{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2021/936 <br>KARAR NO:2025/355<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:06/10/2020<br>NUMARASI:2017/449 Esas -  2020/443 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t:Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/03/2025<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı ...’nin 17.02.2015 tarihinde müvekkili şirketten davaya konu kazaya karışan aracı satın aldığını, işbu alım-satım yapılırken dava dışı sigortalı ...'nin ... A.Ş.'den kredi kullandığını, kredi sözleşmesi gereği satılan araç için davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ... Poliçesinde dâini Mürtehin sıfatı ile ... A.Ş.'nin belirtildiğini, dava dışı ... tarafından satın alınan dava konusu aracın 12.04.2015 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini ve bu kaza nedeni ile davalı sigorta şirketi nezdinde hasar dosyası açıldığını, dava dışı araç sahibinin 22.04.2015 tarihli dilekçesi ile; 12.04.2015 tarihli trafik kazası ile ilgili tüm hasar tazminatı alacaklarından feragat ettiğini belirtmesi nedeniyle rehin alacaklısına da herhangi bir ödeme yapılmadığını, araç malikinin rehin alacaklısı olan daini mürtehinin muvafakatini almaksızın vermiş olduğu bu dilekçe nazara alınarak hasarın reddedilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin ödenmemiş olan 177.761,29-TL kredi tutarını ... A.Ş. 'ye ödeyerek kredi sözleşmesi ve sigorta poliçesindeki daini mürtehin sıfatından doğan ve ... Sigorta poliçesi kapsamındaki tüm teminatları ferileriyle birlikte Büyükçekmece Noterliğinin 06.04.2017 tarih, ... yevmiye numarası ile akdedilen “Alacak Temlik Sözleşmesi”ne istinaden temlik aldığını belirterek, 177.761,29-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde;“TTK’nun 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse, bu sıfatla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı, rehin alan hesabına ve onun lehine de sigorta ettirebilir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesi uyarınca da sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gereklidir. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.Öncelikle talep hakkının rehin hakkı sahibinde olması, yani sigorta bedelinin rehin hakkı sahibine ödenmesi gerektiği durumda, rehin hakkı sahibinin muvafakatinin bulunması halinde sigortalıya sigorta bedeli ödenebilir. Bu durumda dava açma hakkı da öncelikle rehin hakkı sahibinde olduğundan bir dava şartı olarak aktif dava ehliyeti olan davacı sıfatının da rehin hakkı sahibinde olduğu, buna karşın daini mürtehinin muvafakati halinde bu dava şartının yerine getirilmiş sayılacağı Dairemiz yerleşik içtihatları ile de ortaya konulmuştur” yargıtayın yerleşmiş görüşü ve TTK 1454 ve 1456 maddeleri çerçevesinde davacının rehinli araç üzerinde doğmuş tazminat üzerinde hakkı devam ettiği anlaşılmıştır.Bu kapsamda dava dışı rehinli mal malikinin feragatının da daini mürtehinin onayı olmadan yapıldığı, tazminat üzerindeki hak sahibinin daini mürtehin sıfatına haiz davacının olduğ-u nazara alındığından davacının olduğu ve feragatın geçersiz olduğu sonucuna varılarak davanın kabulüne, davacının davalıyı temerrüte düşürdüğüne ilişkin bir belge sunulmadığından temerrütün dava tarihi ile başladığı kanaatine varılarak alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına...\" şeklindeki gerekçeyle;a-Davanın kabulü ile; 177.761,29 TL alacağın davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine b-Alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; kazanın meydana geliş şekli ile sigortalının beyanlarının uyuşmadığı, sürücünün alkollü olduğu ve kaza anında sürücü değişikliği yapıldığının mahkemece irdelenmediği, kaza sonrası kolluk kuvvetleri tarafından tutulan tutanakta kazanın sürücünün alkollü sevk ve idaresindeyken meydana geldiği, bu durumda oluşan hasarın poliçe teminatı kapsamında olmayacağı, dava dışı araç maliki ... tarafından feragat beyanının müvekkili şirkete iletildiği, bunun üzerine de dosyanın kapandığı, sigortalı tarafından verilen feragat beyanının geçersiz olduğu ileri sürülerek davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, bu nedenlerle mahkemece verilen kararın kaldırılması gerektiği hususlarına ilişkindir.Görülmekte olan dava; davalı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalısı arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesiyle sigortalı bulunan araçta, trafik kazası sonrasında meydana gelen hasar nedeniyle sigortalıya ödenecek tutarın, dain-i mürtein sıfatına haiz olduğu ileri sürülen davacıya ödenmesi isteğine ilişkin olup, taraflar arasında dava dışı  ... isimli şahıs adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın, davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı olduğu, talep konusu rizikonun poliçenin yürürlük süresi içerisinde gerçekleştiği ve kaza sırasında araçta bulunan sigortalı ... ile ...'