{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1395 Esas<br>KARAR NO: 2025/317 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2023/1201 Esas - 2024/454 Karar <br>TARİH: 08/05/2024<br>DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>KARAR TARİHİ: 27/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 1600 hisseye sahip olduğunu, müvekkilinin 07.05.2009 tarihinde yalnızca 1 adet hissesi kaldığını, diğer ortak ... ile müvekkilinin yıllardır iletişim kuramadığını, şirket atıl ve gayri faal şekilde durduğunu, ancak buna rağmen müvekkiline Bağkur borcu ve İTO aidat borcu çıktığını, şirketin iki ortaklı olduğu, müvekkilinin payının çok az olduğu, şirketten ayrılmak istediğini ancak bir türlü diğer ortağa ulaşamadığı için şirketten bağlantısını koparamadığını, diğer ortağın şirketin işleri ile ilgilenmemesi, ortakların arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği,  şirketin ticari faaliyetlerinin yürütülemez hale geldiği, şirketin senelerdir gayri faal olduğu göz önünde bulundurularak müvekkilinin TTK Md. 638/2 gereğince haklı nedenle çıkmasına karar verilmesini, müvekkilinin TTK Md. 638 hükmü gereğince haklı nedenle şirketten çıkmasına ve müvekkilinin davalı şirketteki payının gerçek değerinin ve şirket kayıtlarında yazılı kişisel alacağının ulaştığı miktarı belirlenerek, çıkma payının mevduata uygulanan en yüksek faiz ile müvekkiline ödenmesine, ilk talepleri kabul edilmediği takdirde şirketin uzun süredir gayrifaal durumda olması ve diğer sebeplerden dolayı TTK Md. 636/2 gereğince şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı adına yapılan usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/05/2024 tarih ve 2023/1201 Esas - 2024/454 Karar sayılı kararında; \"Dava, TTK 636/3 gereğince limited şirketin fesih ve tasfiyesi, olmadığı taktirde ortaklıktan çıkma istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın limited şirketin fesih ve tasfiyesini gerektirir haklı sebep olgusunun bulunup bulunmadığı, haklı sebep bulunmakta ise istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine, davacı ortağın şirketten çıkarılmasına, duruma uygun başka bir çözüme hükmedilip hükmedilmeyeceği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.TTK'nun 636/3 maddesi \"Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir\" şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nun 636.maddesinde nelerin haklı sebep sayılacağı gösterilmemiştir. Şahıs şirketlerinde olduğu gibi limited şirketlerde de ortakların aynı amacı gerçekleştirmek üzere müşterek gayret  ve birbirlerine karşı güven ilişkisi içerisinde olmaları şirketin devamı için zorunludur. Şirketlerde bu unsurların zedelenmesi, şirketin devamını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getirebilir. Şirketin feshini gerektiren haklı sebebin, somut olması gerekmekte olup gelecekte meydana gelmesi mümkün uyuşmazlıklar veya zarar endişesi gibi nedenlerle şirketin feshi talep edilemez. Haklı sebebin ekonomik sebep olması şart olmayıp, malvarlıksal olmayan pay sahipliği haklarının ihlali de haklı sebep oluşturabilir. Somut olayda, davacı taraf şirketten çıkarılma, olmadığı taktirde şirketin uzun süredir gayrifaal olması nedeniyle şirketin feshini talep etmiştir. Davalının Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı adresinde olmadığı gibi  Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı olan şirket adresi \"İstanbul Büyükçekmece Bağlantıyolu Üzeri No:...\" adresinin Belediye kayıtlarında bulunmadığı tespit edilmiştir. Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkereye firmanın 06/12/1999 tarihinde faaliyetine başladığı, 30/04/2005 tarihinde nakil halinde terk olup Beylikdüzü Vergi Dairesi'nde faaliyetine başladığı, 30/04/2010 tarihinde resen terk olduğu, son 5 yıla ait herhangi bir beyanname sunmadığından bahisle cevap sunulduğu, Ticaret Sicil kayıtlarına göre ise şirketin son tescilini 04/05/2009 tarihinde yaptırdığı anlaşılmıştır. Tespit edilen hususlar nazara alındığında şirketin gayrifaal durumda olduğu ve duruma uygun düşen çözümün şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermek olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, '' AÇILAN DAVANIN KABULÜNE, 1-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... sicil numarasında kayıtlı ...’nin FESİH VE TASFİYESİNE, 2-Şirketin tasfiye işlemlerini yapmak üzere YMM ...’ın tasfiye memuru olarak atanmasına, 3-Tasfiye memuru için şirketin mali durumu ve yapılacak işin niteliğine göre arttırılıp eksiltilmek üzere 8.000 TL ücret takdirine, ücretin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından karşılanmasına, 4-Şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin mahkememiz kararının kesinleşmesine müteakip tasfiye memurunun görevinin kendisine tebliğine,5-Tasfiye masrafları olarak belirlenen 5.000 TL’nin  ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından karşılanmasına,6-Tasfiye memuru ücretinin ve tasfiye masraflarının, tasfiye memuru tarafından tasfiye giderleine eklenmesine,7-Kararın kesinleşmesinden sonra, Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına,  tescil ve ilan masraflarının ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından karşılanmasına, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İlk Derece Mahkemesinin 12/06/2024 tarihli istinaf başvurusu değerlendirme kararı ile; \"Mahkememiz tarafından verilen 08/05/2024 tarih 2023/1201 Esas Esas 2024/454 sayılı karar, Davacı ... vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile istinaf edilmiş ve 2024/171 istinaf no ile kaydı yapılmış ise de, dosyanın istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcının yatırılmaması ve ayrıca dosyada mevcut gider avansının, davalı şirkete gerekçeli kararın ve istinaf başvuru dilekçesinin ilanen tebliğ masraf için yeterli olmaması üzerine, Mahkememizce istinaf karar harcı ve istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ve ilanen tebliğ masraflarının tamamlatılması yönünde muhtıra düzenlenmiş olup, kendisine yasal uyarıyı taşıyan 30/05/2024 tarihli Mahkememiz muhtırasının 04/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği halde süresi içerisinde istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının tamamlatıldığı ancak muhtırada belirtilen ilan masraflarının ikmal edilmediği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\" gerekçesi ile, \" HMK.nun 344 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf isteminin reddine, kararın istinaf edilmemiş sayılmasına,\" karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından ek kara yönelik istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilinin gerekçeli karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; esas sayısı yazılı dava dosyasında öncelikle müvekkilin davalı şirketten çıkmasına izin verilmesinin talep edildiğini, bu talepleri kabul edilmediği takdirde terditli olarak davalı şirketin feshi ve tasfiyesi talep edildiğini; ilk derece mahkemesinin şirketin feshi ve tasfiyesine karar verdiğini; bu hükmün hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, Dava dilekçelerinde görüleceğini, asıl olarak müvekkilin şirketten çıkması aksi takdirde terditli olarak şirketin feshini talep ettiklerinde; mahkemece ilk talepleri yönünden değerlendirme yapılmaksızın direkt olarak şirketin feshine karar verilmesinin hatalı olduğunu; söz konusu şirket yüzünden bir çok haksız meblağlar ödemiş olan müvekkile bir de tasfiye masraflarının yüklendiğini; bu durumda müvekkilin mağduriyetinin arttıkça artmakta olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi Esas:2020-1070 Karar:2022-1275, 17.11.2022 tarihli kararının \"Dava limited şirketten çıkmasına karar verilmesi bunun mümkün olmaması halinde şirketin feshine karar verilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve  bilirkişi raporu esas alınarak davanın şirketin feshine karar verilmiştir.Karara karşı davalı  vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinafa incelemesine konu uyuşmazlık, şirketin feshine karar verilip verilemeyeceği  hususudur.Davacının birincil talebinin şirketten çıkmasına karar verilmesi olduğu, bunun mümkün olmaması halinde terditli talebinin şirketin feshine karar verilmesi olduğu görülmektedir. Limited şirketlerde çıkma 6102 sayılı TTK 638 vd. Maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre her ortak haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten  çıkmasına karar verilmesini isteyebilir.Mahkemece öncelikle davacının şirketten çıkması talebi yönünden bir değerlendirme  yapılarak çıkma sebepleri bulunması halinde bu konuda bir karar verilmesi, bu sebepler yok ise ikincil(terditli ) talep olan fesih şartlarının bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılması, eğer fesih şartları var ise bu seferde TTK 636/3 düzenlemesi gereği fesih kararı yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmetmesi gerekmektedir. Nitekim haklı sebeple çıkma hakkı vazgeçilmez, mutlak bir haktır. Ayrıca ayrılma akçesinin bulunmaması çıkma kararı verilmesine engel bir durum da  değildir.Bu durumda ilk derece mahkemesince davacının ayrılma akçesi ödenmeden şirketten çıkmasına karar verilmesi gerekirken, davacının ikincil talebi olan ve hukuk sisteminde ikincil seçenek olarak kabul edilen şirketin feshine karar verilmesi dosya içeriğine uygun değildir.\" şeklinde olduğunu, T.C. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi Esas:2014-5860 Karar:2014-12950, 07.07.2014 tarihli kararının \"Dava, haklı sebepler nedeniyle şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi veya davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkindir. Mahkemece, şirketin uzun süre zarar ettiği, sermayesinin tamamını kaybettiği, davacı hisselerinin herhangi bir karşılığının bulunmadığı gerekçeleriyle fesih ve tasfiye talebinin kabulüne karar verilmişse de dava tarihinden sonra yürürlüğe giren ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 636/3'üncü maddesinde haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiş olup şirketin feshi ve tasfiyesi yerine Kanunda öngörülen ve somut uyuşmazlığa uygulanabilecek çözümler değerlendirilmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, 6102 sayılı TTK'nın 636/3'üncü maddesine göre inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.\" şeklinde olduğunu, Terditli dava, davacının aynı davalıya karşı aralarında hukukî ya da ekonomik bağlantı bulunan birden fazla talebini, bu talepler arasında aslilik-ferilik ilişkisi kurarak aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi sonucunda ortaya çıkacağını, (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 111/1). Bununla birlikte mahkemenin, davacının asli talebini reddetmedikçe, diğer talebini değerlendiremeyeceğini (HMK md. 111/2), o hâlde, terditli davada, davacının taleplerini bir sıraya sokması ve önceki talebinden sonuç alamazsa mahkemeden diğer talebini istemesinin söz konusu olduğunu, bu izahatlar çerçevesinde mahkeme kararı değerlendirildiğinde; mahkemenin ilk talepleri yönünden hiç bir değerlendirmede bulunmadığını, asıl ve öncelikli talepleri yönünden hüküm kurmadan terditli talepleri yönünden hüküm kurduğunu,  gerekçeli kararda da hatalı olarak ilk olarak şirketin feshinin, terditli olarak çıkma talepleri olduğunun belirtildiğini ancak bu tespitin açıkça hatalı olduğunu; dava dilekçelerinin konu kısmında \"Müvekkilin davalı şirketten haklı nedenle çıkmasının izin verilmesine aksi takdirde şirketin feshine karar verilmesi talepli dava dilekçesidir.