{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ : 26/02/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 20/09/2021<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 26/02/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; Türkçe bilmeyen Ukrayna vatandaşı müvekkilinin davalı şirketin yetkilileri ile yaptığı anlaşma gereğince gerçekte müvekkiline alınması kararlaştırılan ... plakalı aracın bayiden davalı şirket adına satın alındığını, bu aracın müvekkiline aylık 900.00-USD’den 21.600,00-USD kira ve 21.800.00-USD bedel karşılığı kira süresinin sonunda mülkiyetinin devredilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin aralarındaki bu sözleşmeler gereğince aylık 900.00-USD’den 21.600,00-USD ve 21.800,00-USD olmak üzere toplam 43.400,00-USD ödeme yaptığını, aracın 27/03/2018 tarihinde müvekkiline devredildiğini, ancak bu aracın devri ile ilgili yapılan görüşmeler sırasında müvekkilinin Türkçe bilmemesinden faydalanılarak ve diğer evrakların arasına sokulmak suretiyle ... keşide, 05/02/2018 vade tarihli iş bu menfi tespit davasına konu bononun imzalatıldığını, müvekkilinin bu bonodan hakkındaki takip üzerine haberdar olduğunu, ortada böyle bir borç olmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; davacının gerçekte Türkçe bilmediği iddiasının doğru olmadığını, davacının sunduğu tüm sözleşme ve dava konusu bonoyu da okuyarak bizzat imzaladığını, uzun yıllardır Türkiye’de ikamet etmekte olan davacının Türkiye’de ev ve araba da aldığını, yatırım yaptığını ve birçok hukuki işlem gerçekleştirdiğini, ayrıca dil kursuna gidip Türkçe öğrendiğini, davacının kandırılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, 05/02/2016 tarihli oto kiralama sözleşmesinin satış sözleşmesinin bedeli için düzenlenmiş bir sözleşme sayılamayacağını, davacının kira sözleşmesinden kaynaklanan edimini yerine getirdiğini, kira sözleşmesi ilişkisi devam ederken aracı satın almak istediğini bildirmesi üzerine ek sözleşmenin düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre davacının aracın kira bedelinin 24 ay boyunca ödemesi ve 21.800,00-USD ayrıca ödemesi koşulu ile aracın mülkiyetinin davacıya teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, davacının 21.800,00-USD’yi de ödediğini ve bundan sonra da davaya konu 05/02/2018 vadeli, 21.800,00-USD bedelli bononun düzenlendiğini belirterek davanın reddine ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \" Davacı hile iddiasına dayanmakta olup, TBK 39 maddesi gereğince aldatmanın öğrenildiği andan başlayarak 1 yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir. Davacı hakkındaki takibin 16/09/2020 tarihli oluşu, davanın ise 08/12/2020 tarihli oluşu karşısında dava süresi içerisinde açılmıştır. Hilede, gerçekte yapılmayacak veya yapılsa bile mevcut belirlenen şartlarda yapılmayacak bir sözleşmenin bu sözleşmeden menfaat elde eden kişinin muhatabı hataya düşülmesi suretiyle yapılmasının sağlaması halinde hileden söz edilebilir. Hilenin tespiti sözleşme şartlarının değerlendirilmesi suretiyle yapılır. Somut olayda davacı 43.400,00 USD’ye devir tarihi olan 27/03/2018 tarihinde 30.030,00 USD olan aracı satın aldığını, davalı ise bu aracı davacının 43.600,00 USD’ye satın aldığını, ayrıca da aylık 900,00 USD’den 21.600,00 USD kira bedeli ödediğini iddia etmektedir. Davacının ilk dekonta konu 21.800.USD’lik ödemeyi kira sözleşmesinin yapıldığı 05/02/2016 tarihinden yaklaşık 5 ay sonra ödemiş olması karşısında aylık kira bedelinin 900,00 USD sayılması ticari hayatın kabul edilebilir sınırları içerisinde değildir, kaldı ki aralarında yapılan ek sözleşmede davacının asıl niyetinin bu aracı satın almak olduğu anlaşılmaktadır. Noter devri tarihi itibariyle 30.030,00 USD eden bir araç için kira bedeli dahil toplam 65.200,00 USD bedel belirlenmesi, hilenin şartlarının oluştuğunu gösterdiği gibi, ticari hayat içinde kabul edilebilir karlılık sınırlarının da üstündedir. 