{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ : 05/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 13/10/2021<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 05/03/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili şirket ile aralarındaki cari hesap ilişkisine dayanan borç nedeniyle davalı-borçlu aleyhine İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun takip konusu borca ve yetkiye itiraz ettiğini ve bunun neticesinde ilgili takibe yetkili Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyasından devam edildiğini, ancak takip dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı davalı borçlu tarafça itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, takip konusu cari hesap ekstresi ve dayanağı faturaların taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davalı borçlu şirkete satılıp teslim edilen emtialara ilişkin olarak düzenlendiğini, davalı tarafın bu faturalara ilişkin malı teslim aldığını ancak fatura bedelini ödemediğini, davalı taraf cari hesapta borçlarının bir kısmını ödemişse de bakiye borcunu kendisine yapılan tüm başvurulara rağmen ödemediğini, takip konusu cari ekstrede yer alan aralarındaki ticari ilişkiye istinaden kesilen faturaların davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından süresi içerisinde itiraz edilmediğini ve takibin kesinleştiğini, ancak davalı tarafından cari ekstrede yer alan alacak bedellerinin ödenmediğini, bunun üzerine borçlu aleyhine ödenmeyen alacakların tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın itirazlarında haksız olduğunu belirterek haksız itirazın iptaline, alacağın likit olması sebebiyle % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalının cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"..Tarafların ticari defterlerini sunmadığı, davalı taraf, takibe itiraz dilekçesinde ödeme defiinde bulunmadığı gibi akdi ilişkiye de itiraz etmediği; her ne kadar  borcunun olmadığını beyan etmiş ise de dayanağı faturaları form BA belgeleriyle vergi dairesine bildirildiği, bu bildirilen faturalar yönünde akdi ilişkinin ve fatura içeriği malzemenin teslim edildiğinin kabulü gerektiği, her ne kadar davacı taraf takibe kadar işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de davacının takipten önce davalıyı usulüne uygun şekilde temerrüde düşürdüğü sabit olmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, likit olan asıl alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya ilişkin hiçbir evrakın müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, müvekkili şirketin davadan haberinin olmadığını, taraf teşkili sağlanmadan hukuka aykırı olarak karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesince ticari defterlerin sunulması için taraflara 2 haftalık kesin süre verildiğini, ancak tarafların bu süre dahilinde ticari defter ve kayıtları sunmadığının belirtildiğini, müvekkili şirkete dava dilekçesi ve diğer dilekçeler tebliğ edilemediğinden müvekkili şirketin davadan ve ticari defterlerin incelenmesine ilişkin ara karardan haberdar olmadığını, müvekkili şirkete yapılan tebligatların usule uygun olarak yapılmadığını, tüzel kişiye tebligatın hususi bir usule tabi olduğunu, tebligatların müvekkili şirketin adresine bile ulaşmadığını, müvekkil şirketin adresinin... kayıtlı olduğu haliyle \"... Mahallesi ... Sokak ... Apartmanı No:.../... .../...\" şeklinde olduğunu, bu itibarla defalarca iade gelen tebligatların çıkarıldığı \"... Mahallesi ... Caddesi ... Apartmanı No:... .../....\" adresine yapılan tebligatların tamamının usulsüz tebligat olduğunu, taraf teşkili sağlanmaksızın yargılamanın sonuçlandırıldığını, kararın hukuka aykırı olarak müvekkili şirketin yokluğunda verildiğini, Hukuk Usulü Kanunu'na aykırı olduğundan yeniden yargılanma için kararın kaldırılarak dosyanın mahkemesine geri gönderilmesi gerektiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun ifadesiyle; \"Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.\" itirazın iptali davasında ispat yükünün alacaklı davacıya tahmil edildiğini, ancak istinafa konu kararda davacı tarafın ticari defterleri sunmadığını, bidayet mahkemesinin hükmüne esas aldığı Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin... Esas ve... Karar sayılı Yüksek Mahkeme kararı incelendiğinde emsal gösterilen olayda her türlü delilin detayıyla değerlendirildiğini, ispat yükü üzerinde bulunan davacı ticari defterlerini getirdiğini ve bakiye bütün delillerin ticari defterlerle mukayese edilerek değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra faturanın ve fatura içeriğindeki malzemenin teslim edildiği anlamına geldiğinin kabul edildiğini, dolayısıyla söz konusu Yargıtay kararına istinaden karar verilebilmesi için evvela yeterli inceleme yapmak ve delilleri toplamak mecburiyeti olduğunu, bidayet mahkemesinin verdiği kararın eksik inceleme ve araştırma yapılması suretiyle yazılı hüküm kurulmak bakımından da hukuka aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirketin ticari defterlerin sunulmamasında davadan habersiz olduğundan bahisle kusursuz olduğu kaydını düşmekle birlikte, davalı tarafın ticari defterleri sunmaktan kaçınmasının tek başına borcun mevcudiyetine kanıt teşkil ettiğini, itirazın iptali davalarında ispat yükünün davacıda olduğu da düşünüldüğünde davacının ticari defterleri sunmamış olmasının davacıya kötüniyet izafesi gerektirmekteyken yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın müvekkili şirketin ticari defterleri kusursuz olarak sunmamış olmasının müvekkili şirketin aleyhine delil olarak kullanılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davanın çözümünde öncelikle tebligat, taraf teşkili, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı kavramları üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır. Yetkili makamlar tarafından bir takım hukuki işlemlerin, bunların hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kimselere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin de usulüne uygun şekilde yapıldığının belgelenmesi olarak tanımlanan tebligat, Anayasa ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının, daha da özelde hukuki dinlenilme hakkının tam olarak kullanılması ve bu suretle adil bir yargılamanın yapılmasını sağlayan çok önemli bir araçtır. <br>Bir davada davalının, davacının açmış olduğu davadan haberdar olması, davaya cevap vermesi ve hatta cevap süresinin işlemeye başlaması için dava dilekçesinin tebliğ edilmesi gerekir. Aksi durumun ilgilinin hak arama hürriyetini kısıtlayacağına şüphe yoktur. Aslında hemen her hukuksal işlemin tebligat ile sonuç doğuracağını söylemek mümkündür. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi ve davanın süratle sonuçlandırılabilmesi öncelikle tarafların duruşma gününden usulünce haberdar edilmesi ve böylece taraf teşkilinin sağlanması ile mümkündür. Bu yolla kişi, hangi yargı merciinde duruşması bulunduğuna, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğuna, yargılamanın safahatına, duruşmanın hangi tarihte yapılacağına, verilen kararın ne olduğuna, Tebligat Kanunu'nda açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile vakıf olabilecektir.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde \"Hukuki dinlenilme hakkı\" düzenlenmiştir. Buna göre davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/52 Esas ve 2009/105 Karar sayılı kararı)<br>Taraf teşkili kamu düzeninden olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemenin, dava dilekçesini ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkilini sağlaması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun amir hükmü gereğidir. Taraf teşkili sadece davanın açılması aşamasında değil, yargılamanın diğer aşamalarında  da önem taşımaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.11.2011 gün ve 11-554 Esas ve 684 Kararı.)<br>Tüzel kişi adına çıkarılan tebligat, tüzel kişinin adresinde Tebligat Kanunu'nun madde 12 ve 13, Tebligat Yönetmeliği'nin 20-21. madde hükümlerinde öngörüldüğü şekilde yetkili temsilcisine yapılır. Tüzel kişinin birden fazla yetkili temsilcisi varsa, tebligat bunlardan sadece birine yapılır. Bu kişilerin bulunmadıkları tebligat memuru tarafından tevsik edildiği takdirde hazır olan şirket memur ve müstahdemlerine yapılır. <br>Somut uyuşmazlıkta; dava 12/04/2019  tarihinde açılmış, dava dilekçesinin tebliği için \"... Mahallesi ... Sokak ... Apartmanı No:.../... .../...\" adresine çıkarılan davetiye iade olunmuş; davalı şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden adresi sorulmadan nasıl tespit edildiği anlaşılamayan \"... Mahallesi...Caddesi ... Apartmanı No:...-... .../...\" adresine duruşma gününü bildirir davetiye gönderilmiştir. Bu adrese gönderilen tebligatın da iade gelmesi üzerine davalı yanın ticaret sicil müdürlüğünde kayıtlı olmayan bu son adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre usulsüz tebligat yapıldığı, akabinde ticari defter ve belgelerin ibrazı için çıkarılan davetiye ve bilirkişi raporuna karşı itiraz ve  beyan hakkı tanınması açısından davalı adına çıkartılan ihtaratlı tebligatın da bir önceki tebligat gibi usulsüz yapıldığı ve  davalının gıyabında hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. <br>Hükmi şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddelerinde belirlenmiştir. Tebligat adresinin, borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması ve tevziat saatlerinde kapalı olması veya tebligatın alınmasından imtina edilmesi halinde, bu adrese TK'nun 21/1. maddesine ya da koşullarının yerine getirilmesi halinde aynı Kanunun 35/4. maddesine göre tebligatın yapılması gerekir.<br>01.11.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 35/4. maddesinde; \"Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır\", Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 57/4. maddesinde ise; “Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından ana statü, sicil ve tüzük ve kuruluş senedi gibi kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır\" düzenlemeleri yer almaktadır. Bahse konu maddenin gerekçesinde; \"....Maddenin dördüncü fıkrası, tüzel kişiler bakımından özel ve açık bir düzenleme getirmektedir. Tüzel kişilerin adreslerinin, bir sicil veya resmi kayıtta belirli olması sebebiyle meçhul olması düşünülemez. Bu çerçevede daha önce kendilerine tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlarındaki adreslerinin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı açıkça düzenlenmiştir....\" açıklaması yer almaktadır.<br>Davalı şirketin adresinin \"... Mahallesi ... Sokak ... Apartmanı No:.../... ..../...\" olduğu, bu adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapılmadığının anlaşılması karşısında, davalı  şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresi dışında başka bir adrese yapılan  tebligatların  usulsüz olduğu açıktır.<br>Açıklanan gerekçelerle; Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal hükümler ve ilkeler gözetilerek, davalı tarafa usulünce tebligat yapılıp, taraf teşkilinin sağlanmasından sonra, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının yokluğunda yapılan yargılama sonucu hüküm tesisi doğru olmamış, davalı yanın  bu hususa ilişkin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. <br>Sonuç olarak; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma nedenine göre davalının sair istinaf itirazlarının incelenmeksizin dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2021 tarih, ... Esas ve... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 224,31-TL nispi istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, <br>5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın tebliği ve harçla ilgili işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince YERİNE GETİRİLMESİNE,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.05/03/2025<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a2a0f2e12e9270a","SID":"9470d9d87264f2e4"}}