{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/354 - 2025/551<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/354 <br>KARAR NO\t: 2025/551                                                          T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/275 E.  -  2022/168 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka  İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/05/2022 Tarih ve 2020/275 Esas - 2022/168 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin uzun yıllardır \"...\", \"... ...\" markaları ve ticaret unvanı ile çiğ köfte restoranları işlettiğini ve franchise verdiğini, hâlihazırda yaklaşık 400 ayrı işletmede faal olduklarını, davalı yanın 2019/82413 sayılı “...” ibareli 43.sınıf hizmetleri kapsayan marka başvurusunun müvekkili markaları ile benzer olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, ilgili tüketici kesimi nezdinde müvekkilinin yeni bir seri markası olduğu izlenimi doğuracağını,  daha evvel Ankara 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/411 Esas sayılı dosyasında \"...+şekil” ibareli markanın, Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/134 Esas sayılı dosyasında \"... ... ...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'nin itirazlarının reddine dair 2020-M-10212 sayılı kararının iptali ile 2019/82413 numaralı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili,  taraf markalarının 43.sınıfta tescilli olmasının tek başına iltibas hali için yeterli olmadığını, bu ürünün potansiyel müşterisi olan ortalama tüketicinin dikkat düzeyi esas alındığında, davacının ... ürünlerini satarken kullandığı \"...\", \"... ... ...\" gibi markalarıyla müvekkilinin markasının gerek markalarında kullandığı görsel ve renkli ibareler gerekse de kelimeler itibariyle rahatlıkla ayırt edileceklerini, davacı firma tarafından bir kısım markalarında ... ibaresinin yalnızca slogan niteliğinde kullanıldığını, bir kısım markasında esas unsurunun ... olduğunu, davacının başta 2016 100759 sayılı markası olmak üzere diğer markaları içerisinde de bulunan \"...\" ibaresinin zayıf bir marka olduğunu, davacının günlük dilde sıklıkla kullanılan bir sözcüğü marka olarak tescil ettirmiş olduğundan bu işaretin benzer versiyonlarında kullanımlarına da katlanmasının gerektiğini, 43.sınıfta ilgili ibareyi içerir çok sayıda önceki tarihli markanın bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 43.sınıf yönünden yiyecek ve içeceğin doğrudan sunumunu ifade eden ... ibaresinin ve bu ibarenin türetilmiş hâllerinin zayıf ibare olacağı, gerek davacı markaları gerek davalı marka başvurusunun zayıf ibare seçilerek oluşturulduğu, zayıf ibare seçen marka sahibinin bu markanın yeterli ayırt ediciliğin sağlanması sureti ile başka tacirler tarafından kullanılmasına katlanma zorunluluğunun bulunduğu gibi yeni marka tescil ettirenin de asgari ayırt ediciliği sağlayacak değişikliğe gitme yükümünün bulunduğu, davacının markasının \"...\" ibaresini esas unsur olarak kullandığı, davalı markasının esas unsurunun ise yine \"...\" kelimesinden türetilmiş \"...\" ibaresi olduğu, 43.sınıf yönünden ... kelimesinin kullanımı itibari ile \"...\" kelimesi ile aynı hizmeti çağrıştıracağı, \"...\" kelimesinin ise bir şeyin sahipliğinin nesiller yolu ile devamı anlamına geldiği, her ne kadar ... ibaresi zayıf marka ise de davalı tarafından markalar arasında idari bağ bulunduğu yönünde iltibası ortadan kaldırmaya yeterli değişiklik sağlanmadığı,  davacı adına tescilli ''...'' esas unsurlu markalar ile davalının \"...\" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel olarak benzerlik bulunduğu, ... ibaresinden kaynaklı bir benzerliğin söz konusu olduğu, ''...'' ibaresinin davacının markasının esas unsurunu oluşturduğu, bu durumda işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının \"...\" markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, markalar benzer bulunmakla SMK 6/5 maddesinin uygulama alanının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2020-M-10212 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2019/82413 kod nolu \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi heyeti raporlarında da tespit edildiği üzere müvekkilin markası ile davaya gerekçe markaların bir bütün olarak ortalama tüketici nezdinde herhangi bir iltibasa sebebiyet vermeyeceğini, \"...