{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2024/947 \t\t                                            (ESASTAN RET )<br>KARAR NO\t: 2025/256<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: DR. ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/05/2023<br>ESAS-KARAR NO\t: 2012/255 E -  2023/349 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Sözleşmenin İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 07/03/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 07/04/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>\tİDDİANIN ÖZETİ<br>\tDavacı  vekilince; müvekkili ile davalı arasında 1975 ve 1981 tarihli sözleşmelerle yerleşim alanına içme kullanma suyunun ortaklaşa getirtilmesi yönünde bir sözleşme imzalandığını, ancak ilerleyen dönemde müvekkilinin üyelerinin büyük bölümünün kendilerine verilen taşınmazları sattıklarını, bu taşınmazları satın alan kişilerin de kooperatife üye olmadıklarını, 2000'li yıllara gelindiğinde davacı kooperatifin bölgesinde yer alan taşınmaz sahiplerinin büyük bölümünün kooperatif üyesi olmaması gibi bir durumun ortaya çıktığını, kooperatif tüzel kişiliğinin o bölgedeki tek varlığının iki adadan ibaret boş bir arsa olduğunu, davacı kooperatifin üyesi olmayan kişilerin yararlandığı hizmetler nedeniyle davalıya ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, bunun üzerine müvekkili kooperatif tarafından 10.06.2011 tarihli genel kurulda ... Sitesi Yönetimi kurularak kooperatif tüzel kişiliğinin devre dışı bırakıldığını, müvekkili  ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin iptal edilmesi site yönetimiyle yeni bir sözleşme yapılması yönünde davalıya teklif götürüldüğünü, bu teklifin  kabul edilmediğini, buna rağmen davalının uzunca bir süre site yönetimini muhatap alarak işlem yaptığını, dolayısıyla davalı kooperatif ile site yönetimi arasında yeni bir sözleşmenin oluştuğunu, böylece kooperatifler arasındaki sözleşmelerin hukuken sona erdiğini, aradaki sözleşmenin fiilen de sona erdiğini, zira müvekkili kooperatifin bölgedeki varlığının boş bir arsadan ibaret olduğunu, davalı kooperatifin kime ne hizmet verdiğini, bu hizmetlerin parasal değerin ne olduğunu, hizmet vermeyip hizmet satın alıyor ise hangi parsel için nasıl bir hizmet satın aldığını açıklaması halinde kooperatif üyeleri için hiçbir hizmet verilmediğinin ortaya çıkacağını, taraflar arasındaki ilişkinin adi şirket olmadığını, şirketin iktisadi amaçla, kar elde etmek için kurulabileceğini, taraflar arasındaki ilişkide bir ticari girişim veya iktisadi amaç olmadığını, dolayısıyla aradaki sözleşmenin adi şirket olmaması nedeniyle taraflar arasındaki 1975 ve 1981 tarihli sözleşmelerin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tSAVUNMANIN \tÖZETİ<br>\tDavalı vekilince; müvekkili ile davacı kooperatifin, birbiriyle iç içe geçmiş arsalara sahip iki ayrı kooperatif iken, zamanla bu arsalar üzerinde konutlar inşa edildiğini ve bölgenin yerleşim yeri haline geldiğini, taşınmazların ve altyapının birbirinden ayrılamayacak derecede iç içe geçmiş olması altyapının ortak yapılıp kullanılmasını, taşınmazların ihtiyacı olan tesis, mal ve hizmetlerden ortak yararlanılmasını ve bunların giderlerinin de ortaklaşa karşılanmasını gerektirdiğini,  kooperatiflerin bulunduğu bölgenin Ankara - Ümitköy mevkiinde yer aldığını, yerleşimin başladığı 1970'li yıllarda şehir şebekesi bulunmadığını, konutların su ihtiyacını gidermek üzere müşterek bir çalışma içine girildiğini, bu bağlamda, davacı ve davalı kooperatifler ile dava dışı üçüncü bir kooperatifin taraf olduğunu 11.03.1975 tarihli bir protokol imzalandığını, buna göre, taraflar içme ve kullanma suyu temini için bir kuyu açtıracak, bunun için yapılacak masrafların %40.7'si davacı kooperatif, %16.0'sı davalı kooperatif, kalanı ise dava dışı bir kooperatif tarafından karşılanacağını, ancak, davacı