{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/217 - 2025/439<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/217 <br>KARAR NO\t: 2025/439<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/619 Esas - 2023/851 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 27/03/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 27/03/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde, davacının 25.11.2021 günü saat 18.10 sıralarında  ... plakalı motosiklet aracı ile Dögol cadde istikametinde seyir halinde iken davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 365392740 numaralı poliçe gereğince ZMMS sigortacısı bulunduğu ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olarak orta şeritten düz seyir halinde olan davacının solundan gelip, önüne sağ manevra yapması sonucunda kaza meydana geldiğini ve davacının yaralanmasına neden olduğunu, davacının kaza nedeniyle sol köprücük kemiğinde oluşan kemik kırıkları ve başına 7 dikiş atılması nedeniyle hayati fonksiyonları 2 orta derecede etkilendiğini, ayrıca sol kolunu kullanamadığından kaza tarihinden bu yana hayatını tek başına idame ettiremediği için hayat kalitesi düştüğünü, davacının mesleği motosikletli kurye olup sol köprücük kemiğinde meydana gelen kırıklar nedeniyle mesleğini idame ettirirken zorluk yaşayacağını belirterek, şimdilik HMK 107.madde gereğince 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 100,00 TL bakıcı ve bakım giderinin davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 25/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde, soruşturma aşamasında uzlaşmanın varlığı, resmi belgelerle ortaya konulduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlü olduğunun, Sigorta Şirketi kaza durumunda, sigortalının kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sigortalının yerine geçerek sorumluluğu üstleneceğini, iş bu kazada da sigortalının uzlaşma ile sorumluluğu ortadan kalkması sebebiyle, halefinin de sorumluluğu bulunmadığını, bu sebeple de davanın usulden reddi gerektiğini, davaya konu kazanın 25.11.2021 tarihinde meydana geldiğini, hem Ticaret Kanunu hem de Borçlar Kanunu haksız fiil ile ilgili maddeleri gereği öngörülen sürenin geçmesi ile davanın zamanaşımına uğradığını, dava şartı olan, Sigorta Şirketine zorunlu başvurunun eksik evrakla yapıldığını, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti bakımından dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini talep ettiklerini, davalı sigorta şirketi aleyhine hüküm kurulması halinde, sigortalının kusuru oranında ve poliçe limitlerinde sorumlu olunduğu göz önüne alınmasının gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin de, hem 6111 sayılı Kanun gereği hem de Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, davalının hiçbir geçici işgöremezlik, bakıcı ve tedavi gideri talebinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle bakıcı giderinden bahsedilebilmesi için bunun hekim bilirkişilerce tespiti ve bakıcı giderlerinin kayıt altına alınmış olması gerektiğini, Trafik Sigortası Genel Şartları Ek:2 Madde-10 gereğince hesaplamaya ilişkin standartların hazine müsteşarlığı tarafından belirleneceğini, hesap raporunun aktüer bilirkişi tarafından hazırlanması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, yapılacak aktüer hesabında, baz alınacak gelirin resmi belgeyle ispat edilmiş ve vergilendirilmiş olması gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 24.01.2023 tarihli raporda; \"Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre vücut genel çalışma gücünden %2,1 (yüzdeikivirgülbir) oranında kaybettiği, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre özür oranının %1 (yüzdebir) olduğu, Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre engel oranının %l (yüzdebir) olduğu, 3(üç) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 1(bir) hafta süresince başkasının yardımına ihtiyacı olduğu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin 12.maddesine (03.08.2013-28727 sayılı Resmi Gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı” kanaatinin bildirildiği,   mahkemece bilirkişi heyetinden alınan 28.04.2023 tarihli raporda; \"Kusur yönünden davalı şirkete sigortalı otomobilin dava dışı sürücüsü ...'in, olayda, % 100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'nun trafik kazasının meydana gelmesinde kusursuz olduğu\"nun belirtildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/50045 Soruşturma, 2022/59529 Karar sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararının dosyaya celp edildiği, kararda soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tabi olduğu uzlaşma hükümlerinin uygulanması ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Uzlaştırma Raporu'nun incelenmesinde, davacının 20.000,00 TL karşılığında davalı Sigorta Şirketinden talep edeceği tazminat hakları saklı kalmak üzere şüpheli ile uzlaştığı, bedelin ise 15/04/2022 tarihinde davacı hesabına yatırıldığının anlaşıldığı, yapılan müterafık kusur değerlendirmesinde; motosiklet kullanan davacının kaza esnasında  takması gerekli koruyucu ekipmanı takmadığı, alınan maluliyet raporunda ise yaralanmanın kafa ve omuz bölgesinde olduğu anlaşıldığından hesaplanan tazminat miktarında %20 oranında ortak kusur indirimi yapıldığı, Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 tarihli ve E: 2023/43, K: 2023/141 sayılı kararı ile CMK 253/19. maddede yer alan; \"Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;...