{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1489 <br>KARAR NO: 2025/439<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/07/2022<br>NUMARASI: 2021/114 E. - 2022/618 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı bankanın kötü niyetli bir şekilde müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi’nin ...,... ve ... Esas sayılı dosyaları ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını,  takibe dayanak yapılan  06/01/2014 tanzim tarihli, 12.000 TL bedelli, sıralı ve 3 adet senette müvekkilinin  imzasının bulunmadığını,   İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi’nin ... (... yeni esas) sayılı icra takibine karşı  İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2014/606 Esas sayılı dosyası ile imzaya itiraz davası açıldığını, yargılama sonucunda mahkemenin senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığına karar verdiğini, ve hükmün kesinleştiğini,  aynı şekilde iki farklı kambiyo senedine dayalı icra takibi daha açıldığını,  takibe konu senetlerin seri ve sıralı olup üzerlerindeki imzaların  müvekkiline ait olmadığını,  ilgili takipler yönünden de müvekkilinin borçlu olmadığının tespit edilmesi gerektiğini beyanla  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ..., ... ve ... Esas sayılı dosyalarında müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın kötü niyetli olması ve dava konusu bedelin likit olması sebebiyle dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; davacının davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, müvekkili bankanın  müşterisi olan ... San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin bankadan kredi kullandığını, tahsil edildiğinde söz konusu kredi borçlarına mahsup edilmek üzere müvekkili bankaya müşteri senetleri verdiğini, dava dışı ... Şirketi’nin kredi borçlarını ödememesi üzerine hesabın kat edildiğini ve ihtarname çekildiğini, buna rağmen ödeme yapılmayınca takip başlatıldığını, bu çerçevede bankaya verilen ve tahsil edildiğinde kendi borçlarından mahsup edilecek olan senetlere ilişkin de takibe geçildiğini, başlatılan takiplerde davacı yönünden takiplerin durdurulması ve iptaline karar verildiği için asıl borçlu şirket yönünden takibe devam edildiğini ve bu yöndeki taleplerin dosyaya gönderildiğini, dolayısıyla davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını,  müvekkili bankanın davacı hakkında yeniden takip başlatmasının ve devam ettirmesinin söz konusu olmadığını, daha önce açılmış olan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü takip dosyalarının yenilendiğini ve asıl borçlu yönünden takiplerin zaten durduğunu, bu nedenle takibe devam edilmesinin söz konusu olmadığını, davacının hukuki yararından söz edilemeyeceğini, müvekkili bankanın iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, takibin devamına ve davacının tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davacının davasının KABULÜYLE; İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ...  Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen 6/01/2014 Tanzim Tarihli, 20.06.2014 vade tarihli  12.000 TL bedelli senet,  İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... Esas  sayılı dosyasında takibe konu edilen 6/01/2014 Tanzim Tarihli, 30.06.2014 vade tarihli 12.000 TL bedelli senet, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... dosyasında takibe konu edilen 6/01/2014 Tanzim Tarihli, 25.06.2014 vade tarihli 12.000 TL bedelli senetler sebebiyle  davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Şartları oluşmadığından Kötüniyet tazminatı talebinin reddine \" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/606 Esas sayılı dosyasında bilirkişi incelemesi yapılmış ve takibe konu senetlerdeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı bildirilmiş ve mahkemece takibin davacı yönünden durdurulmasına karar verilip yargıtayca da onandığını ve kesinleştiğini, davacı hakkında başlatılan takiplerde davacı yönünden takiplerin durdurulması ve iptaline karar verildiği için asıl borçlu şirket yönünden takibe devam edildiğini, dolayısıyla davacı vekili'nin bunları görmezden gelerek müvekkili banka'nın aleyhine  bankanın davacı hakkında yeniden takip başlatması ve devam ettirdiğini ileri sürdüğünü, müvekkili bankanın  iyi niyetli 3. Kişi konumunda olduğunu,  senetleri müşteri senedi olarak kabul etmiş olup  senetler üzerinde yer alan 3. Kişilerin imzalarını ve borç ilişkilerini denetleme imkanına sahip olmadığını,  kötü niyetinden bahsedilemeyeceğini beyanla kararının kaldırılarak, istinaf taleplerini kabulü ile yeniden inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir. Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; davalı yan İstanbul Anadolu 2. İcra hukuk Mhk. 2014/606 Esas 2015/808 Karar sayılı ilamında takibin durdurulması Kararı olmasına rağmen mevcut icra dosyasını yeniletmiş ve icra işlemlerine devam ettiğini, müvekkilinin aracına taşınmazlarına ve banka hesaplarına hacizler konulduğunu, müvekkilinin bu hacizler sebebiyle ticari hayatı riske girmiş ve ayrıca bankalar nezdinde kredi sicili de olumsuz yönde etkilendiğini, müvekkilinin davalı yüzünden bir çok zarara uğradığını ve davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin bu zararlarını bir nebze tazmini açısından lehimize kötü niyet tazminatına  hükmedilmesi gerekirken bu taleplerinin reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, beyanla istinaf başvurusunun kabulü ile, 19.07.2022 tarihli ilk derece mahkemesi İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/114 Esas 2022/618 sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kısmen kaldırılarak kötü niyet tazminatı hükmünün ilave edilmesine karar verilmesi, kötü niyeti aşikar olan davacı yan olarak lehimize asıl alacak miktarının %20'si kadar icra inkar/kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, İİK 72. Maddesine dayalı  borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili,   İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ...-... Esas sayılı  takibe dayanak 06/01/2014 tanzim tarihli, 12.000-TL bedelli sıralı ve 3 adet senedin üzerindeki imzanın  müvekkiline ait olmadığını beyanla , İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... - ...Esas sayılı dosyalarında müvekkilinin davalı yana borçlu olmadığının tespitine, %20'sinden aşağı olmamak üzere  kötüniyet tazminatı hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ...E.(... Esas),   İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E.(... Esas)  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü... E.(... Esas)\" sayılı icra takiplerinin yenilendiği görülmektedir. İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/606 Esas, 2015/810 Karar sayılı dava dosyasında , davacı  tarafından ... Esas sayılı takip için  imzaya itiraz davası açıldığı, senet üzerindeki imzanın davacıya  olmadığı gerekçesi ile takibin ... yönünden durdurulmasına karar verildiği kararının denetimden geçerek 11.08.2016 tarihinde  kesinleştiği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda ;  Borçlusu \"...” alacaklısı \"... Ltd, Şti.” olan, 06.01.2014 düzenlenme ve 20.06.2014 tediye tarihli, 12.000 -TL bedelli senet aslı, 06.01.2014 düzenlenme ve 425.06,2014 tediye tarihli, 12.000-TL bedelli  senet aslı,   06.01.2014 düzenlenme ve 30.06.2014 tediye tarihli, 12.000-TL bedelli senet aslı, ön yüzlerinin düzenlenme tarihleri altında “Haluk ...” adına atılı imzalar ile mevcut mukayeseye esas imzalarına kıyaslandığında farkılıkların bulunduğunun tespit edilmiş olması sebebiyle ... isimli şahsın el mahsulü olmadığı bildirilmiştir. Bilindiği üzere İİK  Madde 72/1 maddesi  uyarınca , borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.Başka bir deyişle hukukî yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukukî ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Bir tespit davasında davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının  hukuki yararının  bulunması gerekir. Davacı yanca, üç ayrı icra takibi sebebiyle  menfi tespit talep edildiği, eldeki menfi tespit talebinden önce İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/606 Esas, 2015/810 Karar sayılı dosyasında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E.(... Esas), sayılı   takip konusu bonodaki  imzanın kendisine ait olmadığından bahisle icra takibinin durdurulması istemli dava açılmış,  icra mahkemesince   \"takibin durdurulmasına ilişkin\" verilen kararın  Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Söz konusu karar dava konusu tüm takipleri kapsamadığından ve alacaklının diğer borçlu yönünden takipleri yenilemesi dava konusu takiplerle ilgili davacı hakkında takipten feragat ettiği anlamına gelmeyeceğinden hakkından açıkça feragat etmeyen davalının, aynı bono nedeni ile yeniden alacak talebinde bulunma ihtimali gözetildiğinde takip baskısı  altında bulunan davacının  genel mahkemede menfi tespit talep etmesinde hukuki yararının bulunduğu sonucuna varılmıştır.Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve  “imzanın sahte olması” iddiası  senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Dosya kapsamına göre; dava,  imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim  imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu 3 adet bono  nedeniyle takip yapıldığı, ancak bonoların  borçlusu olan davacı  adına atılmış olan  imzanın davacının  eli ürün olmadığının tespit edildiği bu durumda bonoların borçlu tarafından tanzim edilmemiş olması nedeniyle davacıyı bağlamayacağı, imzanın sahteliği iddiası herkese karşı ileri sürülebilen mutlak  defilerden olduğundan senet alacaklısının  iyiniyetli olup olmamasının  hukuki sonucu değiştirmeyeceği bu nedenle  menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi yerinde görülmüştür. Diğer yandan  İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı ( borçlu ) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması halinde, istem varsa, davacı ( borçlu ) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)'nun üzerindedir. Somut olayda, davalının dava konusu çekleri müşterisinden aldığı, davacı ile yüzyüzelik ilkesinin bulunmadığı dikkate alındığında  davalı tarafın icra takibinde haksız olması yanında ayrıca kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından  yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik söz konusu değildir.   Sonuç olarak, menfi tespit talebinin kabulünde, ve kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır. Taraf vekillerinin vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/07/2022 tarih ve 2021/114 E. 2022/618 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0-TL  harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  2.511,70-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.255,84‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.255,86‬-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"babb95428113aabf","SID":"d0ad31148b455251"}}