{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2024/1750 <br>KARAR NO: 2025/186<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/3/2024<br>NUMARASI: 2023/1175 (E) - 2024/283 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 6/2/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yönetimindeki ... plakalı otomobille, davacı ...'ın görevli olarak çalıştığı ...'a ait otoparka ters yönden giren dava dışı sürücü ...'ın, kendisini uyaran adı geçen davacıya yönetimindeki aracın ön tamponuyla çarparak yere düşürdüğünü, araçtan inerek tekme ve tokatla vurmak suretiyle darp edip küfürler ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak koşuluyla 6.350 TL tedavi giderini, 41.712 TL kalıcı iş göremezlikten kaynaklanan tazminatın, 12.000 TL manevi tazminatın, 565 TL adli tıp ücreti ile 100 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100 TL bakım gideri tazminatının davalılardan tahsil edilerek, davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiş; Davalılar ... Sanayi ve Ticaret AŞ ve ... Sigorta Şirketi cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. Dairemizin 24/10/2023 gün ve 2023/534 (E) - 2023/1389 (K) sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin 24/2/2022 gün ve 2020/390 (E) - 2022/182 (K) sayılı kararının kaldırılmasının ardından sürdürülen yargılamada, maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, Bakırköy 5'inci Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/307 (E) - 2019/459 (K) sayılı kararıyla tahsilde tekerrüre yol açmamak koşuluyla, 41.712 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatı, 100 TL geçici iş göremezlik maddi tazminatı, 5.000 TL tedavi giderinin davalılar ... Sanayi ve Ticaret AŞ ile ... Sigorta Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 8.000 TL manevi tazminatın davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ'den tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Sigorta Şirketi vekili dilekçesinde özetle; davacının müvekkili ... Sigorta Şirketinden taleplerinin zamanaşımına uğradığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97'nci maddesinde öngörülen dava açılmadan önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulmasına ilişkin dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini; geçici iş göremezlik alacağı bulunmayan davacının talebinin kabulü yönünde hüküm kurulmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından da sorumlu olmadığını; tedavi giderlerinden de müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemesi koşuluyla, tedavi giderlerine ilişkin tespit yapılırken davaya konu kazanın 18/10/2010 tarihinde meydana geldiği gözetilmeden, tedavi giderlerinin günümüz verilerine göre saptanmasının da açık biçimde hukuka aykırılık oluşturarak sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davada tarafların taraf ehliyetine sahip bulunmaları HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının \"d\" bendi uyarınca dava şartlarındandır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olup olmadığı mahkemece kendiliğinden incelenecektir. Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki hak ehliyetini medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 8'inci ve 48'inci maddelerine göre belirlenir. Buna göre hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanunun 28'inci maddesinin 1'inci fıkrasına göre gerçek kişilerin kişiliği ve bununla hak (medeni haklardan istifade) ehliyeti ölümle sona erer. Bu nedenle ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara ölen tarafın  mirasçılarına karşı devam edilir. Dava devam ederken davacı ölürse, davacının mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip edebilirler. (Prof. Dr. Baki Kuru, Prof. Dr. Ramazan Aslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 25'inci baskı, sayfa 207 vd.) Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekâlet ilişkisi de kural olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 43'ncü maddesinin 1'inci fıkrası ile 513'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca sona erer. Vekilin davaya devam etmesi olanağı bulunmayıp yalnızca bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Dava dosyasının incelenmesinde, davacı ...'ın nüfus kaydı içeriğine göre nihai karar verildikten sonra 15/11/2024 günü öldüğü anlaşılmıştır. Eldeki davada ise nihai karar verilmiş olmakla birlikte istinaf kanun yolu incelemesi devam ettiğinden hüküm henüz kesinleşmemiştir. Bu nedenle ölümüyle taraf ehliyeti son bulan ...'ın mirasçılarına davaya devam edip etmeyeceklerini bildirmeleri uyarısını içeren belge tebliğ edilerek, oluşacak sonuca göre nihai karar verilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Kabule ve uygulamaya göre yapılan incelemede ise, 18/12/2010 günü meydana gelen trafik kazası niteliğindeki olaydan kaynaklanan maddi tazminat davasının, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 109'uncu maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca somut olaya uygulanması gereken kasten yaralama suçuna ilişkin TCK'nin 86'ncı maddesinin 1'inci fıkrası ile 3'üncü fıkrasının \"e\" bendi, 87'nci maddesinin 3'üncü fıkrasının gerektirdiği cezanın üst sınırına göre aynı Kanun'un 66'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının \"d\" bendi uyarınca tabi olduğu 15 yıllık zamanaşımı içinde 16/6/2011 günü açıldığı sonucuna varılmış;  trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağına ilişkin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98'inci maddesinin 1'inci fıkrasını değiştiren 6111 sayılı Kanun'un 59'uncu maddesinin 25/2/2011 gün ve 27857 sayılı mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi, eldeki davaya konu trafik kazasının ise SGK'nin sorumluluğuna ilişkin anılan Kanun yürürlüğe girmeden önce 18/12/2010 tarihinde meydana geldiğinin anlaşılması karşısında, trafik kazası niteliğindeki olaya karışan ... plakalı otomobilin ZMSS poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta Şirketinin, rizikonun meydana geldiği tarihe göre doğrudan tedavi giderinden, poliçedeki limit dahilinde sorumlu tutulmasında isabetsizlik görülmemiş; davacı ... tarafından haksız eylem faili davalı ... ile davalı işleten ... Sanayi Ticaret AŞ'ye karşı maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan Bakırköy 5'inci Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/307 (E) sayılı davasının davalı ... Sigorta Şirketine ihbar edilerek, KTK'nin 97'nci maddesinde öngörülen dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiğine ilişkin dava şartının yerine getirildiği kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesi kararının kaldırılma gerekçesine göre davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü diğer istinaf nedenleri bu aşamada inceleme dışı bırakılmıştır. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince yatıran tarafa geri verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine, 6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 6/2/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1088ab29eefbf823","SID":"89e6d810da0ef3df"}}