\" şeklinde belirtildiğini, Aynı şekilde talep kısmı  da \"Müvekkilin TTK Md. 638 hükmü gereğince haklı nedenle şirketten çıkmasına ve müvekkilinin davalı şirketteki payının gerçek değerinin ve şirket kayıtlarında yazılı kişisel alacağının ulaştığı miktarın belirlenerek, çıkma payının mevduata uygulanan en yüksek faiz ile müvekkiline ödenmesini ,İlk talebimiz kabul edilmediği takdirde şirketin uzun süredir gayrifaal durumda olması ve diğer sebeplerden dolayı TTK Md. 636 gereğince şirketin feshine karar verilmesini\" şeklinde olduğunu, Bu sebepten haksız ve hukuka aykırı olan kararın istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını talep ettiklerini, <br>İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan sebeplerden dolayı; istinaf taleplerinin kabulü ile talepleri doğrultusunda yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir. Davacı vekilinin  12/06/2024 tarihli ek karara  yönelik istinaf dilekçesinde özetle; yukarıda esas sayısı yazılı dava dosyasında ilk derece mahkeme kararının istinaf edilmesi üzerine 30.05.2024 tarihinde istinaf harçlarının yatırılması ve 35.904,00 TL ilan masrafı istendiğini,  taraflarınca 10.06.2024 tarihinde talep evrakı sunulduğunu; talep evrakında \" Söz konusu meblağ son derece yüksek olup 1 haftalık süre yetersiz kalmıştır. Bu sebepten miktarının yüksek olması ve şirket yetkilisinin elden tebliğ alacak olması sebebiyle gider avansının yatırılması için 1 aylık ek süre verilmesi\" şeklinde talepte bulunulduğunu,  bu talepleri dikkate alınmadan istinaf başvurusu değerlendirme kararı ile istinaf edilmemiş sayılmasına karar verildiğini, 35.904,00 TL 'lik ilan masrafının 1 haftada tamamlanabilecek bir masraf olmadığını; ayrıca daha öncesinde de dava dilekçesi tebliğinde  de benzer problem yaşandığını ancak şirket yetkilisi ile iletişime geçilerek elden tebliğ alması sağlandığını, istinaf masraf tamamlama muhtırasında belirtilen 35.904,00 TL 'lik ilan masrafı için ek süre istendiğini ve ayrıca şirket yetkilisinin elden tebliğ alacağının belirtildiğini; buna rağmen bu yöndeki talepleri ve ek süre taleplerinin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, Müvekkilin davalı şirketten çıkmasına izin verilmesinin talep edildiğini, bu talepleri kabul edilmediği takdirde terditli olarak davalı şirketin feshi ve tasfiyesi talep edildiğini; ilk derece mahkemesinin şirketin feshi ve tasfiyesine karar verdiğini; bu hükmün hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan sebeplerden dolayı; istinaf taleplerinin kabulü ile talepleri doğrultusunda yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının TTK'nun 638/2 fıkrası uyarınca davalı limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkmasına izin verilmesi, bunun mümkün görülmemesi halinde ise şirketin uzun süredir gayrıfaal olması nedeniyle TTK'nun 636/2 fıkrası kapsamında şirketin feshine karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın TTK 636/3 gereğince limited şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi, olmadığı taktirde davacının haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması istemlerine ilişkin olduğu,  ortaklıktan çıkma istemine ilişkin olup, davalı şirketin sicil müdürlüğünde kayıtlı adresinde fiilen bulunmadığı,  bu adresin belediye kayıtlarında da mevcut olmadığı, vergi dairesindeki mükellefiyet kaydının re'sen ter olduğu, son tescilini 04/05/2009 tarihinde yaptırdığı, şirketin gayrifaal durumda olduğu ve duruma uygun düşen çözümün şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermek olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, şirkete tasfiye memuru olarak yeminli mali müşavir ...'