{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1730 <br>KARAR NO:2025/229<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:05/01/2021<br>NUMARASI:2015/1116 Esas -  2021/9 Karar<br>DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet SözleşmesindenKaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:03/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekili ve davalı ... vekilince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketlerin oluşturduğu “...” adi ortaklık arasında, “Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi”' imzalandığını, sözleşmeye göre müvekkili şirketin, satış bedelinin %10‘u oranında hizmet bedeli karşılığında davalıların ... - ... İsimli projesinde satışa sunduğu dairelerine yurtdışında ve yurtiçinde alıcılar bulacağını ve onlar ile davalıların oluşturduğu adi ortaklık arasında taşınmaz satış vaadi satış sözleşmesi imzalanmasını sağlayacağını, müvekkili şirketin 18.05.2015 tarihli “Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi” imzalanması akabinde projenin tanıtımı için yurdışı ve yurtiçi tanıtım faaliyetlerine giriştiğini, bunun için reklam, tanıtım ve pazarlama harcamaları yaptığını, tanıtımı yapılan projeden daireler için alıcılar bulunduğunu, rezervasyon için davalılara 21.000-TL rezervasyon bedelleri ödendiğini, ancak davalıların rezervasyon bedellerini almalarına rağmen sözleşmelerin imzalanması için gerekli evrakların müvekkiline verilmediğini, bir kısım alıcılar tarafından imzalanan \"Satış Vaadi ve Satış Sözleşmeleri”ni imzalamadığını, çeşitli bahaneler ileri sürülerek sözleşmenin tüm koşullarının oluşmasına rağmen kötü niyetli ve haksız eylemleri ile sözleşmeleri imzalamaktan imtina edildiğini, taraflar arasında güven sorunu oluştuğunu, rezervasyon bedelinin 2.000-TL’den 2.000 paunda çıkartıldığı gibi davalıların ayrıca, satışların gerçekleşmediği iddiasıyla müvekkilinin ödediği rezervasyon bedellerini irad kaydettiklerini belirterek, güvene uygun özenli ve dürüst davranma yükümlülüğünü ihlali neticesinde sözleşmeler nihayete erdirilemediğini, müvekkilinin ödediği 21.000-TL rezervasyon bedelinin geri verilmesi gerektiği gibi müvekkilin hizmetini gerektiği gibi sunmasına rağmen davalıların imzalamaktan imtina ettiği sözleşmelerden kaynaklanan hizmet bedellerinin de kendisine ödenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin yapmış olduğu tanıtım, reklam, telefon araması ve pazarlama faaliyetleri neticesinde ...’ye ..., ...’ya ... satışı yapıldığını, satış sözleşmeleri imzalandığını, kesin satış yapılmasına rağmen hizmet bedellerinin ödenmediğini, müvekkili tarafından gönderilen faturaların davalılarca kabul edilmeyerek iade edildiğini, müvekkili ile davalılar arasında oluşturulan ... Ortaklığı ile akdedilen sözleşmenin devam edeceğini, müvekkilinin getirdiği alıcılar ile satış sözleşmeleri imzalanacağı inancı ile birçok tanıtım, reklam, pazarlama hizmetleri gerçekleştirildiği gazete ilanı, medya ilanı, personel harcaması, telefon, internet gibi harcamalarda bulunduğunu, bu çerçevede proje satışlarında artış olduğunu, davalılar müvekkilin getirdi alıcılar ile satış sözleşmeleri yapmalarına karşılık müvekkilin yaptığı harcamalar ve verilen hizmetlerin karşılığında umut ettiği bedellerden mahrum kaldığını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla, müvekkili şirketin hizmeti sonucunda davalılara ait ... ... projeden ... ile ...’ya satılan dairelere ilişkin müvekkili şirketin hizmet bedeli olarak 40.300-TL’nin hak ediş tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, davalıların aracılık sözleşmesini ihlal etmeleri nedeniyle müvekkili tarafından ödenen 21.000 TL’lik rezervasyon bedelinin davalıların temerrüde düştüğü dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, yine rezervasyonlarla ilgili olarak rezervasyon yaptırmış müşterilerle satış sözleşmelerini imzalamaktan imtina edilmesi nedeniyle mahrum kalınan hizmet bedelleri için şimdilik 1.000,00-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, ayrıca aracılık sözleşmesinin süreceği ve yeni satış sözleşmeleri imzalanacağı umuduyla yapılan harcamalar için şimdilik 1.