{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ : 05/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 16/09/2021<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 05/03/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili olduğu şirket ile davalı arasında 2008 yılında kiraz fidanı satış sözleşmesi akdedildiğini, .... ilçesi ... Mahallesi .. Ada, ... Parsel ve ... Ada ... Parselde bulunan meyve bahçelerine dikilmek üzere ... adet kiraz fidanı satın alınması konusunda sözleşme yapıldığını, söz konusu fidanların araziye dikildiğini, satış sözleşmesi uyarınca davalı tarafından müvekkiline teslim edilen fidanların ziraat tekniği açısından kusurlu olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirkete teslim ettiği kiraz fidanları arasında yeterli miktarda dölleyici fidan teslim etmemiş olması sebebiyle müvekkilinin büyük maddi zarara uğradığını, TBK md. 112 gereğince davalının fidan satış sözleşmesinden doğan borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmedikçe ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu, davalı tarafından ayıplı ürünün teslim edilmesi sebebiyle müvekkilinin müspet zarara uğradığını, belirterek mahrum kalınan bedelin tahsiline, davalı tarafından ayıplı olarak teslim edilen fidanlar sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararın, zarar tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte şimdilik 300.000,00-TL'sinin tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, alıcının dava konusu fidanları tarım teşvik veya destekli olarak diktiğini, davacı alıcının dava konusu her iki parseldeki ağaçları sigorta ettirdiğini,... fidanının ... ....kiraz fidanından ayırt edilmemesinin söz konusu bile olmadığını, bunun için meyve vermesini beklemenin gerekmediğini,... çeşidinin yaprak siğillerinin beyaz, ... ziraat çeşidinin kırmızı olması nedeniyle ikisini ayırt etmenin mümkün olduğunu, uzmanlık gerektirmediğini belirterek davanın öncelikle usulden reddine, mümkün değil ise esastan reddine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece; \"Dava konusu fidanların cinsinin satılandan farklı olduğunun ileri sürülmesi nedeniyle ortaya çıkan ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, ziraat bilirkişi raporuna göre davacının 2008 yılında satın aldığı fidanların cinsinin farklı olduğunu 2013 yılında öğrenmiş sayılacağı, zira davacının meyvecilik işleri ile uğraşan tacir olması nedeniyle ağacın türünü belirleyebilecek bilgiye sahip olduğu, gizli ayıbın bildirilmesi için açık bir süre belirlenmemiş ise de alıcının ayıbı öğrenir öğrenmez makul bir sürede bu durumu karşı tarafa bildirmesi gerekirken fidanların ayıplı olduğunu 20/06/2019 tarihli tespit raporunun tebliği ile davalıya bildirildiği, davacı tarafından daha önceki bir tarihte ayıbın davalıya bildirildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, bu haliyle ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı anlaşılmakla, davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin huzurdaki davaya hatalı olarak mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nu uyguladığını, mahkemenin huzurdaki davaya taraflar arasındaki satış sözleşmesinin 2008 yılında yapılması sebebiyle 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6762 sayılı Ticaret Kanunu’nu uyguladığını, huzurdaki dosyada bu kanunların uygulanmasının hatalı olduğunu, huzurdaki olayda uyuşmazlığın konusunun, satıma konu edilen kiraz fidanlarının ayıplı olması ve bundan doğan zararın genel hükümlere göre tazmini olduğunu, bu hususların tarafların iradesinden bağımsız hususlar olduğunu, bu konulara ilişkin olarak yürürlükteki TBK ve TTK’nın uygulanmasının gerektiğini, ancak kabul anlamına gelmemek kaydıyla somut olaya mülga