{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1707 Esas<br>KARAR NO: 2025/364 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2024/114 Esas -  2024/568 Karar<br>TARİH: 10/07/2024<br>DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı müvekkilinin, 05.03.2018 İle 15.01.2022 Tarihleri arasında; davalı İstanbul Ticaret Odasına bağlı Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ... ticaret sicil numarasına kayıtlı, diğer davalı ... Hizmetleri Limited Şirketi bünyesinde İnsan Kaynakları Departmanında, İnsan Kaynakları Müdürü Unvanı ile görevini icra ettiğini, 19.11.2021 tarihinde Kadıköy ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı istifanamesini davalı şirket yönetimine sunarak ihbar süresinin sonu olan 15.01.2022 tarihi itibariyle görevden azlini talep ettiğini, ayrıca davalı şirketi temsile atanmış olduğu imza yetkilisi görevi olan Şirket Müdürü unvanından 19.11.2021 tarihi itibariyle ayrılmak istediğini noter tasdikli istifaname ile bildirdiğini, davalı şirket ile iş ilişkisi sona erdiğini, ancak yetki ve sorumluluklarından istifa etmesine rağmen; Ticaret Sicil kayıtlarında münferid imza yetkisi göründüğünü, davacı müvekkilin davalı Ticaret Odası nezdinde imza ve temsil yetkisinin kaldırılmaması sebebi ile davalı şirkete yapılması gereken bilgilendirmelerin davacıya yapıldığını, özellikle vergi dairesi nezdinde, davacı müvekkil için hak kaybı teşkil ettiğini, Ticaret Sicil kayıtlarındaki imza ve temsil yetkisinin kaldırılması için davalı şirkete 22.02.2023 tarihinde Kadıköy ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tekraren ihtaratta bulunduğunu, ancak davalı şirket ilgili ihtara kayıtsız kaldığını ve geri bildirimde bulunulmadığını, davalı şirketin, Ticaret Odası nezdinde gerekli işlemleri yapmaması üzerine İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılı başvurunun yapıldığını, belirtilen nedenlerle davacının istifanamesinin İstanbul Ticaret Odası nezdinde tescilini, ayrıca davalı şirketteki imza ve temsil yetkisinin Sicil Müdürlüğü kayıtlarından kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... LİMİTED ŞİRKETİ vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın ticari dava niteliğinde olduğunın izahtan vareste olduğunu, ticari uyuşmazlık nedeniyle arabuluculuk esaslarına dayanarak zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmekte olduğunu ve  taraflar arasında arabuluculuk yapılmadığını,  davacı tarafından istifa edildiği belirtilmiş ise de tescil için herhangi bir girişim ve veya talepte bulunulmadığını, tescile tabi işler bakımından TTK m.30 uyarınca tescili talep için 15 günlük süre belirlendiğini, TTK m.30 uyarınca \"tescili isteme süresi onbeş gündür. (2) Bu süre, tescili gerekli işlemin veya olgunun gerçekleştiği; tamamlanması bir senet veya belgenin düzenlenmesine bağlı olan durumlarda, bu senet veya belgenin düzenlendiği tarihten başlar\". Şeklinde olduğunu, ancak davacının sunmuş olduğu dava dilekçesinin \"3.\" başlıklı paragrafından da açıkça anlaşılacağı üzere davacı tarafından süresi içerisinde herhangi bir talepte bulunulmadığını, davacı her ne kadar 19.11.2021 tarihinde gönderdiğini ve 15.02.2022 tarihi itibari ile istifa ettiğini iddia etmekte ise de istifasının tescili için 1 seneyi aşkın bir süre sonra 24.02.2023 tarihinde  İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden talepte bulunduğunu açıkça belirtmekte olduğunu, bu durumun davacının kötü niyetli olarak bu davayı ikame ettiğini göstermekte olduğunu, öncelikle davacının istifasının tescili için talepte bulunması ve sonrasında bizzat davacı tarafından Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden tescile davet prosedürünün işletilmesi gerekmekte olduğunu, somut olayda müvekkili şirketin, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden bu yönde herhangi bir talep ve/veya çağrı almadığını, kaldı ki davacının istifa talebinin tescili ve müvekkil şirketin İzmit şube müdürlüğü görevinden alınması için yürütülecek süreç kapsamında alınması gerekli ortaklar kurulu karar aşamasında olduğunu, davacı tarafından da bu hususun bilindiğini,  