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri, vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı beyan ve iddialarının gerçekleri yansıtmadığını, davacı ile müvekkillerinin oluşturduğu ortaklık girişimi arasında usule uygun imzalanmış ve hukuken geçerli her hangi bir aracılık sözleşmesi bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirketlerin oluşturduğu ortak girişim arasında görüşmeler yapıldığını, görüşmeler neticesinde tarafların KDV dahil %10 komisyon üzerinde mutabık kaldıklarını, varılan mutabakata rağmen haksız kazanç sağlamak amacıyla daha sonra % 15 komisyon talep etmesi ile varılan mutabakat anlaşma halini almadığını, görüşmeler esnasında, davacıya taşınmazın satılması hakkında aracılık sözleşmesi dahil bir kısım belgelerin verildiğini, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan 18.05.2015 tarihli sözleşmenin geçerli hale getirilemeyen taslak “Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi” olduğunu, davacıya tüm belge ve evraklar gönderilmesine rağmen KDV dahil %10 komisyonda mutabık kalındığını, davacının talebi ile yaklaşık 2.000.000 TL’lik 12 daire reserve edildiğini, daireler için toplamda 21.000 TL, her bir daire için 2.000 TL rezervasyon bedeli alındığını, davacı, reserve ettiği belli süre içinde sözleşmesini ve ödemesini yaptırması gerekirken davacı müvekkili şirketleri oyaladığı 12 adet daireyi uzun süre bekleterek müvekkilleri zarara uğrattığını, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 18.05.2015 tarihli taşınmazın satılması hakkında aracılık sözleşmesinin müvekkili şirketlerin oluşturduğu ortaklık girişimi açısından hukuken geçerli bir aracılık sözleşmesi olmadığını, şirket yetkilileri tarafından imzalanmadığını, söz konusu aracılık sözleşmesinin taraflar arasında yapılan görüşmelerde imzalanması düşünülen ve bu nedenle paraflanan sözleşme taslağı olduğunu, müvekkillerinin oluşturduğu ortaklık girişimine toplamda 21.000 TL rezervasyon bedeli ödendiğini, ortaklık girişiminin davacıya 12 adet daire rezerve ettiğini, ortaklık girişiminin bu miktardaki bir satışı yapmak istememesi ve sözleşmeleri imzalamaktan imtina etmesi hayatın olağan akışına ters olduğunu, davacı ... ve ...’ya aracılık yaptığı iddiasında bulunduğunu, bu kişiler ile müvekkili şirketlerin ortak girişimi arasında sözleşme imzalandığını açıkça beyan ile kendi iddialarını çürüttüğünü, bu kişilerle sözleşme yapıldığından rezervasyon bedelleri satış tutarından düşüldüğünü, dosyaya ibraz edilen ... Rezarvasyon/Satış Formları incelendiğinde, alıcı adına rezerve edilen bağımsız bölümlerin belirtilen sürelerde peşinat ödemesi yapılmamış ise satış iptal edileceği ve kapora iadesi yapılmayacağının açıkça belirtildiğini, davacıya gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gönderilmiş olmasına rağmen davacı belirtilen sürelerde alıcı ile müvekkillerinin oluşturduğu ortak girişim arasında sözleşme imzalanmasını sağlayamadığı gibi alının yapması gereken ön ödemeyi de yaptıramadığını, kapora iadesi talebinde bulunulmayacağını, taraflar arasında imzalandığı iddia edilen sözleşmenin 5. maddesi müvekkili şirketlerin oluşturduğu ortaklık girişiminin satış işlemini gerçekleştirip gerçekleştirmemesi konusunda tamamen serbest olduğu açıkça hüküm altına alındığını, bu konuda davacının müvekkili şirketlere yönelik suçlamaların hukuki dayanağı da kalmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere taraflar arasında böyle bir sözleşmenin var olduğu kabul edilse dahi davacı taraf işbu sözleşme hükümlerine riayet etmediğinde müvekkili şirketlerin oluşturduğu ortaklık girişiminden komisyon ve/veya hizmet bedeli talep edemeyeceğini, davacı ... adına 04.06.2015 tarihinde rezervasyon yaptırdığını, satışın 01.07.2015 