{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1361 Esas<br>KARAR NO: 2025/363 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI: 2020/253 Esas- 2024/291 Karar<br>TARİH: 03/07/2024<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında 31.08.2018 yürürlük tarihli Taşıma Sözleşmesi bulunduğunu, davacı taşıyanın  sözleşme konusu taşıma işlemini yükleme tarihinden itibaren yedi gün içerisinde tamamlamayı taahhüt ettiğini, taşıyanın geminin sevk ve idaresini gereği gibi yapmaması ve teknik hususlardaki taahhütlerini yerine getirememesi nedeni ile taşımayı sözleşmede öngörülen sürede yerine getirmediğini, bu nedenle hem sözleşme ile yüklenilen yükümlülüğü ihlal ettiği hem de müvekkili şirketin zarara uğramasına neden olduğunu, 23.09.2018 tarihinde vinçlerin Asyaport Limanından yüklenerek hareket ettiğini, 23/09/2019 sabah 07:00 sularında Marmara seperasyona girmeye çok az bir mesafe kala aracın geri döndüğünü, konvoyun davacı şirket yetkilisi tarafından 20.09.2018 tarihli e-mailde paylaşılan ... port liman çıkışı seyir planına göre beklenen ve planlanan seyir hızı 5-5,5 knot /mil iken çeki üstündeki seyir hızı 1,6-1,8 knot’a kadar düştüğünün müvekkili şirketçe gözlemlendiğini, konvoy hareketlerine ilişkin alınan ekran görüntüleri ve davacı şirket ortaklarından ..., ... ve davacı şirket personeli Gemi İnş. ve Mk. Müh. ... ve ... ilgililerince oluşturulan ... Operasyonu adlı whatsapp grubu üzerinden yapılan yazışmalar ile davacı taşıyan sevk ve idaresinde yapılan Tekirdag – Çanakkale seferinde bazı problemler olduğunun ifade edildiğini,  müvekkili şirketçe taraflararasındaki sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, tüm bildirimlerin yapıldığını ve gerekli izinlerin alındığını, müvekkilinin geminin boğazdan geçişi sırasında herhangi bir sevk veya idare sorumluluğunun bulunmadığını, sorumluluğun tamamen taşıyana ait olduğunu, gecikmenin davalının teknik yetersizlik, geminin yüke, sefere ve yüke elverişli olmamasından kaynaklı yaşandığını, 24.09.2019 tarihinde ... etabı için üzerinde vinç taşıyan Havuz II yüzer havuzu yedekleyen ... römorkörü Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne ait Kurtarma 6 refakatinde bir müddet yol aldıktan sonra ...nin kendi imkanlarıyla akıntıyla beraber max 3.7  civarı seyir hızına ulaşabildiğinin tespit edildiğini, emniyet açısından ve davalının kaptanının da isteği ile ...ye kendi halatıyla baştan cer yapması sonrası halatın kastanyoladan sıyrıldığını ve izleyen manevra sürecinde çekiyi yapan ... ırgatı (tamburu) boşaldığını, KEGM Gemi Trafik Hizmetleri’nin mevcut durumu değerlendirerek konvoyun boğaz seyri iptal edildiğini ve boğaz dışına emniyetli demir bölgesine alındığını, ilgili otoriteden gerekli izinlerin alınarak konvoyun ... / Tekirdağ Limanına geri dönüşüne karar verildiğini, davalı taşıyanın geminin sevk ve idaresinden sefere, yüke ve denize elverişli olmasından ve taşıyan olarak basiretli bir tacir gibi davranarak hareket etmek ve yüke zarar gelmesini önleyici sevk ve idari tedbirler almakla yükümlü olduğunu,  ilk çekinin başarısız olmasının sebeplerinden birinin ... römorkörünün yeterli hızı sağlayamadığı için ... kaptanının talebi müteakibinde KEGM Trafik hizmetleri tarafından angaje edilen Kurtarma 6  römorkörünün ... römorkörünü baştan çekmesi ve gulf 2 römorkörü ekipmanlarının  “tasarım yükünün çok daha üzerinde bir yüke maruz kalmasına” sebebiyet vermesi ve kastonyolanın kaçırmasına  (çeki halatının kaçırılması) ve  tamburun boşalmasına nedeni ile olduğunu,  geminin sorumlu ... römorkör kaptanının; tüm seyir ve çeki hesaplarının  34,33 çeki kuvveti ve seyir hızı 5 knota oturtulduğu bir seyirde, baştan cer talep etmemesi ve Çanakkale Boğazı trafik ayrım düzeni –akıntı ve kritik bölge geçiş emniyet şartlarını düşünerek kıçtan iterek yedekleme talep