{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1845 Esas<br>KARAR NO: 2025/413 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2024/447 Esas - 2024/520 Karar <br>TARİH: 19/08/2024<br>DAVA: Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)<br>KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  İşbu davanın konusu ile aynı taleplerle İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nin E:2021/2309 Esas sayısında açılan davanın  Ticaret Kanunu ilke ve kurallarına göre adli yargıda çözümlenmesi gerektiğinden görev yönünden reddine yönelik İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nin 20.06.2023 tarihli, E:2021/2309, K:2023/1445 sayılı kararının kesinleşmesi üzerine Mahkemeye başvurulduğunu, Mahkemece de davanın görüm ve çözümünde İdare Mahkemelerinin görevli görülmesi  ve söz konusu kararın kesinleşmesi  halinde olumsuz görev uyuşmazlığı çıkarılarak dosyanın doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesini, Esas Yönünden; Yönetimine TMSF tarafından kayyım atanan ... Sanayii Ve Ticaret A.Ş. adına kayıtlı Kahramanmaraş İli, Dulkadiroğlu İlçesi, ... Mevkii, ... Parselde kain taşınmazın üzerinde müvekkili  tarafından iyi niyetle yapılan bina ve müştemilatların bulunması dolayısıyle taşınmazın üçüncü kişi ...'ya yapılan satışının iptal edilerek taşınmazın müvekkiline satış ve devrinin yapılması talebiyle 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında yapmış oldukları başvurunun reddine dair 30.09.2021 tarihli ve ... sayılı davalı idare işlemi ile bu işlemin dayanağı niteliğindeki ve söz konusu taşınmazın satışına izin verilmesi yönündeki 12.03.2020 tarihli ve 2020/114 sayılı davalı TMSF Fon Kurulu kararının/işleminin iptali ve  söz konusu taşınmazın üçüncü kişilere satış ve devrini önleyecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilerek tapuya bildirilmesine karar verilmesi taleplerinin bulunduğunu,  07.07.2021 tarihine kadar Yönetimine davalı TMSF tarafından kayyım atanan ... Sanayii Ve Ticaret A.Ş. adına ve 07.07.2021 tarihi itibariyle ise ... adına kayıtlı Kahramanmaraş İli, Dulkadiroğlu İlçesi, ... Mevkii, ... Parselde kain taşınmazın üzerinde müvekkili tarafından iyi niyetle yapılan bina ve müştemilatlar bulunduğu halde, müvekkilinin hiçbir koşulda haberi olmaksızın, yerel ilan vasıtalarıyla herhangi bir ilan yapılmaksızın müvekkilinin  söz konusu taşınmazın 3. kişi ...'ya satışının yapıldığını öğrenmesiyle birlikte davalı idareye söz konusu satışın/satış için verilen iznin iptal edilerek taşınmazın müvekkiline satış ve devrinin yapılması talebiyle müvekkili adına başvuru yapıldığını, davalı idarenin haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan satışı iptal etmeyerek 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında yapmış oldukları başvurunun reddedildiğini, Söz konusu taşınmazın gerçek sahibi evvelemirde bizzat müvekkili olduğu halde ve keza kullanımı da komşu parseller ile dahi fiili duruma tamamen uygun olduğu halde bölgedeki kadastral hatadan kaynaklı olarak, yönetimine davalı TMSF tarafından kayyım atanan ... Sanayii Ve Ticaret A.Ş. adına kayıtlı göründüğünü, ancak davalı idarenin verdiği dava konusu hukuka aykırı izinle taşınmazın üçüncü kişiye ...'ya satılmış bulunduğunu, Kadastral olarak Dulkadiroğlu İlçesi, ... Mevkii, ... Parselde bulunan taşınmaz üzerine müvekkili tarafından iyi niyetli olarak (kendi taşınmazı olduğu zannıyla) binalar yapıldığını, Öyle ki taşınmazın/... parselin çıplak/arazi/arsa değeri şu an (yani 2020 yılı) itibariyle yaklaşık 200.000,00 TL iken, müvekkilinin iyi niyetle yaptığı bina ve müştemilatlarla birlikte değeri 5.000.000.00 TL'na baliğ olduğunu,  ancak müvekkilinin kullandığı yerin, bölgedeki komşu-sınır tüm parseller kapsamında fiili kullanıma da uygun olmasına, üzerinde söz konusu fiili kullanıma uygun olarak bahçe duvarları, yetişkin ağaçlar ve buna dayalı olarak müvekkil tarafından binalar yapılmış olmasına rağmen, (kadastral plan ve paftalarda bir takım hatalar olması ve plan ve paftalar fiili/gerçek mülkiyet kullanımına uygun olmaması nedeniyle) müvekkiline ait olan yerin resmi parselasyona göre fiilen kullandığı ve üzerine bina yaptığı yer olmadığı iddiasını, müvekkili ; ... Sanayii Ve Ticaret A.