{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1727 <br>KARAR NO: 2025/240<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/02/2021<br>NUMARASI: 2018/893 Esas -  2021/44 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi kapsamında davalıya 74.673,52 TL ürün temin edildiğini, sözleşmenin 26. maddesi ile çerçeve protokolü 6. maddesi uyarınca davalının istasyondaki sistem ve ekipmanlara ilişkin rutin kontrolleri yapmakla yükümlü olduğunu, buna ilişkin düzenlenen 7.873,10 TL bedelin de ödenmediğini, davalının ödemesi  gereken otomasyon sistemi, ekran kartı, yansıtma bedelinin de müvekkilince karşılandığını, ekip ve teçhizat sökümüne ilişkin 9.427,44 TL'lik fatura bedelinin de ödenmediğini, neticeten cari hesaba dayalı 95.634,29 TL tutarlı bakiye borç için başlatılan takibe davalı tarafından vaki olmuş itirazın iptali ile  %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili firma nezdinde doğmuş ve doğacak herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, davacının haksız ve dayanaksız olan iddialarını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Taraflar arasındaki sözleşmenin konusu davalıya ait gayrimenkul üzerinde kurulu bulunan akaryakıt istasyonunda davacının yazılı olarak belirleyeceği akaryakıt ürünlerinin davalının kendi ad ve hesabına satmaktan ibarettir. Her iki taraf defterlerinin mukayesesinde açık hesaba dayanak teşkil eden 27/09/2016 günlü ... seri numaralı, petrol ürün bedeli açıklamalı 79.746,62 TL bedelli faturanın kayıtlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu ürünlere ilişkin olarak malın alınmış olduğu davalı aleyhine karine teşkil edecektir. Bu noktadan sonra HMK'nın 200. maddesi gereğince ödeme yönünde ispat külfeti bu fatura açısından davalı yan üzerindedir. Ancak bu yönde bir ispat vasıtası getirilmiş değildir.  Açık hesap kapsamında bulunan 3, 4, 7, 10, 11, 14 ve 15. Sıralardaki faturaların da davalı kayıtlarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak 5 numaralı 19/12/2016 günlü ... seri numaralı faturanın davalı kayıtlarında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yine 6. sıradaki 3.660,23 TL bedelli fatura da kayıtlı olmadığı gibi adı geçen her iki faturanında sözleşmesel dayanağı anlaşılamamaktadır. Zira  3.660,23 TL bedelli fatura için \"... ekran kartı yansıtma bedeli\" olduğu belirtilmiş ise de sözleşmesel dayanağı belirsizdir. 722,30 TL bedelli fatura için de aynı şey söz konusudur. Bu faturaların dayanaklarını belirtir başkaca deliller de dosyaya sunulmuş değildir. Dolayısıyla bu bedeller yönünden talep yerinde değildir. Davalı defterinde kayıtlı olmayan 2, 8, 9, 12 ve 13 numaralı faturalar ise sözleşme eki çerçeve protokolün 7.9 maddesinde aylık hizmet faturası kesilerek davalı bayinin itirazsız olarak ödeyeceği hüküm altına alınmıştır. Yani adı geçen  bu faturaların  sözleşmesel dayanağı mevcut olup her ay maktu olarak bu bedelin alınacağı kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla istenmesi yerindedir. Kaldı ki, önceki aylara ve dönemlere ilişkin olarak bu neviden fatura ödemeleri itirazsız bir şekilde yapılmıştır. Her ne kadar davacı vekili bilirkişi raporuna yöneltmiş olduğu itiraz dilekçesinin 2.sayfasında münhasır delil kaydına dayanmışsa da HMK'nın 193/2. maddesi uyarınca   sözleşmesel dayanağı olmayan ve yerine getirildiği ispat edilemeyen, davalının savunma ve itiraz haklarını ortadan kaldıran tek taraflı kayıtlara itibar edilemez. İtirazı yerinde görülmemiştir. Bütün bu anlatımlara göre aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulüne , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen Bayilik Sözleşmesi'nin \" Bayi kayıtları ile ...l kayıtları arasında çelişki hasıl olduğu takdirde ... kayıtlarına itibar edilecektir. \" şeklindeki delil sözleşmesi niteliğindeki 7. Maddesi uyarınca müvekkil ticari defter ve kayıtlarında yer alan ancak davalı ticari defterlerinde yer almayan faturalar için davacı ticari defterleri esas alınacağını, davacı şirket defter ve kayıtlarının usulüne uygun şekilde tutulduğunu, dolayısıyla defter kayıtları davacı lehine kesin delil teşkil ettiğini, anılan 2 adet faturanın davalı defter kayıtlarında