{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/752 Esas <br>KARAR NO: 2025/316 Kara <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2022/278 Esas - 2023/712 Karar <br>TARİH: 18/10/2023 <br>DAVA: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)<br>KARAR TARİHİ: 27/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Banka ile dava dışı ... Dış Ticaret Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesini davalı ...’in müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, asıl borçluya ... ve ticari kredili mevduat hesabı kullandırıldığını, bu borçlar ödenemediğinden Büyükçekmece ... Noterliği’nin 02/04/2019 tarih ... yevmiye nolu kat ihtarnamesi gönderildiğini, buna rağmen borç ödenmediğinden İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyası ile Haciz Yoluyla İlamsız İcra Takibine başlandığını, davalının borca itiraz ettiğini, dava dışı asıl borçlu firma tarafından Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/945 E sayılı dosyasından Konkordato’nun tasdiki talebi ile dava açılmış olduğunu, mahkemece çekişmeli alacaklar için davalı firma yönünden alacaklı ... Bankası A.Ş. nin 182.022,82 TL olarak hesaba katılmasına karar verilmiş olduğunu, davalı firmadan davaya konu icra takibi tarihi itibariyle 417.199,30 TL alacağının bulunduğunu, banka alacağının redde uğrayan kısmı ile ilgili Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/905 E sayılı dosyasından çekişmeli alacak davası açıldığını, yargılamanın devam ettiğini, asıl borçlu şirketin konkordatosunun tasdik edilmesinin kefile takip yapılamayacağı iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, itirazın iptali ve takibin devamını, haksız itiraz nedeniyle davalıya alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, icra ve yargılama giderinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Sözleşmenin müvekkilinin el yazısı ile imzalanmadığını, bu belgeyi niçin imzaladığını bilmeden imzaladığını, davacı bankanın asıl borçlu olan şirketten alacaklarına faiz işletilmesini konkordato hükümlerine göre yapmak zorunda olduğunu, geçici mühlet tarihine kadar faiz işletilebileceğini, konkordato dosyasında buna göre yapılan hesaplamaların olduğunu, davalı bankanın Bakırköy 1. ATM’nin 2018/945 E. sayılı konkordato kararına istinaf nezdinde itiraz etmediğini, konkordato çekişmeli alacak davası açmış olduğunu, kefalet borcunun tali bir borç olduğunu, asıl borçlunun konkordato yargılaması sonucunda borcunu ödediğini, yargılama aşamasındaki konkordato davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, kefalet miktarının asıl borçtan fazla olamayacağını, müvekkilinin 360.317,20 TL borcunun olamayacağını, davanın reddini, %20 icra kötü niyet tazminatına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/10/2023 tarih ve 2022/278 Esas - 2023/712 Karar sayılı kararında; \" Her ne kadar davalı vekilinin asıl borçlunun açtığı konkordato davasının bekletici mesele yapılması gerektiği savunması varsa da işbu davada davalının kefil olduğu, asıl borçlunun konkordato talep etmesinin konkordato talep etmeyen davalı kefile sirayet etmeyeceği değerlendirilerek bu beyanlara itibar edilmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/1931E.-2023/4176 K. sayılı kararı) Davalının asıl borçlu şirket ortağı olması ve kefaletinin eş rızasına bağlı bulunmaması nedeniyle bu itirazının da kabulü mümkün değildir. Matbu sözleşme evrakının imzalandığı ve neyin imzalandığı bilinmeden kefalet sözleşmesinin imzalandığı savunmalarına ise geçerli bir yönü bulunmadığından itibar edilmemiştir. Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi'nin 10.5 maddesinde akdi faiz oranının iki katı tutarında temerrüt faizi işletileceği belirtilmiştir. Bu nedenle dava konusu cari hesap kredisi için taleple bağlı kalınarak yıllık %47,76 oranında temerrüt faizi kredili mevduat hesabı yönünden ise yıllık %21,12 oranında temerrüt faizi işletmek gerekmiştir. Hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve dosyadaki tüm diğer belge ve bilgilere dayanılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle davacı lehine yüzde 20 oranında icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''Davanın kabulü ile İstanbul ...