kooperatifin bu protokolün gereklerini yerine getirmediğini, protokoldeki ortaklığının sona erdirildiğini, bunun üzerine, bahsi geçen protokol ile davacı kooperatifin payına düşen suyun, davalı ile ortak kullanılmasına yönelik olarak ikinci bir protokol imzalandığını, 19.11.1981 tarihli bu protokole göre, davacı kooperatif 1975 tarihli ilk protokol kapsamında kendi payına düşen suyu ihtiyacı oranında davalı kooperatife de kullandıracağını, davacı kooperatifin su ihtiyacının karşılanması için yapılmış ve yapılacak masraflara %28 (16,00/56,70) oranında katılacağının kararlaştırıldığını,  kooperatiflerin su tesisatı dışında ortak yararlandığı çok sayıda tesisat, mal ve hizmetin mevcut olduğunu, kanalizasyon şebekesi, ada içerisindeki yollar ve büronun ortak kullanıldığını, belediyenin ada içerisindeki çöpleri toplamadığını, çöplerin traktörle toplanıp uygun bir yere nakledildiğini, çöp traktörü davacı kooperatif yararına da çalışma yaptığını, keza, taşınmazların güvenliğinin sağlanmasını, çevre düzenlemesi, çöp toplanması gibi işler için çalıştırılan işçilerin her iki kooperatife de hizmet verdiğini, ada içi yolların temizliği bakım ve onarımı, yeşil alanların temizlenip ilaçlanması gibi hizmetlerden bölgedeki bütün taşınmazların yararlandığını, bu nedenle yıllardan beri, bu hizmetlere ilişkin masrafların kooperatiflerce payları oranında müştereken karşılandığını, taraflar arasındaki protokoller, karşılıklı yazışma ve ihtarnamelerin, yıllarca uygulanmakla oluşan sözlü akit ve teamüle göre, davacı kooperatifin ada içi yollarla ilgili giderlere katılım oranı %25, su ile ilgili giderlere katılım oranı %28, kanalizasyon şebekesi, çevre bakımı ve büro ile ilgili giderlere katılım oranı %36 olduğunu, büro giderlerinden kasıt, müşterek kullanılan kooperatif binasında tüketilen elektrik, su, doğalgaz ve sair ihtiyaçlar ile işçi ücretleri, yol-yemek-giyecek yardımları, vergi ve sigorta primleri oluğunu, bu gider kalemlerinin tümü büro gideri olarak anılmış ve davacı kooperatifin bu giderlere %36 oranında katılmasının kararlaştırıldığını, nitekim, işçilerin SGK nezdindeki dosyaları da \"... ve ... Koop\" unvanıyla açılmış olduğunu, bu oranların taraf kooperatif yetkililerinin karşılıklı istişareleri neticesinde belirlendiğini, ortak masrafların yıllarca bu oranlar dahilinde müşterek karşılandığını, bölgede site yönetimi kurulmasının hukuken mümkün olmadığını ve tapuya tescil ettirilerek resmiyet kazanamayacağını, hukuka aykırı bir oluşum olan söz konusu site yönetiminin sözleşmelere taraf olmasının da mümkün olmadığını, bu nedenle aradaki sözleşmelerin feshedilerek site yönetimi ile yeni sözleşme yapılması yönündeki talebin kabul edilmediğini, site yönetimi tarafından yapılacak ödemelerin davacı kooperatif adına yapılmış kabul edileceğini davacı kooperatife bildirdiğini, davacı tarafça site yönetimi olarak adlandırılan oluşum tarafından 2004 yılına kadar çeşitli ödemelerin yapıldığını, davalı tarafın bu ödemeleri davacı kooperatifin ad ve hesabına yapılmış ödemeler olarak kabul ettiğini, davacı kooperatifin, 21.03.2004 tarihinde yaptığı genel kurul toplantısında, hukuka aykırı bir oluşum olduğu için tapuya tescil ettirilemeyen site yönetiminin feshedilmesine karar verdiği ve durumu davalı kooperatife bildirdiğini,  davacı kooperatifin bu tarihten sonra hiçbir ödeme yapmaması nedeniyle,  payına düşen ödemeleri de yapmak zorunda kalan davalının bu yükü daha fazla taşıyamadığı ve 01.04.2004 31.12.2004 dönemine ait birikmiş katılım paylarının tahsili için davacı kooperatif hakkında Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2004/9335 E., 2004/11335 E. Ve Ankara 3. İcra Müdürlüğü'nün 2005/484 E. sayılı dosyalarıyla icra takibi başlattığı, davacı kooperatifin bu takiplerin tamamına itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davaları açıldığı, bu