{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/499 <br>KARAR NO\t: 2025/176<br><br>DAVA\t: Tanıma Ve Tenfiz<br>DAVA TARİHİ\t: 30/06/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 12/03/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>DAVA: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---- menşeli bir şirket olan davacının mineral gübre alanında faaliyet gösterdiğini, davalının ise yönetlelsi ve/veya pay sahibi olduğu şirketler vasıtasıyla davacıya uzun yıllar ürün sattığını, bu ticari faaliyetler sırasında davalının, davacı şirket yöneticilerinden bazı kişilere rüşvet vererek kendi şirketlerinden piyasanın çok üzerinde fahiş fiyatlarla ürün satın alınmasını sağlamış olduğunu, bu şekilde çok büyük komisyonlar elde etmiş olduğunu, davacı şirketi yaklaşık 40 milyon Amerikan Doları civarında zarara uğrattığını, bunun Üzerine davacı şirketin uğradığı zararın giderilmesi talebiyle davalı ve bağlantılı olduğu şirketler aleyhine ---- Ticaret Mahkernesi nezdinde tazminat davası açıldığını, davanın kabul edildiğini, bu konuda ---- Yüksek Mahkemesi ----- Yüksek Mahkemesi Ticari Bölümünün 12.04.2022 kararı ile davacı lehine tazminata karar verildiğini, davalının bu davadaki davalılar arasında ----” olarak yer aldığını, davalının bu davada, davacının uğradığı zararı tazminen 27 Milyon ABD doları ödemesine ve 06.10.2009 tarihinden itibaren karar tarihine kadar işleyen 5 faize karşılık olarak 16.358.269 ABD doları ödemesine karar verildiğini, kararda davalının adının yanlışlıkla “----” olarak yazıldığını, daha sonra bu yanlışlığın, Mahkemenin 06.05.2022 tarihli kararı ile düzeltildiğini, Mahkemenin tenfiz davasına konu olan 12.04.2023 tarihli kararının temyiz edilmeyerek kesinleştiğini, kararın kesinleşme şerhinin bulunduğunu, davalının alacaklılarından mal kaçırdığını, bu kapsamda ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep edilmesi gereğinin doğduğunu, tenfiz için aranan tüm  şartların gerçekleştiğini, ---- ile Türkiye arasında mahkeme kararlarının tenfizi konusunda karşılıklılık bulunduğunu, ---- Adalarının, ---- Krallığın denizaşırı topraklarından olduğunu, Yargıtay ---- HD, ---- Esas ve ---- Karar, 02.03.2007 tarihli kararında Türkiye ile ----- arasında hukuki mütekabiliyetin gerçekleştiğinin belirtildiğini, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir karar olduğunu, kamu düzenine aykırılık oluşturmadığını, savunma hakkına uyulduğunu, Yargıtay ----. HO, Esas ----, Karar----, 05/05/2009 tarihli kararında da yer aldığı gibi 28.06.1932 tarihli Türkiye ileşartların gerçekleştiğini,  ---- Adaları ile Türkiye arasında mahkeme kararlarının tenfizi konusunda karşılıklılık bulunduğunu, ---- Adalarının, ----- Krallığın denizaşırı topraklarından olduğunu, Yargıtay ---- HD, ---- Esas ve ---- Karar, 02.03.2007 tarihli kararında Türkiye ile ------ arasında hukuki mütekabiliyetin gerçekleştiğinin belirtildiğini, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir karar olduğunu, kamu düzenine aykırılık oluşturmadığını, savunma hakkına uyulduğunu, Yargıtay ---- HD Esas ----, Karar ----05/05/2009 tarihli kararında da yer aldığı gibi 28.06.1932 tarihli Türkiye ile ----- arasındaki Anlaşma kapsamında teminat gösterme yükümlülüğünden muafiyet olduğunu, davalının alacaklılarından mal kaçırdığını ve bu kapsamda ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek sonuç itibarıyla ---- Yüksek Mahkemesi ----- Yüksek Mahkemesi Ticari Bölümünün ---- sayılı 12.04.2022 tarihli kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesi talep edilmiştir. <br>Somut uyuşmazlıkta -----ATM'nin ----- Esas sayılı dosyasında, 18.08.2022 tarihli ara kararında, İİK m. 257'de yer alan ihtiyati haciz şartları kapsamında, alacağın muaccel olduğuna dair evrak asılları ve