{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1709 <br>KARAR NO:2025/239<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/03/2021<br>NUMARASI:2019/278 Esas -  2021/229 Karar<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkinDüzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:03/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Davacı vekili ile Davalılar ... vekilinin istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...Şti. ve müteselsil kefil ... ile ... arasında Genel Kredi Sözleşmeleri imza edildiğini, işbu sözleşmeye istinaden kredi kullandırıldığını, asıl borçlunun bankadan kullandığı krediyi geri ödemediğini, vadesinde ödenmeyen banka alacağının Büyükçekmece ...Noterliğinden keşide edilen 04.02.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnameyle talep edildiğini, ancak borcun bankaya geri ödenmediğini, icra takip tarihi ile dava tarihi arasında 299.196.74 TL tahsilat yapıldığını Tahsilatın öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmesi gerektiğini, Borcun ödenmemesi üzerine ... sayılı dosyasından davalılar hakkında alacakların tahsilini temin için genel haciz yolu ile icra takibi yapılmış olduğunu, davalıların icra takibine itiraz ettiklerini, davalıların itirazı nedeniyle takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu beyanla; davanın kabulü ile haksız itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilleri tarafından davacı bankaya teminata tevdi edilen müşteri çeklerini tahsil edilmekte olduğunu, bu çeklerin varlığının huzurdaki davayı haksız kıldığını, zira bankanın tahsil edeceği çekler neticesinde belki de alacağının kalmayacağını, bankanın kat ihtarnamesinin usulsüz olduğunu, davalı ...'in hangi kredilerde sorumlu olduğunun her kredinin kullandırma tarihinin tespiti ile sabit hale geleceğini, ayrıca bankaca talep edilen faizlerin fahiş olduğunu, icra takibinin yetkisiz yerde açılmış olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Davalıların Sözleşmedeki adreslerine 06.02.2019 tarihinde tebliğ edilen ihtar sonucu davalıar verilen süreye göre 08.02.2019 tarihinde mütemerrid olmuşlardır. -Asıl borçlu elinde olan ve ibraz edilmeyen ... ve ... numaralı üç adet çek nedeniyle depoya esas banka taahhüt riskinin 2.030 TLx 3=6.090,00 TL olduğu belirlenmiştir. -Davacı bankanın asıl borçlu şirketten olan alacaklarının 05.03.2019 icra takip tarihinde 808.347,02 TL olduğu,-... İcra takip tarihi ile 10.05.2019 dava tarihi arasında 299.196,52 TL tutarında müşteri çeki tahsil edilerek borçtan tenzil edilmiş olduğu,İcra takip tarihi ile dava tarihi arasındaki bankanın yaptığı tahsilatların faizlere mahsup edildiğinde davacı bankanın 10.05.2019 dava tarihindeki alacak tutarının 542.415,79 TL olarak hesap edildiği  Asıl borçlu ile müteselsil kefillerin 542.415,79 TL davacı alacağından sorumlu olacakları  -Takipten sonra nakde dönüşen 12.180 TL çek teminat bedelinden de davalıların sorumlu olacakları -10.05.2019 dava tarihinden sonra yapılan 124.540.00 TL tahsilatın icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınacağı -Davacı bankanın alacağına takip tarihinden itibaren . bankanın krediye uyguladığı akdi faiz oranı olan% 19,75 faiz nisbetinin %30 fazlası üzerinden hesaplanan % 25,68 nisbetinde ticari temerrüd faizi talep edilmesinin mümkün bulunduğu sabit bulunmuştur. Mahkememizce ... sayılı takip dosyasında Davalılar ...d Şti , ... ve ... yönünden tahsilde tekerrür olmamak ve davacı talebi ile bağlı olmak üzere; 542.415,79 TL ve takipten sonra nakde dönüşen 12.180 TL çek teminat bedeli üzerinden itirazın iptaline takibin devamına fazla istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı alacağı likit nitelikte olup, davalının itirazında haksız bulunduğu anlaşıldığından İİK.