{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   4. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/2885 - 2025/472<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/2885 <br>KARAR NO\t: 2025/472<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br><br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A) DAVACININ İDDİASI VE İSTEMİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde: Davalılardan .....l'ın sürücülüğünü yaptığı diğer davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan .... plaka sayılı aracın 19.06.2010 tarihinde .... yol güzergahında seyir halinde iken müvekkillerinden ...ve ....'nin oğlu diğer müvekkili ...'in kardeşi ...'e çarparak vefatına sebebiyet verdiğini, kaza tespit tutanağında olay yerinde fren izinin bulunmadığı, asfaltın yağıştan dolayı ıslak olduğu, olay yerinde kan ve benzeri hiçbir ize rastlanmadığının tespit edildiğini, olay yeri tespit tutanağında ise sürücünün kusurlu olduğuna yönelik tutanak tutulduğunu, Hani Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede, maktül . .'in asli, davalı sürücünün tali kusurlu olduğu iddiasıyla kamu davası açıldığını, Hani Asliye Ceza Mahkemesi'nin ......K. sayılı ceza dosyasında keşif yapılmadan sürücünün kusursuz olduğuna dair düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak beraat kararı verildiğini, oysa kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ....'ın ağır kusurlu olduğunu, kaza anında aşırı hızlı olduğu için maktüle çarptığını, müvekkillerin desteği yoğun bakımda ve müvekkilleri de hastanede iken Hani İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından sadece davalı sürücünün katılımı ve beyanı ile hiçbir tanık dinlenmeden çarpma noktası dahi tespit edilmeden olay yeri tespit ve kaza tespit tutanağının düzenlendiğini, ceza dosyasında da keşif yapılmadan rapor düzenlendiğini, birbiri ile çelişkili kusura dair iki rapor bulunmasına rağmen raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, kazanın meydana geldiği yer meskun mahal olarak belirtilmiş ise de, belirtilen yerin meskun mahal olmadığını, kazanın Anıl Köyü deprem konutları yerleşim yeri önündeki evin önünde gerçekleştiğini ve bu yerin yerleşim yeri olduğunu, davalı sürücünün kolluk ifadesinde 70-80 km aralıkta hız ile geldiğini, havanın yağışlı olduğunu ve yolun kenarında bekleyen üç çocuğun olduğunu söylediğini, kusur tespitinde bu hususların dikkate alınmadığını, maktule çarpan aracın kamyonet olduğunu, tüm tutanak ve belgelerin sürücü beyanına göre hazırlandığını, ancak müvekkillerinin daha sonra olaya birebir şahit olan kişilerle konuşması sonrasında olayın sürücünün anlattığı gibi olmadığını ve maktülün aracın önüne fırlamadığını, sürücünün çok hızlı bir şekilde geldiğini öğrendiklerini, olay yeri tespit tutanağı incelendiğinde, olay yerinde fren izinin mevcut olmadığının tespit edildiğini, halbuki sürücü maktül yola fırladığında fren yaptığını belirttiğini, yolda fren izi olmamasının sürücünün gerçekleri anlatmadığını gösterdiğini, sürücü ve krokide maktülün karşı tarafa geçmek istediği sırada kazanın gerçekleştiğini beyan ettiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir müvekkili için ayrı ayrı 3.000,00 TL olmak üzere toplamda 9.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, .... ve .... için ayrı ayrı 100.000,00 TL ve ..... için 80.000,00 TL olmak üzere toplamda 280.000,00 TL manevi tazminatın kazaya sebebiyet veren araç sürcüsünden kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>B) DAVALININ SAVUNMASI: <br>Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Zamanaşımının dolduğunu, dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının ceza dosyasında alınan ATK raporunda müteveffanın %100 kusuru olduğu ve sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, sürücünün kusursuz olması sebebiyle beraat kararı verildiğinden sürücünün kusurunun bulunmaması nedeniyle sigorta şirketinin de sorumluluğunun bulunmadığını, davacıların destek alacaklısı olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.