Ş. Tarafından müvekkil aleyhine açılan dava ve hakkında (adı geçen şirketten satın alan ... adındaki) yeni malik tarafından yapılan kolluk şikayeti ile yaşanan süreçte- öğrenmiş bulunduğunu, ... Sanayii Ve Ticaret A.Ş.’nin müvekkili aleyhine  açtığı haksız el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talepli dava devam etmekte iken, bu kere müvekkili  söz konusu taşınmazın 3. bir kişiye/...'ya satıldığını öğrenmiş bulunduğunu,  Üzerinde müvekkiline ait binaların bulunduğu taşınmazın kamu yararı ve menfaati ve komşuluk hukuku uyarınca her koşulda öncelikle müvekkiline satılması gerektiğini, müvekkilinin telafisi imkansız zararlara maruz kalmaması için dava konusu taşınmazdan müvekkilinin tahliyesini ve ayrıca işbu taşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikini önleyecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilerek durumun Kahramanmaraş Tapu Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmesine karar verilmesini, taşınmazın 07.07.2021 tarihine kadar maliki olan ... Sanayii Ve Ticaret A.Ş. ile 07.07.2021 tarihi itibariyle  malik sıfatını kazanan ...'ya ihbarına karar verilmesini Huzurdaki davanın öncelikle görev yönünden ele alınmak suretiyle Mahkemece de  İdari Yargı Yeri'nin-İdare Mahkemelerinin görevli görülerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi ve söz konusu kararın kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığı çıkarılmak üzere dosyanın doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine, eğer mahkeme işin esasına girecek ise  (07.07.2021 tarihine kadar Yönetimine TMSF tarafından kayyım atanan ... Sanayii Ve Ticaret A.Ş. adına ve fakat 07.07.2021 tarihi itibariyle ise ... adına kayıtlı) Kahramanmaraş İli, Dulkadiroğlu İlçesi, ... Mevkii, ... Parselde kain taşınmazın üzerinde müvekkili tarafından  iyi niyetle ve sehven-zuhulen inşa edilen bina ve müştemilatın bulunması nedeniyle de taşınmazın üçüncü kişi ...'ya yapılan satışının iptal edilerek taşınmazın müvekkiline satış ve devrinin yapılması talebiyle  2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında yapmış oldukları başvurunun reddine dair  30.09.2021 tarihli ve ... sayılı yasal usuli ve esaslara aykırı davalı idare işlemi ile işbu işlemin dayanağı niteliğindeki ve söz konusu taşınmazın satışına izin verilmesi yönündeki 12.03.2020 tarihli ve 2020/114 sayılı yasal usul ve esaslara aykırı davalı TMSF Fon Kurulu işleminin iptaline yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/08/2024 tarih ve 2024/447 Esas - 2024/520 Karar sayılı kararında; \"HMK'nın 115/1. maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.HMK'nın 138.maddesine göre Mahkemeler öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir.HMK'nın 114/1-b maddesine göre Yargı yolunun caiz olması dava şartlarındandır.Öncelikle, davalı TMSF’ye karşı yöneltilen davanın adli yargı içinde çözülmesi gerekip gerekmediği noktasının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.Somut uyuşmazlıkta; yönetimine TMSF tarafından kayyım atanan ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına kayıtlı Kahramanmaraş İli, Dulkadiroğlu İlçesi, ... Mevkii, ... Parselde kain taşınmazın üzerinde davacı tarafından iyi niyetle yapılan bina ve müştemilatların bulunması dolayısıyla taşınmazın üçüncü kişiye yapılan satışının iptal edilerek taşınmazın davacıya satış ve devrinin yapılması talebiyle yapılan başvurunun  reddine dair 30.09.2021 tarihli ve ... sayılı davalı idare işlemi ile söz konusu taşınmazın satışına izin verilmesi yönündeki 12.03.2020 tarihli ve 2020/114 sayılı davalı TMSF Fon Kurulu kararının  iptali isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu edilen dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait taşınmazın satışına ilişkin olarak verilen karar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulununca verilmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 111. maddesi uyarınca kurulun Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kuruluştur. 