etmesi gerektiğini, ... dönüşü sonrası ... römorkor kaptan değişikliğine gidildiğini, 03.10.2018 güney yönlü ve 11.10.2018 tarihli kuzey yönlü Çanakkale planlı geçişte yetkililerce 24.09.2018 tarihli olayın gerekçe gösterilerek  45 ton yerine 90 ton romorkor nezaretinin zorunlu tutulduğunu, bu sebeple müvekkili şirketçe 03.10.2018 tarihli refakat karşılığı  $ 11400 (9 saat 30 dak) ve 11.10.2018 tarihli kullanılan refakat karşılığı $ 13500 ödenmek zorunda kalındığını, taşıma sözleşmesi gereği davalının kusurlu olduğu nedenlerden ötürü sözleşmenin 3.11.maddesine uygun olarak yedi gün içerisinde tamamlanamamış olmasından dolayı cezai şartın şartlarının oluştuğunu, müvekkil şirketin davalıdan alacaklı olduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile davalıya karşı icra takibinin başlatıldığını, icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, davalı mahkemenin 2019/212 esas sayılı dosyası ile müvekkili şirkete dava ikame ederek taşıyan olarak  kendi kusuru nedeni ile sebep olduğu gecikmeden ötürü \"demuraj\" olduğunu iddia ettiği bir ücret talep ettiğini belirterek haksız ikame edilen 2019/212  esas sayılı davanın reddi ile işbu davanın kabulüne, İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... esas nolu dosyaya yapılan itirazın iptali ile her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  sözleşmenin taraflarınca yetkilendirilen ... firmasından alınan rapora göre römorkör'ün 34,33 çeki kuvvetinde olduğu ve 5 knot hız yapabildiğinin tespit edildiğini, müvekkilinin tüm seyir planını buna göre hesap ettiğini, ... şirketinden onay alarak ve diğer tüm hazırlığını yaparak yola çıktığını, ancak Çanakkale Boğazı geçişi etabında römorkörün kendisinden beklenilen hızda yol yapamadığından boğaz otoritesi KEGM, talep olmaksızın cer vermek istediğini, bunun neticesinde halat kopma hadisesinin vuku bulduğunu, baştan sona bütün operasyonun her aşamasında tarafların iletişim halinde bulunduklarını, davacının bilgisi veya onayı olmadan yapılan herhangi bir işlemin sözkonusu olmadığını, akabinde konvoyun Tekirdağ'a geri döndüğünü, römorkörün çeki ırgat tamirinin yapıldığını, tamir işlemlerinin akabinde konvoyun yeniden yola çıkmaya hazır hale geldikten sonra 26.09.2018 - 02.10.2018 tarihleri arasında hava muhalefetinin (... Kasırgası) yaşandığını, hava muhalefetinin  mücbir sebep olduğunu, sözleşmeye göre müvekkilinin ödeme tarihinden itibaren 13 gün içinde yükümlendiği platform inşaatını tamamladığını, taşıma işleminin icrası esnasında plan dışı iki hadisenin cereyan ettiğini, bunların boğaz otoritesi KEGM'in cer hizmeti vermesi sonucu halat kopması ve tamir süreci ile ... olduğunu, davacının 2019/212 esas sayılı davadaki sorumluluğunun iş teslim edildikten sonra yapması gereken ödemeyi yapmamasından kaynaklandığını, müvekkilinin taşıma operasyonunu icra etmek için ... A.Ş.'den ... isimli römorkörü tedarik ettiğini, alanında uzman ... firmasından aracın tüm kontrollerini yaptırdığını, aracın kapasitesini, çeki gücünü, mutat süratini tespit ettirdiğini ve buna göre seyir planını hazırladığını, sözleşmeye göre davacının süresine dahil olan kısımda (boğaz geçişi sırasında) ortaya çıkan hadiseler bakımından müvekkilinin hiçbir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, ... Römorkörünün yedeğindeki ... isimli müvekkiline ait havuzun Liman Başkanlığı’nın “Yedekli Çeki Raporu“na uygun şekilde Tuzla’dan–Tekirdağ’a sonra Tekirdağ’dan İzmir’e gitmek üzere Liman Başkanlığı'nın uygun izni ile yola çıktığını, ... + ... konvoyuna Çanakkale boğazı girişinde kurallara uygun şekilde Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün Kurtarma–6 isimli Römorkörünün refakat olarak eşlik ettiğini, ... hiçbir surette cer talebinde bulunmadığını, KEGM mevcut hız yeterli olmasına rağmen cer vermekte ısrarcı olduğunu ve vuku bulan