\" ibaresinin anlamı gereği tescil edildiği sınıfa yakın duran, zayıf nitelikli, sektörde çoğu kişi tarafından tescilli olarak kullanılan bir marka olduğunu, bu tip özgün olmayan ibareleri tescil ettirenlerin benzer ibarelerin yer aldığı marka tescillerine katlanma zorunluluğunun bulunduğunu, mahkemece markalar arasında benzerlik yönünden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu,  global değerlendirme kriterleri ve ortak unsurun ayırt edici niteliği gözetildiğinde markaların benzer olmadıklarını, bilirkişi raporunda da bu yönde görüş açıklandığı halde mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak aksi yönde karar verildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\t... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan markaların bütünsel olarak farklılaştığını, bu halleriyle karıştırılabilecek veya ilişkilendirilebilecek derecede benzer olmadıklarını, söz konusu iki marka örneğinin, aynı firmanın markası/serisi gibi algılanabilecek nitelikte bulunmadığını, markanın bir kısmı esas alınmak suretiyle benzerlik değerlendirmesi yapılamayacağını, taraf markaları benzer olmadığından davacı markalarının önceki kullanımlarının ya da piyasadaki benzerlik düzeyinin de karıştırılmaya yol açmayacağını, davacı markalarının ün ve itibarından haksız kazanç elde etme ya da bunlara zarar verme ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:  Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin, 2019/82413 sayılı \"...\" ibaresinin 43. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, tanınmışlık ve kötüniyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği,  davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacının bu karara  itirazının da, TÜRKPATENT YİDK'nin 09/12/2020 tarih 2020-M-10212 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 11/12/2020 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 25/12/2020 tarihinde  açıldığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>   Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvurunun \"...\" ibaresinden oluştuğu, davacının \"...\" asli unsurlu markaları ile dava konusu başvuru arasında \"...\" ibaresinin ortaklığından kaynaklanan bir benzerlik bulunmakta ise de, \"...\" kelimesinin ayırt ediciliği düşük, tanımlayıcı bir ibare olduğu, başvuruya eklenen \"-...\" kısmının \"...\" ibaresiyle bütünsel bir algı oluşturarak davacı markalarından yeterince ayrıştırdığı, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği ve taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas oluşmayacağı kanaatine varılmıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2024 tarih, 2023/4015 Esas, 2024/6497 Karar sayılı kararında; \"...davalının başvuru markası \"...\" ibaresinden oluşmakta olup,  davacının itirazına mesnet markaları \"...\" esas unsurludur.  Davacının itirazına mesnet markalarında bulunan ...  kelimesinin tanımlayıcı ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu gözetildiğinde, markaların bütünsel olarak karşılaştırılmasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede  benzerlik bulunmadığı\" kabul edildiği gibi, aynı Daire'nin 25/11/2024 tarih, 2024/530 Esas, 2024/8248 Karar sayılı kararında da \"...+şekil\" ibareli başvuru davacı markaları ile benzer bulunmamıştır.<br>Taraf markaları benzer olmadığından, Dairemizce, ayrıca emtia benzerliğinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. <br>Bu itibarla, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekili ile davalı Şirket vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 31/05/2022 gün ve 2020/275 Esas - 2022/168 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın  REDDİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 561,00-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 18,00-TL tebligat ve posta masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 238,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, <br>\t7-Davalı ... A.Ş tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı 220,70-TL olarak yatırılan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,  <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davalılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde ayrı ayrı davalılara iadesine,  <br>10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/04/2025<br>\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"465231c4f7b6acef","SID":"7fccae02c8e4ea6d"}}