ayrıca, müvekkili şirketin global bir şirket olmasından kaynaklı olarak evrakların yurt dışına gönderilmesinim, karar alınmasının ve geri gönderilmesi süreçlerinin son derece uzun zaman almakta olduğunu, söz konusu durum uzun yıllar müvekkil şirket bünyesinde görev almış davacı tarafından da bilinmekte olduğunu tüm bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle;  huzurdaki davanın  müvekkili müdürlük yönünden öncelikle usûlden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 10/07/2024 tarih 2024/114 Esas -  2024/568 Karar sayılı kararında;\"Mahkememizce; İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davalı ...HİZMETLERİ LİMİTED ŞİRKETİ'nin kuruluşundan itibaren tüm sicil kayıtları, 27/02/2023 tarihli ... sayılı yazısının ve buna ilişkin tüm belgeleri, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden davacının  tüm SGK kayıtları celp edilerek incelenmiştir.Dava, davacının limited şirket müdürü olmadığı ve müdürlük görevinden ayrıldığının tespiti ile bu hususun ticaret sicilinde tescil ve ilanı istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 32. maddesi uyarınca, ticaret sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını ve tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği hususlarını incelemekle yükümlüdür.TTK 623/1'de \"Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir.\" düzenlenmesi bulunmaktadır. Buna göre ortak olmayan kişilerden de müdür atanabilir. Müdürlük yetkisi ancak istifa, azil, ölüm ve görev süresinin sona ermesi gibi nedenlerle kaldırılabilir.Somut olayda, davacının, davalı şirketin 31/01/2019 tarihli olağanüstü genel kurul kararıyla  şirketi münferit imzasıyla temsil ve ilzama yetkili gerçek kişi temsilci olarak atandığı, kararın TSG'de ilan edildiği görülmüştür. Davacının 19/11/2021 tarihinde, Kadıköy ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı istifanamesini davalı şirket yönetimine sunarak Şirket Müdürü unvanından ayrılmak istediğini noter tasdikli istifaname ile bildirmiştir.Davacının davalı şirkete noterden gönderdiği istifa ihtarnamesinin 24/11/2021tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiği görülmüştür.Tek taraflı bozucu yenilik doğuran hak niteliğinde olan istifa, iç ilişkide bu yöndeki beyanın şirkete ulaşmasıyla hukuki sonuç doğuracak ve bu nedenle şirket müdürlüğünden istifanın şirkete tebliğ edilmesi halinde sonuç doğurup ancak tebliğ ile birlikte müdürlük görevi son bulacaktır (Yargıtay 11. HD'nin 2015/13645 Esas, 2017/1451 Karar sayılı ve 13/03/2017 tarihli ilamı). Bu nedenle, davacının açtığı eldeki bu davayla istifa iradesini davalı şirkete ulaştırdığının kabulüyle,  taraflar arasındaki süreç ve geldiği aşama dikkate alındığında, davacının hukuki ve cezai sorumluluk gerektiren müdürlük görevinden ilahi nihaye ayrılamama sonucu ortaya çıkacağından, İstanbul BAM 12. HD'nin  2021/2105 Esas,  2024/847 Karar sayılı ilamı da nazara alınarak davalı şirket aleyhine açılan davanın kabulü ile davacının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ... sicil nolu davalı ... Limited Şirketinin müdürlüğü görevinin 24/11/2021 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespitine, bu durumun ticaret siciline tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına dair karar vermek gerekmiştir.Davacı, davalı şirketteki müdürlük sıfatının istifa ile sona erdiğini şirkete bildirerek bu durumun şirketin sicil kayıtlarına işlenmesini ve ilanını, davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünü de hasım göstermek suretiyle talep etmiş ise de; TTK’nın 33 ve Ticaret Sicili Tüzüğü’nün 38'nci maddelerine göre, tescil edilmiş konulardaki her türlü değişikliklerin de tescili gerekir. Limited şirketler bakımından TTK’nın 510'ncu maddesinde, tescilin şirket müdürleri tarafından talep edileceği öngörülmüş olup, aynı Kanun’un 30 ve Ticaret Sicili Tüzüğü’nün 31'nci maddesine göre de tescil, ilgililer veya yetkili temsilcileri ile hukuki halefleri tarafından istenir. Bu itibarla, davacının doğrudan Ticaret Sicil Memurluğu'na başvurarak talepte bulunması mümkün değildir. Buna göre İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilen davada davacının aktif husumet ehliyeti bulunmamakta olup, bu doğrultudaki  İstanbul BAM 43. HD'nin  2023/1745  Esas,  2024/92 Karar sayılı ilamı da nazara alınarak davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yönünden açılan davanın, aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. ...