tarihine kadar kesin satışa dönüşmesi gerekirken satışın 28.08.2015 tarihinde gerçekleşebildiği dolayısıyla davacının komisyon ve/veya hizmet bedeli talep etmesinin yasal dayanağı bulunmadığını, davacı tarafından müvekkillere gönderdiği faturanın aracılık sözleşme hükümlerine de aykırı olduğu KDV dahil %10 iken, %10 + KDV şeklinde düzenlenen faturanın kabul edilmesi ve ödenmesi söz konusu olmadığını, üstelik satış, davacı şirket ile ilişkinin sona ermesinden sonra gerçekleşmiş olması nedeniyle talebin hukuki dayanağı olmadığını, davacının sözleşmenin devam edeceği umuduyla bir takım masraflar yapıldığını, hizmet bedellerinden mahrum kalındığı iddialarının da hukuki dayanağı bulunmadığını, ortaklık girişimin her hangi bir sözleşme imzalamadığını, davacı haksız kazanç sağlama amacıyla komisyon oranını %15 çıkarmak istediğini, bir an için kabul anlamına gelmemek üzere 18.05.2015 tarihli sözleşmenin var oluğu kabul edilse dahi, madde 3/3'e göre aracının münhasır aracı sıfatına sahip olmadığını, madde 3/4'e göre, aracının sözleşme kapsamında yapacağı pazarlama, tanıtım, satış aktiviteleri ile ilgili masrafların tamamını kendisi karşılayacağını, madde 3/5'e göre,  işverenin / yani ortaklık girişiminin, nihai alacılar ile satış işlemlerini gerekleştirip gerekleştirmemekte tamamen serbest olduğunu, madde 3/15'e göre işverenin / yani ortaklık girişiminin haklı sebeplerle ve dilediği zaman sözleşmeyi fesih edebileceğini, madde 4/3'e göre aracının anlaşmanın imzalanması tarihinden itibaren 4 haftada en az 5 adet ve toplamda 8 haftada en az 20 adet daire satışını yapmayı taahhüt ettiğini ve bunu yapmaması halinde sözleşmenin işveren / yani ortaklık girişimi, tarafından tek taraflı olarak feshedileceğinin belirtildiğinin, açıkça hüküm altına alındığını, açıklanan nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, tarafların defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; taraflar arasında imzalanan aracılık sözleşmesinden kaynaklanan alacakların tespit ve tahsiline ilişkin olduğu, davacının geçerli, davalıların ise söz konusu sözleşmenin görüşüldüğü paraf edildiği, ancak ortaklık girişimi tarafından İmzalanmadığından geçerli olmadığını ileri sürdüğü sözleşme İncelendiğinde; Sözleşme taraflarının ... / ... Şti. olarak belirlendiği, davacı tarafından adına reserve edilen ve alıcılar tarafından işveren ortaklık girişimine ödenen kaparolar ve verilen mehil sürelerinin satış formlarından tespit edildiği,... Ortaklığı adına ... tarafından kaşe ve imzalı olarak düzenlendiği ve kaparo bedellerinin de tahsil edildiği,  9 adet satış formu İncelendiğinde işbu formlardan 17.000 TL kaparo tahsil edildiği, ancak davacı ödemesi yapılan 21.000 TL kaparonun iadesini talep ettiği, dosyaya sunulu e.posta yazışmalarının davacı şirket yetkilisi ... ile davalı şirket yetkililerinden ... arasında olduğu, ...’ın da davalı şirketlerin Ortak Girişim’i olan “... Ortaklığı”nı temsil ve ilzama yetkili olması nedeniyle, taraflar arasında aracılık sözleşmesinin varlığının kabulü gerekeceği, davalıların 18.03.2015 tarihli sözleşmenin kendileri tarafından paraf edildiği ancak imzalanmadığı ve hukuki geçerliliği bulunmadığı yönünde iddialarda bulunmalarına karşılık, söz konusu sözleşmeye uygun olarak davacının aracılık faaliyetlerinde bulunduğu ve bulduğu alıcılarla ilgili olarak, rezervasyonların yapıldığı, kaparolar tahsil edildiği, satış aşamasına gelen alıcılara da konut satışları gerçekleştirildiği anlaşıldığından bu konularda taraflar arasında mail yazışmaları da gerçekleştirildiğinden, bu yazışmalar HMK. m, 199 hükmü uyarınca yazılı belge sayıldığından, yine dava konusu sözleşme davalılar tarafından da imzalandığından (paraflandığından) taraflar arasında geçerli bir aracılık sözleşmesi kurulduğunun kabulü gerekeceği, ... Ortaklık Girişimi’ne ait incelenen 2015 yılı ticari defterlerine göre, davacı şirket tarafından bulunan konut alıcıları adına yapılan