ın atanmasına, tasfiye memuru için şirketin mali durumu ve yapılacak işin niteliğine göre arttırılıp eksiltilmek üzere 8.000,00-TL ücret takdirine, ücretin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından karşılanmasına, tasfiye masrafları olarak belirlenen 5.000,00-TL’nin  ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından karşılanmasına karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin 12/06/2024 tarihli ek kararı ile;  istinaf karar harcı ve istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ve ilanen tebliğ masraflarının tamamlatılması yönünde muhtıra düzenlendiği ve davacı vekiline 04/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği, süresi içerisinde  istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının yatırıldığı; ancak muhtırada belirtilen ilan masraflarının ikmal edilmediği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun HMK'nun 344 maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına karar verildiği, ek karara karşı da davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu, istinaf başvurusunun önce dairemizin 2024/1065 esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Dairemizin 2024 1065 esas, 2024/1281 karar sayılı kararı ile; \"Dosya ve UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede; istinaf talebine konu 08/05/2024 tarihli gerekçeli kararın ve 12/06/2024 tarihli istinaf talebinin değerlendirilmesine ilişkin ek kararın, yine davacı vekili tarafından gerekçeli karara ve istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararına karşı sunulan istinaf dilekçelerinin davalı yana tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece gerekçeli kararın, davalı şirket adresine normal yol ile tebliğe çıkarıldığı, tebliğ evrakının adres yetersizliğinden iade edildiği, bu kez gerekçeli kararın ilanen tebliğine karar verildiği, davacı tarafından, ilk derece mahkemesinin 08/05/2024 tarihli 2023/1201 Esas - 2024/454 Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda mahkemece davacı vekiline, istinaf karar harcının ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının yatırılmadığı, ayrıca davalı ...'ne gerekçeli kararın ve istinaf başvuru dilekçesinin ilanen tebliğ masrafı olan 35.904,00-TL'nin yatırılmadığı,  1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 427,60-TL istinaf karar harcı,  35.904,00-TL ilan masrafının  işlem muhtırasının tebliğ tarihinden itibaren HMK'nun 344. maddesine göre bir haftalık kesin süre içinde yatırılmaması halinde, istinaf başvurusundan vazgeçilmiş sayılmasına karar verileceği ihtarını içerir 30/05/2024 tarihli muhtıranın gönderildiği, muhtıranın davacı vekiline 04/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği, 10/06/2024 tarihinde bir haftalık kesin süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve karar harcının yatırıldığı, aynı tarihli dilekçe ile mahkemeden 35.904,00 TL masraf yüksek olduğundan ve davalı şirket yetkilisinin tebligatı elden tebellüğ edecek olması nedeniyle gider avansının  yatırılması için 1 aylık ek süre verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 35/5 fıkrasına göre daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınarak yapılacak tebligata hükmün önceki fıkraları uygulanır. Kanunun ilanen tebligata ilişkin 28 maddesi fıkrası uyarınca, adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Kanundaki diğer hükümler uyarınca kendisine  tebligat yapılamıyan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir.Bu hükümler çerçevesinde kendisine tebligat yapılacak davalının ticaret şirketi olduğu, daha önce dava dilekçesi ve tensip zaptının şirket yetkilisine mahkeme kaleminde elden tebliğ edildiğinin tespit edildiği, mahkemece verilen gerekçeli kararın davalı şirketin adresine tebliğ çıkarıldığı, yapılan PTT sorgusundan tebligatın adres yetersizliği nedeniyle iade edildiği, mahkemece ilanen tebligat yapılmasına karar verildiği, ancak masrafın yatırılmaması nedeniyle tebligat yapılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece öncelikle davalı şirketin güncel sicil kayıtlarının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmesi ve 7201 Sayılı Kanunun 35/5 fıkrasına göre gerekçeli karar, istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararı ve her iki karara