30.030,00 USD eden bir araç için vadeli 43.400,00 USD ödenmesi ise makul karşılanır bir sözleşmenin işaretidir. Bu nedenle davacıya davaya konu bononun hile ile imzalatıldığının kabulü gerektiğinden bu bonodan dolayı borçlu olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığını, taraflar arasındaki  sözleşmenin niteliğinde, senet vade ve düzenleme tarihlerinde, aracın satış tarihi itibarı ile rayiç değerinde ve yapılan hesaplamalarda yanılgıya düşüldüğünü, Yerel Mahkeme tarafından araç kira ve satış bedeli için toplam 65.200,00-USD bedel belirlenmiş olması hususunun hilenin şartlarını oluşturduğu iddiasının kabul edilebilir olmadığını, taraflar arasında iki ayrı hukuki işlem akdedildiğini, birinin aracın kira bedeli diğerinin ise aracın satışına ilişkin bedel olduğunu, taraflar arasında dava konusu aracın kiralanmasına ilişkin oto kiralama sözleşmesi akdedildiğini, 05/02/2016 tarihli oto kiralama sözleşmesine göre iki yıl süre ile aylık 900,00-USD bedelle aracın kiralandığını, 05.02.2016 tarihli oto kiralama sözleşmesi devam ederken davacı yanın müvekkili şirket yetkililerine kiralamış olduğu aracı satın almak istediğini beyan ettiğini, müvekkili şirket yetkililerinin aracı kredi ile satın aldıkları için kredinin kapatılması, kredi maliyeti, aracın şirket üzerine alındığı için KDV ödemesi gibi maliyetleri olduğunu beyan ettiğini ve şayet taksit ve vadeli ödeme yapılacaksa 2016 yılı itibarı ile toplam 43.000,00-USD civarında aracı satabileceklerini beyan ettiklerini, davacı yanın aracı sıfır km olarak kiraladığından kaçırmak istemediğini, ancak belirlenen bakiyeyi hemen ödeyemeyeceğini taksitle ödeyebileceğini beyan ettiğini, bunun üzerine tarafların oto kiralama sözleşmesi devam ederken buna ek sözleşme yaptıklarını, ek sözleşmede özetle ... plakalı otomobile ait kiralama süresi olan  24 ay boyunca kiraların düzenli olarak ödenmesi ve 21.800,00-USD'nin ayrıca ödenmesi koşulu ile bahse konu aracın satışının yapılacağı ve aracın kasko, trafik sigortası, trafik cezası ve her türlü arıza, bakım onarım ve yakıt giderlerinin kiralayana ait olacağına ilişkin olduğunu, aracı peşin olarak ve derhal satın alamayacağını beyan eden davacının yapılan ek sözleşme ile aracı kiralamaya devam edeceğini beyan ettiğini ve ödeme imkanı doğrultusunda, aracın ilk taksidi olan 21.800,00-USD bedeli vekileden şirkete ödediğini, kalan bakiyenin ise ek sözleşmeye göre kira sözleşmesinin bitiminde ve araç devir tarihinde ödeneceğinin  kararlaştırıldığını, bu sebeple davacının 20/07/2016 tarihli, 21.800,00-Usd bedelli ve oto kiralama sözleşmesinin bitim tarihi olan 05/02/2018 vade tarihli senedi düzenlediğini, oto kiralama sözleşmesi başlangıç tarihinin 05.02.2016, bitiş tarihinin ise 05.02.2018 olduğunu, ek sözleşme gereğince davacının kiralarını 24 ay boyunca düzenli olarak ödeyeceği ve 21.800,00-USD ayrıca ödeyeceğini, davacının 20/07/2016 tarihinde 21.800,00-USD ödediğini, kalan 21.800,00-USD'yi ise oto kiralama sözleşmesi bitimi ve takibe konu senedin vade tarihi olan 05.02.2018 tarihinde ödeyeceğini taahhüt ettiğini ve buna ilişkin bono düzenlendiğini, davacının dava dilekçesinde her ne kadar araca ilişkin tüm ödemeleri yaptığını 24 ay boyunca kira sözleşmesi gereğince kira bedeli olan 900,00-USD ödediğini ayrıca 21.800,00-Usd ödeyerek hukuki ilişkinin sona erdiğini iddia etmiş olsa da; takibe konu senette de görüldüğü gibi oto kiralama sözleşmesinin bitim tarihi olan 05.02.2018 tarihinde ödemesi gereken ve aracın satış bedelinin kalan yarısı olan 21.800,00-USD halen ödemediğini, davacının 21.800,00-USD'yi 20.07.2016 tarihinde hesabından çekerek şirket yetkilisi  ...'a ödediğini beyan ettiğini, ancak burada senedin düzenleme değil vade tarihinin dikkate alınması gerektiğini, senedin vade tarihi tam olarak sözleşme bitim tarihine denk geldiğini, davacının ilk taksitini senet düzenleme tarihi olan 20.07.2016' da ödediğini, ancak sözleşme bitim ve senet vade tarihi olan 05.02.2018 de ödemesi gereken ikinci taksiti ödemediğini, ek sözleşme dikkatle okunduğunda 'kira süresi olan 24 ay boyunca kiralarının düzenli ödenmesi ve 21.800,00-USD'nin ayrıca ödenmesi koşulu' ifadesi ve senedin vade tarihinin tam olarak sözleşme bitim tarihi olan 05.02.2018 günü olması karşısında davacının vade tarihinde ödemesi gereken bakiyeyi ödemediğinin netlik kazandığını, davacı yanın ek sözleşmede araç satış bedelinin toplam değerinin yazılmamış olmasından faydalanarak 21.800,00-USD ödediğini ve hiç bir borcu olmadığını iddia etmeye çalıştığını, ancak dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre davacının aracı devir aldığı tarihte aracın rayiç bedelinin 30.030,00-USD olduğunu ve bilirkişi raporunun kabulü halinde bile aracın rayiç bedelinin ödenmediğinin belirgin olduğunu, Yerel Mahkemenin somut olayı doğru değerlendiremediğini ve taraflar