{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2024/1949 <br>KARAR NO:2025/420<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:04/04/2024<br>NUMARASI:2023/451 Esas - 2024/245 Karar<br>DAVA:Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı)<br>KARAR TARİHİ:06/03/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı ... A.Ş firmasına müvekkili bankanın ... şubesi tarafından kredi kullandırıldığını, firmanın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerine yerine getirmediğinden hesabının kat edildiğini, keşide edilen ihtarnameden sonra borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında icra takibine başlandığını, bankanın takip tarihi itibarıyla borçlu firmadan 7.650.959,07 TL alacaklı olup takip işlemlerine devam edildiğini,... Mah. ... Ada ... Parselde kayıtlı 2556 m² yüzölçümlü tarla vasıflı taşınmaz ... A.Ş adına kayıtlı iken diğer davalı ... Ltd.'ne muvazaalı olarak devredildiğini, yine davalı ... A.Ş'ne ait... Mah. ... Ada ... parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazın 40/900 hissesinin borçlu firmanın alacaklarından mal kaçırmaya çalıştığı bir dönemde diğer davalı ...'a muvazaalı olarak devrettiğini, devredilen taşınmazları alan davalıların davalı borçlunun alacaklarından mal kaçırma amacıyla bu işlemleri yaptığı bilmekte ve kendisinin de bu işlemlere aracı olduğunu davalı borçlu firmanın kendi aktifinde bulunan taşınmazlarını usulüne uygun olmayan bir şekilde ve muvazaalı olarak diğer davalılara mal kaçırma amacıyla devrettiğini emsallerine göre devir tarihlerindeki rayiç bedellerinin altında devredildiğini belirterek ... sayılı dosyası borçlusu  ... A.Ş adına kayıtlı olan ... Mah. ... Ada ... Parselde kayıtlı 2556 m² yüzölçümlü tarla vasıflı taşınmazın diğer  davalı ... Mah. ... Ada ... Parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazdaki 40/900 hissenin diğer davalı...'a yapılan muvazaalı devirle ilgili tasarruf işlemlerinin İİK 277 m. ve devam  eden hükümlerine göre batıl olmakla müvekkili banka yönünden iptaline, taşınmazlar üzerinde cebri icra yolu ile hakkını alma yetkisinin tanınmasına karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; tasarrufun iptali davasında alacağın semeresiz kalmış olması bir ön şart olduğunu ve bununda kanıtlanması gerektiğini, somut olayda bu şartın gerçekleşmediğini müvekkilin emlakçılık yaptığını taşınmazın gerçek değeri ile satın alındığını davacı yan davalılar arasındaki muvazaalı ilişkiyi kanıtlamaktan uzan olduğunu rayiç değerin altında bir bedelle taşınmazın devralınmış olduğu hususunun gerçeği yansıtmadığını belirtmiştir.Davalı ... Ltd. vekili cevap dilekçesinde özetle; her iki davalı yan yönünden ayrı davaların açılması gerektiğini taşınmazın müvekkil tarafından 21.000,00 TL bedelle satın alındığını müvekkilin davalı yandan alacağı mevcut ise de bu taşınmaz devrinin borcun tahsili maksadıyla yapılmamış olduğunu davalılardan ...'ın sektöründe lider işletmelerden bir tanesi olduğunu bu şirketin borçlarını ödemekten aciz halde bulunduğu hususunun müvekkil tarafından bilinmesinin mümkün olmayacağını devralınan taşınmazın davalılardan ...'ın işletmesinin önemli bir kısmını da meydana getirmediğini beyan etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,\"Davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı  .... A.Ş. ile diğer davalılar arasında yapılan tasarruf işlemlerinin müvekkilim banka yönünden iptali gerektiğini, bilirkişi raporunda Ümraniye'de bulunan taşınmazın yarı bedelle satışı yapıldığı, alıcının mesleki bilgisi ile bu satışın olağan olmadığını bileceği hususları tespit edildiğini, davalıların borçlunun durumunu bilebilecek kimselerden olması İİK'nın 280/1. maddesi gereğince  tasarrufun iptali gerektiğini, ... firmasına yapılan satışın, alacaklı bankanın davalı satıcının kredilerini kat ettiği tarih olan 07/10/2011 günü gerçekleştiğini, satışın kredi hesaplarının kat edildiği tarihle aynı gün olması davalı alıcının kötüniyetinin çok açık bir emare olduğunu, ...'a yapılan satış, emsal bedelleri ile bilirkişi raporunda belirlenen değerinin yarı fiyatına yapıldığını, ...'