yönelik istinaf dilekçelerinin bu adrese tebliği, tebligatın adres yetersizliği nedeniyle iade edilmesi halinde,  7201 Sayılı Kanunun 28/3 fıkrasında belirlenen ilkeler çerçevesinde davalı şirketin tebligata elverişli adresinin özel ve resmi kurumlardan sorularak ve gerekli görülmesi halinde kolluk/zabıta marifetiyle araştırılması, davalı şirketi daha önce şirket adına dava dilekçesi ve tensip zaptını mahkeme kaleminde elden tebellüğ eden yetkilisinin güncel adresinin tespiti ile şirket adına kendisine tebliğ imkanının sorgulanması, tüm bunlara rağmen tebliğin mümkün olmadığının anlaşılması halinde ilanen tebliğ koşulları oluşmuş ise bu kez gerekçeli karar, istinaf başvurusuna ilişkin ek karar ve her iki karara yönelik davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçelerinin davalıya, HMK'nun 301/1 ve 347 maddeleri uyarınca ilanen tebliğ yolu ile tebliğ edilmesi, HMK'nun 345. ve 347. maddesindeki süreler de dolduktan sonra yeniden gönderilmek üzere dosyanın bu aşamada ilk derece mahkemesine geri çevrilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \" gerekçesi ile dosyanın mahkemesine geri çevrildiği görülmüştür. Geri çevirme kararı üzerine mahkemece davalı şirkete; gerekçeli karar, istinaf başvurusuna ilişkin ek karar ve her iki karara yönelik davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçelerinin 22/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirket yetkilisine şirket adına kalemde elden tebligat yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı yanın ek karara yönelik istinaf başvurusu değerlendirildiğinde, dairemizin  2024 1065 esas, 2024/1281 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, davacının gerekçeli karara yönelik istinaf başvuruna ilişkin istinaf harçlarını kesin süre içerisinde yatırdığı, mahkemece gerekçeli kararın ve davacının istinaf başvurusu dilekçesinin davalıya tebliğine ilişkin Tebligat Kanunun 28/3 ve 35/5 fıkralarında düzenlenen usule aykırı şekilde, davalı şirketin sicil adresine çıkartılan ilk normal tebligatın adres yetersizliğinden iade edilmesi üzerine ilanen tebligat yapılmasına karar verdiği ve 35.904,00-TL ilan masrafının kesin süre içerisinde yatırılmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek karar verdiği anlaşılmıştır. İlanen tebligatın son çare olup,  daha önce taraf teşkilinin de şirket yetkilisine elden tebligat yapılarak sağlanmış olduğu, Tebligat Kanunun 35/5 ve 28/3 fıkraları uyarınca araştırma yapılmaksızın ve ilanen tebligat koşulları henüz oluşmadan verilen ilanen tebligat kararının ve ilan masraflarının yatırılması için davacı yana verilen kesin sürenin sonuç doğurmayacağı,  davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun haklı olduğu anlaşılmıştır. Davacı yanın gerekçeli karara yönelik istinaf başvurusu değerlendirildiğinde, her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından davanın TTK'nun 636/3 fıkrasına dayalı olduğu kabul edilerek yargılamaya devam edilmiş ve bu çerçevede şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş ise de; davacı yanın dava dilekçesinde açıkça asıl talebinin TTK'nun 638/2 fıkrası uyarınca haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesi olduğunu belirttiği, haklı neden teşkil ettiğini iddia ettiği vakıaları açıkladığı, akabinde \"terditli talebimiz\" başlığı altında mahkemece haklı nedenle ortaklıktan çıkma taleplerinin kabul görmemesi halinde, şirketin TTK'nun 636/2 fıkrasına göre feshine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. TTK'nun 638/2 fıkrası uyarınca her ortak haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. Kanun koyucu anonim şirketlerden farklı olarak limited şirket ortaklarına bağımsız bir haklı nedenle ortaklıktan çıkma davası açma hakkı tanımıştır. Diğer ifade ile anonim şirketlerde haklı nedenle ortaklıktan çıkma istemi ancak TTK'nun 531 maddesi kapsamında açılacak bir fesih