hadisenin hatada ısrardan kaynaklandığını, tüm seyir sürecinin müvekkili ile beraber davacının deniz ekibi tarafından gözetim altında tutulduğunu, sözleşme gereği Çanakkale Boğaz geçiş sürecinin açıkça davacının sorumluluğuna verildiğini, ...’nin ırgatının emniyet valfinin çalışması ve halatı bırakmasının daha büyük hasarların oluşmasını önlediğini, 24.09.2018 günü saat 08.00 civarında KEGM ‘nin konvoyu kurtarma yardımına sokacağını bildiren yazıyı gönderdiğini, olay sebebinin öğrenilmesinden sonra KEGM kurtarma yardım talebinden vazgeçerek konvoyu Tekirdağ Limanına götürdüğünü, davacının sorumluluğu ve süresi içerisinde cereyan eden beklenmedik hava muhalefeti sürecinin başladığını, kasırganın sona ermesinin akabinde uygun hava koşullarında konvoyun Tekirdağ–İzmir ve İzmir–Tuzla seferini mevcut sistemle tamamladığını, taraflararasındaki sözleşmede her iki taraf için kısıtlayıcı süreler ve serbest zamanların belirlendiğini, bir tarafın yükümlülüğünü yerine getirmesinin akabinde diğer tarafla ilgili yükümlülük ve sürenin başlayacağı bir takvim belirlendiğini, alacak iddiasının icra takibi ve açılan itirazın iptali davası nedeniyle davacının % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini belirterek haksız davanın reddine, kötüniyetle takip yapan davacının tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/07/2024 tarih 2020/253 Esas- 2024/291 Karar sayılı kararında; \"Dava; taşıma sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olup, davacı vekil, müvekkili şirket ile davalı arasında 31.08.2018 yürürlük tarihli Taşıma Sözleşmesi yapıldığını, davacı taşıyanın  sözleşme konusu taşıma işlemini yükleme tarihinden itibaren yedi gün içerisinde tamamlamayı taahhüt ettiği halde, geminin sevk ve idaresini gereği gibi yapmaması ve teknik hususlardaki taahhütlerini yerine getirememesi nedeni ile taşımayı sözleşmede öngörülen sürede yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşmenin 3.11.maddesine göre cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili ise, davacının süresine dahil olan boğaz geçişi sırasında ortaya çıkan hadiseler bakımından müvekkilinin hiçbir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, 26.09.2018 - 02.10.2018 tarihleri arasında hava muhalefetinin (...) yaşandığını,taşımadaki gecikmenin mücbir sebep niteliğindeki  hava muhalefetinden kaynaklanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. ... Ticaret AŞ tarafından, ... Acenteliği A.Ş. aleyhine mahkememizin 2029/212 Esas sayılı dosyasında açılan davada, 31.08.2018 tarihli kira sözleşmesi kapsamında yapılan taşımadan kaynaklanan kira bedelinin geç ödendiği iddiası edilerek, sözkonusu gecikmeden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsiline ilişkin icra takibine itirazın iptali talep edilmiştir. Söz konusu dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda,\" taraflararasında davalıya ait 2 adet vincin römorkör yedeğinde yüzer havuz üzerinde Tekirdağ Asya Port Limanından İzmir Limanına taşınması konusunda 31.08.2018 tarihli taşıma sözleşmesi aktedildiği, sözleşmede taşıma süresi 7 gün olarak belirlenip 160.000- USD olan sözleşme bedelinin %20 sinin sözleşme imzalandığında, % 10 ununun Tekirdağ'a varışta, % 20 sinin vinçler yüzer havuza yüklendiğinde, kalan % 50 sinini de tahliyeyi takip eden ilk iş gününde ödeneceği, aksi halde bu süreyi geçen her saat için demuraj ücreti tahakkuk ettirileceğinin taraflarca kabul ve tahattüt edildiği, sözleşmede ifade edilen demuraj ücretinin esasında \"cezai şart\"  niteliğinde olup, BK'nun 179/2.maddesinde düzenenen ifaya bağlı cezai şart olarak kabulu gerektiği, davacı tarafından sözleşmenin bu hükmüne dayanılarak davalıdan cezai şart talebinde bulunulduğu, icra dosyasında tahsili istenen cezai şart alacağının tahliyeden sonraki ödemenin geç yapıldığı iddiasına