2557 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre, idari işlemin iptali ile idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları idari davalardır. İdari davalar ise ilgisine göre Danıştay, İdare Mahkemesi ve Vergi Mahkemesi'nde görülür. İdari işlem, yetkili idarenin, kamu hukuku alanında kamu gücü ile hareket ederek, idari faaliyetle ilgili doğrudan hukuki sonuca yönelik, tek yanlı irade açıklamasıyla aldığı ve re'sen icra olunabilen kararlardır.TMSF Fon Kurulu'nun taşınır ve taşınmaz varlıkların satışına dair kararı, kamusal bir görevin ifası amacıyla, kamu gücü kullanılarak, tek taraflı olarak alınmış idari bir karar olup, uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanunu'nu değil, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler Fona verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulanacak olduğundan TMSF'ye karşı açılan eldeki dava adli yargının görev alanında değildir. Taşınmazın satışına ilişkin kararın Türk Ticaret Kanunu hükümleri kapsamında tesis edilmediği açıktır. Fon Kurulunun olağanüstü hal kapsamında tanınan görev ve yetki çerçevesinde, kamu gücü kullanmak suretiyle ve tek yanlı irade beyanıyla tesis etttiği dava konusu işlemin iptali istemine ilişkin işbu davanın görüm ve çözümünün idari yargı yerine ait olduğu kuşkusuzdur. (Danıştay 10. Dairesinin 2020/3349 Esas - 2021/4631 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/5141 Esas - 2022/9293 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)Belirtilen nedenlerle, dava konusu uyuşmazlığın idari yargıda görülüp çözümlenmesi gerekmekte olup, davanın yargı yolu dava şartı yokluğundan 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2023/1588 Esas 2024/463 Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2023/2109 Esas 2023/1999 Karar)\"gerekçesi ile, '' Davanın yargı yolu dava şartı yokluğundan 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,2-Davada Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine,  '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yönetimine TMSF tarafından kayyım atanan ... Sanayii Ve Ticaret A.Ş. adına kayıtlı Kahramanmaraş İli, Dulkadiroğlu İlçesi, ... Mevkii, ... Parselde kain taşınmazın üzerinde müvekkili tarafından iyi niyetle yapılan bina ve müştemilatların bulunması dolayısıyle taşınmazın üçüncü kişi ...'ya yapılan satışının iptal edilerek taşınmazın müvekkile satış ve devrinin yapılması talebiyle yapmış oldukları başvurularının reddine dair 30.09.2021 tarihli ve ... sayılı davalı idare işlemi ile bu işlemin dayanağı niteliğindeki ve söz konusu taşınmazın satışına izin verilmesi yönündeki 12.03.2020 tarihli ve 2020/114 sayılı davalı TMSF Fon Kurulu kararının/işleminin iptali talebiyle öncelikle İdare Mahkemesinde açtığımız davada;  İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nin 20.06.2023 tarihli, E:2021/2309, K:2023/1445 sayılı kararıyla; \"Uyuşmazlıkta, davalının kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idarî işlem ve eylem niteliğinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği görülmektedir.Bu durumda; uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medenî Kanunu'nda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl îfâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret hükümlerine göre çözümlenmesinde adli yargı yerlerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.