mal kaçırma iddiasına Ilişkin olarak dosya kapsamında yazılı bir delil olmaması nedeniyle ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir. Yine ----ATM nin ---- Esas sayılı dosyasında, 18.08.2022 tarihli ara kararında, ihtiyati tedbir yönünden yapılan değerlendirmede, HMK m. 389 vd gereğince, tedbirin dava konusu uyuşmazlık ve taraflar arasında verilebileceği, davacı tarafın talebinin 3. kişideki taşınmazın satışının tedbiren durdurulmasına İlişkin olup, uyuşmazlığın alacak istemine İlişkin olması nedeniyle dava konusu dışında ve uyuşmazlığa konu olmayan hususta tedbir kararı verilemeyeceğinden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br> 18.08.2022 tarihli Ara Kararına karşı İstinaf yoluna başvurulmuştur. Bununla ilgili olarak ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----Hukuk Dairesi, Dosya No: -----, Karar No -----, 16.03.2023 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun HMK m. 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermiştir. ---- ATM'nin ---- Esas sayılı dosyasında, Mahkemenin 01.02.2023 tarihli Ara Kararında, yine ihtiyati haciz/tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. 01.02.2023 tarihli Ara Kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. ---- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi, Dosya No: ----, Karar No: -----, 16.03.2023 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun HMK m. 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  ----- arasındaki Anlaşma kapsamında teminat gösterme yükümlülüğünden muafiyet olduğunu, davalının alacaklılarından mal kaçırdığını ve bu kapsamda ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek sonuç itibarıyla --- Yüksek Mahkemesi ---- Yüksek Mahkemesi Ticari Bölümünün -----sayılı 12.04.2022 tarihli kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesi talep edilmiştir. Somut uyuşmazlıkt---- ATM'nin ----- Esas sayılı dosyasında, 18.08.2022 tarihli ara kararında, İİK m. 257'de yer alan ihtiyati haciz şartları kapsamında, alacağın muaccel olduğuna dair evrak asılları ve mal kaçırma iddiasına Ilişkin olarak dosya kapsamında yazılı bir delil olmaması nedeniyle ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir. Yine --- ATM nin ----- Esas sayılı dosyasında, 18.08.2022 tarihli ara kararında, ihtiyati tedbir yönünden yapılan değerlendirmede, HMK m. 389 vd gereğince, tedbirin dava konusu uyuşmazlık ve taraflar arasında verilebileceği, davacı tarafın talebinin 3. kişideki taşınmazın satışının tedbiren durdurulmasına İlişkin olup, uyuşmazlığın alacak istemine İlişkin olması nedeniyle dava konusu dışında ve uyuşmazlığa konu olmayan hususta tedbir kararı verilemeyeceğinden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. 18.08.2022 tarihli Ara Kararına karşı İstinaf yoluna başvurulmuştur. Bununla ilgili olarak ---- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi, Dosya No: ----, Karar No -----, 16.03.2023 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun HMK m. 353(1)b-1 maddesi  uyarınca esastan reddine karar vermiştir. ----ATM'nin ---- Esas sayılı dosyasında, Mahkemenin  01.02.2023 tarihli Ara Kararında, yine ihtiyati haciz/tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. 01.02.2023 tarihli Ara Kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. --- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi, Dosya No:---, Karar No: -----, 16.03.2023 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun HMK m. 