{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/355 <br>KARAR NO\t: 2025/552<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/74 E.  -  2022/125 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/05/2022 Tarih ve 2021/74 Esas - 2022/125 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 2019/86133 sayılı \"...\" ibareli 29,30,35,43.sınıfları içerir marka başvurusuna karşı davalı yanın 2006/31856, 2010/43608, 2010/43610 sayılı markalarına dayalı olarak itiraz ettiğini, bunun sonucunda başvurunun kısmen reddedildiğini, halbuki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44 Hukuk Dairesi’nin 2020/361E – 2020/318K sayılı kararı ile müvekkilinin \"...\" markası ile üstün hak sahibi olduğu gerekçesiyle davalıya ait 2006/31865 nolu \"...\" ibareli, 2010/43508 nolu \"...\" ibareli ve 2010/43508 nolu \"... ...\" ibareli markalarının tüm sınıflar yönünden iptaline ve sicilden terkinine karar verildiğini, müvekkili adına 2005 yılında “... ... ...” markasının tescil edildiğini, müvekkilinin 1962 yılından beri bu markayı kullandığını, ...’nin, ...’nin oğlu olduğunu, ... tarafından oluşturulan markaların daha sonra müvekkili şirket tarafından devir alındığını, müvekkilinin www...com.tr adresinin de sahibi olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markaları ile benzerlik gösterdiğini, müvekkilinin dava konusu marka üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, üstün ve gerçek hak sahibinin de müvekkili olduğunu, Bakırköy 1. FSHHM’de 2014/134E sayısı ile görülen davada davalının 2004/12940 sayılı “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, anılan kararın kesinleştiğini, müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarının üstün hak sahibi olduğunu, müvekkilinin 2005/22452 sayılı markasının yanı sıra 2017/57650 sayılı markasının da tescilli olduğunu, müvekkili markalarının kendine özgü bir yazı karakteri taşıdığını, karşılaştırılan markalar arasında bir karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin başvurusunun 43.sınıf bakımından kısmen reddine dair verilen 2021-M-344 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili,  verilen kurum kararının yerinde olduğunu  savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili,  taraf markalarının birbirinden ayırt edilmelerinin mümkün olmadığını, ortalama tüketici nezdinde markaların birbiri ile benzer görüleceklerini, müvekkilinin 2006/31856, 2010/43608 ve 2010/43610 sayılı markaların sahibi olduğunu, davacı yanın tescilini talep ettiği 13.09.2019 tarih ve 2019/86133 numaralı \"...\" ibareli markasının, müvekkilinin tescilli markaları ile aynı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davaya konu tescili talep edilen markanın esas unsurunun “... ...” olduğunu, müvekkilinin anılan ibare üzerinde öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu, dava konusu markanın da müvekkilinin bu öncelik hakkına sahip olduğu ibareden oluştuğunu, dava konusu markanın bu anlamıyla müvekkili markasından hiçbir farkının olmadığını, markada \"... \" ibaresinin marka içerisinde görünmeyecek bir şekilde çok ufak puntolarla yazılarak arka planda tutulduğunu, müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğu \"... ...\" ibarelerine ekleme yapılarak markasının tescil edilmeye çalışıldığını, ... köftesinin temellerinin 1917 yılına dayandığını, ilk dükkanın 1962 yılında açıldığını, semtin köfteleriyle bilindiğini, müvekkilinin 3 kuşaktır bu markayla köftecilik mesleğini sürdürdüğünü, bu nedenle davacının söz konusu markanın ... tarafından yaratıldığı yönündeki iddiaların hiçbir dayanağının bulunmadığını, “...\" ibaresi görüldüğünde akla köftenin gelmesini sağlayanın müvekkilinin ailesi olduğunu, davacının iddia ettiği ...'nin babası olan ...’nin 1953 doğumlu olduğunu, 60’lı  yıllardan beri nasıl işletme sahibi olduğunu anlayamadıklarını, davacı yanın \"...\" ibaresini müvekkillerden, müvekkillerin ailesinden ve dedesinden önce kullandığına dair hiçbir delilin bulunmadığını, davacının tescilli olmayan markalarının müktesep hak sağlamayacağını, davacı yanın 2017/57650 sayılı markası kapsamında 43.sınıf hizmetlerin olmadığını, 2005/22452 numaralı markasının ise dava konusu markadan  farklı olduğunu, davacının kötü niyetli bir şekilde müvekkili markalarının tanınırlığından yararlanma amacı taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı adına tescilli \"...\" esas ibareli markalar ile davacının \"...\" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markalarının 43.sınıf hizmetleri birebir kapsadıkları gözetildiğinde, emtialar arasındaki bu yakınlık düzeyinde işaretlerin birbirlerinden daha somut bir şekilde uzaklaşmış olmalarının gerektiği, halbuki uyuşmazlık kapsamında karşılaştırılan markaların bu kriteri sağlamaktan oldukça uzak ve benzerlik düzeyleri son derece yüksek işaretlerden oluştuğu, bu durumun ilgili tüketici kitlesi nezdinde dahi markaların birbirleri ile ilişkilendirilme ihtimali sonucunu doğuracağı, keza uyuşmazlık konusu “...” markası ile ilgili verilmiş önceki tarihli mahkeme kararlarında da taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin var olduğu yönünde hükümler kurulduğu, dolayısıyla somut olayda da taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali doğuracak düzeyde benzerliğin bulunduğu, davacı yanın devralmak suretiyle hak sahibi olduğu “...” markasını, davalıya ait en eski tarihli marka olan 03.07.2006 başvuru tarihli ve 2006/31856 sayılı markadan daha evvelki tarihli kullanımlarını gösterir yoğunlukta delilin dosyada mevcut olmadığı, 2004-2005 tarihli vergi levhasının tek başına bu yönde bir kanaate varılması için yeterli olmadığı, bununla birlikte davacı yanın dosya kapsamına sunduğu muhtelif yargı kararlarında, “... ...” ibaresi üzerinde “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” açısından davacının önceye dayalı üstün hakkının mevcut olduğuna kanaat getirildiği, anılan mahkeme kararlarından Bakırköy 1. FSHHM’nin 2014/134 E. sayılı dosyasının kesinleştiği, dolayısıyla salt ilgili mahkeme kararının, davacı yanın, dava konusu “... ...” ibaresi üzerinde üstün hak sahipliğinin değerlendirilmesi açısından güçlü bir delil olduğu ancak bu yorumda dahi önceye dayalı kullanım ile gelen bu hak sahipliğinin, sicilde mevcut tescilli markaların varlığı karşısında, her hal ve koşulda gerçek hak sahibi lehine sicildeki tescile daha üstün bir hak sağlamayacağı, başka bir ifadeyle davacının önceki kullanımlarına gelen üstün hakkının korunması gerektiği ancak ne var ki bu fiili ve hatta yoğun kullanımlar sonucu elde edilen gerçek hak sahipliği karinesinin, sicildeki tescil engelinin aşılmasını sağlayamayacağı, bu anlamda davacı yanın gerçek hak sahibi olup olmamasının YİDK karar tarihi itibariyle, sicilde kayıtlı öncelik hakkının davalı tarafta mevcut olması nedeniyle varılan nihai kanaati etkilemeyeceği, davacı yanın 2005/22452 sayılı markası dışında kalan markaların tamamının, işbu dava konusu markanın başvuru tarihi olan 13.09.2019 tarihine oldukça yakın başvuru tarihleri olan, başka bir ifadeyle tescilleri üzerinden 5 yıllık süre geçmemiş ve hatta birçoğunun 43.sınıfta tescil edilmemiş markalar olup müktesep hak açısından dikkate alınamayağı, davacı yanın 2005/22452 numaralı önceki tarihli markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, her ne kadar tescil kapsamında “tarihi ...” ibaresi de geçmekte ise de bu ibarenin önceki markada tali nitelikte kullanıldığı, ön plana çıkan unsurlarında farklılaşmalar olduğu, bu haliyle müktesep hak koşullarının somut olayda meydana geldiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine  karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  YİDK kararının iptali istemli işbu davada, yerleşik Yargıtay kararları gereği hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, redde mesnet üç marka hakkında verilen Bakırköy 1. FSHHM'nin 2015/7 Esas, 2017/181 Karar sayılı hükümsüzlük kararının 26/05/2022 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin \"...\" esas unsurlu markalar üzerinde gerçek ve üstün hak sahibi olduğunun kesinleşen yargı kararlarıyla sabit olduğunu ( Bakırköy 1. FSHHM'nin 2014/134 E./ 190 K. sayılı kararı), müvekkilinin üstün hak sahipliğine rağmen davalının 2004/12940 sayılı markayı tescil ettirmesinin kötüniyetli bulunduğunu, bu nedenle 2004/12940 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini ve kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/10188 Esas, 2017/3646 Karar sayılı kararı ile kesinleştiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali ve  reddedilen hizmetler yönünden başvurunun tescil işlemlerinin tamamlanması istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava, davacının 2019/86133 sayılı ve \"...\" ibareli  başvurusunun, davalı Kuruma yapılan itiraz sonucunda davalı Kurum tarafından 2006/31856, 2010/43608, 2010/436610 sayılı markalar ile benzer olduğundan bahisle Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1. maddesi uyarınca reddine yönelik YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. <br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre, 2021-M-344 sayılı YİDK kararının dayanağı olan ve davalı taraf adına tescilli bulunan önceki tarihli 2006/31856, 2010/43608, 2010/43610 sayılı markaların, Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12.10.2017 tarih ve 2015/7 E. - 2017/181 K. sayılı kararıyla hükümsüz kılındığı ve bu kararın 26.05.