dayandırıldığı,  vinçlerin taşınması sırasında Çanakkale Boğazı geçilirken yaşanan olumsuzluklardan dolayı Tekirdağ Limanına geri dönüldüğü buradan tekrar hareket için hazır hale gelindikten sonra da ortaya çıkan hava muhalefetinden dolayı yaklaşık bir gün beklemek zorunda kalındığı, nihayetinde taşımanın 05.10.2018 tarihinde tamamlanarak vinçlerin yüzer havuzdan bu tarihte tahliye edildiği, bilirkişi raporuna göre mücbir sebep niteliğindeki hava muhalefetinden kaynaklanan beklemeler ile Çanakkale Boğazı geçişi sırasındaki beklemelerin sözleşmenin 5.3. Maddesine göre taşıma süresinden düşüldüğünde taşımanın taahhüd edilen süreden önce tamamlanmış olduğu, bu durumda davalının sözleşme bedelinin %50'sini ödeme borcunun da 05.10.2018 tarihinde doğduğu, buna karşın davalının tahliyeden sonra 5 gün bekleyerek 11.10.2018 tarihinde davacıya gönderdiği e-posta yazısı ile 80.000 USD bakiye bedelden yolculuk sırasında yapılan masrafların mahsup ederek 35.964,50 USD ödeme yapmayı teklif ettiği, davalının da buna cevap olarak bakiye alacak için 60.882,40 USD ödenmesi, olası demurajlarında ayrıca hesaplanacağını davalıya bildirdiği, davalının teklif edilen bedeli kararlaştırılan sürede 379,20 USD fazlasıyla 61.201,60 USD olarak ödediği, bu durumda  davalının davalının son taksit borcunu ödemede gecikmiş olduğu belirli olup taşıma sırasında yaşanan olumsuzluklardan dolayı ilave masraflar sözkonusu olsa da sözleşmeye göre ödemede gecikme halinde cezai şart ödeyeceğinin bilincinde olan davalının basiretli bir tacir gibi hareket ederek tahliyeden sonra borcun miktarını kesinleştirme konusunda harekete geçmemekle ya da kısmi de olsa ödeme yapmamakla kusurlu olduğu kanaatine varıldığından davalının ödemeden gecikilen süre yönünden cezai şart sorumluluğunun doğduğu\"  kabul edilerek davanın Kısmen kabulüne karar verilmiş olup iş bu karar Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairenin incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Davacının talebi taşıma süresindeki gecikmeden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsiline ilişkindir. Taraflar arasında aynı sözleşme ilişkisi nedeniyle mahkememizin 2019/212 Esas sayılı dosyasında görülüp sonuçlanan davada, mücbir sebep niteliğindeki hava muhalefetinden kaynaklanan beklemeler ile Çanakkale Boğazı geçişi sırasındaki beklemeler, sözleşmenin 5.3. Maddesine göre taşıma süresinden düşüldüğünde taşımanın taahhüd edilen süreden önce tamamlanmış olduğu kabul edilerek hüküm tesis edilmiş olduğundan, taraflar bakımından kesin hüküm teşkil eden söz konusu karar doğrultusunda eldeki davanın reddine karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile, '' 1-Davanın REDDİNE, 2-Koşulları oluşmadığından davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın açılmasıyla birlikte bekletici mesele yapılan ve gerekçeli karara dayanak olan 2019/212 E. Sayılı dosyanın konusunun; davalı tarafın davacı olarak müvekkil şirketin geç ödeme  yaptığı iddiası ile sözleşmeye dayalı cezai şart talep ettiği dava olduğunu, huzurdaki davanın konusunun ise; davalı tarafın taahhüt ettiği sürede taşımayı gerçekleştirememesi sebebiyle sözleşmeye dayalı cezai şart talep ettikleri dava olduğunu, her iki davanın da aynı taşımaya ilişkin olsa bile konularının tamamen farklı olduğunu, bu nedenle yargılama süresince bekletici mesele yapılmasının hukuken uygun olmadığı gibi 2019/212 E. Sayılı dosyanın müvekkil aleyhine kesinleşmesi sebebiyle işbu davanın da müvekkil aleyhine reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira bir davanın konusunun geç teslim iken diğer davanın konusunun geç ödeme olduğunu, 2019/212 E. Sayılı dosyasında \"dava konusu olmadığı için\" gereği gibi geç teslim olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılmadığını, itirazların dikkate alınmadığını, huzurdaki davada