\" gerekçelerine yer verilerek davanın görev yönünden reddine karar verildiğini, Söz konusu kararın kanun yolu aşamalarından geçerek kesinleşmesi üzerine İdare Mahkemesi Kararı doğrultusunda dava konusu aynı taleplerle Asliye Ticaret Mahkemesine başvurmuş bulunduklarını;  İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.08.2024 tarihli, 2024/447 Esas 2024/520 Karar sayılı işbu istinaf başvurularına konu kararı ile de; \"Dava konusu edilen dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait taşınmazın satışına ilişkin olarak verilen karar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulununca verilmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 111. maddesi uyarınca kurulun Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kuruluştur. 2557 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre, idari işlemin iptali ile idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları idari davalardır. İdari davalar ise ilgisine göre Danıştay, İdare Mahkemesi ve Vergi Mahkemesi'nde görülür.İdari işlem, yetkili idarenin, kamu hukuku alanında kamu gücü ile hareket ederek, idari faaliyetle ilgili doğrudan hukuki sonuca yönelik, tek yanlı irade açıklamasıyla aldığı ve re'sen icra olunabilen kararlardır.TMSF Fon Kurulu'nun taşınır ve taşınmaz varlıkların satışına dair kararı, kamusal bir görevin ifası amacıyla, kamu gücü kullanılarak, tek taraflı olarak alınmış idari bir karar olup, uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanunu'nu değil, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler Fona verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulanacak olduğundan TMSF'ye karşı açılan eldeki dava adli yargının görev alanında değildir. Taşınmazın satışına ilişkin kararın Türk Ticaret Kanunu hükümleri kapsamında tesis edilmediği açıktır.Fon Kurulunun olağanüstü hal kapsamında tanınan görev ve yetki çerçevesinde, kamu gücü kullanmak suretiyle ve tek yanlı irade beyanıyla tesis etttiği dava konusu işlemin iptali istemine ilişkin işbu davanın görüm ve çözümünün idari yargı yerine ait olduğu kuşkusuzdur. (Danıştay 10. Dairesinin 2020/3349 Esas - 2021/4631 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/5141 Esas - 2022/9293 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Belirtilen nedenlerle, dava konusu uyuşmazlığın idari yargıda görülüp çözümlenmesi gerekmekte olup, davanın yargı yolu dava şartı yokluğundan 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, ...\"   gerekçelerine yer verilmek suretiyle uyuşmazlığın idari yargıda görülüp çözümlenmesi gerektiği belirtilerek, davanın yargı yolu dava şartı yokluğundan reddine karar verildiğini, Bu durumda adli ve idari yargı yollarına ait iki mahkeme birbirlerini işaret ederek davaya bakmaktan kaçındığını ve her biri yek diğerini görevli gördüğünü; uyuşmazlığın ortada ve sürüncemede kalması mümkün olmadığına göre davaya Ticaret Mahkemesi'nce bakılarak çözüme kavuşturulması gerekirken Ticaret Mahkemesi'nce de İdare Mahkemesi görevli görülmüş ve yargı yolu dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair işbu istinafa konu karar verildiğini, Dairenizce söz konusu kararın öncelikle istinafen incelenerek bozulması ve kaldırılması, şayet Ticaret Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun bulunması halinde de görevli yargı yerinin belirlenebilmesi adına dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine tevdi edilmesi gerektiğini, Nitekim 2709 sayılı TC Anayasası'nın \"Hak arama hürriyeti\" başlıklı 36'ncı maddesinde; \"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.\" hükmüne yer almış, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin \"Adil Yargılanma Hakkı\" başlıklı 5'inci maddesinde de; \"Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygunve açık olarak görülmesini istemehakkına sahiptir.