yer almaması, yukarıdaki delil kaydı da dikkate alındığında davanın reddi gerekçesi olamayacağını, Mahkemenin HMK 193/2 uyarınca delil kaydının geçerli olmadığına ilişkin tespiti isabetsizdir; zira anılan delil kaydı davalının ispat imkanını ortadan kaldırmamakta; defter kayıtlarındaki uyuşmazlık halinde hangi kaydın dikkate alınacağına ilişkin hüküm getirdiğini, tacir olan taraflar arasındaki bu delil kaydının geçerliliğinin tartışmasız olup dolayısıyla hükümdeki aksi yöndeki tespit HMK'daki ispat hukuku kurallarına aykırı olduğunu, davalının, bu faturalara konu borcu ödediğini ispatla yükümlüdür. HMK md. 193/2 uyarınca davalı; \"... defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle\"  ispatla yükümlü olmasına rağmen bu yönde bir delil sunmadığını, davalının her iki faturaya da süresi içerisinde itiraz etmediğini,  \"... Ekran Kartı Yansıtma Bedeli\" konulu, 26.12.2016 tarihli 298712 nolu 3.660,23 TL bedelli fatura bakımından bu faturaya konu borcun sözleşmesel dayanağının bulunmadığı belirtilmişse de, davalının otomasyon sistemi ile ilgili fatura bedellerinden sorumlu olduğunun isabetli şekilde tespit edilmiş olmasına rağmen aynı konuda düzenlenmiş olan bu faturaya konu talebin reddi, kararı çelişkili hale getirdiğini, davalının, otomasyon ekranına ilişkin bu fatura bedelinden de sözleşme gereğince sorumlu olduğunu, talimat dosyasından hazırlanan 24.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda davalı şirketin kayıtları incelenmiş ve dava konusu faturaların davalı defterlerinde sadece ödendi şeklinde görüldüğü ancak ödemelere ilişkin belge, makbuz ve dekontların bulunmadığı tespit edildiğini, söz konusu bilirkişi raporundaki tespitlerden ve davalının ticari defterlerinde yer alan ve herhangi bir makbuz ve dekonta dayalı olmayan ödendi şeklindeki kayıtlardan anlaşılacağı üzere davalı defterlerindeki bilgiler tutarlı olmayıp, davalı şirket kayıtlarının davalı lehine delil teşkil etmesinin olanaklı olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanmış olan bayilik sözleşmesi 15/12/2014 tarihinde imzalanmış olup; yine sözleşmenin eki niteliğindeki çerçeve protokol dahilinde düzenlenen 8. madde hükmü gereğince ‘sözleşmenin 01/06/2017 tarihine kadar geçerli olacağı’ açıkça düzenlenmiş ve taraflarca da kabul edilmiştir.b.1- davacı yan, müvekkilimiz davalıdan farklı zamanlarda ve farklı meblağlarda “cari hesap alacağı adı altında” maddi taleplerde bulunarak kendisi ile çelişmiş ve ne derece “tutarsız” olduğunu gözler önüne sermişse de; yerel mahkeme ne yazık ki davacı yanın işbu tutarsız ve güvenilmez tutumuna rağmen davanın kısmen kabulü şeklinde tamamen haksız ve dayanaksız bir karar verildiğini, 16/06/2017 tarihinde 13.000,00-usd, 11/05/2018 tarihinde 23,013,70-usd, işbu haksız ve dayanaksız davayı arz ve ikame ettiği sırada 95.634,29-tl şeklinde müvekkilimiz davalıdan sürekli olarak ve değişen miktarlarda yani tutarsız şekilde talepte bulunduğu açıkça ortada olduğundan; davacının kendisinin bile sözleşme hükümleri çerçevesinde alacaklı olduğunu iddia ettiği işbu kaleme ilişkin doğmuş bir alacağının olmadığının farkında olduğu ve dolayısıyla amiyane tabiriyle “ne koparırsam o kardır” zihniyetiyle ticari hayatını sürdürdüğü ne yazık ki gözler önüne serildiğini, huzurdaki dosya üzerinden yapılan yargılama sırasında, davalının beyan ve talepleri doğrultusunda düzenlettirilen gerek 24.06.2019 gerekse de 11.06.2020 tarihli bilirkişi raporlarında davalı şirketin dosyaya ibraz edilen tastikli defterlerinin sahibi lehine delil teşkil edecek şekilde usul ve yasaya uygun tutulmuş olduğu açıkça tespit edilmiş, yine, tamamen usul ve yasaya uygun şekilde tutulduğu açıkça tespit edilmiş olan işbu defterlerin sayın bilirkişiler tarafından incelenmesi sonucunda ise; davalı şirketin davacı firmaya iddia edildiği şekilde herhangi bir borcunun bulunmadığı, faturaların ödemelerinin kasa hesabından yapılmış olduğu açıkça tespit edilmiş, 11.06.2020 düzenleme tarihli bilirkişi raporunda; davacının hesap defterleri üzerinde kafasına göre oynama yaptığı ve sürekli olarak farklı meblağlarda davalıdan talepte bulunduğunun tespit edildiğini, otomasyon iletişim