{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/563 <br>KARAR NO: 2025/678<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 31/01/2025<br>NUMARASI: 2024/18 E. 2025/103 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 26/03/2025\t<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 31/01/2025 tarih ve 2024/18 E - 2025/103  K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin davalıdan olan alacağı için Kayseri İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, davalı itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında sürekli ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişki sebebi ile ürünlerin davalıya zamanında teslim edildiğini, ancak davalının herhangi bir ödemesinin olmadığını, dosyaya sunulan cari hesaptan görüleceği üzere davacının 195.161,70 TL alacağı olduğunu, davacı talebinin dosyaya sunulan cari hesap ekstresine ilişkin olduğunu, taleple bağlı kalınarak cari hesap ekstresi üzerinden inceleme ve araştırma yapılması gerektiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde müvekkilinin borçlu değil alacaklı olduğunu, takibe dayanak olarak gösterilen cari hesap ekstresinde davalının verdiği çeklerin ve yapılan ödemelerin tam olarak kaydedilmediğini ve davalının borçluymuş gibi gösterildiğini, müvekkilinin davalıya verdiği ... seri numaralı 30.30.2023 vadeli 150.000 TL bedelli ve ... numaralı 30.10.2023 tarihli çekleri ve teslim fişlerini dosyaya sunduklarını, davacı tarafça bu çeklerin kötü niyetli olarak cari hesaba işlenmediğini, ayrıca davalının 25.07.2023 tarihinde yaptığı 30.000 TL ödemenin de hesap ekstresine işlenmediğini, davalının davacıya borcu olmadığını, tarafların ticari defterleri ve dosyaya sunulacak teslim fişleri, sevk irsaliyeleri, satış fişleri ve tediye makbuzlarının incelenmesi durumunda davalının borcu olmadığının  ortaya çıkacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.       <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Taraf defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişiye inceleme yaptırılmış olup düzenlenen rapordan, yapılan ödemeler ile iade faturaları gözetildiğinde davacının davalıdan 195.161,70-TL alacağı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça davacıya 30.000-TL nakit ve   ... seri nolu 30/10/2023 vadeli 150.000-TL bedelli ve ... seri nolu 30/10/2023 vadeli 150.000-TL bedelli çeklerle ödeme yapıldığı ancak çeklerin kötüniyetli olarak cari hesap ekstresine girilmediğini, dolayısıyla  müvekkili şirketin davacıya borcu kalmadığı ileri sürülmüş olup çeklerin incelenmesinde keşidesinin davalı şirket olduğu, davalı şirket tarafından öncelikle davalı şirket yetkilisi olan ...' ya,  ... tarafından ise davacı şirket yetkilisi olan ...' a, ...' ın da çekleri davacı şirkete ciro ettiği ve çeklerin ödendiği anlaşılmıştır.Çeklerin doğrudan davalı şirket tarafından davacı şirkete ciro edilerek verilmediği gözetilerek, söz konusu çeklerin davalı şirket  yetkilisi tarafından, davacı şirket yetkilisine olan şahsi borcuna binaen değil, davacı şirketin davalı şirketten olan cari hesaptan kaynaklı alacığına binaen verildiği hususunda davalıya yemin hatırlatılmış, davalı tarafça bu hususta davacıya yemin teklif edilmiş olup talimat mahkemesince davacı şirketin adresine ihtaratlı tebligat çıkarılmasına rağmen davacı şirket yetkilisinin duruşmaya katılmadığı,aynı zamanda süresi içerisinde duruşmaya katılmama nedenine ilişkin şirket yetkilisi veya davacı vekili tarafından mazeret de sunulmadığı anlaşılmakla yemin konusunun inkar etmiş sayılacağından,  söz konusu çeklerin cari hesaptan kaynaklı borç için davacı şirkete verildiği kabul edilmiş olup bu halde davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağı kalmayacağından davanın reddine, davacının kötüniyetle takip yaptığı ispatlanamadığından davalının kötüniyet isteminin reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. Davanın reddine, Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yetkilisinin usulüne uygun olarak davet edilmemesi, müvekkili şirket yetkilisinin huzurdaki davanın Kayserideki son celsesinde hazır bulunmasına rağmen yemin etmesinin kabul edilmemesi ve bu yönde davanın reddine