\"gerekçesi ile, '' Davalı ... Limited Şirketi yönünden açılan davanın KABULÜNE, davacının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ... sicil nolu davalı ... Hizmetleri Limited Şirketinin müdürlüğü görevinin 24/11/2021 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespitine, bu durumun ticaret siciline tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına, Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yönünden açılan davanın, aktif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı ... Hizmetleri Limited Şirketi vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirketin tek istinaf sebebinin müzekkereye yanıt verilmeden davanın karara çıkarılması olduğunu, müzekkere tebliğ edildikten sonra davalı şirketin 15 günlük yasal süre içinde müzekkereye cevap vermediğini, yargılamayı  uzatmaya çalıştığını, Yerel Mahkeme tarafından da bu husus açıkça görüldüğünden davalı şirkete gelecek celseye kadar müzekkere cevabının dosyaya gönderilmesini, aksi halde bu haliyle karara çıkarılacağı konusu da sözlü olarak belirtildiğini, Buna rağmen dosyayı sürüncemede bırakmanın müvekkilinin yetkisini devam ettirmek adına istifanamen,n davalı şirket tarafından işleme alınmadığını, müvekkilinin mağdur edildiğini, Davalı Şirket tarafından istinaf başvurusunda dahi müzekkere cevabı verilmediğini, böyle bir karar olmadığını, hatta hiç alınmak için de uğraşılmadığını, davalı şirketin ilk derece mahkemesine sunabileceği hiçbir şey olmadığını, Müvekkili tarafından istifanın işleme alınmasının defaatle davalı şirketten talep edildiğini, davalı şirket tarafından türlü bahanelerle oyalanan müvekkilinin \"tescile daveti usule uygun sürelerde yapmadığı\" iddiası açıkça kötüniyetli olduğunu, Davalı şirketin yargılama sırasında müvekkilinin tescile davet kurumunu usule uygun işletmediği iddiasında bulunduğunu, bu kötüniyetli iddiasını istinaf başvurusunda da sürdürdüğünü, Müvekkilinin 19/11/2021 tarihli istifanamesinde açıkça; \"resmi kurumlardaki tüm imza yetkilerimin iptali için gereğinin yapılmasını önemle arz eder bu konuda gerekli önlemlerin tarafınızca alınmaması nedeniyle doğabilecek aksaklıklarda hiçbir sorumluluk kabul etmeyeceğimi bildiririm\"  demek suretiyle açıkça tescile davet ettiğini, ancak hiçbir işlem yapılmadığını, Müvekkilinin İstifasının Ticaret Sicile Tescil Edilmemesi Halinde Yaşayabileceği, Yaşadığı Sorunlara İlişkin Bir Kısım Yargıtay Kararlarını ilk derece mahkemesine sunduklarını, “Yapılacak iş; öncelikle davacıya ilanen yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığını belirlemek usulüne uygun olmadığı takdirde ödeme emirlerinin iptaline karar vermek; usulüne uygun ise davacının iş akdinin feshinin şirketteki müdürlük görevini sona erdirmeyeceği dikkate alınarak, davacının müdürlük görevinin sona ermesine ilişkin istifa veya ticaret sicil gazetesi ilanının mevcut olup olmadığını araştırmak müdürlük döneminde davaya konu ödeme emirlerinde yer alan Kurum’un muhtelif borçlarından dolayı dava dışı borçlu şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu karar vermekten ibarettir.” Yargıtay 21. HD, E 2018/1248 K 2019/35, 14.01.2019 Limited şirket müdürlerinin görevlerinin sona ermesinin ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerektiğini, İstifa da bu sona erme sebeplerinden birisi olduğunu, ticaret siciline tescil ve ilanda sadece şirketin değil, istifa eden müdürün de menfaati olduğunu, İstifa eden müdürün de ilgili sıfatıyla durumun tescil ve ilanını talep edebilecek kişilerden olduğunu, (bkz.Abuzer Kendigelen ve İsmail Kırca, Şirketler Hukuku C. III, Sermayesi Paylara Bölünmüş Paylı Komandit İle Limited Şirket (On İki Levha 2022) 112; Çamoğlu, Poroy ve Tekinalp (n 2) 404; Reha Poroy ve Ünal Tekinalp ve Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II (Vedat 2017) 502; Necla Akdağ Güney, Anonim Şirket Yönetim Kurulu (Vedat 2016) 60; Sopacı Öztuna 185; Elif Akıncı, Limited Şirketlerde Müdürün Azli (Sayram 2019) 65.)  