ise sadece 2019/212 E. Sayılı dosyanın beklendiği, yargılama yapılmadığı için yine beyan ve itirazlarının sonuçsuz kaldığını, diğer bir deyişle açıkça iddia ve savunma hakkının ihlal edildiğini, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında dayandığı bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, geç teslime ilişkin hukuki ve teknik bir inceleme yapılmadığını, itirazlarının değerlendirilmediğini, bu nedenle kararın bozulması gerektiğini, Müvekkil şirket ile davalı arasında 31.08.2018 yürürlük tarihli Taşıma Sözleşmesi bulunduğunu, dava konusu taşıma sözleşmesinin 3.11. Maddesi ile ile Davacı Taşıyanın sözleşme konusu taşıma işlemini yükleme tarihinden itibaren 7 gün içerisinde tamamlamayı taahhüt ettiğini, bahse konu 3.11 Maddenin \"üçel sözleşme konusu taşıma işlemini yükleme tarihinden itibaren 7 gün içerisinde tamamlamakla yükümlüdür. üçel, işbu taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda geciken her gün için 15.360,00 usd tutarında cezai şart ödeeyi kabul, beyan ve taahhüt eder.\" şeklinde olduğunu, Ancak davacı taşıyanın geminin sevk ve idaresini gereği gibi yapmaması ve teknik hususlardaki taahhütlerini yerine getirememesi nedeni ile taşımayı sözleşmede öngörülen sürede yerine getirmediğini, hem sözleşme ile yüklenmiş olduğu yükümlülüğünü ihlal ettiğini hem de müvekkil şirketin zarara uğramasına neden olduğunu, İlk olarak taraflar arasındaki sözleşmenin 3.5. maddesi gereği davalının sözleşmenin imza tarihinden itibaren 15 gün içerisinde bitirmekle yükümlü olduğu platform ve sephaların imalatını sözleşme tarihi olan 31/08/2019 tarihinden itibaren 15 gün içinde tamamlayamadığını, buna rağmen müvekkil şirketçe iyi niyetli yaklaşımın korunarak davalıya bu konuda esneklik tanındığını, 23.09.2018 tarihinde vinçlerin Asyaport Limanından yüklenerek hareket ettiğini, 23/09/2019 sabah 07:00 sularında MARMARA seperasyona girmeye çok az bir mesafe kala aracın geri döndüğünü, konvoyun Davalı şirket yetkilisi tarafından 20.09.2018 tarihli e-mailde paylaşılan Asyaport liman çıkışı seyir planına göre beklenen ve planlanan seyir hızı 5-5,5 knot /mil iken çeki üstündeki seyir hızı 1,6-1,8 knot’a kadar düştüğünü, Konvoy hareketlerine ilişkin alınan ekran görüntüleri ve davalı şirket ortaklarından ..., ... ve davalı şirket personeli Gemi İnş. ve Mk. Müh. ... ve ... ilgililerince oluşturulan ... Operasyonu adlı whatsapp grubu üzerinden yapılan yazışmalar ile davalı Taşıyan sevk ve idaresinde yapılan Tekirdağ - Çanakkale seferinde bazı problemler olduğunun ifade edildiğini, Müvekkil şirketçe taraflar arasındaki sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, müvekkil şirketin Çanakkale Boğazına girmeden Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Tüzüğü gereğince talimatlandırılan yedekli geçişler konusunda gerekli olan tüm bildirimleri yaptığını ve gerekli izinlerin alındığını, müvekkil şirketin gerekli izinleri aldığını, geminin ve yükün boğazdan güvenle geçisini sağlamak ve geminin sevk ve idaresinin Davalı Taşıyan sorumluluğunda olduğunu, müvekkil şirketin geminin boğazdan geçisi sırasında herhangi bir sevk veya idare sorumluluğu bulunmadığını, bu sorumluluğun tamamen taşıyana ait olduğunu, Türk Ticaret Kanunu 1109. maddesi \"Donatan, kaptanın onun adına hareket ettiğini bildirerek veya bildirmeyerek, gemiyi sevk ve idare eden kişi sıfatıyla kanuni yetkileri dâhilinde yaptığı hukuki işlemlerden dolayı üçüncü kişilere karşı hak iktisap eder ve borç altına girer.