{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>55. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>GEREKÇELİ KARAR<br>DOSYA NO: 2025/1138 <br>KARAR NO: 2025/817<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAH.<br>TARİHİ: 07/11/2024<br>NUMARASI: 2024/354 - 2024/907<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit  <br>İSTİNAF TARİHİ: 30/12/2024<br>KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>Dairemizde bulunan istinaf başvurusunun yapılan açık incelemesi sonunda,<br>GEREĞİ  GÖRÜŞÜLDÜ DÜŞÜNÜLDÜ; İstinaf isteminde usul işlemleri tamam olduğundan, ilk derece mahkemesinin dosyasındaki bütün belgeler ve dosya hakkındaki dairemiz üyesince düzenlenen rapor incelendi, istinaf başvuru  dilekçesinin  ve davanın esası  istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda dosyada dairemizce karar verilmesi için eksiklik bulunmadığı anlaşıldı. İstinaf sebepleri: Davacılar vekili, süresinde sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde, Davanın konusunun tarafların üzerine anlaşabileceği bir husus olmayıp belgenin kambiyo vasfına haiz olup olmadığının tespiti ancak mahkemece yapılacağından arabuluculuğa başvurulmadığından bahisle davanın usulen reddine karar verilmesinin usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkillerinin normalde araç kira sözleşmesine imza attıklarını, ardından aşağıda fotoğrafı sunulan bu araç kiralama sözleşmesinin alt kısmının bono şeklide düzenlenmiş olduğunu, sonrasında sözleşmenin alt kısmının kesilerek ve vade ve miktar kısımlarının sonradan doldurularak, yani evrakta sahtecilik yapılarak icraya konu edildiğini anladıklarını, bu dolandırıcılık suçuna ilişkin davalı firma yetkilileri hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına da Şikayette bulunulmuş olup şikayetleri hakkında 2024/131697 Soruşturma numarası ile Savcılık soruşturmasının halen daha devam etmekte olduğunu, müvekkillerin kambiyo senedi düzenleme arzu ve iradesi bulunmadığını, bu suretle takip ve dava konusu belgenin hukuka aykırı bir şekilde oluşturularak sahte bir şekilde düzenlendiğini, yerel mahkemeden bu hususun tespitinin istendiğini, yani dava konusu belgenin kambiyo vasfına haiz olup olmadığının Ticaret Mahkemesince tespitinin gerektiği zorunluluk olup bu hususun tarafların özgür iradesi ile üzerine anlaşabileceği bir husus teşkil etmediğini, dava konusu talebin zorunlu arabuluculuk kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacılar vekili, müvekkilinin 06.03.2023 tarihli depremden etkilendiğini, müvekkillerinin yardım malzemesi, erzak, giyecek vesair temin ederek deprem bölgesine hareket etmek için ve kendi araçları binek araçlar olduğundan, malzemeleri de deprem bölgesine ulaştırmak amacıyla bir Minibüs ayarlamak istediklerini, bu amaçla internette yapılan araştırmalar sonucunda ... Oto Sanayinde faaliyette bulunan ... isimli işletme yetkilileriyle iletişime geçtiklerini, nihayetinde bu Oto Kiralamacılardan ... marka bir Minibüsü aşağıdaki Sözleşmeyi imzalayarak 1 Haftalığına kiraladıklarını,  müvekkillerinin, devamlı ... Soyisimli şahıslarla muhatap olduklarını, sözleşmeyi ... ile imzaladıklarını, WhatsApp yazışmalarını ... ile yapıladığını, ödemeyi ise, ...'in bildirdiği ...'in hesabına yaptıklarını müvekkili ..., ...'in hesabına 07.02.2023 Tarihinde 8.000,00-TL gönderdiğini, ardından ...'e de 5.000,00-TL 1 Haftalık Kiralama bedeli ve 3.000,00-TL Depozito olmak üzere 8.000,00-TL'nin gönderildiğini WhatsApp'tan yazılı olarak bildirdiklerini, aradan 1 Yıldan fazla süre geçtikten sonra Davalı ..., sözleşmenin alt kısmı olan Bono şeklinde boş olarak düzenlenen kısmı sözleşmeden kesmiş, sonrasında ise vade ve miktarı kendisi doldurmuş, üzerine 120.000,00-TL yazmış ve bunu da icraya konu ettiğini, ancak bu belgenin Bono niteliğini haiz olmadığı, sonradan davalı veya çalışanlarınca doldurulduğunu, müvekkilleri ile davalı arasında herhangi bir alacak verecek ilişkisi olmadığı gibi, davalıya karşı müvekkilinin, ne eski ne de yeni 120.000,00-TL gibi bir borcu da bulunmadığını, icra takibi