kanunlar uygulansa bile İlk Derece Mahkemesinin hukuk normlarının somut olaya uygulanmasında hata yaptığını, somut olayda aluid (yanlış) ifa olduğunu, bu hususun hem tespit davasında hem de huzurdaki dosyada ziraatçi bilirkişiler tarafından tespit edildiğini, ifanın (aluid) ve eksik ifa olduğu hallerde ihbar külfetinden bahsedilemeyeceğini, ayıp kavramının teslim edilen kiraz fidanlarının kalitesinin beklenen niteliklere sahip olmaması şeklinde açıklanabileceğini, eksik ve aluid ifada ise kararlaştırılandan farklı bir cins ve/veya farklı sayıda ürün tesliminin söz konusu olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin iki kararında da sözleşmede kastedilen cinsten başka bir tür ürünün teslim edilmesi halinde “Aluid” ifa olduğunun kabul edildiğini, İlk Derece Mahkemesi'nce, genel hükümlere göre tazminat istenmesine rağmen ihbar külfetinin yerine getirilmemesi gerekçesine dayanarak red kararı verildiğini, somut olayda ayıplı ifadan ziyade yanlış ve eksik ifanın varlığı ile satıcının sorumluluk rejiminin tespitinde hata edildiğini, İlk Derece Mahkemesi satıcının kiraz fidanlarını ağır kusurlu/hileli biçimde farklı cinste ve sayıda vermesini nazara almadan davanın reddine karar verdiğini, satıcının ağır kusur sebebiyle 2 yıllık zamanaşımı süresinden yararlanmasının mümkün olmadığını, bu nedenle somut olayda zamanaşımının kiraz fidanlarının farklı cins ve eksik sayıda verildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren 10 sene olarak hesaplanması gerektiğini, öğrenme tarihinin ise 2019 yılında müvekkili tarafından açılan tespit davasında verilen bilirkişi raporunun tebliğ tarihi olarak hesaplanması gerektiğini, somut olayda satıcı sözleşme konusu kiraz fidanlarını sözleşmeye uygun şekilde teslim etmemiş olduğundan müvekkilinin TBK m. 112 uyarınca tazminat talep etme hakkı bulunduğunu, satıcının ürünün rekoltesini doğrudan etkileyecek tozlayıcı fidan sayısını sözleşmeye aykırı şekilde eksik olarak ve taahhüt edilenden farklı cinste kiraz fidanı teslim ettiğini, müvekkilinin tacir olsa bile kiraz ağaçlarını anında muayene edip tespit etmesinin ziraat tekniği açısından imkansız olduğunu, bu tespit için fidanların senelerce ürün vermesinin beklenmesi gerektiğini, huzurdaki dosyada  müvekkilinin satıcıya karşı ihbar külfetini yerine getirdiğini, öyle ki fidanların rekoltesinin düşük olduğunu anlar anlamaz satıcıya bildirdiğini ve satıcının gelerek fidanlara aşılama işlemi yaptığını ancak yapılan tüm aşılamalara rağmen fidanlar düzelmediğinden tespit davası açıldığını, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu beyanla söz konusu kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, fidan satışından kaynaklı zararın tazmini istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Taraflar arasında 2008 yılında kiraz fidanı satış sözleşmesi akdedildiği, ... ilçesi ... Mahallesi ... Ada, ... Parsel ve ... Ada ... Parselde bulunan meyve bahçelerine dikilmek üzere ... adet kiraz fidanı satın alınması konusunda anlaşıldığı, taraflar arasında malın teslim edildiği ve teslim edilen fidanların bedelinin ödendiği konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık davalının sattığı malın davacıya tesliminin ayıplı ifa mı yoksa sözleşmeye aykırı ifa mı(aliud ifa) olduğu konusunda toplanmaktadır. <br>Bu kapsamda \"ayıp\" ile \"sözleşmeye aykırı ifa (aliud ifa)\" kavramlarının açıklanmasında yarar bulunmaktadır. Ayıp, taraflar arasındaki sözleşme ile kararlaştırılan vasıfların eksikliği veya kararlaştırılmamış olsa dahi dürüstlük kuralı gereğince satılan  üründe bulunması gerekli vasıfların eksikliği iken; sözleşmeye aykırı ifa (aliud ifa), satım sözleşmesinde öngörülen özelliklerde mal teslimi yapılmaması halinde ayıplı teslim değil, satılandan başka birşeyin teslimi (aliud teslimi) söz konusudur.