ın alkollü olduğu konularında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Kaza tespit tutanağında; sürücü ...’ın elbiselerinin üzerinde kazaya ait aracın kırılan camlarının parçalarının olmadığı, hal ve hareketlerinde çok rahat olduğu, 2,00 Promil alkol tespit edildiği, yolcu olduğunu iddia eden aynı zamanda araç sahibi olan ...’nin elbiselerinin üzerinde cam kırıklarının olduğu, ...’ye yapılan alkol testinde 1,10 promil alkollü olduğunun tespit edildiği görülmüştür.Kazadan sonra kazaya karışan araç maliki ...'nin, davalı sigorta şirketine hitaben verdiği yazıda; “Şirket nezdinde açılmış olan ... nolu dosyada hasar gören ... plakalı aracımın 12.04.2015 tarihinde karışmış olduğu kazadan dolayı, aracımda meydana gelen hasar bedelinden feragat ediyorum Bu dosya ile ilgili tüm yaşsal haklarımdan vazgeçtiğimi ve ileride herhangi bir talepte bulunmayacağımı kabul, beyan ve taahhüt ederim” ifadesinin yer aldığı tespit edilmiştir.Dava konusu araç üzerinde dava dışı ... AŞ'nin daini mürtehin hakkı  olduğu, iş bu kredi ve rehin sözleşmesinden kaynaklanan alacağını davacı ... AŞ'ye ... yevmiye nolu 06/04/2017 tarihli temlik sözleşmesi ile temlik ettiği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık somut olayın özelliklerine göre oluşan rizikonun poliçenin teminatı kapsamında olup olmadığına ilişkindir. Bilindiği üzere; TTK.nun 1409/1 maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1409/2 maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.Ancak sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.(HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilâmları) Açıklamalardan sonra somut olaya gelince, kaza tespit tutanağına ve hasarın şekline göre ispat yükünün yer değiştirdiği, araç sürücüsünün yolcu olduğunu iddia eden ... olduğu, davacı tarafça aksinin ispat edilemediği, sonucuna varılmıştır.Bu belirlemeden sonra yine kaza tespit tutanağında belirlendiği üzere tek taraflı maddi hasarlı trafik kazasında mahkemece kusur tespiti için rapor alınmamış ise de; kaza tespit tutanağındaki belirlemeler ve hasarın biçimi itibariyle kazanın araç sürücüsü ...'nin %100 kusuru ile meydana geldiği aynı zamanda sürücünün kaza anında 1.10 promil alkollü olduğu  bu haliyle kazanın alkol etkisi altında olduğu ve rizikonun Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarına göre; teminat dışı kalan haller A.5.5 maddesi kapsamında teminat dışında kaldığı hususunda kuşku bulunmamaktadır.Hal böyle olunca;  somut olayın özelliklerine göre ispat yükünün sigortalıya (somut olayda rehin hakkı sahibine) ait olacağı ve dosyadaki mevcut delillere göre hasarın teminat kapsamında kaldığı hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı görüşünden hareketle, mahkemece  davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle Dairemizce tespit edilen hususlar hiç değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.Ne var ki, bu hatalı uygulamanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması ve HMK'nın 353/1-b/2.maddesi hükmü gereğince davanın reddine dair esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,1/İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2020 tarih ve 2017/449 Esas 2020/443  Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine, b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2020 tarih ve 2017/449 Esas - 2020/443 Karar sayılı kararının  HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,  a/Davanın REDDİNE,b/Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.035,72-TL harçtan mahsubu ile fazla kalan 2.420,32-TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,c/Davalı tarafından yapılan 48,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,d/Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,e/Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,3/Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d986d4ea4a6acc71","SID":"e45f53b3b67a2509"}}