{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1765 <br>KARAR NO: 2025/233<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/05/2021<br>NUMARASI: 2018/852 Esas -  2021/336 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin işyerinin tadilatı için ... isimli bir şahısla anlaştığını, keşidecisi müvekkil ve lehtarı ... olan 6.500 TL bedelli senedi verdiğini, müvekkilinin vade tarihi geldiğinde lehtar...'ı arayarak hesap bilgilerini istediğini, lehtarın senedi  ... Ltd. Şti. isimli bir şirkete ciro ettiklerini bildirdiğini, ilgili şirket ile irtibata geçildiğini, ... şirketinin yetkililerinin şirket çalışanı ... isimli bir kişinin hesap bilgilerinin verildiğini ve borcun tamamı olan 6.500 TL'nin ... hesabına gönderildiğini, bedelinin ödenmesine rağmen senedin müvekkiline iade edilmediğini, senedin ... şirketi yetkilerince 3. Kişi olan ... isimli şahısa ciro edilerek dolaşıma sokulduğunu, son olarak senedin hamili olan ... tarafından icra takibine konu edildiğini, davalıların kötüniyetli olarak bedeli ödenen senedi dolaşıma sokmaları nedeniyle müvekkilinin zarara uğrattıklarını beyanla davanın kabulü ile borçlu olmadıklarının tespitini, davalıların %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu senedi alacağına karşılık olarak ...'dan ciro yoluyla aldığını, ... Bankası Bayrampaşa Şubesi'ne tahsil amacıyla verdiğini, senet bedelinin protestoya rağmen ödenmemesi üzerinde icra takibi başlatıldığını, davacının senet bedelini müvekkiline ödemediğini, bedeli ödediği cirantalara karşı menfi tespit davası açmasının normal olabileceğini ancak bu davaya müvekkilinin dahil edilmesinin uygun olmadığını, davacı ile cirantalar arasındaki ilişkinin müvekkilini ilgilendirmediğini, müvekkilinin alacağını ...'dan tahsilinin derdinde olduğunu beyanla davanın reddini ve davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Basit yargılama usulüne göre yürütülen eldeki davada, davacı vekili 29/09/2020 tarihli celsede duruşmaya iştirak etmemiş ve mazeret dilekçesi de göndermemiş olduğundan, davayı takip eden ... dışındaki davalılar .... Şirketi ile ... yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı, yenilenmesi akabinde bu defa 28/05/2021 tarihli celsede de  duruşmanın kapatıldığı saat itibarıyla davacı vekilince duruşmaya iştirak edilmediği gibi makul süre beklenilmesine rağmen mazeret de gönderilmediğinden HMK'nun 150. ve 320/4. maddeleri uyarınca davalılar  ...... Şirketi ile ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına dair karar vermek gerekmiştir. Davaya konu bononun keşidecisi olan davacının vade tarihi geldinde lehtarı arayarak ödeme yapmak üzere hesap bilgilerini istediği, lehtarın senedi davalı ... Şirketi'ne keşide ettiğini söylemesi üzerine bu şirketin numarasını alan davacının davalı ... Adıyaman’ın hesabına ödeme yapmasının söylenilmesi üzerine bu hesaba 28.03.2017 tarihinde havale yapmak suretiyle senet bedelini ödediğinden bahisle senedi icraya koyan davalı ... ile diğer davalılar aleyhine borçlu olmadığının tespiti talebiyle davacı yanın eldeki davayı açtığı görülmekle, davalı ... yönünden yapılan esastan incelemede; bu davalının tahsil cirosuyla bankaya temlik ettiği bono hakkında yasal süresi içinde 02.03.2017 tarihinde davacı keşideciye protesto çekildiği, davacı tarafın protestoya rağmen daha sonraki bir tarih olan 28.03.2017 tarihinde meşru hamil olmayan kişilere ödeme yaptığı, davacının bonoyu ibraz edeni meşru hamil olarak kabul edip ödemeyi ona yapması gerekirken eksik araştırma ile hamil olduğunu sandığı kişiye ödeme yapmasında TTK’nun 646/2. maddesi gereğince ağır kusurlu olduğu, davacının yaptığı bu ödeme nedeniyle borcundan kurtulamacağı, nitekim ticari defterlerin incelenmesi halinde dahi anılı yasa maddesi işlemeye devam edeceğinden davanın sonucunda bir değişiklik olmayacağından davacı vekiline davalı ... yönünden yemin delili hatırlatılmakla, yemine