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın bir çok nedenle haksız  ve hukuka aykırı olduğunu, yabancı mahkeme kararının tenfizinin mümkün olmadığını, tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararında davacı veya davalı olarak yer alan tüm ilgililerin tenfiz davasına dahil edilmesi suretiyle taraf teşkili sağlanmadan yabancı kararın tanınmasına ve tenfizine karar verilemeyeceğini, yabancı mahkeme kararında 2 tane davacı ve 17 tane davalının olduğunu, davacılardan sadece birisi tarafından tenfiz davasının açıldığını, yine tenfiz davasında 1 tane davalırın bulunduğunu, davada taraf teşkilinin sağlanmamış olduğunu, tenfize konu olan yabancı mahkeme kararının ilam niteliği taşımadığını “----” şeklinde özet bir karar niteliğinde olduğunu, davacının talebi üzerine verildiğini, Türkiye ile ----arasında mahkeme kararlarının tenfizi konusunda mütekabiliyet /karşılıklılık bulunmadığını, Türkiye ile ----- arasındakl 28 Kasım 1931 tarihli Sözleşmenin mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin bir hüküm içermediğini, --- bağımsız bir devlet olduğunu, kanuni mütekabiliyetin olmadığını, ----- ile arasındaki kanuni mütekabiliyetin - --- kapsamayacağını, tenfizi talep edilen --- Mahkeme kararına konu olan olayların ---- gerçekleştiğini, bu Mahkemedeki davanın davacısının ---- şirketi olduğunu, davalı ---- vatandaşı olduğunu, dava konusu ile ilgili olarak 28 Aralık 2012 tarihinde ---- şirketi tarafından ---- şirketi ve ---- aleyhine ICC Tahkim yoluna başvurulduğunu, ICC Tahkim yargılaması sonucunda, ilgili ödemelerin ---- hukuku açısından yasal olması ve şirket defter kayıtlarına da usulüne uygun şekilde geçirilmiş olması nedeniyle ---- ilgili ödemelerden haberdar olmadığının mümkün olmayacağından bahisle davanın reddedildiğini, ICC Hakem kararı Ile yabancı mahkeme kararına konu esas vakıalar arasında özdeşlik bulunduğunu, ----- rüşvet iddlalarına ilişkin olarak ICC Tahkim yargılamasında yargılandığını ve yasaya aykırı işlem yapılmadığının tespit edildiğini, bu durumda bir başka mahkemede yargılanarak tazminata hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olacağını, dava tarafı olan kişilerin ve uyuşmazlığın ---- ile hiçbir ilgisinin olmadığını, davacının sadece kendi menfaatini temin etmek amacıyla; aleyhine verilen ICC Hakem Kararının dikkate alınmayacağı bir devlet mahkemesi bulmak amacıyla, uyuşmazlık ile hiçbir bağlantısı bulunmayan ----- Mahkemesinde 2015 yılında dava açtığını, bu davada Mahkemenin yetkisine itiraz edildiğini ancak reddedildiğini, dolayısıyla dava konusu ve taraflarla gerçek bir ilgisi bulunmayan ----- Mahkemesi tarafından verller kararın aşırı yetkill bir mahkeme tarafından verilmiş olan bir karar olduğunu, bu kapsamda tenfiz talebinin reddedilmesi gerektiğini, davalıya ----- Mahkemesinde görülen davada usulüne uygun tebligat yapılmadığını, bir avukatla temsil edilmediğini, savunma hakkını kullanamadığını, “------” başlıklı kararın davalıya tebliğ edilmediğini bu kapsamda davalının temyiz yoluna başvuramadığını, tenfiz talep edilen ----- Mahkemesi Kararının gerekçesiz olması nedeniyle ve davacının talebini birden fazla artırmasına müsaade edilerek verildiği için Türk kamu düzenine aykırılık oluşturduğunu, davalının alacaklılarından  mal kaçırma niyetinde olmadığını, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, bu taleplerin reddinin gerektiğini belirterek sonuç itibarıyla davaya konu ---- Mahkemesi kararının tenfizinin mümkün olmadığını, bu karara dayalı olarak üçüncü bir kişiye alt taşınmaz üzerinde tedbir talep edilmesinin mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>HUKUKİ NİTELENDİRME VE DEĞERLENDİRME:<br>Dava hukuki niteliği itibariyle yabancı  mahkeme kararının tanınması ve tenfizi talebine ilişkindir.