ın emlakçı olması sebebiyle bu satışın olağan olmadığını bilecek durumda olduğunu, tasarrufun iptali gerektiğini, sunulan Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere her iki satışın da iptale tabi olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Dava, tasarrufun iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da \"iyiniyet kurallarına aykırılık\" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici  aciz belgesinin (İİK'nın 277 maddesi)  bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278., 279. ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. ... sayılı takip dosyası incelendiğinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu  ... A.Ş. ile dava dışı borçlu hakkında genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam  7.650.959,07 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine takibin kesinleştiği görülmüştür. Somut olayda dava konusu; İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, sayılı taşınmazın 40/900 hissesinin davalı-borçlu ... A.Ş adına kayıtlıyken 18/08/2011 tarihinde, 38.000,00 TL bedel karşılığı davalı...'a satıldığı,  bilirkişi raporunda taşınmaz için devir tarihi itibariyle 60.000,00 TL piyasa rayiç değeri belirlenmiştir. Giresun İli, Espiye İlçesi, ... ada, ... parsel,  sayılı taşınmazın davalı-borçlu ... A.Ş adına kayıtlıyken 07/10/2011 tarihinde,  210.000,00 TL bedel karşılığı davalı ... Grup'a satıldığı,  bilirkişi raporunda taşınmaz için devir tarihi itibariyle 115.680,00 TL piyasa rayiç değeri belirlenmiştir. Dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, alacağın 2010 yılında imzalanmış kredi sözleşmesine dayandığı, alacağın gerçek olduğu ve takibin kesinleştiği, tasarrufların sözleşme tarihinden sonra 2011 tarihinde yapıldığı, davanın 5 yıllık sürede açıldığı anlaşılmaktadır. Tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kati aciz belgesi bulunan alacaklılar ile borçlu iflas etmiş ise iflas idaresi ya da İİK'nun 245. maddesi gereğince iflas idaresi tarafından dava hakkı kendisine devredilen alacaklılar açabilir. Yargılama sırasında borçlunun iflası halinde de yine aynı madde gereğince iflas idaresinin yargılamaya devam edip etmeyeceği veya davacıya yetki verip vermeyeceğinin netleşmesi gerekmektedir. Davalı borçlu şirketin Gebze 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12/12/2014 tarih 2011/641 E.-2014/687 K.sayılı kararı ile iflasına karar verildiği, kararın 09/09/2017 tarihinde kesinleştiği  anlaşılmaktadır. Gebze İflas Müdürlüğü'nün ... İflas dosyası ile borçlu şirketin iflasının tasfiyesi işlemlerine başlanılmıştır. Yukarıya aktarılan İİK'nın 245. maddesi gereğince borçlu şirketin iflasına karar verildiğinden davaya iflas idaresi tarafından devam edilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesince öncelikle  iflas idaresine yazı yazılarak iflâs masasının davayı sürdürüp sürmeyeceğinin sorularak belirlenmesi; iflâs masası davanın bizzat masa tarafından devamına karar verdiği takdirde davaya devam edilmesi ve hükmün de iflâs masası lehine veya aleyhine kurulması gerekirken bu usulü eksiklik giderilmeden yargılamaya devam edilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken öncelikle dava şartı olan müflis davalının iflas idaresinin davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, daha sonra hak düşürücü süre yönünden değerlendirilmesi ile iflas idaresinin bildireceği delillerin toplanması, sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır.Daire kararının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf itirazları inceleme konusu yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d9f2d2ba991eb6b1","SID":"8d9ed174ede66466"}}