davalar birleşerek Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31.10.2007 T. 2004/568 E. ve 2007/512 K. Sayılı ilamı ile karara bağlandığı, mahkeme, yapılan keşif neticesinde taraf kooperatiflere ait taşınmazlar ile bu taşınmazlar üzerindeki ev ve işyerlerinin birbirinden ayrılamayacak derecede iç içe geçtiğinin, bu nedenle alt yapıdan ve bazı hizmetlerden müştereken yararlanılması gerektiğinin tespit edildiğini, müştereken yararlanılan hizmetlerin bedellerinin ise sözleşmeler, teamül ve konutların durumu gereği müştereken karşılanması gerektiği gerekçesi ile davacının itirazının iptaline ve  icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verdiğini, bu kararın da Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 30.06.2008 T., 2008/2348 E. ve 2008/9064 K. sayılı kararı ile onandığını, taraflar arasındaki sözleşmenin kurulmasına sebep olan durumun (taşınmazların ve altyapının birbirinden ayrılamayacak derecede iç içe geçmiş olması) halen devam ettiğini, dolayısıyla sözleşmenin yürürlükte olduğu, sözleşmenin feshini haklı kılacak bir sebebin bulunmadığını, davacı kooperatifin bu sözleşme ile bağlı olduğu ve sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ifa etmesi gerektiği hususlarının kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>\tMahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda: Davacının, dava konusu ettiği 11/03/1975 tarihli protokol incelendiğinde ... Kooperatifi, ... Kooperatifi ve ... Kooperatifi arasında, bu kooperatiflerin arsaları üzerinden tesis edilecek yerleşim sitesinin içme ve kullanma suyu ihtiyacını temin etme amacı ile düzenlendiği yine dava konusu edilen 1981 tarihli protokol incelendiğinde, söz konusu protokolün davalının, D.S.İ.  içme suyu tesis payını zamanında ödemediği için 11.03.1975 tarihinde düzenlenen protokolün iptali sonrasında, 11.19.1981 yılında taraflar arasında  düzenlendiği, düzenlenen bu protokol konusunun davacının kendi payına düşen suyu, davalı ile ortak kullanılmasına yönelik olduğu, davacının su ihtiyacının karşılanması için yapılmış ve yapılacak masraflara %28 (16,00/56,70) oranında katılacağının kararlaştırıldığı, ayrıca - işletme ile ilgili diğer esaslarda 11.3.1975 tarihli protokol geçerli olacağı yönünde karar alındığı, gerçekleşen yapılaşma ve geçen zamanla birlikte taraflara ait taşınmazların bulunduğu bölgede gerek altyapı, gerekse çevre düzenlemesinin ortak olduğu, kooperatifleri birbirinden ayıran bir sınırın olmadığı, keza bir çok yerde birbirlerine komşu olduklarının belirlendiği, davacı ve davalı kooperatifin daha önce malik olduğu, daha sonra müstakil arsaların kooperatif ortaklarına dağıtımı ve ortaklar adına tescil edilmesi akabinde, kooperatif ortakları tarafından yaptırılan konutların ve arsaların örnekleme adına bir kısmının gösterildiği parsellerinin incelendiğinde, zamanla iç içe geçen bu iki kooperatifin ortak alanlarının ve müstakil bahçelerinin iki adet kuyudan sağlanan su ile sulandığı, kuyular vasıtasıyla çıkarılan bu suların kullanımı aşamasında elektrik, bakım onarım maliyetleri oluşacağı, ortak alanların temizlik ve bakımı için davalı kooperatif bünyesinde personel çalıştırıldığı, davalı kooperatifin söz konusu giderleri üstlendiği, davacı kooperatifin daha önce malik olduğu, daha sonra müstakil arsaların kooperatif ortaklarına dağıtımı ve ortaklar adına tescil edilmesi neticesinde protokolden kaynaklı hizmetlerden yararlanan üyesinin olmaması durumunda ortak giderler için yapılan harcamaları kooperatife üye olmayanlardan talep etme imkanı bulunduğu, hizmetin devam ettiği, devam eden hizmetten faydalanan davacı kooperatifin, protokolde belirlenen giderleri ödeme yükümlülüğünün bulunduğu, sözleşmenin iptali halinde bu ödeme yükümlülüğünden kurtulması nedeni ile sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı, ayrıca davacının faydalanılan