<br>Ayıplı ifa halinde ayıplı olsa da bir ifa mevcutken, aliud ifada ise sözleşme hiç ifa edilmemiş kabul edilmektedir. Bu nedenle aliud ifa halinde yüklenici, ayıba karşı tekeffül hükümlerine göre değil, borcun hiç ifa edilmemesine ilişkin TBK'nın 112. ve devamı maddeleri hükümleri uyarınca sorumlu tutulmalıdır. Bu durumda alıcı için muayene ve ihbar külfetinden söz edilmesi mümkün olmadığından, uyuşmazlık halinde ayıp ihbarına ilişkin sürelerin uygulanması söz konusu olmayıp genel zamanaşımı sürelerinin dikkate alınması gereklidir. Aliud ifa halinde alıcı bu teslimi kabul etmiş ise, satıcı TBK'nın 112. maddesi gereğince sözleşmeye aykırı ifada hiçbir kusuru olmadığını kanıtlamadıkça oluşan zarardan sorumludur.<br>Satım sözleşmesinde öngörülen özelliklerde mal teslimi yapılmaması halinde ayıplı teslim değil, satılandan başka birşeyin teslimi (aliud teslimi) söz konusu olup; TBK'nın 112. maddesi uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.<br>Somut olayda davacı, sözleşmeye göre 800 adet tozlayıcı fidan verilmesi gerekirken bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 218 adet tozlayıcı fidan tespit edildiğini ve tozlayıcı fidanların starks gold cinsi olması gerekirken cinsin lambert olduğunu, bu sebeple verim kaybı sebebiyle zarara uğradığını iddia etmektedir. Davalı yan ise; 2008 yılında sözleşme gereğince 6200 adet 0900 Ziraat ve 1000 adet de starks gold kiraz fidanının davacı yana teslim edildiğini, davacı yanın 2009 yılında da 390 adet 0900 Ziraat fidanı alarak ek dikim yaptığını, lambert çeşidi fidanının ne zaman ve kimden satın alındığının bilinmediğini, sertifikaya aykırı ürün teslim etmelerinin söz konusu olmadığını savunmuştur.<br>Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda ise; 7200 adet kiraz içinde 800 adet dölleyici kiraz bulunması gerekirken, dava konusu bahçede 2 ayrı günde yapmış olduğu sayım ve tespit sonucunda 208 adet...t, 10 adet ...olmak üzere toplamda 218 adet dölleyici kiraz bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. <br>İlk Derece Mahkemesince; her ne kadar dava konusu fidanların cinsinin satılandan farklı olduğunun ileri sürülmesi nedeniyle ortaya çıkan ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, ziraat bilirkişi raporuna göre davacının 2008 yılında satın aldığı fidanların cinsinin farklı olduğunu 5 yıl içinde öğrenmiş sayılacağı, davacının meyvecilik işleri ile uğraşan tacir olması nedeniyle ağacın türünü belirleyebilecek bilgiye sahip olduğu, gizli ayıbın bildirilmesi için açık bir süre belirlenmemiş ise de alıcının ayıbı öğrenir öğrenmez makul bir sürede bu durumu karşı tarafa bildirmesi gerekirken ayıp ihbarının süresinde yapılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmişse de; somut uyuşmazlığın yukarıda bahsedilen açıklamalar çerçevesinde değerlendirilip çözüme kavuşturulması gerekirken ayıplı ifa mı, yanlış ifa(aliud ifa) mı bulunduğu konusunda herhangi bir ayrım ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli olmamıştır. <br>Açıklanan sebeplerle, İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, öncelikle tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyanlar değerlendirilerek somut uyuşmazlıkta ayıplı ifa mı, yanlış ifa (aliud ifa) mı bulunduğu tespit edilerek ve dolayısı ile uygulanacak hükümler belirlenmek suretiyle hasıl olacak sonuç itibariyle karar vermekten ibarettir. <br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/09/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu  istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.05/03/2025<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dc30d8275c0e110a","SID":"98122ac941a46429"}}