{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: .....<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t: .....  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/12/2024<br>NUMARASI\t\t: ... Esas- ... Karar<br>DAVACI\t: ........   \t  <br>VEKİLİ\t: Av......<br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: ........  <br>DAVA\t\t: Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 20/02/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 24/02/2025<br>  Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı temsilcisi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>DAVA: Davacı vekili, ........ San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiğini, bu şirket ile temlik eden ........ A.Ş. arasında akdedilen kredi sözleşmesini ........ ve ........'in müşterek ve mütesilsil borçlu olarak imzaladığını, borçlu ve kefiller tarafından ödeme yapılmayınca banka tarafından sözleşme kat edilerek ihyası istenen şirket de dahil olmak üzere borçlular aleyhine 21.4.2009 tarihinde Konya ..... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ve takibin ihyası istenilen şirket dahil olmak üzere borçlular açısından kesinleştiğini, kesinleşen icra dosyasının bugüne kadar infaz edilmediğini ancak,  icrai işlemlerin devam ettiğini, icrai işlemler devam ederken ........ A.Ş. tarafından müvekkiline icra dosyasının temlik edildiğini, icra dosyasının yenilenerek ........ Esas numarasını aldığını, borçlu ........'e ait taşınmazın satışı için kıymet takdiri yapıldığını ve ihyası istenen şirket dışındaki diğer borçlulara tebliğ edildiğini, ihyası istenen şirket de ihya dosyasından borçlu olup,  kıymet takdirinin borçluya tebliğinin yasal zorunluluk olduğunu ve  terkinden önce açılmış bir icra takibinin varlığının  alacaklıya ihya davası açma hakkı verdiğini ileri sürerek,  ........ San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı temsilcisi, ihyası istenen şirketin Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Koopeatiflerin Tasfiyelerine İlişkin Tebliğ  ile TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca kendilerine yapılan ihtar ve ticaret sicil gazetesinde yayınlanan ilana rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığından 22.5.2015 tarihinde re'sen terkin edilerek tescil ve ilan edildiğini, gerek TTK'nın geçici 7/1 maddesi gerekse de 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar Ve Borsalar Kanunu'nun 10. maddesi hükümleri uyarınca işlem yapıldığını, davanın açılmasına müdürlükleri sebebiyet vermediği ve işbu davada yasal hasım olduğundan aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece \"..Dava, ticaret sicilinden terkin olunan şirketin ihyasına ilişkindir. <br>Davacı vekili, dava konusu şirketin tarafı olduğu Konya 9. İcra Müdürlüğünün ........ esas sayılı dosyasında şirketin temsil edilebilmesi ve ek tasfiyenin sağlanması için şirketin ihyasını talep  ve dava etmiştir. <br>Mahkememizce talebe konu icra dosyası ile dava konusu şirketin ticaret sicil dosyası örneği ve terkinine ilişkin kayıt ve belgeler celp edilip incelenmiştir.<br>Dava tarihi itibariyle davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibinin derdest olması karşısında davayı açmakta davacının hukuki yararının bulunduğu, ayrıca davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. <br>6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun limited şirketler ile ilgili tasfiye başlıklı 643. maddesi; “(1)Tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.” hükmünü amirdir.<br>6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun anonim şirketler ile ilgili ek tasfiye başlıklı 547. maddesi; “(1)Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2)Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.” hükmünü amirdir.<br>6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun GEÇİCİ 7. maddesi; <br>“(1)1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.<br>(2)Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.<br>(15)................Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmünü amirdir.<br>Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından şirket kaydının 6102 sayılı TTK'nun geçici 7/15 maddesine göre 22/05/2015 tarihinde silindiği bildirilmiştir. <br>Yargıtay 11. HD.nin 04/10/2016 gün ve 2016/7653 E. 2016/7762 K. sayılı emsal içtihadına göre, \"ihyası istenen şirketin ticaret sicil kaydının 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 12/08/2014 tarihinde re'sen terkin edildiği anlaşılmaktadır. Bu madde uyarınca terkin edilen şirketlerin ihyası için açılacak davada husumetin sadece terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir.\" <br>Somut olayda, Yukarıda yazılı yasal düzenlemeler ve emsal içtihatlardan da anlaşılacağı üzere, 6102 s. TTK'nın Geçici 7/15. maddesine göre açılan ihya davalarının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olup, dava doğru hasıma yöneltilmiştir.  <br>TTK ve tüm mevzuatımız gereğince şirket veya kooperatifin veya tüzel kişiliklerin tasfiye ve sicilden terkin işlemleri sırasında tüm mal varlığı değerlerinin, tüm aktif ve pasiflerinin, tüm hak ve alacakları ile borçlarının,  tüm icra takiplerinin ve davalarının vs. (tüm maddi ve manevi hak ve borçlarının) nazara alınması gerekmektedir. Belirtilen nedenlerle TTK nun geçici 7. maddesi gereğince davaya konu şirketin bilinen veya bilinmeyen tüm aktif ve pasiflerinin eksiksiz tasfiyeye tabi tutulabilmesi ve eksik tasfiyenin tamamlanabilmesi için (bu ara şirket adına kayıtlı aracın da tasfiyesi gerektiğinden) şirketin ticaret sicilindeki terkin kaydının silinmesine ve ihyasına ilişkin aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir.<br>TTK'nin geçici 7/4-a maddesi, \"Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır.\" hükmünü amirdir. <br>Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından terkin işlemi öncesinde ilgili şirket yöneticilerine ihtaratta bulunulduğuna ilişkin dosyaya bir belge sunulmaması sebebiyle yukarıda anılan mevzuat hükmü gereğince davanın açılmasında davalı sicil müdürlüğünün kusuru bulunduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmiştir...\" gerekçesiyle,  davanın kabulü ile, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarası ile kayıtlı iken terkin edilen ........  San. ve Tic.Ltd. Şti.'nin Konya ..... İcra Müdürlüğü'nün ........ Esas sayılı dosyasındaki uyuşmazlıklar ile sınırlı olarak ihyasına ve Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yeniden tesciline, ihya edilen şirketin temsili ve ek tasfiye işlemlerinin yapılması için, terkin öncesi son tasfiye memuru olan ........'in yeniden tasfiye memuru olarak tayin edilmesine, kararın Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce tescil ve ilanına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı temsilcisi, cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihyası istenen şirketin Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Koopeatiflerin Tasfiyelerine İlişkin Tebliğ ile TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca kendilerine yapılan ihtar ve Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilana rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığından 22.5.2015 tarihinde re'sen terkin edilerek tescil ve ilan edildiğini, gerek TTK'nın geçici 7/1 maddesi gerekse de 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar Ve Borsalar Kanunu'nun 10. maddesi hükümleri uyarınca işlem yapıldığını, müdürlükleri hatalı bulunduğu takdirde şirkete karşı sorumluluğu bulunan son yönetim kurulu üyelerinin de sorumlu tutularak davaya devam edilmesi gerektiği kanaatinde olunmakla birlikte, mahkemece son tasfiye memurunun atanmasına karar verilmiş ise de, şirketin re'sen terkin edilmesi nedeniyle şirkette tasfiye memuru olmadığından ilgili maddi hatanın da düzeltilmesi, davanın açılmasına müdürlükleri sebebiyet vermediği ve işbu davada yasal hasım olduğundan aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek, mahkeme kararının aleyhlerine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden  kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, dava dışı limited şirketin ihyası istemine  ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kabulüne  karar verilmiştir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının \"a\"  bendinde;  kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise;  dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir.<br>Somut uyuşmazlıkta, şirketin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı ticaret sicil müdürlüğünce sicilden re'sen terkin edildiği, şirketin terkinine ilişkin tüm yazı, ilan ve tebligatların gönderilmesi için mahkemece yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, ihtarnamenin  hazırlanarak ihyası istenen şirkete ve şirket temsilcisine tebliğ edildiğine ilişkin belgelerin gönderilmemiş olduğu anlaşılmıştır.<br>Davalı temsilcisi tarafından cevap dilekçesinde terkin işleminin 5174 sayılı Yasa'nın 10. maddesi uyarınca da yapıldığı belirtilmiş olmakla;  5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesi; '' Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği '' hükmünü içermektedir.<br>30/12/2012 gün ve 28513 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan \" Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin\"  Tebliğ'in 1. maddesinin \"d\" bendinde; \"18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler.\" ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir. <br>6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde, \"01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır\" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tadadi nitelikteki (numerus clausus)  bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında  anılan maddeki sayılan hallerin tadadi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamaz. <br>Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2017 tarih ve 2017/4-1358 Esas- 2017/1193 Karar sayılı kararında; \"...Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır\" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.<br>Özetle ikincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır.<br>Doktrinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek tebliğdeki düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve kanundaki sayımın sınırlı olduğu vurgulanmıştır. ( Murat Kaderoğlu Anonim Şirketlerin  İnfisahı, sayfa 350-351, dipnot 251 atfı Çalışkan s. 200; Şengül Al Kılıç, Anonim Şirketlerde Tasfiyeden Dönme, sayfa 168 dipnot 418-aynı yöndeki atıf Karaman Coşgun s.316,)<br>Davalı ticaret sicil müdürlüğünce beyan edilen, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu da kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi usul ve yasaya aykırıdır.<br>Bu durum karşısında, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  2017/1434 E- 2017/2666 K.,2018/4965 E-2018/7120 K, 2018/4514 E-2018/6607 K. sayılı içtihatlarında da belirtildiği üzere, davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etmekle işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden mahkemece davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, ihyası istenen şirketin en son yetkili şirket müdürlerinden birinin tasfiye memuru olarak atanmasında da herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı, mahkemece re'sen terkin edilen şirket yetkilisinin terkin öncesi son tasfiye memuru olarak belirtilmesinin de maddi hataya dayalı olup, sonuca bir etkisinin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davalı temsilcisinin  istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı temsilcisinin  istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, <br>6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  20/02/2025  tarihinde oybirliği  ile karar verildi.\t<br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br><br><br>.....<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b0abef59cd4c31c1","SID":"ab0251a0dceabfde"}}