\" düzenlemesine yer verildiğini, Bu nedenle İstanbul 6. İdare Mahkemesinin yukarıda anılan kesin nitelikli kararıyla da belirtildiği üzere görevli ve yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi'nce davanın görüm ve çözümünün yapılması gerektiğinden, öte yandan  davanın uzun süre çözüme kavuşturulmaması, müvekkili hak ve menfaatlerinin zayi olması tehlikesi bulunduğundan işbu istinaf kanun yoluna başvurduklarını, mevzuata, usul ve hukuka aykırı olarak verildiğini düşündükleri işbu Mahkeme Kararı'na karşı yaptıkları istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan ve resen dikkate alınacak başkaca nedenlerle, Müvekkilin telafisi imkansız zararlara maruz kalmaması için dava konusu (Kahramanmaraş İli, Dulkadiroğlu İlçesi, ... Mevkii, ... Parselde kain) taşınmazdan -velev müdahelenin men'i talebi sonucu ve sair her ne sebeple olursa olsun  müvekkilin tahliyesini ve ayrıca işbu taşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikini önleyecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilerek durumun Kahramanmaraş Tapu Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmesine karar verilmesini istediklerini, İstinaf başvurularının kabulü ile; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.08.2024 tarihli, 2024/447 Esas 2024/520 Karar sayılı davanın yargı yolu dava şartı yokluğundan 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 115/2 maddeleri gereğince usulden (görev yönünden) reddine dair kararının kaldırılmasına ve Sayın Mahkemenizce işin esasına girilerek yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne; ancak istemleri yönüyle kaldırma kararı sonrası dairemiz aksi kanaatte ise bu kere davanın görüm ve çözümünün yapılarak esastan karar verilmek üzere dava dosyasının Yerel Mahkemesi'ne geri gönderilmesine; dairemizce işbu istinafa konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu kanısı hasıl olur ise, bu kere olumsuz görev uyuşmazlığı nedeniyle bekletme kararı verilerek, görevli ve yetkili yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine tevdiine,   yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı idare üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava;  dava dışı ... Sanayii Ve Ticaret A.Ş. Adına kayıtlı olan taşınmaz üzerine bu durumu bilmeyen davacı tarafından, taşınmaz değerini aşacak şekilde yapılmış olan bina ve müştemilat bulunduğu, taşınmazın bu nedenle davacıya devri gerekirken, dava dışı şirket yönetimine kayyım olarak atanan davalı TMSF'nin anılan taşınmazın satışına izin verilmesine yönelik idari işlem tesis ettiği iddialarına dayalı olup, taşınmazın üçüncü kişiye satışının iptali talebiyle davalıya yapılan başvurusunun reddine dair davalı tarafından tesis edilen  TMSF'ye yapılan başvurunun reddine dair 30/09/2021 tarihli ve ... sayılı idari işlemin ve 12/03/2020 tarihli ve 2020/114 sayılı dava konusu taşınmazın satışına ilişkin TMSF kararının iptali istemlerine ilişkindir. Mahkemece uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından daha önce aynı taleplerle İstanbul 6 İdare Mahkemesi nezdinde açılan davanın, mahkemenin 2021/2309 esas, 2023/1145 karar sayılı ilamı ile, uyuşmazlığın TMK'da düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl ifa edileceğine ilişkin ilke ve kurallar ile Türk Ticaret hükümlerine göre çözümlenmesinde adli yargının görevli olduğu gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine karar verildiği, kararın Danıştay incelemesinden geçerek 18/04/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bunun üzerine davacı tarafından eldeki davanın ikame edildiği görülmüştür. Davacının iddiası, dava dışı ... Sanayii ve Ticaret A.Ş. Adına kayıtlı olup, davalının kararı ile dava dışı ...'ya satılan taşınmazın, 4721 Sayılı TMK'nun 724 maddesi uyarınca kendisine satılması gerekirken ...'ya satıldığı, taşınmaz üzerinden davacının taşınmazın kendisine ait olduğunu düşünerek yaptığı ve taşınmazın değerini aşan yapılar olduğu, TMSF'nin ilgili taşınmazın satışına ilişkin aldığı fon kararının  mevzuata uygun olmadığı, bu kararın iptali gerektiği, kararın iptali için yapılan başvurunun reddine ilişkin kararın da iptali gerektiği yönündedir. Dosya kapsamından; dava dışı ... Sanayii ve Ticaret A.