<br>Davalı ...cevap dilekçesinde; Zamanaşımının dolduğunu, davacının açmış olduğu davadaki olaya ilişkin iddiaların tamamının daha önce ceza dosyasında ileri sürüldüğünü, trafik güvenliğinin gerektirdiği tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen maktul çocuğun ansızın aracın önüne fırlaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini,  davaya konu edilen trafik kazası nedeniyle tarafına atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.<br>C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin .... sayılı kararı ile; \"...Dava, trafik kazasından kaynaklanan davalı ZMMS sigorta şirketi ve davalı sürücüye yöneltilmiş destekten yoksun kalma tazminatı ile sürücüye yöneltilmiş manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık; zamanaşımının dolup dolmadığı, kazanın meydana gelmesinde kusur oranı, davacıların müteveffanın sağlığında desteğinden yararlanıp yararlanamadıkları, buna göre, müteveffanın ölümü ile destek zararının ortaya çıkıp çıkmadığı, tazminatın miktarı ile manevi tazminatın koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.<br>2918 sayılı KTK'nun 109/2 ve 5237 sayılı TCK'nun 85/1 ve 66/1-d maddeleri gereğince davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmakla, zaman aşımı definin reddine karar verilmiştir.<br>Haksız fiilenden kaynaklanan davalarda, 6098 sayılı TBK’nun 74. maddesine göre hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hakimi kural olarak ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile bağlı değil ise de, kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır. (H.G.K. 06.02.2002 gün 2002/19-16, 2002/47 sayılı kararı)<br>\tTBK'nın.74. maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2018/6414 E.  2020/4591 K.)<br>\tDavaya konu kaza nedeniyle yapılan ceza yargılamasında; tanıklar dinlemiş ve kusura ilişkin alınan ATK raporu hükme esas alınarak davacının yönetimindeki kamyoneti ile yerleşim yeri dışında bölünmemiş iki yönlü yolda seyir halinde iken, istikametine göre sağ taraftan kontrolsüz olarak koşarak yola giren 2001 doğumlu davacıların desteğine çarpması nedeniyle meydana gelen kazanın davacıların desteğinin %100 kusuru ile meydana geldiği ve davalı sürücü Yakup Koşal'ın kusursuz olduğu kabul edilerek beraatine dair verilen kararın yapılan temyiz incelemesi sonucu onandığı dosya kapsamından sabittir. <br>Somut olayda, mahkememiz her ne kadar ceza mahkemesince davalı sürücü hakkında verilen beraat kararı ile bağlı değil ise de,  ceza mahkemesinde kabul edilen ve derecattan geçerek kesinleşen \"davacının yönetimindeki kamyoneti ile yerleşim yeri dışında bölünmemiş iki yönlü yolda seyir halinde iken, istikametine göre sağ taraftan kontrolsüz olarak koşarak yola giren 2001 doğumlu davacıların desteğine çarptığı\"na ilişkin maddi vakıanın tespiti ile bağlı olup, davacılar vekili tarafından isimleri bildirilen bir kısım tanıkların ceza dosyasında dinlenilmiş olması ve maddi vakıanın yukarıda belirtilen şekilde gerçekleştiğinin kabulü gerektiğine göre, tanıkların dinlenilmesi ve keşif yapılmasına gerek görülmemiş, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsü Yakup Koşal'ın kusurunun bulunduğu ispatlanamamış, kazanın davacıların desteğinin kusuru ile meydana geldiği kabul edilmiştir. Bu durumda KTK'nın 86/1 maddesi gereğince davalı araç sürücü ile işletenin sorumluluğunu üstlenen davalı sigorta şirketinin tazminattan sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla,...\" şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>D) İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Davacılar vekili istinafında; Yerel mahkemece, eksik inceleme ile davanın reddine karar verildiğini, davada “davalı ..... ’ın müvekkiller .... ve .....’e ayrı ayrı 100.000 TL  manevi tazminat, .....’e 80.