\" hükmüne amir olduğunu, geminin boğazdan geçişi sırasındaki sevk ve idaresinden davacının sorumlu olduğunun izahtan vareste olduğunu, Davalı taşıyan olarak ayrıca TTK 1141. hükümleri gereğince her türlü navlun sözleşmesinde  geminin denize, yola ve yüke elverişli bir hâlde bulunmasını sağlamakla yükümlü olduğunu, Dava konusu olayda ise, Davalının hızını 5.5 knot olarak beyan etmiş olmasına ve varış süresi de buna göre ayarlanmasına rağmen 1.8 kknot hızı geçemeyerek 23/09/2018 tarihli 10:30 Çanakkale Boğaz Planlı geçişi kaçırdığını ve  boğaz varışını 23/09/2018 17:00 olarak güncellediğini, daha sonra ise Güncel varış planına göre, Çanakkale Boğaz Gemi Trafik Hizmetleri boğaz geçişini  24/09/2018 saat 07:00 olarak planladığını, İşbu gecikmenin davalının teknik yetersizlik, geminin yüke, sefere ve yüke elverişli olmamasından kaynaklı yaşandığını, Akabinde de, 24.09.2019 tarihinde ... etabı için üzerinde vinç taşıyan ... yüzer havuzu yedekleyen ... römorkörü  Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne ait ... refakatinde bir müddet yol aldıktan sonra ... nin kendi imkanlarıyla akıntıyla beraber max 3.7  civarı seyir hızına ulaşabildiğinin tespit edildiğini, emniyet açısından ve davalının kaptanının da isteği ile ... ... ye kendi halatıyla baştan cer yapması sonrası, olay raporlarında da belirtildiği üzere, halatın kastanyoladan sıyrılmış ve izleyen manevra sürecinde çekiyi yapan ... ırgatı (tamburu) boşaldığını, İşbu olay üzerine ... gemi trafik hizmetlerinin mevcut durumu değerlendirdiğini ve konvoyun boğaz seyri iptal edilerek boğaz dışına emniyetli demir bölgesine alındığını, bunun üzerine ilgili otoriteden gerekli izinler alınarak konvoyun ... / Tekirdağ Limanına geri dönüşüne karar verildiğini, işbu olaylara ilişkin rapor ve belgelerin dosyada mübrez olduğunu ancak  bu dosyada ve gerekçeli karara dayanak yapılan dosyada  bu hususlara ilişkin bir teknik inceleme yapılmadığını, Yukarıda anılı kanun maddeleri uyarınca da davalı taşıyan olarak geminin sevk ve idaresinden sefere, yüke ve denize elverişli olmasından ve taşıyan olarak basiretli bir tacir gibi davranarak hareket etmek ve yüke zarar gelmesini önleyici sevk ve idari tedbirler almakla yükümlü olduğunu, ancak yargılama sırasında bu durumun da değerlendirilmediğini, Bu minvalde ilk çekinin başarısız olmasının sebeplerinden birinin ... römorkörü yeterli hızı sağlayamadığı için ... kaptanının talebi müteakibinde ... Trafik hizmetleri tarafından angaje edilen ... römorkörünün ... römorkörünü baştan çekmesi ve ... römorkörü ekipmanlarının  “ tasarım yükünün çok daha üzerinde bir yüke maruz kalmasına”  sebebiyet vermesi ve kastonyolanın kaçırmasına  (çeki halatının kaçırılması ) ve  tamburun boşalmasına neden olması olduğunu, Teknik olarak açıklanmaya çalışıldığı üzere hadisenin geminin sorumlu ... römorkör kaptanının; tüm seyir ve çeki hesaplarının  34,33 çeki kuvveti ve seyir hızı 5 knota oturtulduğu bir seyirde , baştan cer talep etmemesi ve Çanakkale Boğazı trafik ayrım düzeni –akıntı ve kritik bölge geçiş emniyet şartlarını düşünerek -zaruriyet hissetmesi halinde- kıçtan iterek yedekleme talep etmesi gerekirken yükarıda açıklandığı gibi hareket etmiş olması nedeni ile gerçekleştiğini, Sonuç itibariyle, Davalının donatanı olduğu ... gemi kaptanı çeki hesapları ve streslerinin gereği olan bilgi ve tecrübeyi göstermeyip gerekli sevk ve idare sorumluluğunu yerine getirmeyerek, yukarıda bahsi geçen olayların yaşanmasına ve de geminin ... Port Limanı dönüşünde ... Kasırgasına (...) yakalanmasına sebep olduğunu ve sözleşmenin 3.11 maddesi gereği olarak 7 gün içinde teslim şartının yerine getirilmemesine neden olduğunu, Davalının da gecikme hadisesinin kendi kaptanı ve dolayısı ile kendi kusurundan kaynaklandığını bildiğini, olay sonrası ... dönüşü sonrası ... römorkor kaptan değişikliğine gidildiğini, Davalının yukarıda açıklanan geminin sefere yüke ve denize elverişli bulundurulmaması ve yukarıda belirtilen eksik /hatalı sevk nedeniyle müvekkil şirket tarafından  katlanılmak durumunda kalınan maliyetler oluştuğunu, Yani dava konusu taşımada gecikmenin, davalının iddia ettiği gibi hava muhalefeti nedeni