karar verilmesinin herşeyden evvel adil yargılanma hakkının zedelenmesi nedeniyle usul açısından esasa ilişkin beyanlarında da belirttikleri üzere sunmuş oldukları cari hesap ekstresi ile davaya konu alacak haklarının ortaya koyulması nedeniyle esas açısından aykırılık teşkil eden mahkeme kararının kaldırılmasının talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, istinaf taleplerinin kabulüne, Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/18 E 2025/103 K sayılı ilamının kaldırılmasına, Kayseri Genel İcra Dairesi'ne ait ... E numaralı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davacı şirkete borcunu ödediğini, müvekkili şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili şirketin, davacı şirkete borcu bulunmamasına rağmen davacı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak işbu davaya konu icra takibi başlatıldığını, esasen davacı şirketin borçlu olduğunu, müvekkili şirketin borçlu olmadığını,             davacı şirket tarafından defaatle müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinde cari hesap ekstresine dayanıldığı ve değerlendirmenin de sadece cari hesap ekstresine istinaden yapılması gerektiğinin iddia edildiğini, ancak müvekkili şirket ile davacı şirket arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, bu halde de davacı şirket tarafından her zaman ve tek taraflı olarak düzenlenmesinin mümkün bir belgeye dayanılarak icra takibi başlatıldığının açık olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkili şirket tarafından borcuna istinaden verilen çekler ve yapılan ödemelerin, davacı şirket tarafından dayandığı cari hesap ekstresine bilerek girilmediğini ve müvekkili şirketin borçluymuş gibi gösterilmek istendiğini, dolayısıyla maddi gerçeği yansıtmayan cari hesap ekstresine dayanılarak müvekkili şirket hakkında icra takibinin başlatıldığını, herhangi bir kabul anlamına gelmemekle birlikte cari hesap ekstresi, salt borcun varlığını göstermediği de dikkate alındığında davacı şirketin müvekkili şirketten alacağı bulunduğuna dair iddiasını ispatlayabilmiş olmadığını, usule uygun olarak yemine davet edilen davacı şirket yetkilisi tarafından yemin edilmeyerek yemini istenen vakıaların ikrar edildiğini, yerel mahkeme tarafından verilen kararın usule ve yasaya uygun davacı şirketin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Dava bakiye fatura alacağı için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.<br>Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ... Anonim Şirketi, borçlunun ... Limited Şirketi olduğu, toplam 196.364,75-TL üzerinden takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 11/12/2023 tarihinden tebliğ edildiği, borçlunun ödeme emrine 07/12/2023 tarihinde itiraz ettiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Davacı davalıdan bakiye fatura alacağı bulunduğunu davalının ödeme yapmadığını ileri sürmüş Buna karşılık davalı ise davacıya  ... seri numaralı 30.10.2023 vade tarihli 150.000,00TL ve ... seri numaralı 30.10.2023 vade tarihli numaralı çekler ile  davacı şirkete 300.000,00TL ödeme yapıldığını ileri sürmüştür.<br>Mahkemece aldırılan  05/08/2024 tarihli raporda özetle; Davacı tarafça davalıya 989.120,00 TL fatura düzenlendiği ve bu faturaların hem davacının hem de davalının kayıtlarında yer aldığı, davalının davacıya 328.958,30 TL tutarında iade faturası düzenlediği ve bu faturaların da tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davacının ticari defterlerinde davalıdan  ... numaralı 220.000 TL meblağlı , ... numaralı 200.000 TL meblağlı  2 adet çekle 420.000 TL ve banka havalesi ile 45.000 TL olmak üzere toplam 465.000 TL tahsilat tespit edildiği, davacının faturaları,davalının faturaları ve davalının ödemeleri bir bütün olarak dikkate alındığında davacının davalıdan 195.161,70 TL alacağı hesaplandığı, davalı taraf 30.10.2023 tarihli ... seri numaralı 150.000 TL bedelli ve 30.10.2023 tarihli ... numaralı çekle 150.000 TL ödeme yaptığınının belirtildiği, bankalardan gelen yazı cevaplarından bu çeklerin ödendiğinin anlaşıldığı, ancak çeklerin keşidecisi davalı olmakla birlikte lehdarının davacı olmadığı, bu çeklere ilişkin yapılacak araştırma sonucunda elde edilecek bulgular mahkemece değerlendirileceği, Mahkemece çeklerin davacıya ödeme olarak kabulü durumunda yukarıda belirtilen alacak tutarından düşülmesi gerektiğinin tespit edildiği bildirilmiştir.