\" ibaresinin iptal edildiği, uzlaşılması halinde tazminat davası açılamayacağı yönündeki yasa hükmünün işbu davada uygulanma ihtimali olmadığı gibi, yargılama öncesinde yapılan uzlaştırmada aynı zamanda davacının davalı Sigorta Şirketine olan hakları saklı kalarak uzlaştırma tutanağının imzalanmış olması nedeniyle de davalının CMK 253/19. madde gereğince yaptığı itirazın mahkemece kabul görmediği, davalıya yapılan başvuru tebliğinin 12/05/2022 olduğu ve 8 iş günü sonrasında davalının temerrüde düştüğü gerekçesiyle; \"Davanın kısmen kabulü ile, sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 51.343,61 TL, bakım gideri tazminatı 664,07 TL’nin 25.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu kaza nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 2022/50045 sayılı dosya numarası ile soruşturma başlatıldığını, taksirle yaralama suçunun şikayete tabi olması ve iddianame düzenlenmeden önce uzlaştırma prosedürün işletilmesi nedeniyle kaza sonrası açılan soruşturma dosyasında tarafların uzlaştırmaya gönderildiğini, Uzlaştırma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/7091 sayılı dosya numarası ile 20.000,00 TL edim karşılığı taraflar arasında uzlaşma sağlandığı, ekte uzlaştırma raporu sunulduğu, CMK m. 253 kapsamında, uzlaşma sonucunda maddi manevi tazminat davası açılamayacağı, açılmış olan davalarda ise feragat edilmiş sayılacağının açıkça belirtildiğini, her ne kadar CMK 253/19. maddede yer alan; \"Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;...\" ibaresi iptal edilmiş olsa da, iptal kararlarının, Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe gireceğini, kaldı ki iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin Anayasa'nın 153. maddesinde belirtilmiş olup, iptal kararının geriye yürütülerek istinafa konu dosyada hükme bağlanmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu, Anayasa’nın üstünlüğü prensibinin ihlal edildiğini, iptal kararlarının geri yürümeyeceğine mahkemece davacının uzlaştırma tutanağında Sigorta Şirketine olan alacaklarını saklı tuttuğunun belirtildiğini, müvekkilin davada sorumluluğunun halefiyet ilkesi gereği olduğunu, sigortalıya yöneltilemeyecek taleplerin müvekkil şirkete de yöneltilemeyeceğini, hükme dayanak teşkil eden maluliyet raporunun hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tMaluliyete ilişkin olarak, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybına uğranıldığı iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. <br>\tMaluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\tSomut olayda, Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının % 1 maluliyet oranının hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>\tUzlaşmaya ilişkin olarak, <br>\tCMK'nın 253/19 uncu maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması hâlinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağına dair kural, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43-141 E-K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kararın gerekçesinde Mahkeme, şu tespitlere yer vermiştir: \"Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez.\"<br>\tAnayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrasının beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;\" ibaresi eklenmiştir.<br>\tYargıtay 4. Hukuk Dairesinin 12.02.2025 tarih ve 2023/3481 Esas - 2025/2291 Karar sayılı ilamında; “Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile anılan yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bahse konu hukuki süreç sonrasında uzlaşma hâlinde tazminat davası açılamayacağına ilişkin Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmesi zorunluluğu doğmuştur.<br>\tGerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, gerekse yeni yasal düzenleme ile getirilen istisna hükmü uyarınca somut olaydaki gibi bedensel zararlar söz konusu olduğunda maluliyet raporu ve aktüer hesabı incelemesi gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulacağından, dava konusu eylemle ilgili olayın hemen akabinde ve soruşturmanın başında işletilen uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi her zaman mümkün olamayacaktır. Bu aşamada, teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma anında tespit edilmesi mümkün olmadığından bu konuda araştırma yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir.<br>\ta) Uzlaşma sürecinde zararın kesin olarak belirlenip belirlenmediği veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar olup olmadığı belirlenmeli,<br>\tb) Zararın kesin olarak belirlenmesinden sonra uzlaşma yapılmış veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar yoksa CMK'nın 253/19 uncu maddesi gereğince davanın reddine karar verilmeli,<br>\tc) Zararın kesin olarak belirlenmesi mümkün değil veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar söz konusu ise davanın esası incelenmeli,<br>\td) Davanın esasının incelenmesi durumunda uzlaşmanın edimli olup olmadığının belirlenerek uzlaşma sürecinde ödenen edimin hangi zarar kalemine ilişkin olduğu da belirlenerek o zarar kalemine ilişkin hesaplanacak tazminattan güncellenerek mahsup edilerek bir karar verilmelidir.” denilmekte olup, dosyadaki yazılara, Kanuni gerektirici sebeplere, yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında uzlaşma sırasında ödendiği belirtilen meblağın tazminattan güncellenerek mahsup edilmiş olmasının isabetli bulunmasına göre davalı Sigorta vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 3.507,29 TL istinaf  karar harcından peşin alınan 888,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.619,13 TL harcın davalı Sigorta Şirketinden alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3- İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,<br>\t5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t<br>\t\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68837b81e6d957a3","SID":"e5e4937aa37d20a9"}}