rezervasyonlar ve alıcılar adına yapılan konut rezerve edilmesi ile alıcılardan alman kaparo miktarlarının adi ortaklık defter kayıtları olarak yapılan tespitlerde; davacı ile davalıların ortak girişimi olan adi ortaklık arasında 18.05.2015 tarihli sözleşme ile davacı tarafından davalılara ait inşaat projesinden daire satıştan için yurt içi ve yurtdışı konut alıcılarına yönelik aracılık yaptığı, aracılık yapılan konut alıcıları için projeden belirlenen dairelerin önceden konut alıcılar adına rezerve edildiği / alıcılar adına belli süre için konut tahsisi yapıldığı, adına konut rezerve edilenden kaparo olarak / rezervasyon bedeli olarak 2.000 TL tahsil edildiği, tahsil edilen kaparonun, konut aliminin kesinleşmesi ile sözleşme imzalanması akabinde, alınan kaparonun konut bedeline mahsup edildiği, şayet konut reserve edilen alının konut almaktan vaz geçmesi halinde veya gerekli sözleşmeleri imzalamaması halinde kaparo olarak yapılan ödemenin alıcıya ödenmeyeceği satış formu / ... rezervasyon formunda açıkça hüküm altına alındığı anlaşıldığı, davacı yan, ... projesine ilişkin olarak rezervasyon bedeli olarak yapılan kapora ödemelerini, alıcılar adına kendisinin yaptığı, sözleşme imzalanmamasında davalıların sorumluluğu bulunduğu iddia edilerek yapılan rezervasyon bedellerinin iade edilmesi talebinde bulunduğu, ödenen kaparoların dava dışı 3. şahıslar veya onlar adına yapılmış olması karşısında, satışı gerçekleşmeyen alıcılardan tahsil edilen kaparolardan kaynaklı bedellerin davacı tarafından talebinin yerinde olmadığı, ayrıca, davacı tarafından aracılık edilen konut satışları İle ilgili olarak ...’ye konut satışının gerçekleştiği, bu nedenle aracılık komisyonuna hak kazanıldığından hareketle davacı tarafından davalıların ortak girişimi olan “...” adına 04.08.2015 tarih ... seri nolu fatura ile 201.000 TL daire satış bedeli üzerinden %10 + %I8 KDV üzerinden 23.718.00 TL bedelli aracılık danışman komisyon bedeli faturası düzenlendiği, aracılık edilen ... ile ilgili olarak da a blok ... nolu 202.000 tl fiyatla satışa konu daire için de satış bedeli üzerinden % 10 + % 18 KDV =23.896.00 TL olarak danışmanlık hizmet bedeli olarak düzenlenen 24.07.2015 tarih ...seri nolu faturanın davalıların ortak girişimi olan ... Ortaklık Girişimi adına düzenlendiği ve işbu iki faturadan kaynaklı toplam 47.614 TL’nın ödenmesi davalılardan talep ettiği, taraflar arasındaki 18.05.2015 tarihli “Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi” ve ...  / Satış Formu ile taraflar arasındaki e.posta yazışmaları çerçevesinde işbu faturalar değerlendirildiğinde: aracılık sözleşmesine göre, davacının davalılardan daire satış fiyatı üzerinden KDV dahil %10 aracılık hizmet bedeline hak kazandığının kabulü gerekeceği, bu halde, davacı tarafından davalılara ait ... inşaat projesinden aracılık edilen ve satışı gerçekleştirilen ... tarafından satın alınan ..., ..., ...nolu dairenin satış bedeli 201.000-TL olduğu ve sözleşme gereğince KDV dahil % 10 aracı hizmet bedeli olan 20.100 TL’nin davacı tarafından hak edilen ücret olarak davalılarca ödenmesi gereken ücret olduğu, ... ile ilgili satışa konu daire içinde 202.000 TL satış bedeli üzerinden KDV dahil %10 20.200 TL danışmanlık hizmet bedeline hak kazanılmış olacağı, ancak işbu satışın kesinleştiğine ilişkin dosyaya somut belge ibraz edilmesi halinde 20.200 TL’nin talep edilebileceği, davacı tarafından, tanıtım, reklam, pazarlama vb adlar altında yapılan harcamalar karşılığı olarak da fazlaya ilişkin haklar saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000 TL masraf bedeli talep edildiği, ancak taraflar arasındaki aracılık hizmet sözleşmesine göre, davacı aracı tarafından bu türdeki harcamaların aracı tarafından yapılacağı ve karşı taraftan talep edilmeyeceği hususunda mutabık kâlınmış olması karşısında davacıların belirtilen adlar altında yapmış olduğu tanıtım harcamaları talebinin yerinde olmadığı, sonuç olarak