ile yaşanmadığını, davalının teknik yetersizlikleri  nedeni ile boğaz geçişini kaçırması, sonrasında yeni planlanan  geçişte de davalının donatanı olduğu ... gemi kaptanının çeki hesapları ve streslerinin gereği olan bilgi ve tecrübeyi göstermeyip gerekli sevk ve idare sorumluluğunu yerine getirmeyerek, halat koparması ve cer yapması nedenleri ile gecikmeler yaşandığı için hava muhalefetine denk gelindiğini, dayanak gösterilen davanın konusu geç teslime ilişkin olmadığı için huzurdaki davanın davalısının diğer davanın (2019/212 e. ) davacısının \"hava muhalefeti\" beyanı ile yargılamanın yürütüldüğünü, zira geç teslime ilişkin kusurun tespitinin diğer davanın konusu olmadığı için ne bilirkişilerin ne mahkemenin bu husus üzerinde durmadığını, Yerel mahkemenin sadece aynı taşımaya ilişkin olduğu için raporda geçen bir cümle ile davanın reddine karar vermesinin kabul edilemez olduğunu, huzurdaki davada adil ve gereği gibi bir yargılama yapılmadığını, geminin yüke, sefere, denize elverişliliği, somut olayın özelliklerine göre taşıyanın geminin sevk ve idaresini gereği gibi yapıp yapmadığı hukuki ve teknik açıdan detaylı incelenip değerlendirilmediğini, dayanak yapılan diğer dosyada da teknik raporlara dayalı itirazların dikkate alınmadığını, bu durumda bir yargılama yapıldığından söz edilemeyeceği gibi verilen kararın da hukuka uygun, kabul edilebilir bir karar olmadığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkemenin red kararının bozularak kabulüne karar verilmesini, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 3.7.2024 tarihli 2020/253 E. Ve 2024/291 K. Sayılı kararının bozularak davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama sonuna kadar icranın geri bırakılması için tehir-i icra kararı verilmesine, her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen 31/08/2018 tarihli taşıma sözleşmesine konu taşımanın davalı tarafından sözleşmede belirlenen sürede tamamlanmadığı iddiası ile kararlaştırılan ceza şart alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında 31/08/2018 tarihli taşıma sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin konusunun Tekirdağ, ... limanında bulunan 2 adet ... 5000 vincin , *3,0 m kotundan ... firmasına ait 67 X 28,4 / 21,4 X 3m ebadında \" ...\" isimli yüzer havuza yüklenip, T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü (TCDD) işletmesindeki İzmir Alsancak limanına çekilerek (yedeklenerek) götürülmesi işi olduğu, sözleşmenin 3.11 maddesine göre ... sözleşme konusu taşıma işlemini yükleme tarihinden itibaren 7 gün içerisinde tamamlamakla yükümlü olduuğu, ..., iş bu taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda geciken her gün için 15.360,00 USD tutarında cezaf şart ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ettiği hüküm altına alınmıştır. Davacı vekili, davalının geminin sevk ve idaresini gereği gibi yapmaması ve teknik hususlardaki taahhütlerini yerine getirmemesi sebebiyle davalı tarafından sözleşme konusu taşımanın belirlenen 7 günlük sürede tamamlanmadığını, sözleşmenin 3.11 maddesine göre davalının belirlenen cezai şartı ödemekle yükümlü olduğu ileri sürülmüştür. Davalı vekili, taşıma sırasında plan dışı iki hadisenin meydana geldiğini, bunlardan birinin Boğaz otoritesi ...'in cer hizmeti vermesi sonucu halatın kopması, diğerinin ise ...nın meydana gelmesi olduğu, Boğaz'dan geçiş aşamasının tamamenin davacının sorumluluğunda olduğu ve davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ...nın da mücbir sebep olduğundan davalının kusurunun bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece kesin hüküm olarak kabul edilen Mahkemenin 2019/212 esas sayılı dosyasında istinafa konu dosyamızda davalı olan ... tarafından dosyamızın davacısı aleyhine taşıma işleminin tamamlanmasından sonra ödenmesi gereken bedelin geç