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince takdiren hüküm altına alınan miktarın % 20’si oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tamamen kabulüne karar verilmiş olup aleyhlerine karşı vekalet ücreti ödenmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın bu yönü ile kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Asıl borç ilişkisinde geçerli bir yetki sözleşmesi yapılmış ise, kefalet sözleşmesinde de bu yönde geçerli biçimde bir yetki anlaşması yapılmadığı sürece, kefil açısından yetki anlaşmasının bir hükmü olmadığını, Kefaletin müteselsil olması veya kefilin tacir olmasının bu sonucu değiştirmeyeceğini, mezkur davaya konu sözleşmelerde kefil açısından bir yetki anlaşmasının yapılmadığı, bu nedenle yerel mahkemenin yetkiye ilişkin maddenin davalılar bakımından bağlayıcı olmadığı nı,  bu nedenle yerel mahkemenin bu yargılamayı yapmakta yetkisiz olduğunu, bunların yanı sıra; HMK'nın yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesi kapsamında; sadece tacirler ve kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş ve/veya doğabilecek uyuşmazlıklar bakımından yetki sözleşmesi akdedebildiğini, kefil sıfatını haiz davalıların ...; asıl borçlu şirketin 05.12.2018 tarihine kadar sadece asıl borçlu şirketin ortağı olup, şirket nezdinde başka hiçbir görev almadığını, davalı ... de ortak olup, tacir sıfatını haiz olmadığını, bu nedenle; mahkemece aksi kanaat hasıl olması halinde- davalılar bakımından kredi sözleşmesinde bulunan yetki şartının uygulanmasının söz konusu olmadığını, HMK'nın amir hükümleri kapsamında yetkili icra daireleri ve mahkemeler Anadolu İcra Daireleri ve Mahkemeleri olduğunu, HMK'nın 7. maddesi uyarınca; davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğini ve fakat diğer davalı şirket, gerekçeli karar dosyada mübrez olmak üzere, iflas ettiğini, davacı bankanın alacağını davalı şirketten önce kefil sıfatını haiz davalılardan tahsil etmeye çalışacağı, asıl borçlu şirketin davaya dahil edilmesinin yerel mahkemeyi yetkili hale getirmek amacıyla kötüniyetli olarak dahil edildiğini, kötü niyetle ikame edilen ve mahkemece görülen yargılama usule ve esasa aykırı olduğunu, yerel mahkemenin kararını hukuka aykırı hale getiren bir diğer husus ise takibin kısmen devamına karar verilen bedel miktarı olup davaya konu olan borca ilişkin süreç incelendiğinde davacı banka tarafından öncelikle Büyükçekmece ... Noterliği'nin 04.02.2019 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi keşide edilerek toplamda 930.784,36.-TL talep edildiğinin görüleceğini, başlatılan 05.03.2019 tarihli ... no'lu icra takibinde talep edilen tutar ise 808.347,02.-TL olduğunu, icra takibinin borç kaynakları incelendiğinde; yukarıda bilgileri verilen ihtarname ile davalı şirket ile akdedilen sözleşmeler gösterildiğini, ihtarname tarihi ile icra takip tarihi arasında davacı banka tarafından tahsilat yapıldığının görüldüğünü, bu husus mahkemece alınan bilirkişi raporunda da sarih bir şekilde yer almakta olup yine hem bilirkişi raporunda hem da sarih bir şekilde yer aldığı üzere; davacı banka, takip ile dava tarihi arasında 299.196,74.-TL tahsilat yaptığını, yargılamanın devam ettiği süre içerisinde ise, dava tarihinden sonra, davacı banka tarafından124.540,00.