Ticaret Sicili Müdürü’nün görevlerinin TTK m. 32 vd. düzenlendiğini, Sicil Müdürünün tescil için aranan kanuni şartların mevcut olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğunu, tescil edilecek olan hususların gerçeği tam olarak yansıtmalarını, üçüncü kişilerde yanlış izlenim uyandıracak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları gerektiğini, (TTK m. 32). Sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan bir hususun varlığında dahi ilgililerin istemi üzerine geçici tescil yapmak zorunda olduğunu, Geçici tescil dahi yapmayan ticaret sicil müdürlüğü işbu davada hasım olarak gösterilmek zorunda kalındığını, Müvekkilinin hali hazırda başka bir şirkette çalışmakta olduğunu, ticaret sicilden terkin edilmemesi yeni iş yerindeki pozisyonunu ve kariyerini de tehlikeye attığını, İleri sürerek; Arz ve izah olunan sebeplerle; Davalı Şirket'in istinaf sebepleri yargılamayı uzatmaya yönelik olduğundan ve somut olaya aykırı iddialar taşıdığından REDDİNE,  İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yönünden kararın kaldırılmasına, ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü  yönünden de davanın kabulüne karar verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.Davalı ... Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ikame edilen dosya kapsamında davacı tarafından, müvekkili şirketten istifa ederek 15.01.2022 tarihinden itibaren azlini talep ettiğinin iddia edildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamanın 29.05.2024 tarihli ilk celsesinin 4 nolu kararı ile \"Davalı şirkete yazı yazılarak davacının istifası konusunda şirketçe alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunup bulunmadığının sorularak varsa karar örneğinin gönderilmesinin istenilmesine\" karar verildiğini, her ne kadar İlk Derece mahkemesi tarafından müvekkili şirkete müzekkere yazılmış olsa da işbu müzekkerenin karar tarihinden sonra müvekkil şirkete tebliğ edildiğini ve müvekkil şirketin söz konusu müzekkereye cevabı beklenmeksizin dosya hakkında hüküm kurulduğunu, Müvekkili Şirkete yazılan müzekkere tarihi de ilk celse ile aynı şekilde 29.05.2024 tarihli olduğunu, söz konusu müzekkere, karar ve ikinci celse tarihi olan 10.07.2024 tarihinden yaklaşık 1 ay sonra müvekkili şirkete 09.08.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, 09.08.2024 tarihinde müvekkil şirkete tebliğ edilen müzekkere işbu dilekçeleri ekinde (EK-1) sunulduğunu, davanın esasına ilişkin ve hükmü doğrudan etkileyebilecek nitelikteki cevabi yazının beklenmemesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2016/11419 E., 2016/15825 K. Sayılı ve 31.05.2016 tarihli kararında;\"Somut olayda, ... müzekkere yazılmış ise de, yazılan müzekkere cevabı beklenilmeden ve kurumca gönderilen evraklar incelenmeden sonuca gidilmesi hatalı olmuştur ... Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir ... Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA\"  şeklinde hüküm kurulduğunu, Açıklandığı ve işbu dava dosyasındaki belgelerden görüleceği üzere, karar duruşması olan 10.07.2024 tarihli ikinci celsede taraflarınca \"şirkete yazılan yazı cevabının dönüşünün beklenmesi\" talep edilmiş olmasına rağmen, taleplerinin değerlendirmeye alınmadığını ve eksik inceleme ile sonuca gidildiğini, davacı tarafından tescile davet kurumunun işletilmesi hususunda usulüne uygun hareket edilmediğini, Davacı tarafından istifa edildiği belirtilmiş ise de tescil için herhangi bir girişim ve veya talepte bulunulmadığını, tescile tabi işler bakımından TTK m.30 uyarınca tescili talep için 15 günlük süre belirlendiğini, TTK m.30 uyarınca \"tescili isteme süresi onbeş gün olduğunu, (2) Bu süre, tescili gerekli işlemin veya olgunun gerçekleştiği; tamamlanması bir senet veya belgenin düzenlenmesine bağlı olan durumlarda, bu senet veya belgenin düzenlendiği tarihten başlar\". İşbu dava dosyasında mevcut dava dilekçesinin \"3.