mümkün olmadığını,  hatta yasaklılık hali bulunmadığı gibi tek bir karşılıksız çekinin dahi bulunmadığını, iş bu halde bir zarar varsa dahi buna, dava dışı ...’ın ticari taahhütlerini yerine getirip getiremeyeceğini doğru tahlil etmeksizin ileri vadeli çek ile ödemeyi kabul eden davacının basiretli tacir gibi davranmamasının neden olduğunu, davacı çek bedelini talep ediyorsa  öncelikle çek borçlusundan tahsil için tüm yasal yolları tüketmesi gerektiğini, çek keşidecisi hakkında  hukuki yollar tüketilmeden açılan davanın erken açılan dava niteliğinde olduğunu, müvekkilinin yasa ile üzerine düşün sorumluluklarını yerine getirdiğini  savunmuştur.  İlk derece mahkemesince , alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında, davalı bankanın kendisine yüklenen sorumlulukları yerine getirdiği, esnaf olarak faaliyetini sürdüren şahıs şirketine, Esnaf Odası Kayıt belgesi çerçevesinde ticari faaliyetleri yürütmesi adına “Tacir\" çeki verdiği, KKB kayıtlarına göre keşidecinin 2013-2015 yılları arasında piyasaya yaklaşık 4 milyon TL'lik çek ödemesi gerçekleştirdiği bilgileri çerçevesinde davalı bankanın bir kusuru bulunmadığı, yasaların belirli yükümlülük ve sorumlulukları Bankalara yüklemelerinin yanında, ticari işlem yapan kişi ve şirketlerin de tacir olarak belirli sorumluluklarının oldukları ve bu sebeple bankanın müterafik sorumluluğunun bulunamayacağı, davalının çek keşidecisinin yasaklılık durumu ile ilgili gerekli istihbaratı yapmış olduğu ve geçmiş ödeme performansı da göz önünde bulundurularak çek karnesi vermiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davaya dayanak çekin;  davalı ... bank AŞ  ...bank  Büyükçekmece Şubesine ait ... seri nolu, 18.05.2015 keşide tarihli, 35.000 TL bedelli çek olduğu, çekin basım tarihinin ise 29.01.2015 tarihli olduğu anlaşılıştır. Çekin bankaya ibrazı üzerine karşılıksız şerhi verildiği, daha sonra ise banka sorumluluk tutarının ödendiği anlaşılmıştır. Davacı, dava dışı şirkete çek hesabı açılması ve çek defteri verilmesi sırasında 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinde öngörülen  araştırma, inceleme yükümlülüğüne aykırı davranılması  sebebiyle zarara uğradığını iddia etmektedir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre, karşılıksız çek nedeniyle alacaklının çek bedelinin çek borçlularından tahsil edemediği hâlde davalı bankaya başvurabilmesi için öncelikle çek borçlularına müracaat etmesi ve davacının zararının gerçekleşmesi gerekir. Bir başka deyişle, keşideci, lehtar  ve cirantalar hakkında tüm hukuki yollara başvurulmasına rağmen alacağın tahsil edilememesi gerekir. Bu yolar tüketilmeden davacının zararı henüz doğmayacaktır ve açılan dava erken açılan bir dava olacaktır (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 31.05.2016 tarihli ve  2014/19128 Esas, 2016/6001 Karar,  20.04.2018 tarih  ve 20116/1117 Esas, 2018/2991 Karar, 15.01.2018 tarih ve 2016/5991 Esas 2018/250 Karar, 28.05.2010 tarih ve 2011/3075 Esas, 2012/9110 Karar sayılı kararları). Ayrıca, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2/1 maddesi \"Bankalar, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler.\" hükmünü haizdir.  Bu hükümden anlaşılacağı üzere, bir bankanın, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapması; çek hamilinin de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini  araştırıp  sonucuna  göre  ilişki  kurması, bu suretle özenli davranması gerekmektedir. Davacı vekilince dava dışı keşideci ...' ın Esnaf ve Sanatkarlar Odası kayıt tarihinin 28.01.2014 tarihi olduğunu, oysa çek hesabının 3,5 ay önce 09.10.2013 tarihinde verildiğini, çekin üzerindeki basım tarihinin de açıkça yazdığını ileri sürmüş ise de; davaya dayanak çekin basım tarihinin 29.01.2015 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi rapor unun 6. Sayfasında açıklandığı üzere, keşideci ... ' ın vergi levhasına göre  2012 tarihinde şahıs şirketi kuruduğu, 28.01.2014 tarihinde Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıt olduğu, 20.03.2014 tarihinde ise Limited Şirket kurarak ticaret sicile tescil ettirdiği anlaşılmaktadır. Buna göre davaya dayanak çekin çek üzerindeki basım ve dava dışı keşideciye verildiği tarihte dikkate alındığında, davacı vekilinin dava dışı keşideciye Esnaf Odası kaydı dahi olmayan dönemde tacir çeki verilmesi nedeniyle bankanın kusurlu görülmesi gerektiği yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince hükme esas alındığı anlaşılan bilirkişi rapor içeriğinden dava dışı keşidecinin Esnaf Odası kayıtlarını sunduğu, ayrıca KBB kayıtlarından keşideci ...' ın 2013 yılından itibaren 4 milyon TL üzerinde 164 adet çeki ödediği ve başka bankalarla da çek ile çalıştığı, davalı bankanın çek kanununda belirtilen sorumluluklarını yerine getirdiği, şekil şartlarına uyduğu, çek keşidecisinin yasaklılık durumu ile ilgili gerekli araştırmaları yapmış olduğu, geçmiş döneme ilişkin ödeme performansını da gözeterek dava dışı keşideciye çek karnesi verdiği anlaşılmakla, davacı vekilinin dava dışı çek keşidecisine çek koçanı vermekte bankanın kusurlu görülmesi gerektiği yönündeki istinaf nedenleri de yerinde değildir. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 13.03.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d87e59008786256a","SID":"073316b5261db843"}}