<br>Davalı tarafından sunulan  ... seri numaralı 30.10.2023 vade tarihli 150.000,00TL ve ... seri numaralı 30.10.2023 vade tarihli numaralı çek suretleri incelendiğinde;   ...Ltd. Şti tarafından  ... adına düzenledikleri ...  tarafından ...'a ... tarafından  davacı şirkete ciro edildikleri   anlaşılmaktadır. <br>Davacı belirtilen çeklerin ...'nun şahsi borcu için ...'a verildiğini iddia etmiş davacı ise davalı şirketin  davacı şirkete olan borcu için   davalı şirket temsilcisive ortağı  ...  tarafından davacı şirket temsilcisi ve ortağı ...'a ciro edildiğini   ileri sürmüştür.<br>Davalı bu iddiasını yazılı kesin delillerle ispat etmek külfeti altında olup mahkemece bu doğrultuda davalıya yemin teklifi hatırlatmış olup davalı tarafça yemin deliline dayanılması üzerene mahkemece davacı şirkete yemin teklifi edilmiş akabinde davanın reddine karar verildiği görülmüştür.<br>Uyuşmazlık mahkemece davacı şirkete gönderilen  yemin teklifinin  usulüne uygun olup olmadığı   noktasında toplandığı anlaşılmaktadır   <br>Uyuşmazlığın çözümü için ispat yükü ve yemin hususlarına ilişkin yasal düzenleme ve kavramların da kısaca açıklanmasında yarar vardır.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  2017/3-457 Esas  2020/469 Karar sayılı ilamında:<br>27. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 187/1 maddesi).<br>28. Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında (YİBK); kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.<br>29.  Diğer  taraftan  hâkim,  taraflar arasında uyuşmazlık konusu  olan  vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde düzenlendiği gibi, usul hukukunun en önemli konularından biri olan ispat yükü kuralı,  6100 sayılı HMK’nın 190. maddesinde de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.<br>30.   İspat için başvurulan araçları ifade eden deliller ise HMK’da senet, yemin, tanık bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukuki sonuçlar bakımından \"kesin\" ve \"takdiri\" deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller hâkimin bağlı olduğu ve takdir yetkisine sahip olmadığı delillerdir. <br>31.  Bu bağlamda belirtmek gerekir ki uyuşmazlık konusu olan \"yemin delili\" de kesin deliller içerisinde yer almakta olup, hâkimi bağlamaktadır (Kuru, B./ Arslan, R./Yılmaz, E.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, s. 406-413).<br>32.  Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK).<br>33.  Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu 6100 sayılı HMK’nın 225. maddesine göre, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır.<br>Görüleceği üzere yemin, tarafın kendisinden kaynaklanan (ondan sadır olan) vakıalar hakkında verilebilir.<br>34.   6100 sayılı HMK’nın “yemin teklifi” başlıklı 227. maddesi;<br>“Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. <br>(2) Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez”. <br>Hükmünü içermektedir.<br>35.  Buna göre, yemin teklifini, ispat yükü kendisine düşen taraf yapar.<br>36.  İspat yükü kendisine düşmeyen taraf (ispat yükünün kendisine düştüğü sanısıyla) diğer tarafa yemin teklif ederse, diğer taraf yemin etmiş olsa bile bu yemin geçersizdir, başka bir ifadeyle kesin delil teşkil etmez ( Kuru, B.: Medenî Usul Hukuku El Kitabı, Ankara 2020, C.1, s. 738).     <br>37. Yemin  delili  hakkındaki usul hükümlerine değinmek  gerekirse:<br> 6100  sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  “Yemine davet” başlıklı 228. maddesi;<br>“Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. <br>Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır.”<br>\"Yemini yerine getirecek kimseler\" başlıklı 232 maddesi;<br>\" (1) Yemin, tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur.<br>(2) Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir.<br>(3) Ergin olmayan veya kısıtlı kimselere bizzat dava hakkı tanınan hâllerde, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz\"<br>“Yeminin şekli” başlıklı 233. maddesi;<br>“Yemin, mahkeme huzurunda eda olunur. <br>Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. <br>Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. <br>Sonra \"Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?\" diye sorar. O kimse de \"Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.\" demekle yemin eda edilmiş sayılır. <br>Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar.”<br> “Yemin tutanağının düzenlenmesi” başlıklı 238. maddesi ise; <br>“Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder.”Şeklinde tespitlere yer verilmiştir.<br>6102 sayılı TTK'nun  365. Maddesinde  Anonim şirketin, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunacağı düzenlenmiştir. <br>6100 sayılı HMK. 232 .  maddesine göre  yemin, tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur.Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir. Aynı yasanın 228. maddesine göre de  yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır.  Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde  yemin teklif edilen taraf  davada bir vekille temsil ediliyor olsa bile  yemin davetiyesinin  bizzat tarafa  gönderilmesi gerekir.(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi  2013/15043 Esas  2014/6220 Karar)<br>Davacı şirket adresinin \" ... mahallesi ... sokak no: ... ... Kayseri\" olduğunu ileri sürmüş  olup   25 Aralık  2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti  incelendiğinde  bu adresin  \"... Anonim Şirketi Kayseri Şubesine\" ait   olduğu görülmüştür.<br>Dava dilekçesi, icra takip dosyası, ara buluculuk tutanağı  14 Haziran 2023 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti  incelendiğinde davacı \"... Anonim Şirketinin \" adresinin \"... Mahallesi ...Sok ... Blok  No: ... ...\" adresi olduğu görülmüştür.<br>7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinde yer alan \"Birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir. Bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.\" düzenlemesi yer almakta olup davacının   elektronik tebligat adresini aktif hale  olmadığı yönünde bir iddiası bulunmamaktadır. <br>Mahkemece davacı şirketin merkezinin bulunduğu Bursa Ticaret  Mahkemesi'ne talimat yazıldığı, talimat mahkemesince elektronik tebligat yoluyla davacı şirkete 02.01.2025 tarihli duruşmada   yemin eda  etmesi için    6100 sayılı HMK 228 Maddesinde belirtilen şekilde yemin  davetiyesi içerir  tebligat gönderildiği, tebligatın   12 08 2.024 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği duruşma için belirlenen gün ve saatte şirket temsilcisinin duruşmada hazır olmadığı mazeret bildirmediği  görülmüştür. <br>Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davasatım sözleşmesinden kaynaklanan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin olup,  mahkemece davacı tarafın defterleri üzerinde inceleme yapılarak alınan  bilirkişi raporuna göre davacının davalıdann 195.161,70 TL alacaklı gözüktüğü,  davalının cevap dilekçesinde  davacıya  30.10.2023 tarihli ... seri numaralı 150.000 TL bedelli çekle; 30.10.2023 tarihli ... numaralı 150.000 TL çekle ve 25.07.2023 tarihinde 30.000 TL ödeme yapıldığını ileri sürdüğü bu şekilde ispat yükünü üzerine aldığı, çeklerdeki ciro zinciri incelendiğinde davalı  şirket temsilcisi ... tarafından 14.06.2023 tarihi itibariyle şirketin tek ortağı ve yönetim kurulu üyesi   ...'a ciro edildikleri davalı  şirket yöneticisi tarafından davacı şirket yöneticisine ciro edilen çeklerin davacı şirketin alacağı karşılığı ciro edildiğini iddia etmiş olup   bu iddiayla ilgili olarak davalı tarafça davacı şirkete  yemin teklif edildiği ancak davacı şirket temsilcisinin duruşma için belirlenen gün ve saatte  duruşmada hazır olmadığı mazeret bildirmediği bu şekilde  yeminden kaçındığı anlaşılmakla mahkemece   davanın reddine  karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür. <br>Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  istinafa konu edilen 31/01/2025 tarih ve 2024/18 E - 2025/103  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  26/03/2025 <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d078541e1356f107","SID":"61c858a81c120aef"}}