<br>Davaya konu yabancı  mahkeme kararının noter vasıtasıyla tercüme ettirilmiş onaylı sureti ilgili apostil konusunda uzman aldırılan bilirkişi raporu Dış İlişkileri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğünün cevabi yazısı dosyaya celp edilmiştir. <br>Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda özetle; Türkiye ile -----  arasında mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin hükümler içeren iki ya da çok taraflı bir sözleşme olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti ile ---- Hükümeti arasında 1932 tarihli “Mün'akit Müzahareti Adliye Mukavelenamesi” bulunduğu, Sözleşmede “İmza Protokolüne Merbut Liste” başlığı altında ---- da bulunduğu, ancak Türkiye ile ----- arasında 1932 tarihinde bu Sözleşmenin imzalanması sırasında ----- sömürgeleri arasında yer alan devletler de Sözleşme kapsamında yer almakla birlikte, daha sorrraki tarihlerde bu devletlerden bazılarının bağımsızlıklarını kazandıkları ve kendi yasama yürütme ve yargı sistemine sahip oldukları, ---- Adalarının da bu kapsamda yer aldığı, sonuç itibarıyla ----- Adalarının halen 1932 ta Sözleşme kapsamında yer alıp almadığının ve bu kapsamda Sözleşme hükümlerine tabi olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, bu kapsamda 1932 tarihli Sözleşmesini hali hazırda -----Adaları” devteti açısından bağlayıcı olup olmadığının Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genet Müdürlüğü'ne yazı yazılarak sorulması ve teminattan muafiyetin olup olmadığının buna göre değerlendirilmesi gerektiği, 1932 tarihli Sözleşmede mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi konusu yer almadığından dosyada tanınması ve tenfizi talep edilen --- Adaları ----- Yüksek Mahkemesi Ticari Bölümünün Ticaret Mahkemesinin ----- sayılı 12.04.2022 tarihli kararının tanıma ve tenfiz şartlarına sahip olup olmadığı açısından yapılacak incelemenin MÖHUK'ta yer alan hükümler kapsamında  yapılması gerektiği, MÖHUK m. 50'de aranan şartlar açısından, tenfizi İstenen--- Adaları----- Mahkemesi Ticari Bölümünün Ticaret Mahkemesinin verdiği kararın ticaret mahkemesi tarafından verilmiş bir mahkeme kararı olduğu, kararın alacak konusunda verilmiş hukuk davasına ilişkin bir karar olduğu ve kesinleşmiş olduğu, MÖHUK m. 52 kapsamında davacı ve davalı sıfatları açısından yapıları değerlendirmede-----Yüksek Mahkemesi Ticari Bölümünün Ticaret Mahkemesinin verdiği kararda 17 davalı gösterilmiş olması ve 4  davalı aleyhine hüküm kurulmuş olmasına rağmen, Türkiye'de açılan tenfiz davasında davalı ----- olarak sadece bir davalının taraf olarak gösterilmesi nedeniyle, tenfiz davasında davalılar açışından taraf teşkilinin sağlanmadığı, MÖHUK m. 53 açışından yapılan değerlendirmede; tenfiz davası için-----Yüksek Mahkemesi Ticari Bölümünün Ticaret Mahkemesinin verdiği kararların Apostil şerhli örneklerinin dosyaya sunulmuş olduğu, bu kapsamda MÖHUK 53 üncü maddesinde aranan şartın yerine getirilmiş olduğu, MÖHUK m. 54 kapsamında yapılan değerlendirmede ise “karşılıklılık açısından” 1922 tarihli “BVI Kararların Karşılıklı Tenfizi Kanunun” hükümlerinin dosya konusu uyuşmazlıkta uygulanamayacağı, Anglosakson Hukukunun BVI'da da uygulanıp uygulanamayacağı konusunda ise BVI'nın Anglosakson Hukuku (Uygulama Beyanı) Yasasında, Anglosakson Hukukunun BVI'nın herhangi bir yasası veya - Krallığı Meclisinin bazı yasaları tarafından değiştirilmediği sürece BVI'da uygulanacağı yer aldığından, bu kapsamda; yabarıcı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfiziyle ilgili uygulanacak hükümlerle ilgili mevzuat konusunda bir yasanın olup olmadığının tespiti gerektiğinden, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'ne yazı yazılarak, Türkiye ile  ----- Adaları arasırıda, para alacağına ilişkin olarak verilen mahkeme kararlarımırı tanınması ve tenfizi ile ilgili yürürlükte olan mevzuata ilişkin bilgi sorulması,---- yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinde uygulanacak oları ilgili hükümlerin tespitinden sonra karşıklığın olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, eğer ---- hukukuna göre yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda Anglosakson hukukundaki İlgili hükümlerin uygulanması söz konusu ise (gelecek cevaba göre değişiklik gösterebilecek olmakla birlikte) halihazırda Anglosakson hukukundaki para alacağına ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfize ilişkin hükümlerin Türk hukukunda MÖHUK'ta yer alan hükümlerle benzerlik gösterdiği ve bu kapsamda kanuni karşılıklılığın olduğu, MÖHUK m. 54/b kapsamında uyuşmazlık konusunda münhasır yetkili bir mahkemesinin bulunmadığı, yabancı mahkeme ilamının, Türk mahkemelerini münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olduğu, yabancı mahkemenin yetkili bir mahkeme olarak değerlendirilemeyeceği, ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesi tarafından verilmemiş olduğu, bu konuda bir tenfiz engeli bulunmadığı, - MÖHUK m, 54/c kapsamında tenfizi talep edilen yabancı mahkeme hükmünün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmadığı, bu konuda bir tenfiz engeli olmadığı, MÖHUK m. 54/ç kapsamında davalının BVI mahkemesinde yapılan yargılamada o yer kanunları uyarınca usulüne uygun bir şekilde mahkemeye çağrılmış, temsil edilmiş, savunma hakkını kullanmış olduğu, bu açıdan bir tenfiz engeli bulunmadığı, taraf teşkili konusundaki itirazlar açısında yapılan yeniden değerlendirme ----- Mahkemesi ticari bölümünün ticaret mahkemesinin verdiği kararda 4 davalı aleyhine hüküm kurulmasına rağmen Türkiye'de açılan tenfiz davasında davalı -----  olarak sadece bir davalının taraf olarak gösterilmesi nedeniyle tenfiz davasında davalı açısında taraf teşkilinin sağlanmadığı şeklinde  kanaatini bildirmiştir.Davacı tarafından davacı şirket ile davalının da içinde bulunduğu tenfize konu mahkeme kararında gösterilen diğer davalılarında dahil olduğu şekilde davalı ---- yöneticisi veya pay sahibi olduğu şirketler yoluyla davacı şirkete mineral gübre sattığı, kendi şirketlerinden daha yüksek fiyatla ürün satın alınmasını sağladığı bu nedenle komisyonlar elde ettiği iddiasıyla davacı şirketin 40.000.000,00 Amerikan Doları tutarında zarara uğrattığı iddiasıyla davalı ve diğer bağlantılı şirketler olduğu aleyhine ----- ticaret mahkemesi nezdinde tazminat davası açtığı, davanın kabulüne karar verildiği, iş bu kararın kesinleştiği, kararın tanınması ve tenfizi talep edilmiş davalı taraf tenfiz şartlarının oluşmadığı tenfiz talebine konu yabancı mahkeme kararında 2 adet davacı ve 17 adet davalı bulunduğu, yabancı mahkeme kararında yer alan davacılardan yalnızca biri tarafından açılmış olduğu diğer davacının tenfiz davasında taraf olarak yer almadığı aynı şekilde yabancı mahkeme kararında toplam 17 davalı bulunmasına ve ödenmesine karar verilen meblağdan 4 farklı davalının sorumlu tutulmasına rağmen  tenfiz davasında sadece bir adet davalının yer aldığı kararın ilan mahiyetini taşımadığı ve mütekabiliyet şartının oluşmadığı itirazında bulunmuş ve taraflar arasındaki uyuşmazlık bu şekilde tespit edilmiştir.Mahkememize sunulan ----- Mahkemesi Ticaret Birimi  tarafından verilen dava no 2015 yılı ---- sayılı kararında davacıların ----- olduğu davalıların 17 kişiden oluştuğu, karar tarihinin 12/04/2022 kararda 10.,11.,12.,13. Sırada bulunan davalılar aleyhine 27.000.000,00 ABD doları tutarında duruşmasız hüküm verilmesine, 27.000.000,00 ABD doları tutarında tazminat ödenmesine, yine bu davalılar hakkında 27.000.000,00 ABD doları üzerinden 16/10/2009 tarihinden itibaren duruşmasız hüküm tarihine kadar yılda %5 oranında tahakkuk edecek toplam 16.858.260,00 ABD doları tutarında bir basit faiz ödemesine ve bu faizden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına ve davalıların 21 gün içinde kararlaştırılmaması halinde belirlenecek olan davacının kendilerine karşı açılmış