{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/394 Esas<br>KARAR NO: 2025/452<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/01/2025<br>NUMARASI: 2023/478 Esas, 2025/17 Karar<br>DAVANIN KONUSU: ALACAK (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 20/03/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan sözleşmeye göre, müvekkili tarafından işletilen ... Hastanesinde, davalı şirketin göz polikliniği ve göz cerrahi ameliyatları konusunda bir göz hekimi görevlendirmek suretiyle hizmet vereceğinin kararlaştırıldığını, diğer davalı ...'ın göz hekimi olup davalı şirket tarafından sözleşme konusu hizmetleri ifa etmek üzere hastanede görevlendirildiğini, müvekkili ile adı geçen davalı hekim arasında hekim sözleşmesi imzalandığını, davalı şirket tarafından düzenlenen hizmet faturalarının müvekkili tarafından ödendiğini, sözleşmelerin tarafların karşılıklı rızalarıyla 27.11.2019 tarihinde sona erdiğini, davalıların yasal mevzuata ve müvekkili ile imzaladıkları sözleşmelere aykırı olarak hastalara tıbbi tedavi uyguladığını yada tedavi uygulamadıkları halde uygulanmış gibi gösterdiklerini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bu tedavilerin tıbbi gerekliliklere ve mevzuata aykırı olarak uygulandığı veya uygulanmamış olduğu, dolayısıyla bu tedaviler için Kurum tarafından ödenen ücretlerin mevzuata ve müvekkili ile Kurum arasında imzalanmış olan sözleşmeye aykırı olarak ödendiğinin tespit edildiğini, bu tespit sonucunda müvekkilinin, Kurumun kendisinden tahsil etmiş olduğu tutar nedeniyle zarara uğradığını, bu zararlardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, müvekkilinin Sosyal Güvenlik Kurumundan olan alacaklarından kesilmek suretiyle tahsil edilmiş olan toplam 252.504,69 TL'den şimdilik 1.000,00 TL'sinin ihtarname tarihi olan 31.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetki ve husumet itirazının olduğunu, hastalar için gerekli tedavi ve ameliyatlar hekim tarafından tespit edilmekte ve uygulanmakta ise de hekimin, hiçbir şekilde faturalandırmaya müdahale etme gibi bir yetkisinin bulunmadığını, bunun davacıya ait olduğunu, iddiaları kabul etmediklerini belirterek davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.İlk derece Mahkemesince, bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davacı ile davalı şirket arasında yapılan sözleşme kapsamında davacının, hekimin yapmış olduğu işlere müdahale etmesinin söz konusu olmadığı ve dosya kapsamında bulunan belgelerden yapılan kesintilerin davalı tarafın yaptığı hizmetlerden kaynaklandığı, SGK kurum müfettişleri raporuna göre davalı hekimin yapmış olduğu tedavi ve ameliyatlardan bazılarının dayanaktan yoksun ve afaki bir ameliyat olduğu, davalı kurumun da 252.552,64 TL kesintinin yapıldığının sabit olduğu, bu miktar itibari ile davacı kurumun, davalıların eylemleri nedeni ile zarara uğradığı, davacı tarafın kısmi dava açtığı ve davasını ıslah etmediği gerekçeleri ile, davanın kabulüne, 1.000,00 TL'nin davalı ... Hizmetlerinden 31.01.2023 tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte; davalı ...'tan 31.01.2023 tarihinden işleyecek adi kanuni faiz ile birlikte tahsiline dair karar verilmiştir. Karar, davalı ... vekili tarafından yasal süresinde istinaf edilmiş olup usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle kararın kaldırılması talep edilmiştir.Dava, davacının SGK'dan olan alacaklarından kesilerek tahsil edilen tutarın davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini istemine ilişkindir.6100 sayılı HMK'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar gösterilmiştir. Buna göre maddenin 2. fıkrasında, miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, 3. fıkrasında, alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği, 4. fıkrasında ise, alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın, istinaf yoluna başvuramayacağı düzenlenmiştir.02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile HMK'nun 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmek suretiyle 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesin hale getirilmiş ve aynı yasanın 44. maddesi ile HMK'ya eklenen ek madde 1 ile de kesinlik sınırı olan 3.000,00 TL'nin her yıl yeniden değerleme oranında artışa tabi olduğu kabul edilmiştir. Yeniden değerleme sonucunda 2025 yılı için kesinlik sınırı 40.000,00 TL olmuştur. HMK'nun 352. maddesinde; \"Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda; incelemenin başka bir dairece yapılması gerektiği, kararın kesin olduğu, başvurunun süresi içinde yapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilmediği, başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında öncelikle karar verilir. Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır.\" hükmü gereğince ön inceleme sonucu karar verilecek dosyalara ait şartlar belirtilmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuru olanağı bulunmayan kesin nitelikteki kararlara ilişkin olarak HMK'nun 346/1 maddesi uyarınca mahkemesince bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceği de belirtilmiştir. Bu açıklamalar ve yasal düzenlemelere göre somut olayda, davanın 1.000,00 TL üzerinden açıldığı ve ıslah edilmediği, Mahkemece ise 1.000,00 TL yönünden davanın kabulüne karar verildiği, buna göre kararın, karar tarihi itibariyle HMK'nun 341. maddesinde belirtilen kesinlik sınırının (40.000,00 TL) altında kalması sebebiyle ortada istinafı kabil bir karar bulunmadığı ve davalı ...'ın istinaf hakkının olmadığı anlaşılmakla karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı ...'ın istinaf kanun yoluna başvuru talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/2 ve 352/1-b bentleri gereğince miktar yönünden USULDEN REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davalı ... tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinden yapılan ön inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352 ve 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d6ad2bc5c26d33fe","SID":"33d94c273a9b6dce"}}