davasında makul ve kabul edilebilir diğer bir çözüm olarak değerlendirilebilecek iken, limited şirket ortağı sadece haklı nedenle ortaklıktan çıkma talebi ile bağımsız bir dava ikame edebilir. TTK'nun 636/2 fıkrası uyarınca; uzun süreden beri limited şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. Görüldüğü üzere, bu hüküm TTK'nun 636/3 fıkrasında düzenlenen haklı nedenle fesih isteminden tamamen farklı bir sona erme halini düzenlemektedir. Bir ortak TTK'nun 636/2 fıkrasına dayalı olarak fesih istediğinde mahkemece yapılması gereken iş, şirketin kanunen gerekli organlarından birinin mevcut olup olmadığını veya genel kurulun uzun süreden beri toplanamadığı iddiasının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı tespit ederek, limited şirket müdürlerini dinleyip onlara şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için süre vermek, durum düzeltilmez ise şirketin feshine karar vermekten ibarettir. 6100 sayılı HMK'nun 111 maddesi uyarınca taleplerin terditli olarak ileri sürüldüğü davalarda mahkeme davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer'i talebini hükme bağlayamaz. TTK'nun 1521 maddesi uyarınca; ticaret şirketlerinde, ortakların veya pay sahiplerinin şirketle veya birbirleriyle şirket ortaklığından veya pay sahipliğinden kaynaklanan davalarda basit yargılama usulünün cari olduğu düzenlenmiştir. 6100 Sayılı HMK'nun 320/1 fıkrası uyarınca basit yargılama usulüne tabi davalarda, mahkeme mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Hükmün ikinci fıkrası uyarınca; daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür. Madde gerekçesinde; yazılı yargılama usulünde, dilekçelerin verilmesi aşamasından sonra, önce ön inceleme, daha sonra tahkikat aşamasına yer verildiği, basit yargılama usulünde de temelde bu aşamaların yer aldığı, ancak yargılamanın daha kısa sürede sonuçlandırılabilmesi için bunların birbiriyle bağlantılı olarak bir arada düzenlendiği, işlemlerin basitleştirildiği ve sürelerin daha kısa tutulduğu, birinci fıkra ile bazı, basit yargılama usulüne tabi dava ve işlere dosya üzerinden de karar verilmesinin mümkün hale getirildiği, hatta basit yargılama usulüne tabi dava ve işler sayılırken bu durumun ayrıca bir bentte düzenlendiği, bu sebeple dilekçelerin verilmesi aşamasından sonra, dilekçeler ve dosyadaki deliller yeterli görülüyorsa, ayrıca ön inceleme yapılmadan ve duruşma açmadan da karar verilebileceği, ikinci fıkrada ise yazılı yargılama usulünde yer alan ön inceleme aşamasının yerine geçecek olan ilk duruşmada nelerin yapılacağının belirtildiği, bu duruşmada daha önce dosya üzerinden karar verilmemiş ise, dava şartları ve ilk itirazlar gibi usule ilişkin hususlarda hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerine ilişkin hususlarda tarafların dinlenmesi, daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespitinin yapılacağı, uyuşmazlık konularının tespit edilmesinden sonra hakimin tarafları sulh ve arabuluculuğa teşvik edeceği, bu sağlanmaz ise tarafların anlaşamadıkları hususların neler olduğunun tutanağa yazılacağı ve altının hazır bulunan taraflarca imzalanacağı, tahkikatın bu tutanak esas alınarak yürütüleceği belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesi neticesinde, mahkemece dava dilekçesinin tevzii akabinde 14/12/2023 tarihli tensip zaptının düzenlendiği, tensibin yedi nolu ara kararı ile ön incelemede yargılamaya devam edilmesine karar verilmesi halinde ön incelemenin sonunda veya daha sonra tahkikat duruşması için gün verilmesine, duruşmanın 13/03/2024 tarihinde yapılmasına karar verildiği, 13/03/2024 tarihli davacı vekilinin hazır olduğu birinci celsede, davalı şirkete tebligat yapılamadığından bahisle ilanen tebligat yapılmasına karar verildiği, ayrıca davalı şirketin faal olup olmadığına dair araştırma yapmak amacıyla Büyükçekmece Vergi Dairesi ile Büyükçekme İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına karar verildiği ve duruşmanın 08/05/2024 tarihine ertelendiği, celse arasında davalı şirket yetkilisine, davalı şirket adına 16/04/2024 tarihinde dava dilekçesi, tensip zaptı ve önceki duruşma tutanağının duruşma gün ve saatinin kalemde elden tebliğ edildiği, davalı şirket tarafından süresinde cevap dilekçesi sunumadığı, dolayısıyla davanın inkar edilmiş sayıldığı, 08/05/2024 tarihli celsede mahkemece HMK'nun 320/2 fıkrasına aykırı şekilde, ön inceleme yapılmasızın ve uyuşmazlık konuları belirlenmeksizin, müzekkere cevaplarının geldiği belirtilerek davacıdan beyanının sorulduğu, akabinde duruşmaya son verilerek, davalı şirketin TTK'nun 636/3 fıkrası uyarınca fesih ve tasfiyesine karar verildiği anlaşılmış olup, HMK'nun 320/1 fıkrasındaki usulü uygulamayıp, tensiben duruşma günü veren mahkemece,  basit yargılama usulünde, dilekçe teatisi tamamlandıktan sonra ön inceleme aşaması yerine geçen ilk duruşmada ön inceleme yapılmaksızın ve tahkikatın ona göre yürütüleceği uyuşmazlık konuları tutanağa geçirilmeksizin hüküm tesisi yerinde olmamış, kamu düzenine ilişkin bu husus dairemizce re'sen nazara alınmıştır. 6100 Sayılı HMK'nun 26 maddesi uyarınca hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hükmedemez. Aynı Kanunun  HMK'nun 297/1-c ve 297/2. maddesi uyarınca taleplerden her biri hakkında ne hüküm verildiği ve gerekçesinin açıklanması zorunludur.Dosyanın incelenmesi neticesinde, davalı şirketin sicil kaydının dosya arasına alınmadığı, şirketin vergi kaydının da silinmiş olması karşısında,  şirketin dava tarihi itibariyle ticaret sicilinden terkin edilip edilmediğinin araştırılmadığı anlaşılmıştır.Somut olayda, davacının davasını HMK'un 111/1 fıkrasına göre terditli olarak açtığı, asli talebinin TTK'nun 638/2 fıkrası uyarınca haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesi olduğu, fer'i talebinin ise şirketin TTK'nun 636/2 fıkrasına göre feshine karar verilmesi olduğu, mahkemece HMK'nun 26 maddesine aykırı olarak talepten farklı şekilde TTK'nun 636/3 fıkrasına göre şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine karar verilmiş ise de, mahkemece yapılması gereken işin; öncelikle davalı şirketin dava tarihi itibariyle sicilden terkin edilip edilmediğini tespit etmek, akabinde HMK'nun 320/2 fıkrasına uygun şekilde ön inclemeyi icra ederek tahkikata geçmek, davacı talebi ile bağlı olarak, HMK'nun 111/2 fıkrası uyarınca asli talep olan ortaklıktan haklı nedenle çıkma istemini değerlendirmek, haklı nedenle çıkma koşullarının oluşmadığı kanaatine varılması halinde, TTK'nun 636/2 fıkrasında düzenlenen usule uyularak fesih koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirmek ve sonucuna göre bir karar vermek olduğu, davacının kamu düzenine de ilişkin olan bu yöndeki istinaf başvurusunun haklı olduğu anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; davacı yanın ilk derece mahkemesinin 12/06/2024 tarihli istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına yönelik ek kararına yaptığı istinaf başvurusunun kabulü ile ek kararın 6100 Sayılı HMK'nun 346/2 fıkrası uyarınca kaldırılmasına, davacı yanın ilk derece mahkemesinin  08/05/2024 tarih ve 2023/1201 esas, 2024/454 karar sayılı kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355, 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin 12/06/2024 tarihli istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına yönelik ek kararına yaptığı istinaf başvurusunun kabulü ile  ek kararın 6100 Sayılı HMK'nun 346/2 fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davacının esasa yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 08/05/2024 tarih ve 2023/1201 Esas - 2024/454 Karar sayılı kararının HMK'nın 355, 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/02/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"721b31d1e679a7bc","SID":"fa17b9b3b69b64a3"}}