\" başlıklı paragrafından da açıkça anlaşılacağı üzere davacı tarafından süresi içerisinde herhangi bir talepte bulunulmadığını, davacının her ne kadar 19.11.2021 tarihinde gönderdiğini ve 15.02.2022 tarihi itibari ile istifa ettiğini iddia etmekte ise de istifasının tescili için 1 seneyi aşkın bir süre sonra 24.02.2023 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden talepte bulunduğunun açıkça belirtildiğini, bu durumun davacının kötü niyetli olarak bu davayı ikame ettiğini gösterdiğini, Davacının istifasının tescili için talepte bulunması ve sonrasında bizzat Davacı tarafından Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden tescile davet prosedürünün işletilmesi gerektiğini, somut olayda davalı müvekkil şirketin, Ticaret Sicil Müdürlüğünden bu yönde herhangi bir talep ve/veya çağrı almadığını, Bu hususun doktrinde şu şekilde açıklanmaktadır; \"İstifa eden limited şirket müdürü, istifanın ticaret siciline tescil ettirilmesini müdürler kurulu başkanından talep edecek, başkan tescili 15 gün içinde talep etmezse (TTK m. 30), bu durumda ticaret sicil müdürlüğüne müracaat ile istifasına ilişkin belgeleri sicil müdürünün bilgisine sunacak, müdürler kurulu başkanına gerekli çağrının yapılmasını talep edecektir... istifa eden müdür ticaret sicili müdürünü tescile davet kurumunu işletmesi hususunda harekete geçirecektir\". (Limited Şirket Müdürünün İstifası ve Ticaret Siciline Tescil, MÜHF-HAD, Aralık 2023) Açıklamaları ile dosya kapsamına sunulan cevap dilekçelerinde de belirtildiği üzere, davacı tarafından haksız şekilde dava ikame edilmiş olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme yapılmadan, müzekkere cevabı beklenmeden eksik inceleme ile hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve istinaf talebinin kabulünü talep etmiştir. İleri sürerek; Yukarıdaki açıklanan ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle; İstinaf başvurumuzun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/114 E., 2024/568 K. sayılı kararının kaldırılmasına, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının davalı limited şirket nezdinde ki müdürlük görevinin istifa ile sona erdiğinin tespiti ile tescil ve ilanına karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan davanın kabulüne, davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davanın aktif husumet ehliyeti eksikliği sebebiyle reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından Kadıköy ... Noterliği'nin 19/11/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirket nezdinde ki görevinden 15/01/2022 tarihinde, müdürlük görevinden ise 19/11/2021 tarihinde ayrılmak istediği ve imza yetkilerinin kaldırılması talebinin davalı şirkete ihtar edildiği, ihtarnamenin davalı şirkete 24/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirket tarafından gereğinin yapılmaması üzerine bu kez Kadıköy ... Noterliği'nin 22/02/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talebin yinelendiği ve Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ki işlemlerin yapılmasının talep edildiği, ihtarnamenin davalı şirkete 24/02/2023 tarihlinde tebliğ edildiği, davalı şirket tarafından gereğinin yapılmaması üzerine davacı tarafından Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvuru yapıldığı, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından davacıya 27/02/2023 tarihinde \"...istifanameniz tescil ve ilana tabi olduğundan, ... ticaret sicil numarasında kayıtlı ... HİZMETLERİ LİMİTED ŞİRKETİ tarafından istifanıza ilişkin alınacak kararın tescil ve ilan edilmesi, eğer bu husus mümkün değil ise, ilgili Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından  istifanızın tescil ve ilanına hükmedilen kesinleşme şerhine havi karar aslı ya da onaylı sureti ile aşağıda adresleri yazılı Bölge Temsilciliklerimizden birine müracaat edilerek gerekli harcın ödenmesi suretiyle tescil ve ilanı için başvuruda bulunulması gerektiği\" şeklinde cevap verildiği, bunun üzerine davacı tarafından 11/04/2023 tarihinde iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece davalı şirket vekilinin de hazır olduğu 