dava konusu sözleşmenin davalılar tarafından imzalanmış (paraflanmış) olması, HMK. m. 199 uyarınca yazılı senet niteliği bulunan mail yazışmalarıyla sözleşmenin varlığının teyid edilmesi, sözleşme uyarınca davacının bir takım hizmetler vermesi, bu hizmetlerin davalılar tarafından kabul edilerek kaparolarının alınması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında geçerli bir aracılık sözleşmesinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, söz konusu aracılık sözleşmesi kapsamında davacı tarafından muhtelif iletişim yolları kullanılmak üzere, yazılı ve görsel basın yoluyla tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin gerçekleştirildiği, işbu hususlarda davacı tarafından yapılan masraf ve harcamaların söz konusu aracılık sözleşmesine göre davacı tarafından yapılacağının kabul edildiği, dolayısıyla davacı tarafından yapılan tanıtım, reklam, pazarlama konularındaki masrafların davalılardan talebinin 18.03.2015 tarihli aracılık sözleşmesine göre yerinde olmadığı, davacı tarafından davalılara ait konut projesinden yurtiçi ve yurtdışı konut alıcıları ile ilgili olarak gerek konut alıcılarının gerekse konut alıcıları adına davalıların ortak girişimi adi ortaklığa konut rezervasyonu için kapora adı altında ödenen bedellerin konut alıcıları tarafından ödenmiş olması nedeniyle işbu bedellerin de davacı tarafından talebinin yerinde olmadığı, aracılık sözleşmesi gereğince, davacı tarafından davalılara ait inşaat projesinden satışı gerçekleştirilen iki konut satışından dolayı konut satış bedelleri üzerinden KDV dahil % 10’u olarak hesaplanan (201.000 TL), %10'u 20.100 TL ve 202.000 TL %10'u 20.200 TL olmak üzere) toplam 40.300 TL aracılık hizmet bedeline davacının hak kazandığı ve bu hizmet bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edilebileceği ve dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereğince ticari faizi talep edilebileceği hususunun tespit ve rapor edildiği görülmekle denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna  göre davanın kısmen kabulüne, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gerekçeli kararda davacının ... tarafından satın alınan daireden aracılık sözleşmesi gereği KDV dahil %10 aracı hizmet bedeli olan 20.100 TL'ye, ... tarafından satışa konu daire üzerinden KDV dahil 20.200 TL danışmanlık hizmet bedeline hak kazanılmış olacağı ancak işbu satışın kesinleştiğine ilişkin dosyaya somut belge ibraz edilmesi halinde 20.200 TL'lik bedelin talep edilebileceği belirtilmiş ancak taraflar arasında hukuki geçerliliği olan bir aracılık sözleşmesi bulunmadığını, taraflar arsında başlayan sözleşme görüşmeleri, davacı tarafın kötü niyetli tavırları nedeniyle sözleşme imzalanamadan sonlandırıldığını, davacının dava dilekçesinde dahi sözleşme görüşmeleri aşamasında KDV dahil %10 tutar üzerinden anlaşılan aracılık bedelini, KDV hariç %10 üzerinden talep etmiş olup bu hususun dahi davacının kötü niyetini ispatlatığını, davacının, hizmet bedellerini talep etmiş olduğu satışları, sözleşmede belirtilen sürelerde gerçekleştiremediğini, ... adına 04.06.2015 tarihinde rezervasyon yaptırıldığı, 01.07.2015 tarihinde kesin satışa dönmesi gerekirken, satış 2 ay sonra 28.08.2015 tarihinde gerçekleştirildiğini, davacının dava konusu talepte bulunduğu alıcı ...'ya ilişkin satış işleminde ise davacı aracılık etmemiş olup gayrimenkul satış sözleşmesi, müvekkil şirketin tabi olduğu adi ortaklık ve alıcı arasında bizzat imzalandığını, ... tarafından satışa konu daire üzerinden KDV dahil 20.200 TL danışmanlık hizmet bedeline hak kazanılmış olacağı ancak işbu satışın kesinleştiğine ilişkin dosyaya somut belge ibraz edilmesi halinde 20.200 TL'lik bedelin talep edilebileceği gerek 11.