ödenmesi sebebiyle kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talepli dava açıldığı, söz konusu davada ... tarafından iş bu davada ileri sürülen tüm iddiaların savunma olarak ileri sürüldüğü, yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda; \"...davacının hazırlıklarını 21.09.2018 tarihinde bitirdiği, 15 gün hazırlık süresinin aşılmadığının görüldüğü, konvoyun 21.09.2018 saat 14:30 da Tuzla'dan hareket ettiği,  22.09.2018 saat 10:30 da Tekirdağ'a vardığı, konvoyun 23.09.2018 saat 01:30 da Tekirdağ'dan hareket ettiği ancak  Çanakkale Boğaz geçişi sırasında yaşanan bir takım olaylar neticesinde konvoyun tekrar Tekirdağ'a dönüş yaptığı, 26.09.2018 saat 13:00 itibariyle hazır duruma gelindiği, ancak kalkışın hava muhalefeti nedeniyle 26.09.2018 saat 13:00 ile 02.10.2018 saat 14:30 arasında hareket edilemediği, konvoyun ilk hareketi olan 23.09.2018 saat 01:30 ile Tekirdağ dönüşü sonrasında hazır olduğu ancak hava muhalefeti nedeniyle hareket edemediği 26.09.2018 saat 13:00 arasındaki sürenin toplam taşıma süresi olan “7 gün” süreden düşüldüğü,  konvoyun tekrar 02.10.2018 saat 14:30 da hareket ettiği,  05.10.2018 saat 14:30 da İzmir limanına varış yaptığı, bu süre zarfındaki Çanakkale beklemelerinin sözleşmenin 5.3 maddesine göre taşıma süresinden düşüldüğü, taşımanın 40,5 saat kadar erken olmak üzere “7 gün” den önce tamamlandığı, hazır olunan 26.09.2018 saat 13:00 ile konvoyun hareket ettiği 02.10.2018 saat 14:30 arasında geçen sürenin hava muhalefeti nedeniyle mücbir sebep sayılması gerektiği kanaatine ulaşıldığı, bu sürenin taraflarca mücbir sebep olarak kabul edildiği taraflar arasında yapılan yazışmalarla da sabit olduğu...\" tespiti yapılarak davanın davacısının hak ettiği cezai şart bedelinin hesapladığı ve Mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davacı lehine hüküm kurulduğu görülmüştür. Söz konusu kararın davanın davacısı ve davalısı ... tarafından istinaf edildiği, ... tarafından davamıza konu iddiaların aynen istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğü, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 23/05/2024 tarih,  2021/810 esas ve  2024/863 karar sayılı ilamı ile bilirkişi heyet raporunun dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olduğu da kabul edilerek tarafların istinaf başvurularının reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nın 303 maddesi uyarınca Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Oysa Mahkemenin iş bu davasına konu taraflar ile Mahkemenin 2019/212 esas sayılı dosyasına konu taraflar aynı olmakla birlikte her iki davadaki sıfatları ve dava konusu farklıdır. Bu sebeple Mahkemenin 2019/212 esas sayılı dosyasında verilen hüküm iş bu dava açısından kesin hüküm teşkil etmemekte olup, Mahkemece aksinin kabulü, kabule göre de davanın HMK'nın 114/1-i ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bununla birlikte davacı tarafından ileri sürülen tüm iddiaların Mahkemenin 2019/212 esas sayılı dosyasında savunma olarak ileri sürüldüğü, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tartışılarak davalının belirlenen sürede taşıma işini gerçekleştirdiği kanaatine varıldığı ve Mahkemece de bu kanaatin kabul edildiği, kararın aynı gerekçeler ile istinaf edilmesi üzerine istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, bu durumda bilirkişi raporunun açılan eldeki dava yönünden hem tarafları hem de Mahkemeyi bağlayacak nitelikte kesin bir delil mahiyetini almış olduğu ve davalının sözleşmede belirlenen taşıma süresini aşmadığı ve davacının sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağına hak kazanmadığı anlaşılmakla Mahkeme kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan kaldırma sebebi yapılmamış ve davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5840d78609fce90c","SID":"2ad95f1f610efa8c"}}