Ş.'ye İzmir 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 29/09/2016  tarih ve 2016/3664 D.İş sayılı kararı  ile 674 sayılı  KHK’nın 19/2 ve CMK'nın 133. maddeleri uyarınca TMSF'nin kayyum olarak atanmasına karar verildiği, 12/03/2020 tarihli ve 2020/114 sayılı Fon Kurulu kararı ile, ... şirketi yönetim kurulunun TMSF'ye yaptığı başvuru üzerine ve bağımsız denetim firması tarafından hazırlanan özel durum mali raporu da incelenerek, dava dışı ... Sanayii ve Ticaret A.Ş.'ye ait, dava konusu taşınmazın da aralarında bulunduğu yedi ayrı taşınmazın satılması için şirkete izin verilmesine  karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu kararın iptali için davacının yaptığı başvuruya karşı TMSF tarafından davacıya 30/09/2021 tarihli yazı ile cevap verildiği,  Kurum tarafından şirket yönetimine verilen satış izninin usul ve yasaya uygun olduğu, bu aşamada yapılacak başka bir işlem olmadığının bildirildiği görülmüştür.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun \"Şirket Yönetimi İçin Kayyım Tayini\" başlıklı 133. maddesinde \"Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur. ... İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler.\" hükmüne yer verilmiştir.674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin \"Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye\" başlıklı 19. maddesinde;\" Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.\" hükmüne yer verilmiştir.6758 sayılı kanunun 20. maddesinde; \"19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan banka/şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır.\" düzenlemesi yer almaktadır.2557 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre, idari işlemin iptali ile idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları idari davalardır. İdari davalar ise ilgisine göre Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi'nde görülür. İdari işlem, yetkili idarenin, kamu hukuku alanında kamu gücü ile hareket ederek, idari faaliyetle ilgili doğrudan hukuki sonuca yönelik, tek yanlı irade açıklamasıyla aldığı ve re'sen icra olunabilen kararlardır. Dava konusu edilen dava dışı  şirkete ait taşınmazların ve dava konusu taşınmazın  satışına ilişkin olarak şirket yönetim kuruluna izin verilmesine dair karar, anılan düzenlemeler uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulu'nca verilmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 111. maddesi uyarınca kurulun Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip bir kuruluştur. Sulh Ceza Hakimliğince, adı geçen şirketin FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle TMSF'nin kayyım olarak atandığı ve TMSF Fon Kurulu tarafından önce 674 sayılı KHK, ardından 6758 sayılı Kanunla kendisine verilen görevlerin ifası çerçevesinde, kamu gücü kullanılmak suretiyle dava konusu işlemin tesis edildiği açıktır. TMSF Fon Kurulu'nun taşınır ve taşınmaz varlıkların satışına izin kararı, kamusal bir görevin ifası amacıyla, kamu gücü kullanılarak, tek taraflı olarak alınmış idari bir karar olup, uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanunu değil yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uygulanacaktır. Bu itibarla, Fon Kurulunun olağanüstü hal kapsamında tanınan görev ve yetki çerçevesinde, kamu gücünü kullanmak suretiyle ve tek yanlı irade beyanıyla tesis etttiği dava konusu karar ve işlemlerin iptali istemine ilişkin iş bu davanın görüm ve çözümünün idari yargı yerine ait olduğu kuşkusuz olup Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygundur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 13/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"483db1fc70e452f9","SID":"690a1ab45288e151"}}