ile talep edilen alacağın hiçbir zaman doğmadığını, takibe dayanak teşkil edilen belgenin, müvekkillerinin daha önce davalıdan araç kiralaması nedeniyle imzaladığı sözleşmenin alt kısmının kesilerek Bono haline getirilmeye çalışılması şeklinde ve açığa atılan imzanın kötüye kullanması şeklinde hazırlanan bir belge olduğunu, müvekkillerinin davalıya böyle bir borcu bulunmadığı gibi, yazılan miktar, araç kiralama sözleşmesindeki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, Araç kiralama bedeli ve depozito da ödendiğini belirterek, müvekkillerin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının en az %20 tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğunu ancak davacılar tarafından arabuluculuk başvurusunun yapılmadığını, davanın usulden reddine karar verilmesini gerektiğini,  davacılar tarafından ibraz olunan görsele itiraz ettiklerini söz konusu görsel ıslak imzalı belge olmayıp, sonradan oluşturulmuş olması muhtemel olduğunu, fotokopi evrak veya fotoğraf üzerinden bilirkişi incelemesi yapılarak hüküm kurulması mümkün olmayacağını, bu sebeple davacı tarafça görselde yer alan sözleşme aslının dosyaya ibraz edilmesi ve evrak üzerinde bilirkişi marifeti ile inceleme yapılması gerektiğini,  dava dilekçesinde sözleşme imzalandığı düşüncesi ile senet imzalanmış olabileceği iddia edilmiş olup, yetişkin 2 kişinin imzaladıkları sözleşmeyi hiç incelemeksizin imzaladığı ve bilmeden senede imza attığı iddiasının gerçek olmadığını, davacılar tarafından borca ilişkin olarak müvekkiline senet verilmiş olup, aksinin davacılar tarafından yazılı delille ispatı zorunlu olduğunu, davacıların beyanı gerçeğe aykırı olup, mesnetsiz taleplerinin reddi gerektiğini, beyan ederek, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, davacılar aleyhine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.HMK 4/a maddesi gereğince \"kiralanan taşınmazların İcra İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu olan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesinde\" görüleceğinin düzenlenmiştir. Somut olayda; Davacılar, davalı ile araç kiralama sözleşmesi yaptıklarını, sözleşmenin alt kısmı olan bono şeklinde boş olarak düzenlenen kısmının sözleşmeden kesilerek vade ve miktarı doldurulmak suretiyle üzerine 120.000,00 TL yazıldığını ve bunun da icraya konu edildiğini, araç kiralama ve depozito bedelini de ödediklerini beyan ederek davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ettikleri, davalının ise, takibe konulan bononun borca karşılık verildiğini savunduğu, takibe ve davaya konu edilen bononun taraflar arasındaki kira sözleşmesi dolayısıyla verilip verilmediğinin tartışılmasının Sulh Hukuk Mahkemesince tartışılması gerektiği gözetilerek mahkemece, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde verilen kararın hatalı olduğu anlaşılmakla istinaf başvurusunun değişik gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak tespit edilen yargılama hatalarını bizzat düzeltmek amacıyla yapılan inceleme sonunda; duruşma yapılmasına gerek olmadığı, davaya bakma görevi kararı veren mahkemeye ait olmadığı halde yazılı şekilde karar verilmiş olmasının hatalı oluğu anlaşılmakla HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince istinaf başvurusunun değişik gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle, Davacıların istinaf başvurusunun değişik gerekçe ile KABULÜNE, İlk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, Yargılamanın eksikler tamamlanarak kaldığı yerden devamı için dosyanın ait olduğu Mahkemeye İADESİNE, Peşin yatırılan istinaf başvuru harcının mahsubuna, Peşin yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,Gider avansından kalanın talep halinde yatırana iadesine,İstinaf başvurusu için yapılan harç ve masrafların ilk derece mahkemesince esas hakkında yeniden verilecek hükümle birlikte değerlendirilmesine, Dair dosya üzerinden, oy birliği ile KESİN olarak  karar verildi, açıkça  anlatıldı.13/03/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bb1b485178d5da2d","SID":"04a57cfb7e5da427"}}