-TL tahsilat yapıldığını, dava tarihinden sonra yapılmış olan tahsilatlar dikkate alınmayarak karar verildiğini, HMK'nın amir hükümleri kapsamında karar tarihine en yakın bedel üzerinden mahkemelerin hüküm kurması gerektiğini, icra takibine dayanak olan ihtarnameye yapılan itirazın ve takibe yapılan itirazın haklı ve hukuka uygun olduğunu, borcun yargılamayı gerektirdiği ve hatta çek teslim belgeleriyle ödeme tarihlerinin muayyen hale geldiğinin sabit hale geldiğini, bu kabul edilmese bile, bu konuda yargılama faaliyeti yapılmaması kararı eksik inceleme ürünü haline getireceğini, ayrıca somut olay, icra inkar tazminatı kararının usulsüz ve hukuka aykırı hale getirdiğini, mahkemenin, yapılmış olan tahsilata hükmünde yer vermemiş, yapılmış olan tahsilatların icra müdürlüğü tarafından dikkate alınması gerektiğine hükmetmiş olmakla ödenmiş borç aleyhine dahi icra inkar tazminatına hükmedildiğini, takibin reddedilen bedeli üzerinden lehe icra inkar tazminatı hükmedilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, bunun yanı sıra; davacı banka, asıl borçlu şirketten müşteri çeklerini tevdi almasıyla, alınan çeklerdeki toplam bedeli borçtan düşmekle yükümlü hale geldiğini, çekleri tevdi alarak alacağını bu çekler üzerinden karşılayacağını kabul ettiğini,  işbu istinaf dilekçe tarihi itibariyle ibraz tarihi henüz gelmemiş müşteri çekleri de bulunduğunu, işbu çeklerin tahsil edileceği gerçeği göz önüne alındığında, mahkemenin hükmettiği icra ve inkar tazminatı açıkça haksız ve hukuka aykırı hale geldiğini, kötü niyetli olarak takip başlatan davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, hükümde reddedilen kısım bulunup bulunmadığı, icra dairesinin yetkili olup olmadığı, bankaya verilen müşteri çeklerinin temdit niteliğinde olup olmadığı ve borcun sona erip ermediği, tahsilatların düşülüp düşülmediği, icra inkar ve kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı, takipten sonra nakde dönüşen çek teminat bedellerinin hükme konu edilip edilemeyeceği noktasındadır.Davacı banka ile davalı ... Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine davalı ... ve davalı ... müteselsil kefil olmuştur. Davacı banka tarafından kredi borçlusu ve davalı muhataplarına çekilen Büyükçekmece ... Noterliğinin 04/02/2019 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiği ve kredi borcunun ödenmesi ihtar olunmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, kredi borçlusu şirket ve davalı takip borçluları hakkında, ... sayılı takip dosyasında, \"genel kredi sözleşmesi, ihtarname \" sebebine dayalı olarak 805.421,45 TL asıl alacak, 2.298,14 TL işlemiş faiz ve 114,91 TL BSMV, 606,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti alacağının tahsili; 36.450,00 TL gayri nakdi risk bedelinin depo edilmesi istemiyle 05/03/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, yetkiye ve borca itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 808.440,49 TL nakdi, 18.270,00 TL gayri nakdi kredi üzerinden itirazın iptaline, gayri nakdi riskin nakde dönüşen kısmı 12.180,00 TL'nin faizi ve BSMV'si ile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalı takip borçluları tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olduğunda önce bu hususun değerlendirilmesi gerekir. Davalı tarafça, yetkili icra dairesinin Büyükçekmece İcra Daireleri olduğu bildirilmiştir. Kredi borçlusu şirket ile davacı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinde, uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunun düzenlendiği ihtilaf konusu değildir. Genel kredi sözleşmesi tacirler arasında düzenlenmiş ticari nitelikte bir sözleşme olduğundan HMK'nun 17. maddesi uyarınca bu sözleşmedeki yetki şartı geçerlidir. Kefaletin fer'iliği ilkesi ve 6102 sayılı TTK'nın 7. maddesindeki ticari teselsül karinesi uyarınca genel kredi sözleşmesindeki yetki şartı sözleşmenin müteselsil kefili olan davalıyı da bağlar(Yargıtay 19. HD'nin 23.06.2020 Tarih ve  2019/2410 E. - 2020/1183 K. Sayılı kararı Bu durumda kefiller yönünden de İstanbul İcra Daireleri yetkilidir.Davalı tarafça, davacı bankaya tevdi edilen müşteri çeklerinin bir kısmının henüz ibraz tarihinin gelmediği ve bu nedenle