İcra Dairesi’nin ... E sayılı dosyasında takibin aynen devamına, takip tarihinden itibaren cari kredi için 172.086,40 TL asıl alacak tutarına %47,76, kredili mevduat için 73.726,40 TL asıl alacak tutarına %21,12 ve değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasına, Cari kredi ve kredili mevduata ilişkin toplam asıl alacağın (172.086,40 +73.726,40) %20'si oranında davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin şahsi olarak davacı bankaya hiç bir borcu bulunmamakta olduğunu; asıl borçlunun, müvekkilin yetkilisi olduğu şirket olan ... Dış Tic.Ltd.Şti  olduğunu, müvekkilinin yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti'nin ise; Bakırköy 1.Asliye Tic. Mah. 20187 945 E.dosyası ile  konkordato'ya başvurduğunu ve projesi kabul edilmiş bir şirket olduğunu; müvekkilin yetkilisi olduğu şirket, davacı banka dahil diğer tüm alacaklılara konkordato projesi çerçevesinde ,nisapta kabul edilen ödemeleri aksatmadan yapmakta olduğunu, Müvekkilinin kefil olarak borcunun asıl borç ile sınırlı olup; şirketin konkordato dosyasında asıl borcunun 182.022-TL olduğunun Yargıtay incelemesi sonrası kesinleştiğini, müvekkilinin borçlu  şirketi adına ticari krediler kullandığında kendisi de şahsi kefili olarak sözleşmelere imza atmak zorunda kaldığını, kefillik feri bir borç olup; asıl borca bağlı olduğunu, dosyada asıl borçlu ... Ltd. Şti olup, davacı bankadan kredi kullananan şirket olduğunu; şahıs olarak müvekkilinin sadece kefil yapıldığını, takip konusu yapılan kefalet sözleşmelerinin, şekil şartları, limit işlemleri vb tüm yönlerden incelenmesi gerektiğini, kefalet sözleşmesinde belirlilik ilkesine uyulmadığını, bu sebeple dava konusu yapılan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, müvekkilinin, ... Ltd. Şti'nin ticari kredi kullanırken  600.000-TL miktara 5.10.2017  de kefil olduğunu, ancak bu belgeler banka tarafından hazırlanan  matbu evraklar olup, müvekkilinin nereye imza atılması istenirse oraya imza attığını ve hangi belgeyi niçin imzaladığını bilmeden imza attığını, dava konusu takibin tahsilde tekerür olmamak kaydı ile açılmadığını, davacı bankanın haksız yere ticari kredi borçlusu şirketten yapamadığı haksız ve faiş faiz vb alacaklarını bu yöntem ile müvekkilin den almaya ve ve çifte tahsilat yapmaya çalıştığını, davacının, müvekkilinin yetkilisi olduğu asıl borçlu olan şirketten ,alacaklarına faiz işletilmesini  konkordato hükümlerine göre  yapmak zorunda olduğunu, asıl borçlu şirketin geçici mühlet öncesi, davacı bankaya vadesi gelmiş veya  gecikmiş hiç bir borcu bulunmadığını, davacı bankanın, asıl borçlu olan şirket için  geçici mühlet tarihine kadar faiz işletileceğini bildiğini, konkordato dosyasında da faiz hesaplamalarının buna göre yapıldığını, davacı  bankanın, konkordato ilan eden şirketten yasal olarak alamadığı miktarları çifte tahsilat yaparak iş bu takip ile davalıdan ayrıca almaya çalıştığını, bunun yasal olmadığını, konkordato mahkemesinin, yapılan onlarca bilirkişi incelemesi sonucunda; müvekkilin yetkilisi olduğu şirketin davacı   banka ya olan toplam kredi borçlarının  182.022,82  TL olduğuna karar verdiğini; asıl borçlu şirketin mahkeme kararı doğrultusunda ödemelerini aksatmadan düzenli olarak davalıya yapmakta olduğunu, davalı bankanın ise, bu karara karşı itiraz etmediğini istinafa dahi gitmediğini, davalı bankanın ;daha sonradan Bakırköy  5.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2020/ 905  E.Dosyası ile 78.344,22-TL miktarlı  konkordato sonrası çekişmeli alacak davası açtığını, bu davasının da red edildiğini, bunun da bakiye asıl  alacaklarının aslında bu miktarda olduğunu göstermekte ise de ; bu davada şirketine kefil olan müvekkilinden 360.317,20-TL daha istenmekte olduğunu, Kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin de -genel işlem şartları yönünden  mahkemece değerlendirilmediğini, müvekkilinin burada ; şirketi için gks -kredi çekmesi gerektiği için; önceden tek taraflı hazırlanmış kredi  sözleşmesini  kefil olarak imzalamak zorunda kaldığını, müvekkili açısından kefilliğin yazılı şartları oluşamadığını, eşinden yazılı onay alınmadığı gibi; kendi el yazısı ile yazım ,borç miktarı ,borç tarihi gibi diğer tüm kefalet şartlarının müvekkil açısından incelenmesini