arasında akdedilen oto kiralama sözleşmesi ve icra takibine konu senedi hiçe sayarak  hatalı bir değerlendirme yaptığını, aracın satış tarihi itibariyle bedelinin bilirkişi raporunda 30.030,00-USD olarak belirlendiğini, ancak davacı tarafın satış bedeline ilişkin müvekkiline sadece 21.800,00-USD ödeme yaptığını, kabule esas olmamakla birlikte Yerel Mahkemenin araç için vadeli 43.400,00-USD ödenmesini makul karşılanabilir bir sözleşmenin işareti olarak kabul ettiğini, yani ödenen kira bedellerini de satış bedeline dahil ederek hatalı hüküm kurduğunu, bu hususun ticari hayatın kabul edilebilir sınırları içerisinde olmadığına ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacının aracı satın alma niyetini ortaya koyduktan sonra araç bedeline ilişkin bir ön ödeme (ilk taksit) yapmış olmasının gayet tabi ticari hayatın olağan sınırları içinde kabul edilebilir bir husus olduğunu, araç satış bedelinin kiralama bedeli hariç olarak taraflarca 43.600,00-USD olarak kararlaştırıldığını, davacı yana aracın vadeli olarak iki taksit şeklinde ödenmek üzere satıldığını, müvekkili şirketin aracı satarken kendisine ne kadara mal olduysa buna göre bir değer biçeceği ve vadeli satılmış olduğundan ötürü vadenin durumuna göre değerde bir artış olacağını, şayet davacının sıfır km bir aracı direk bayiiden alma gücü olmuş olsaydı hayatın olağan akışında bayiden almayı tercih edeceğini, ancak iki taksit halinde ve ileri vadeli olarak satın almış olduğu için taraflarca belirlenen aracın satış değeri olan 43.600,00-USD'nin makul bir rakam olduğunu, taraflar arasında akdedilen kiralama ve satış bedellerinin toplam bedeli üzerinden bir değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, aracın rayiç bedelinin 30.030,00-USD olduğunun kabulü halinde bile davacı yanın borçlu durumda olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulü ile davacının hakkında Antlaya Genel İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takibine dayanak bono ve bu takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalının takibe girişmekte haksız ve kötüniyetli bulunması sebebiyle asıl alacağın %20'si oranındaki 34.138,80-TL tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine  karar verilmiştir. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.<br>Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; İİK'nın 72/2. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası niteliğindedir.<br>Taraflar arasında 05/02/2016 tarihli aylık 900,00-USD kira bedelli, 2 yıl için geçerli dava konusu araç için düzenlenmiş kira sözleşmesi ve bu kira sözleşmesine ek olduğu belirtilen “İş bu sözleşme gereği .... Şti. (Kiraya veren) ... plakalı… otomobile ait kira süresi olan 24 ay boyunca kiralarının düzenli ödenmesi ve 21.800,00-USD’nin ayrıca ödenmesi koşulu ile bahse konu aracı ... ya satışını yapacağı” hususunu içeren sözleşmeler akdedilmiştir. Ayrıca davacı yanca kira sözleşmesinde belirtilen kira bedeli ile ek sözleşme ile belirlenen 21.800,00-USD ödemenin yapıldığı hususları taraflar arasında ihtilafsızdır. Davalı tarafça her ne kadar davaya ve takibe konu bononun araç satışına ilişkin 2. taksit olarak düzenlendiği ve davacı yanca ödenen araç kira bedellerinin, araç satış bedeli ile ilgisi bulunmadığı iddia edilmişse de; taraflar arasında düzenlenen ek sözleşme başlıklı belgede davacının 24 ay boyunca kiraların düzenli ödenmesi ve ayrıca 21.800,00-USD ödenmesi halinde aracın devrinin yapılacağının kararlaştırıldığı, davacı yanca da ek sözleşme gereğince kira bedellerini ve  21.800,00-USD bedelin ödediği, aracın da davacı adına devrinin gerçekleştiği, söz konusu sözleşmede davaya konu bonoya bir atıf bulunmadığı gibi araç bedelinin daha yüksek olduğu ya da başkaca bir ödemeye ilişkin kararlaştırma bulunmadığı açık olup İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu ve sözleşme kapsamı gereğince davaya konu bononun hile ile düzenlendiğine ilişkin tespitin isabetli olduğu anlaşılmıştır. <br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki sözleşmede  HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 14.006,43-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 3.501,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 10.504,83-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26/02/2025<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ba4f7560eebb6fe","SID":"ab6e5e0df6b29a75"}}