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 280.000 TL manevi tazminatın ödenmesinin talep edildiğini, sigorta şirketinden manevi tazminat talep edilmediğini, davalı sigorta şirketine manevi tazminatın reddinden dolayı 5.100 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin, davanın esası ile ilgili hiç bir araştırma yapmadan dava açılır açılmaz 1. duruşmada -resen yapması gereken  ve olayın aydınlanmasına yardımcı olacak konuları araştırmadan  ceza mahkemesindeki sürücünün beraat kararını gerekçe göstererek  davayı ret ettiğini, ceza dosyasında müvekkiller çocuklarının canı ile uğraşırken, onların yokluğunda hazırlanan bir kaza tespit tutanağı ile sürücünün beraatine karar verildiğini, müvekkillerinin ezilen çocuğu yoğun bakımdayken, sadece sürücünün katılımı ile kolluk tarafından bir tutanak tutulduğunu, ceza mahkemesi tarafından keşif yapılmadığını, ceza dosyasında mahkemede dinlenen şahitlerin dışında da olayın 1. derecede görgü tanığı olan şahitlerinin yerel mahkemece dinlenilmeden davanın reddedildiğini, ceza dosyasında hakikat ortaya çıkmadan müvekkillerinin yokluğunda tutulan kaza tespit tutanağına göre sürücünün beraatine karar verildiğini, kaza tespit tutanağında olay yerinde fren izinin bulunmadığını, asfaltın yağıştan dolayı ıslak olduğunu, olay yerinde kan ve benzeri hiçbir ize rastlanmadığını, çarpma noktasının tam olarak tespitinin yapılamadığını, başkaca iz ve emaraye ratlanmadığının belirtildiğini, olayın davalı sürücünün  kusuru ile meydana geldiğini, adli tıp kurumu ceza dosyasında bu kusurların hiç birisini göz önününde bulundurmadan rapor sunduğunu, yine ceza dosyasında hiç bir şekilde keşif yapılmadığını, birbiriyle çelişkili  kusura dair iki rapor olmasına rağmen çelişki giderilmeden karar verildiğini, olayın olduğu yerde ...... İlçesi yolu üzerinde meskun mehal olduğu belirtilen yer hiçbir şekilde meskun mahal olmadığını, kazanın meydana geldiği yer ..... Köyü’nün önü olduğunu, deprem konutlarında yaşayan müvekkillerinin evine yakın bir civarda olduğunu, davalı ....kolluk ifadesinde 70-80 aralıktaki hız ile geldiğini, havanın yağışlı olduğunu ve yolun kenarında bekleyen üç çocuğun olduğunu  söylediğini, kusur tespitinde bu hususların dikkate alınmadığını, soruşturma sırasında hiç keşif ve araştırma yapılmadan  ....’ın kusursuz olduğunun belirtildiğini, maktüle çarpan aracın kamyonet olduğunu, olay anında kamyonette Sürücü ..., ....’ın olduğunun  şahit ifadeleriyle sabit olduğunu, sürücünün, maktül yola fırladığında fren yaptığını belirttiğini, yolda fren izinin olmamasının sürücünün gerçekleri anlatmadığını gösterdiğini, sürücü ....’ın söz konusu aracı kullanma sertifikasının bulunmadığını, davalı idare,  yaşanan olay nedeniyle vatandaşının can güvenliğini sağlayamadığı için Anayasa, Anayasa Mahkemesi kararları Yargıtay  içtihatları, uyarınca davalı davaya konu olay sonrası doğan maddi ve manevi zararlardan  sorumlu olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.<br>E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava, trafik kazasından kaynaklı ölüm nedeniyle müteveffa çocuğun anne, baba ve kardeşi tarafından araç sürücüsü ve ZMMS sigortacısı şirkete karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.<br>Dosyanın incelenmesinde; 19.06.2010 tarihinde saat 17:00 sıralarında davalı sürücü ..... tarafından kullanılan kamyonet ile bölünmemiş iki yönlü yolda .... istikametinden Hani istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde istikametine göre sağ taraftan kontrolsüz olarak yola giren kaza tarihinde 8 yaşında olan yaya konumundaki çocuğa çarpması sonucu çocuğun ölümü ile neticelenen dava konusu olayın meydana geldiği, Hani Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 31/03/2011 tarihli kararla  (sürücü) sanık ....'