ve değerlendirilmesini talep ettiklerini, genel kredi sözleşmelerinin metninde,bu münferit sözleşmelerin varlığını gösteren hükümler mevcut ise,genel kredi sözleşmeleri rotatif nitelikli sözleşmeler niteliği taşır olup,kredi hesapları tasfiye edilmiş olsa da,aynı limit dahilinde sürekli olarak kredi verilmesi ve dolayısıyla genel kredi sözleşmesinin varlığını sürdürmesinin mümkün olduğunu, bu noktada ,cari hesap sözleşmesinin hükümlerini incelenmesinde  yarar bulunmakta olduğunu, cari hesap sözleşmesinin TTK'nun 89.maddesinde, iki kişinin herhangibir hukuki sebeb veya ilişkiden doğan alacaklarını teker, teker veya ayrı, ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip,bunları kalem,kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme  olduğunu, bu sözleşmenin yazılı olarak yapılmadıkça geçerli olmayacağını; bu aşamada bir genel kredi sözleşmesinin rotatif bir kredi kullandırılmasına cevaz verdiğini ileri sürebilmek için, sözleşme metninde, cari hesap sözleşmesinin tüm unsurları ve şekil şartını ihtiva eden bir hükmün bulunması gerektiğini; sözleşmede, kredi hesabının cari hesap şeklinde işleyeceğini belirten bir hükmün bulunması, bu genel kredi sözleşmesinin,aynı zamanda bir cari hesap sözleşmesi olduğu sonucunu doğurmayacağını; sonuçta, bu şart yerine gelmemiş ise,genel kredi sözleşmesinin limit dahilinde bir kere kullandırılıp,tasfiye edilmesinden sonra sona erdiğinin kabulü gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak diğer sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine davacı banka aleyhine  % 20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi ve kefalet sözleşmesinden doğduğu iddia olunan alacağın tahsili amacıyla davalı kefil aleyhine  başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili Av. ... UYAP sistemi üzerinden gönderdiği 24/02/2025 tarihli e-imzalı dilekçesi ile; davalı müvekkili hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını taraflarından takibe itiraz edilmesi üzerine davacı tarafından İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/278 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, davanın 18/10/2023 tarihinde itirazın iptali talebinin kabulü ile sonuçlandığını,  davaya konu İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya borcunun müvekkili tarafından ödendiğini ve taraflarınca İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu  itirazdan vazgeçildiğini, dava konusuz kalmış olduğundan istinaf taleplerinden vazgeçtiklerini, dava konusuz kaldığından, istinaf talepleri  ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davacı vekili Av. ...'ın ... UYAP sistemi üzerinden gönderdiği 24/02/2025 tarihli e-imzalı dilekçesi ile; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibe borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında mahkemece verilen 18/10/2023 tarihli karara karşı davalı tarafından istinafa başvurulduğunu, dosyanın halen istinaf incelemesinde olduğunu, ancak davalı vekili tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı takibine yapılan itirazdan vazgeçildiğinin, ilk derece mahkemesine ve dairemize sunulan 24/02/2025 tarihli dilekçe ile beyan edildiğini, bu itibarla davanın konusuz kaldığına karar verilmesini talep zorunluluğu doğduğunu, davalıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını belirtmiştir. Dosyanın incelenmesinde istinaftan feragat eden davalı vekili Av. ...'ın  Büykçekmece ... Noterliği'nin 24/12/2021 tarih ve ... yevmiye nolu vekaletnamesinde \"davadan veya kanun yollarından feragat etmeye\" yetkili olduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 349/2. maddesine göre; istinaf başvurusu yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur. Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf talebinden feragat beyanı göz önüne alınarak istinaf başvurusunun HMK'nın 349/2. maddesi uyarınca feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 349/2. maddesi gereğince FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından  yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı var ise talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 27/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"10c9cf107d772838","SID":"ad1c84e202aa2083"}}