ve servis ücretine dair düzenlendiği iddia edilen faturalara ilişkin olarak; dolayısıyla var olmayan arızalar bahanesiyle davacının kazanç sağlamak maksadıyla sağladığını iddia ettiği servis hizmetine ilişkin sürekli olarak davalıya faturalar kesmesi tarafımızca kabul edilebilir olmadığı gibi mk.2. maddesine de açıkça aykırı olduğunu, söküm ve iade işlemlerinin davacı yanca yapıldığına dair iddialara istinaden düzenlenmiş olan faturalara ilişkin olarak davacı tarafından davalı şirkete keşide edilerek gönderilmiş olan ihtarnameye karşı tarafımızca düzenlenmiş olan Bakırköy ... Noterliği’ nin 30/06/2017 tarih ve ... keşide sayılı ihtarnamesi gönderilerek; birtakım sökülebilir ve davacı yana ait olan teçhizatın sökümün yapılacağı ancak söz konusu ariyetlerin nereye depolanacağı hususunun bildirilmesi bakımından söz konusu ihtarnamenin davacıya tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde davacıya bilgi verilmesi gerektiği hususu ihtar ve ihbar edilmişse de; davacının söz konusu süre zarfında davalıya herhangi bir bildirim yapmamış olduğundan işbu söküm işlemleri gerçekleştirilemediğini, yani davalı şirket her ne kadar söz konusu söküm işlemlerini yapmak bakımından davacı firmaya davette bulunmuş; ancak davacı yan davete icabet etmediğini, dolayısıyla, söz konusu sürenin üzerinden bir miktar zaman geçtikten sonra davacı yanın işbu söküm işlemlerini yaptırmak için harcamış olduğu meblağ şüphesiz ki artık kendi uhdesinde olduğunu, zira davalının söküm ve depolama teklifini, sessiz kalmak suretiyle açıkça reddettiğini, bu sebeple; davacının sökülebilir ariyetlere ilişkin yapmış olduğu harcamalara ilişkin davalı şirket aleyhine düzenlemiş olduğu 9.427,44-tl bedelindeki faturanın davalıya hiçbir şekilde ibraz edilmemesi sebebiyle hiçbir geçerliliği olmadığı açıkça ortada olduğundan kabul etmediğini belirtir; işbu haksız ve dayanaksız söküm bedeli adı altında düzenlenmiş olan faturaya da itiraz ettiğin, davacının ne yazık ki sürekli olarak gerçek dışı ve hayatın olağan akışına uygun olmayan iddialar ileri sürerek davalı şirketten “kötü niyetle haksız kazanç” elde etmeye çalıştığını, mahkemece bilirkişilerce bizzat kasa hesabından yapılarak ticari defter kayıtlarına işlenmiş olan ödemeye istinaden fatura sunulması gerektiğine ilişkin tespitin hükme esas alınarak; yine bilirkişilerce yapılmış  \"davacı yanın müvekkilimiz davalı şirketten kısmi ödemeler kabul ettiğine\" ilişkin hayatın olağan akışına uygun tespitine rağmen huzurdaki şekilde karar kurulması; farklı zamanlarda ve farklı meblağlarla müvekkilimiz davalı şirketten ödemeler talep ettiği açıkça kanıtlanmış olan davacı yanın ticari defter kayıtlarının, çelişkili kayıtlar sebebiyle güvenilir olmadığı ve hükme esas alınmalarının mümkün olmadığı sayın bilirkişiler tarafından yapılan tespit sonucu açıkça ortaya çıkmış olduğundan, artık açıkça hukuka aykırı şekilde kurulduğunu, bilirkişilerce davacının ticari defterleri üzerinde oynadığına ilişkin yapılmış olan açık tespite rağmen, bilirkişilerce “güvenilirliği açıkça şüpheli” olan davacı defter kayıtlarına istinaden davalının davacı tarafa 91.251,76-tl borçlu olduğuna ilişkin yapılmış olan tespite ayrıca ve açıkça “itiraz eder”; muhterem başkanlığınızca yapılacak istinaf incelemesi sonucu, sayın bilirkişilerce düzenlenmiş olan raporun hükme alınmasının mümkün olmadığı ve eksik inceleme sonucu hazırlandığını, davalı şirketin kendi lehine delil niteliğini haiz ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucu, davalı şirketin davacı firmaya gerek cari hesap alacağı adı altında ve gerekse de herhangi bir kalem adı altında borcunun bulunmadığının tespit edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesine dayalı cari(açık) hesap ve faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ürün bedelinden kaynaklanan borcu bulunup bulunmadığı, otomasyon iletişim ve servis ücreti faturası ile söküm ve iade işlemine ilişkin fatura nedeniyle borç bulunup bulunmadığı noktasındadır. Taraflar arasında 15/12/2014 tarihli bayilik sözleşmesi, çerçeve protokol ve ariyet demirbaş belgesi imzalanmıştır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"bayilik sözleşmesi, cari hesap, fatura\" sebebine dayalı olarak 95.634,29 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 07/05/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 95.634,29 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturalarından petrol ürün bedeli faturası ve akaryakıt ekipman-tank sökümü faturaları ile diğer bir kısım faturalarının davalının kayıtlarında yer almakta olup, bunların kasa hesabından ödendiği kayıtlandığı ve takip tarihi itibariyle davacıya borç bulunmadığı görünmektedir. Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davacının ticari defterlerinde, 79.746,62 TL olarak kayıtlı bulunan petrol ürün bedeli faturasının davalı defterinde 80.003,15 TL şeklinde kayıtlı olması, davalının kasa hesabından ödeme yaptığına ilişkin kayıtlar karşısında buna ilişkin davacı defterlerinde bir kayıt bulunmaması, davacının otomasyon 5 adet aylık servis hizmeti otomasyon iletişim bedeli faturası toplamı 3.646.20 TL faturasının ve ... ekran kartı yansıtma faturası bedeli 3.660,23 TL'nin, bunun yanı sıra davacı defterinde bulunan 722,30 TL'lik kaydın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 64/2. Maddesine göre , Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür. Madde gerekçesinde tacirin bu yükümlülüğü belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması(belge yoksa kayıtta yoktur) ilkesine dayandırılmıştır. Davalının ticari kayıtlarında davacının faturalarının kasa hesabından ödendiği kayıtlı ise de buna ilişkin davacı defterlerinde bir kayıt bulunmadığı gibi, TTK'nın 64/2. Maddesinde düzenlenen ilkeye uygun bir belge de sunulmadığından davalının ödemeye ilişkin kayıtlarına kayıtlarına itibar etme olanağı yoktur. Davacının ise ticari defterlerinde bulunan 3.660,23 TL tutarında ... ekran kartı yansıtma faturası ile 722,30 TL'lik kayda ilişkin davalı defterlerinde bir kayıt bulunmadığı gibi, faturanın düzenleme ve kayıt oluşturma sebebiyle ilgili TTK'nın 64/2. Maddesinde düzenlenen ilkeye uygun düzenleme sebebiyle ilgili bir belge de sunulmadığından davacının anılan fatura ve kaydına itibar etme olanağı yoktur. Davalının kayıtlarında bulunmayan davacının toplam 3.646.20 TL tutarlı 5 adet otomasyon aylık servis hizmeti otomasyon iletişim bedeli faturaları yönünden ise taraflar arasındaki çerçeve sözleşmesinin 7.9 maddesindeki düzenleme ile bu faturaların ödeneceği taahhüt edilmiş ve anılan faturalar dışındaki diğer aynı mahiyetteki faturaların da davalı defterine kaydedilmiş olması karşısında davalı bu 5 adet fatura tutarı 3.646,20 TL'yi ödemekle yükümlüdür. Taraf ticari defterlerinde gerekli düzeltme yapılarak davalının kayıtlarında görünen ve herhangi bir dayanak belgesi olmayan ödeme kayıtları ile davacının herhangi bir dayanak belgesi olmayan ... ekran kartı yansıtma faturası ile 722,30 TL'lik kaydı dışlanıp, ürün bedeli de davacının talebinde olduğu gibi 74.673,52 TL olarak nazara alındığında ve buna aylık servis hizmeti otomasyon iletişim bedeli faturaları ile davalının benimseyerek ticari defterlerine kaydettiği ekipman-tank sökümü faturaları eklendiğinde davacının 91.251,76 TL alacağı bulunmaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince bu miktar üzeriden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar davacı taraf, reddedilen 4.382,53 TL yönünden istinaf yoluna başvurulmuş ise de; miktar itibariyle hüküm tarihinde geçerli olan 5.880,00 TL istinaf sınırının altında kalan ret kararına karşı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davacının istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; davacının istinaf dilekçesinin HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346/1. Maddesi uyarınca REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf yoluna başvuru sırasında alınan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde davacıya iadesine 3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.558,35 TL harcın, alınması gerekli olan 6.233,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.675,05‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  03/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e5a38c0d3cbf1f29","SID":"909588aa8c510cdd"}}