29/05/ 2024 tarihli duruşmada davalı şirkete davacının talebi hususunda ortaklar kurulu kararı alınıp alınmadığına ilişkin müzekkere yazılmasına karar verilmiş, 10/07/2024 tarihli duruşmada müzekkere cevabının gelmediği ve usul ekonomisi gereği müzekkere cevabının beklenilmesinden vazgeçilmesine karar verilerek esas hakkında karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından Mahkemece müzekkerenin beklenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de, davalı şirket tarafından davalının ilk başvuru tarihi olan 19/11/2021 tarihinden itibaren daha sonra tekrar ihtar çekilmesine rağmen dava tarihine kadar ve yargılama sırasında bu konuda ortaklar kurulu kararı alınmadığı, alındığına dair bir savunma ve bu konuda alınmış bir karar sunulmadığı, cevap dilekçesinde ayrıntısı belirtilmeden delil olarak ortaklar kurulu kararına dayanıldığı, ancak tensip ile verilen yasal delil sunma süresi içerisinde ortaklar kurulu kararının sunulmadığı, Mahkemece davalı vekilinin hazır bulunduğu duruşmada kararın sunulması için müzekkere yazılmasına karar verilmesine rağmen ara karardan haberi olan davalı vekili tarafından duruşma gününe kadar kararın sunulmadığı gibi istinaf aşamasında dahi davacının talebi hususunda alınan bir ortaklar kurulu kararı sunulmadığı ve davalı şirket vekilinin amacının yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu anlaşılmakla bu husustaki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, davacının TTK'nın 30. maddesindeki sürecin işletmemesi sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Yukarıda belirtildiği üzere davacı tarafından davalıya noter ihtarnamesi ile iki kez talepte bulunulmuş, davalı tarafından gereğinin yapılmaması ve ortaklar kurulu kararı alınarak tescil ettirilmemesi üzerine Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvuru yapılmış ve  Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından davacıya 27/02/2023 tarihinde \"...istifanameniz tescil ve ilana tabi olduğundan, ... ticaret sicil numarasında kayıtlı ... HİZMETLERİ LİMİTED ŞİRKETİ tarafından istifanıza ilişkin alınacak kararın tescil ve ilan edilmesi, eğer bu husus mümkün değil ise, ilgili Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından  istifanızın tescil ve ilanına hükmedilen kesinleşme şerhine havi karar aslı ya da onaylı sureti ile aşağıda adresleri yazılı Bölge Temsilciliklerimizden birine müracaat edilerek gerekli harcın ödenmesi suretiyle tescil ve ilanı için başvuruda bulunulması gerektiği\" yanıtının verilmesi sebebiyle iş bu dava açılmıştır. Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabi yazısından da anlaşılacağı üzere tescil edilecek husus istifaya ilişkin davalı şirket tarafından alınacak ortaklar kurulu kararıdır. Davalı şirket tarafından alınan bir ortaklar kurulu kararı bulunmadığından TTK'nın 27 ve devamı maddelerindeki tescil prosedürünün işletilmesi olanaklı olmadığı gibi, ortaklar kurulu kararını tescil ve ilan ettirmekle yükümlü olan kişi de davalı şirket olduğundan, davalı şirket vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. TTK'nın 28, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 22 ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 31 maddesi uyarınca tescilin  ilgililer veya yetkili temsilcileri ile hukuki halefleri tarafından talep edilebileceği, TTK'nın 623 maddesi uyarınca limited şirkette tescilin şirket müdürü tarafından talep edilebileceği, istifa eden davacının şirkete karşı tescile icbar davası açma hakkı bulunduğu, ancak Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden doğrudan talepte bulunma yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece bu davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının ve davalı ... Hizmetleri Limited Şirketi'nin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40'şerTL istinaf karar harcından istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 427,60'şer TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0'şer TL'nin ayrı ayrı davacı ve davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fb191ea0d62cfb00","SID":"132e37446936d686"}}