davaya ilişkin giderlerin ödenmesine karar verildiği, 15/06/2022 tarihinde kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Yabancı mahkeme ilamın kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilmesi için 5718 sayılı MÖHUK 58. Maddesi gereğince yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı olduğu, tanımada aynı yasanın 54. Maddesinin 1.fıkranın a bendinin uygulanmayacağı , yine aynı yasanın 50. Maddesinin 1.fıkrasında yabancı  mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlı olacağı yine aynı yasanın 54. Maddesinin a bendinde Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği Devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma ya da o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamın tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya fiili uygulamanın bulunmasını , b bendinde ilamın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olmasını c bendinde hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamasını ve ç bendinde o yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfizi istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk Mahkemesine itiraz etmemiş olması gerektiği belirtilmiştir. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlıklardan biri ---- Adalet Divanı tarafından verilen kararın tenfizi için karşılıklılık şartının oluşup oluşmadığıdır Dış İlişkileri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğünden gelen yazı cevabında Türk Cumhuriyeti ile ---- hükümeti arasında 1932 tarihli mün'akitmüzahereti adliye mukavelanemesi---- adalarında sözleşmenin imzalandığı anda taraf olduğu, ---- taraf olduğu ancak ---- Adalarının iç işlerinde bağımsız olduğu kendi hukuk sistemini uyguladığı, ancak 1932 tarihli mukavelanemeye göre de taraf olarak değerlendirebileceği yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin sözleşmeye rastlanmadığının mahkememize bildirilmiş olduğu görüldü.Bilirkişiden aldırılan kök ve ek rapor birlikte değerlendirildiğinde MÖHUK'un 54 kapsamında kanuni karşılıklılığının olduğunun kabul edilebileceği tenfizi talep edilebilen mahkeme ilamının kamu düzenine aykırı olmadığı 54/ç maddesi kapsamında davalının yabancı  mahkemede yapılan yargılamada o yer kanunlarına göre usulüne uygun olarak çağırılıp temsil edildikleri ve savunma haklarının kullanıldığı, ancak tenfize konu yabancı mahkeme ilamı incelendiğinde davacı tarafın 2 kişi olduğu davalıların ise 17 kişi olduğu , 17 kişiden 4 kişi hakkında karar kurulduğu ve mahkememizde sadece davacılardan bir şirket tarafında davalı ----- hakkında kararın tanınması istendiği, MÖHUK hükümlerine göre kararın yabancı mahkeme kararının bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği ve tarafların tamamı hakkında  verilen mahkeme ilamının tanıma ve tenfizi talepli olması gerektiği, bu nedenle MÖHUK 52.maddeye göre taraf teşkilinin sağlanmadığı, yabancı mahkeme kararlarının taraflar bakımından kısmi olarak tenfizi ve tanıması mümkün olmadığından, mahkeme ilamının 2 davacı 17 davalı hakkında  karar verilmiş ve kesinleşmiş olduğu gözetilerek tanıma ve tenfizine ilişkin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br><br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın reddine,<br>2-Alınması gerekli 615,40  TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harçtan mahsubu kalan  534,7‬0 TL nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı  için takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin  davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,Dair, Davacı Vekilinin ve  Davalı Vekilinin yüzlerine karşı  tebliğden itibaren 2 hafta  süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere  oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92f7ce871e04c7d1","SID":"bbd1c67d0e180ce3"}}