ın CMK 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, eldeki maddi ve manevi tazminat davasını yürüten Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince, ilk celsede, herhangi bir araştırma yapmaksızın ceza mahkemesinin beraat kararı gerekçe yapılarak ve davalı sürücünün kusursuz olduğuna atıfta bulunularak davanın reddine karar verildiği, kararı davacılar vekilinin istinaf ettiği anlaşılmıştır. <br>**Davacılar vekili istinafında özetle;<br>1-Yerel mahkemece, eksik inceleme ile davanın reddine karar verildiğini, Yerel mahkemenin, davanın esası ile ilgili hiç bir araştırma yapmadan dava açılır açılmaz 1. duruşmada resen yapması gereken  ve olayın aydınlanmasına yardımcı olacak konuları araştırmadan ceza mahkemesindeki sürücünün beraat kararını gerekçe göstererek  davayı ret ettiğini, <br>2-Sigorta şirketinden manevi tazminat talep edilmemesine rağmen mahkemece, davalı sigorta şirketi yararına manevi tazminatın reddinden dolayı 5.100,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>3-Kaza tespit tutanağında olay yerinde fren izinin bulunmadığını, asfaltın yağıştan dolayı ıslak olduğunu, olay yerinde kan ve benzeri hiçbir ize rastlanmadığını, çarpma noktasının tam olarak tespitinin yapılamadığını, başkaca iz ve emaraye ratlanmadığının belirtildiğini, olayın davalı sürücünün  kusuru ile meydana geldiğini, adli tıp kurumunun ceza dosyasında bu kusurların hiç birisini göz önününde bulundurmadan rapor sunduğunu, yine ceza dosyasında hiç bir şekilde keşif yapılmadığını, birbiriyle çelişkili  kusura dair iki rapor olmasına rağmen çelişki giderilmeden karar verildiğini, <br>4-Davalı ....'ın kolluk ifadesinde 70-80 aralıktaki hız ile geldiğini, havanın yağışlı olduğunu ve yolun kenarında bekleyen üç çocuğun olduğunu  söylediğini, kusur tespitinde bu hususların dikkate alınmadığını, sürücünün, maktül yola fırladığında fren yaptığını belirttiğini, yolda fren izinin olmamasının sürücünün gerçekleri anlatmadığını gösterdiğini ve buna benzer olayda kusurun tam olarak araştırılmadığını ve mahkemenin eksik incelemeyle karar verdiğini istinafa konu etmektedir.   <br>**İstinafın Değerlendirilmesi:  <br>1-Yerel mahkemece, her ne kadar ceza mahkemesinin beraat kararı gerekçe yapılarak tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; verilen karar eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır. <br>Şöyle ki; Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen TBK'nın 74. maddesinde \"Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimini bağlamaz.\" hükmü yer almaktadır.<br> Bu açık hükümle, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hakimini bağlamayacağı düzenlenmiştir. Buna karşılık, Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet ve suçun sanık tarafından işlenmediğine dair beraat kararları ile eylemin hukuka aykırılığını saptayan maddi olgular hukuk hakimini bağlar. Bu hususlara bir çok Yargıtay kararında da değinilmektedir. <br>Örneğin Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/18104 E, 2023/11145 K, sayılı ve 23/10/2023 tarihli ilamında; \"....Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesinde \"Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimini bağlamaz.\" hükmü yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet ve suçun sanık tarafından işlenmediğine dair beraat kararları ile eylemin hukuka aykırılığını ve nedensellik bağını saptayan maddi olgular hukuk hakimini bağlar...\" denilmektedir.<br>Buna göre CMK'daki düzenlemelere bakıldığında;  <br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2. Maddesinde Beraat kararı verilecek haller şöyle sayılmıştır;<br>a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,<br>b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,<br>c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,....<br>ve sonrasında d ve e bentleri olarak bu haller s..... tarihli kararıyla  (sürücü) sanık ...'