başvurulması üzerine davet edilen davalı asilin 21/01/2020 tarihli 5 nolu celsede duruşmaya gelerek \"08/09/2016 düzenleme, 30/02/2017 ödeme tarihli, keşidecisi ..., lehtarı ... olan, 6.500,00 TL bedelli, emre muharrer senedin bedelsiz olduğunu bilmeksizin takibe koyduğuma, senedin ... tarafından borcun ödenmemesi nedeniyle tarafımca takibe konulduğuna, senedin bedelinin keşideci tarafından ödendiğini bilmediğime, kesinlikle diğer davalılar ile birlikte hareket ederek bedeli ödenmiş olan senedin tahsili için takibe girişmediğime dair namusum şerefim ve kutsal saydığım tüm değerler üzerine yemin ederim\" şeklinde yemin ettiği, davacının gerekli araştırmayı yapmayarak tarafına çekilen protestoya rağmen senet bedelini davalı ... dışındaki kişiye ödemesinde ağır kusurlu olduğu ve kambiyo hukuku kuralları gereği davalının senet bedelini talep etmede haklı olduğu anlaşılmakla, davalı ... yönünden açılan davanın esastan reddine, dosya kapsamında davalı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden davalı yanın tazminat talebinin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılar ... (adıyaman) ve ... yönünden; 28/05/2021 tarihli duruşma için e-duruşma talebinde bulunulduğunu duruşma günü uyap üzerinden e-duruşmaya teknik aksaklıklardan dolayı e-duruşmaya katılamadıklarını, teknik aksaklığın devam etmesi üzerine hak kaybına uğramamak için \"e-duruşma yoluyla duruşmaya katılma girişimlerimiz de teknik bir arıza nedeniyle gerçekleşememiştir.\" şeklinde açıklama mazeret dilekçesi gönderildiğini, bir dakika önce mazeret sunulmadığı belirtilerek hüküm kurulması davanın esastan incelenmek istenmediği izlenimi oluşturduğunu, mazeret dilekçesi sunulduğundan duruşmanın ertelenmesi gerektiğini, davanın açılmamış sayılmasına dair karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, her iki davalının henüz mahkeme huzurunda dinlenmediğini, Davalı ...  yönünden; Davada yeterli araştırma yapılmadan tahkikat aşamasına geçilmesiyle birlikte davalı tarafa yemin teklif edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 26/03/2019 tarihinde gerçekleştirilen duruşmada ön inceleme yapılarak bir sonraki celsede tahkikat aşamasına geçilmesine karar verildiğini, dolayısıyla, henüz talep edilen delillerin hiçbirinin henüz toplanmadığını, deliler toplanmadan yemin delili hususunda ihtarat yapılmasının usule aykırı olduğunu, dava dilekçesinde iddia olunan hususlar hakkında, dilekçenin deliller kısmında belirtilen delillerin toplanması, tarafların ticari defterlerinin celp edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması, gerekmesi halinde tarafların isticvap edilmesinden sonra şartları taşıyorsa yemin delili hususunda ihtarat yapılmasının yasal zorunluluk arz ettiğini, bu delillerin hiçbirinin toplanmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu bonoda ibraz şartı gerçekleşmediğini, usulüne uygun ibraz edilmeyen bonoya ilişkin protesto çekildiğinden  yapılan işlemler usul ve yasalara aykırı olduğunu, ayrıca dava konusu olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik Ve Dolandırıcılık Bürosunun yürüttüğü 2019/216184 CBS soruşturma dosyasının akıbetinin araştırılması ve sonucunun beklenmesi gerektiğini, dava konusu olayın yemine konu olamayacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, kambiyo senedi(bono) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalıların bonoyu davacının zararına kötüniyetli olarak iktisap edip etmedikleri ve bir kısım davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına dair kararın usulüne uygun olup olmadığı noktasındadır. Davacı ... tarafından, 08/09/2016 tarihinde ... lehine 30/02/2017 vade tarihli ve 6.500,00 TL bedelli bono keşide edilmiş ve sırasıyla lehtar, ...,...