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlık için emsal teşkil edebilecek olan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.02.2022 tarihli, 2020/6897 Esas ve 2022/1136 Karar sayılı ilamında aynen; \"... İlk derece mahkemesince, redde mesnet gösterilen markanın hükümsüz kılındığı ancak karar henüz kesinleşmediğinden YİDK tarihi itibariyle 2006/31856 sayılı markanın halen ayakta olduğudan davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusu ise aynı gerekçe ile esastan reddedilmiştir. Ancak, iş bu davada davalı Kurum tarafından redde mesnet alınan 2006/31856 sayılı marka, 12.01.2015 tarihinde davacı tarafça açılan hükümsüzlük davasına konu edilmiş olup, iş bu davanın konusu olan YİDK karar tarihi itibariyle sözkonusu hükümsüzlük davasında verilen hükümsüzlük kararı henüz kesinleşmemiş ise de, hükümsüzlüğün geriye etkisi de gözetilerek sözü edilen davada verilen hükmün kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerekirken, ilk derece mahkemesince  YİDK kararının iptali talebine yönelik açılan davanın reddi ve bu karara yönelik davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi doğru görülmemiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararın bu yönden davacı yararına bozularak kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.\" ibareleri yer almaktadır.  <br>\tSomut uyuşmazlıkta da, davalı Kurum tarafından redde mesnet alınan markalar, Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12.10.2017 tarih ve 2015/7 Esas - 2017/181 Karar sayılı davasında hükümsüzlük davasına konu edilmiş olup, iş bu davanın konusu  olan YİDK karar tarihi (28/01/2021) itibariyle söz konusu hükümsüzlük davasında verilen hükümsüzlük kararı henüz kesinleşmemiş ise de, ortada YİDK karar tarihi itibariyle redde dayanak markaların hükümsüzlüğüne ilişkin verilmiş bir mahkeme kararı bulunduğuna göre, YİDK tarafından da bu mahkeme kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerekir. Anılan kararın 26.05.2022 tarihinde kesinleştiği ve hükümsüzlüğün geriye etkisi de gözetildiğinde, bu kararın Dairemizce dikkate alınması gerektiği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 15.02.2022 T. 2020/6897 E. , 2022/1136 K. Sayılı ilamı) anlaşılmıştır. Zira Yargıtay kararında da açıkça belirtildiği üzere YİDK karar tarihi itibariyle sözkonusu hükümsüzlük davasında verilen hükümsüzlük kararı henüz kesinleşmemiş ise de, hükümsüzlüğün geriye etkisi de gözetilerek sözü edilen davada verilen hükmün somut uyuşmazlıkta esas alınması gerektiği, buna göre 2021-M-344 sayılı YİDK kararının dayanağı olan ve davalı taraf adına kayıtlı olan önceki tarihli 2006/31856, 2010/43608, 2010/43610 sayılı markaların, Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12.10.2017 tarih ve 2015/7 E. - 2017/181 K. sayılı kararıyla hükümsüz kılındığı ve bu kararın 26.05.2022 tarihinde kesinleştiği, böylece dava konusu YİDK kararının dayanağının kalmadığı ve davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Nitekim Dairemizce bu doğrultuda verilen kararlar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/02/2025 tarih, 2024/2635 Esas, 2025/985 Karar ve 11/02/2025 tarih,  2024/2636 Esas, 2025/746 Karar sayılı kararları ile onanmıştır.<br>Her ne kadar davacı tarafça, dava konusu başvurunun uyuşmazlık konusu hizmetler bakımından tescil işlemlerinin tamamlanması talep edilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunın 22.03.2017 tarih ve 2017/11-78 E.-2017/521 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığından ve tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğundan davacının bu talebi yerinde görülmemiş, anılan talep ayrı bir dava olarak nitelendirilemeyeceğinden, bu talebin reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. <br>\tSonuç olarak; dava konusu YİDK kararının dayanağının kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/05/2022 gün ve 2021/74 Esas - 2022/125 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile ...nun 28/01/2021 tarih ve 2021/M-344 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, <br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,10-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t5-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 139,50-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 125,00-TL tebligat ve posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.735,20-TL yargılama giderine, 59,30-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.853,80-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t8-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,\t<br>\t9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/04/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5b852f04cb5fcc25","SID":"c000e3c979a039ef"}}