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda gerekse gerekçeli kararda belirtilmiş olmasına rağmen somut belgenin ibraz edilip edilmediğine yer verilmediği halde buna rağmen davacı lehine 20.200 TL'lik bedele hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davacı ile davalı şirketlerin oluşturduğu “Ortaklık girişimi” arasında usulüne uygun imzalanmış ve hukuken geçerli herhangi bir Aracılık sözleşmesi bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için taraflar arasında geçerli bir aracılık sözleşmesinin var olduğunu kabul edilse bile, davacı şirket sözleşme hükümlerine riayet etmediğinde, davalı şirketlerin oluşturduğu “Ortaklık Girişimi”nden komisyon ve/veya hizmet bedeli talep edemeyeceğini, söz konusu satışın davacı şirket ile ticari bağların kopmasından sonra davalı şirketlerin çabaları ile ancak 27.08.2015 tarihinde gerçekleşebildiğini, söz konusu satış, davacı şirket ile ticari bağların kopmasından sonra davalı şirketlerin çabaları ile ancak 10.07.2015 tarihinde gerçekleşebildiğini, Davacı şirketin, bilirkişi incelemesine ticari defter ve kayıtlarını da ibraz etmediğinde, faturaya dayalı bu alacağını ispatlayamadığını, Yerel mahkemenin kararına konu ettiği satışlar, davacı şirket ile olan ticari ilişkinin sona ermesinden sonra gerçekleştiğini, bu nedenle davacının bu satışlar ile ilgili olarak davalı şirketlerin oluşturduğu \"Ortaklık Girişiminden\" komisyon ve/veya hizmet bedeli talep etmesinin yasal dayanakları bulunmadığını, Mahkemenin, Bilirkişilerin yerinde olmayan, haksız, akdi ve hukuki dayanaktan yoksun  tespit ve değerlendirmeleri ile oluşturduğu bilirkişi raporuna dayanarak verdiği kararın yerinde olmadığını, kararın usul, yasaya ve yargı kararlarına aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan komisyon alacağının tahsili ve maddi zararların tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasında geçerli bir simsarlık sözleşmesi bulunup bulunmadığı ve davacının komisyon ücretine hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır.Davacı ile davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklığa atfen 18/05/2015 tarihinde 1 yıl süreli aracılık sözleşmesi imzalanmıştır.Davacı tarafça, davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklığa simsarlık hizmeti verildiğini ancak ücretin ödenmediğini beyanla komisyon ücretinin tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça, diğer savunmaların yanı sıra aracılık sözleşmesinin geçerli olmadığı savunulmuştur.Her ne kadar aracılık sözleşmesi davalıların oluşturduğu adi ortaklığın müşterek imza ile temsil edilmesine rağmen temsilcilerden sadece ... tarafından imzalanmış ise de, davalıların oluşturduğu adi ortaklığın, davacının bulduğu müşterilere ilişkin rezervasyonları kabul etmesi ve rezervasyon bedeli tahsil etmesi karşısında sözleşmeye onay vererek sözleşmeyi kabul ettiği ve ifaya başladığı anlaşıldığından anılan sözleşme ile bağlı hale gelmiştir.Taraflar arasındaki aracılık sözleşmesinin 3/10 maddesinde, satışın aracı vasıtasıyla yapılmış olması ve nihai alıcı ile işveren arasında satış ve/veya satış vaadi sözleşmesi imzalanması halinde peşin satış fiyatı üzerinden %10(KDV dahil) komisyon ödeneceği düzenlenmiştir.Davaya konu iki satış yönünden davacının rezervasyon yaptırması nedeniyle bu alıcıları davacının bulduğu anlaşılmaktadır. Nihayetinde her iki alıcı yönünden satış gerçekleşmiş olup davacının ücret alacağı doğmuştur. Tapu devirlerinin taraflar arasındaki ilişkinin sona ermesinden sonra yapılmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı ... vekili ve davalı ...  vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 917,63 TL harcın, alınması gerekli olan 2.752,89 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.835,26 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 688,22 TL harcın, alınması gerekli olan 2.752,89 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.064,67‬ TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davalılarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.03/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"07fa186e02282f3a","SID":"be798a68ccaba4d1"}}