-..., ..., ... ve ... tarafından cirolanmış ve ... Bankası tarafından Denizli ... Noterliğinin 02/03/2017 tarih ve ... YN'lu ödememe protestosu keşide edilmiştir. Davalı takip alacaklısı ... tarafından, davacı takip borçlusu ve diğer sorumlular hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında, \"6.500,00 TL bedelli bono\" sebebine dayalı olarak 6.500,00 TL asıl alacağın 924,13 TL işlemiş faiz ve 126,65 TL protesto gideriyle birlikte tahsili istemiyle 27/07/2018 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca bono bedelinin ...'a ödenmiş olması nedeniyle takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 646/1. Maddesine göre, kıymetli evrakın borçlusu, ancak senedin teslimi karşılığında ödeme ile yükümlüdür. Anılan maddenin 2. Fıkrasına göre ise, hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu, vade geldiğinde, senedin niteliğine göre alacaklı olduğu anlaşılan kişiye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur. TTK'nın 778/1-c maddesinin atfı ile bono hakkında da uygulama yeri bulunan TTK'nın 708/1. maddesi, belirli bir günde veya düzenlenme gününden ya da görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek bir poliçenin hamili, poliçeyi ödeme gününde veya onu izleyen iki iş günü içinde ödenmek üzere ibraz etmelidir, şeklindedir. Yine TTK'nın 778/1-c maddesinin atfı ile bono hakkında da uygulama yeri bulunan TTK'nın 710/3. Maddesine göre, hile veya ağır bir kusuru bulunmadıkça poliçeyi vadesinde ödeyen kişi borcundan kurtulur. Ödeyen kişi, cirolar arasında düzenli bir teselsülün bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü ise de cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir. Buna göre, senet borçlusu senette şeklen düzgün ciro silsilesi bulunup bulunmadığını incelemek ve hamilin yetkili hamil olup olmadığını araştırmakla yükümlüdür. Senet borçlusu edasını, hakkı olmadan talepte bulunan şahsa yaptığı takdirde borcundan kurtulamaz ve “kötü ödeyen iki kere öder” karinesine göre ikinci kere ödeme tehlikesi ile karşı karşıya kalır. Davacı tarafça sunulan banka dekontuna göre, 28/03/2017 tarihinde 6.500,00 TL senet bedeli açıklaması ile ... hesabına ödenmiştir. Ancak, ... Bankası tarafından çekilen protesto tarihi nazara alındığında söz konusu ödeme tarihinde takibe konu bononun ... inde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu halde, davacı senedi görmeden ve ödemeyi yaptığı kişinin şeklen düzgün ciro silsilesi ile hamil olup olmadığını incelemeden ödemede bulunduğuna göre, söz konusu ödemede ağır kusuru bulunduğundan, bu ödeme senetten doğan borcu sona erdirir nitelikte değildir. Dolayısıyla, davacının senet nedeniyle takip alacaklısı davalıya karşı sorumluluğu devam etmektedir. Kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması nedeniyle davalının bonoyu edinme sebebini ispatlaması gerekli olmayıp ticari defter incelemesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Davacının beklenmesini talep ettiği savcılık dosyasında ise takip alacaklısı davalının şüpheli sıfatı bulunmadığından bu dosyanın bekletici mesele yapılmasına gerek yoktur. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalılar ...  ve ... yönünden ise, dava dosyası taraflarınca takip edilmediğinden dolayı ilk olarak 29/09/2020 tarihinde işlemden kaldırılmıştır. Bu dava 01/12/2020 tarihinde yenilenmiş ve sonrasında 28/05/2021 tarihli duruşmada davacı vekilinin 10:51 itibariyle mazeret dilekçesi bulunmadığı belirtilerek ikinci kez takipsiz bırakılan davanın davalılar ... ve ... yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından 10:52'de mazeret dilekçesi gönderilmiştir. Ancak, davanın açılmamış sayılmasına karar verilen duruşmanın, duruşma saati 10:30 olup, duruşma saati itibariyle davacının mazeret dilekçesi bulunmadığından, davacı vekilinin 10:52'de gönderdiği mazeret dilekçesi eski hale getirme için yeterli değildir. Bu nedenle, davanın davalılar ... ve ... yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.03/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa4bad3162cf7c6d","SID":"300ad7a3975aa9f3"}}