tahsil edilmemiş alacak bulunmadığı ileri sürülmüştür.Uyuşmazlığa konu husus temel ilişkiye dayanan bir alacağını aynı zamanda kambiyo senedine de bağlayan bir alacaklının aynı anda ve sıra gözetmeksizin hem temel ilişkiye dayanarak genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi hem de elindeki kambiyo senedine dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapıp yapamayacağı hususu olup hemen belirtmek gerekir ki 6098 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça borcun yenilemesi sayılmaz. Bu nedenle Yargıtay( kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 2012/15964 E., 2013/2370 K. sayılı kararında da ifade edildiği üzere alacaklı tahsilde tekerrür yaratmayacak şekilde talepte bulunarak hem temel ilişkiye hem de kambiyo senedine dayanarak alacağın tahsilini isteyebilir(Yargıtay 11. HD'nin 17.09.2024 Tarih ve 2024/235 E. - 2024/6475 K. Sayılı kararı). Bu nedenle, davacı bankanın elinde davalı şirket tarafından verilmiş müşteri çekleri bulunması halinde dahi icra takibine geçmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.İcra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla, takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödeme yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukuki yararının bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 gün ve 2007/19-159 E., 2007/220 K.; 04.07.2007 gün ve 2007/13-453 E., 2007/453 K; 19.10.2011 gün ve 2011/19-532 E., 2011/640 K.; 09.02.2011 gün ve 2011/13-29 E., 56 K.; 03.05.2017 gün ve 2017/11-80 E., 2017/889 K. sayılı kararları). Davadan sonra yapılan kısmi ödemelerin ise infazda dikkate alınması gerekmektedir(Yargıtay 19 HD'nin 24/01/2017 Tarih ve 2016/1656 E. - 2017/410 K. Sayılı kararı).Takip tarihi ile dava tarihi arasında 299.196,74 TL, davadan sonra ise 124.540,00 TL tahsilat yapıldığı ihtilaf konusu değildir. O halde, davacı tarafından takipten sonra ve davadan önce ödenen 299.196,74 TL, takip konusu alacağın ödeme tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte ulaştığı tutardan düşülerek dava açılması gerekirken ödenen bu tutar düşülmeden açılan davada, davacının bu tutar nispetinde hukuki yararı bulunmamaktadır. Davadan sonra ödenen 124.540,00 TL'nin ise yukarıda belirtildiği gibi icra müdürlüğünce infazda nazara alınması gerekir.Davacı tarafça, takipten sonra ve davadan önce ödenen 299.196,74 TL düşülmeden dava açılması nedeniyle bu yönden davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde ve reddedilen kısım için davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde, bunun yanı sıra davadan sonra ödenen 124.540,00 TL'nin ise infazda nazara alınmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Takipte depo talep edilen gayri nakdi kredinin takipten sonra nakde dönüşmesi halinde bu talep bakımından tahsil hükmü kurulması gerekir. Davacı tarafça, takip talebinde gayri nakdi riskin takip talebinden sonra tazmin edilmesi halinde bu tutarın tahsili istendiği gibi dava dilekçesinde de bu alacak talep edilmiştir. Dolayısıyla davalı tarafın bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dava konusu alacak genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu yönüyle likit(belirlenebilir) olduğundan icra inkar tazminatı koşulları oluşmuş bulunmaktadır. Buna karşın, reddedilen kısım yönünden davacı bankanın kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı koşulları oluşmamıştır.İlk derece mahkemesi kararında yukarıda açıklanan hususlar gözetilmiş olup, mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 9.470,61‬ TL harcın, alınması gerekli olan 37.884,44 TL harçtan mahsubu ile bakiye 28.413,83 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"82a2611c7ecda61d","SID":"4f52a2267f43b3ec"}}