ın beraat kararının gerekçesi CMK 223/2-c maddesindeki düzenlemedir. Yani \"...yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması...\" bendine göre sanığın beraatine karar verilmiştir.<br>Oysa Yargıtay kararlarına göre de; TBK 74. Maddeye göre; hukuk hakimi sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı veya eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen mahkumiyet kararı ile bağlıdır. Başka bir deyişle, hukuk hakimi ceza mahkemesinin CMK 223/2-b maddesine göre verdiği beraat kararı ile kesin olarak bağlıdır. Somut olayımızda ise ceza mahkemesinin beraat kararı 5271 sayılı CMK'nın 223/2-b maddesine değil, 223/2-c maddesine dayalı olarak verilmiştir. Dolayısıyla somut olayda ceza mahkemesinin beraat kararı hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte bir karar değildir. Bu nedenle, yerel mahkemenin daha ilk celseden hiçbir delil ve kusur araştırmasına girişmeksizin sırf ceza mahkemesinin beraat kararına dayanarak davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerindedir. <br>Kaldı ki eldeki dosyada, hukuk hakiminin ceza mahkemesinin beraat kararıyla bağlı olmaması bir yana, ceza soruşturmasında savcılık tarafından alınan kusur raporuna göre müteveffa çocuk asli kusurlu, davalı sürücü ise tali kusurlu sayılmasına rağmen, kovuşturma aşamasında asliye ceza mahkemesince alınan kusur raporuna göre de müteveffa çocuk tam kusurlu, sürücü ise kusursuz kabul edilerek iki rapor arasında da çelişki yaratılmıştır. Bu halde hukuk hakimi birbiriyle çelişkili bu kusur raporlarıyla da bağlı olmadığından kendisinin kazadaki kusur durumunu araştırması gerekmektedir. Karar bu yönüyle de eksik incelemeye dayalı olarak verilmiş olup kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>Hal böyleyken, ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olduğu da söylenemez. Mahkemece yapılması gereken iş; savcılık soruşturma evrakları ve kusur raporu ile ceza mahkemesince aldırılan kusur raporu da eklenmek suretiyle, dosyanın külliyen Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsüne ya da İTÜ Trafik Kürsüsüne gönderilerek, davacı tarafın itirazlarını ve raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde kusur raporu alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.<br>2-Ayrıca mahkeme hükmünün 8. bendi de usule aykırıdır. Davacı tarafça, sigorta şirketinden manevi tazminat talep edilmediği halde, davalı sigorta şirketi yararına da manevi tazminatın reddinden dolayı 5.100,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı da yerindedir.<br>Sonuç olarak, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli kusura ilişkin bilirkişi raporu alınarak, davanın destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu dikkate alınıp tarafların sair delilleri toplanarak ve toplanan kanıtlar hep birlikte değerlendirmek suretiyle varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ve eksik incelemeye dayalı olarak maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.<br>Bu itibarla, davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına vaki istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen hususlar ışığında kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma kararında belirtilen hususlar ışığında yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;\t<br>1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, kaldırma kararında belirtilen gerekçeler ışığında davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,\t<br>3-İstinaf eden taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilâm harcının talep halinde ilgilisine İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek hükümde dikkate alınmasına,<br>6-Dairemiz kararının taraflara tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-g maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e692f03ee14f0aa5","SID":"a164baa010302e65"}}