hizmetler nedeni ile ödeme yapması hususunda kararlar verildiği ve bu yargısal denetimden geçerek kararların kesinleştiği de göz önüne alındığında, davacının davalı ile yapmış olduğu 1975 ve 1981 tarihli protokollerin feshine ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu itirazların değerlendirilmediğini, müvekkili kooperatif yönetimi ile davacı Kooperatif arasında, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerle müvekkilinin bir ilgisinin kalmadığını, sözleşmenin yürürlükte bulunduğu süreç içerisinde, müvekkili kooperatifin sahip olduğu arsa/taşınmaz ve üye yapısında esaslı surette değişiklikler meydana geldiğini, bundan yaklaşık 20 yıl önce müvekkil kooperatifin sahip olduğu arsalar parsel bazında üyelere dağıtılmak suretiyle ferdi mülkiyete geçildiğini, akabinde ferdi mülkiyet sahipleri adlarına kayıtlı bu parselleri kimisi üzerine ev yaptıktan sonra, kimisi de mevcut boş haliyle üçüncü kişilere devir ve temlik ettiğini, bu şekildeki devir/temlik işlemleri sonrası  sonuçta 2000’ li yıllara gelindiğinde, site bölgesinde yer alan bağımsız bölümlerin malik ve/veya kullanıcılarının çok büyük bir çoğunluğunun, kooperatif üyesi olmadıkları gibi bir durumun ortaya çıktığını,  bu arada pek çok Kooperatif  üyesinin ise konut alanlarında hiçbir hak ve hisse sahibi bulunmadıklarını,  ferdi mülkiyete geçişi müteakip gerçekleşen el değiştirmelerle bölgedeki konutlara sahip olan kişilerin, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinden yararlanmak suretiyle kooperatife haksız bir sorumluluk payı ve yük oluşturduğunu, kooperatif üyelerinin pek çoğunun bölgede konutu bulunmaması nedeniyle hizmetten yararlanmasının söz konusu olmadığını, kooperatif üyesi olmayan pek çok konut maliki de müvekkil kooperatifin kontenjanından su hizmeti aldığını, site yönetimi kurulduktan sonra müvekkil Kooperatifin, keyfiyeti hem davacı hem de davalı site yönetimine yazılı olarak bildirdiğini ; artık su temini konusundaki hizmet için yeni bir sözleşme yapmaları gerektiğini, davacının ilişkiyi sonlandırdığının (iptal ettiğinin) farklı bir üye yapısına ve ayrı bir kişiliğe sahip bulunan site yönetimi ile sözleşme ilişkisine girdiğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona erdiğini, buna rağmen salt içme suyuna ilişkin olan ve artık bir kullanımı da kalmayan sözleşmenin feshine karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; taraflar arasındaki su, kanalizasyon, masraflarına katılım sözleşmelerinin feshine karar verilip verilmeyeceği hususuna ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava; taraflar arasında su, kanalizasyon, masraflarına katılım için düzenlenen 11.03.1975, 19.11.1981 tarihli protokollerin yürürlükte olmadığı iddiasıyla feshi istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle taraflar arasında düzenlenen protokol hükümleri uyarınca kooperatiflere ait taşınmazlar üzerinde kurulan bağımsız bölümlerin birbirinden ayrılamayacak şekilde iç içe geçtiği bazı hizmetlerden müştereken yararlanılmasının zorunlu bulunduğu, kooperatifler arasındaki sözleşmelerin halen yürürlükte olduğu, sözleşmenin iptali halinde, davacının sebepsiz zenginleşmesine  yol açacağı, ayrıca davacının faydalanılan hizmetler nedeni ile ödeme yapması hususunda verilen kararların da yargısal denetimden geçerek kesinleştiği, davacı kooperatifin sözleşme ile bağlı olup sözleşmenin feshini gerektirir bir neden  bulunmadığının  anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM \t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın istinaf eden  dava.. alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 07/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. \t     <br><br>Başkan...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye...<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2285332dd39cc541","SID":"fceff5eedc27f408"}}