{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/245 - 2025/290<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2023/245 <br>KARAR NO\t: 2025/290<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br> <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23.11.2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/37 Esas 2022/773 Karar<br><br>  <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 06.03.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 07.04.2025<br>\t<br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili, 21.09.2019 tarihinde davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu dava dışı ...'un idaresindeki ... plakalı aracın seyir halinde iken davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, kazaya ilişkin Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/86E. Sayılı ceza dosyasının derdest olduğunu, sigorta şirketine yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek sürekli işgöremezlik zararı olarak şimdilik 5.500,00 TL tazminatın 31.10.2019 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 10.10.2022 tarihli dilekçe ile davanın belirsiz alacak olarak açıldığını bildirerek talebini 196.235,43 TL olarak arttırmıştır.<br>Davalı vekili, davacının davalı şirkete tazminat başvurusunda bulunmuş ise de Trafik Sigortası Genel şartlarında düzenlenen başvuru belgesine eklenmesi gereken belgelerin eksik olduğunu, eksik olan evrakların talep edildiği halde tamamlanmadığını, usulüne uygun bir başvuru yapılmamış olduğundan dava şartı noksanlığından davanın usulden reddi gerektiğini, yetki itirazı ile dosyanın yetkili İstanbul Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini talepleri bulunduğunu, dava dışı Ankara Emniyet Müdürlüğüne ait ... plakalı aracın 06.10.2018 - 06.10.2019 vadeli ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur ve maluliyet raporu alınması talepleri bulunduğunu,  ZMMS Genel Şartları uyarınca mevzuat hükümleri doğrultusunda hazırlanacak sağlık kurulu raporunun dikkate alınmasını, oluşan zararlarda müterafik kusurunun olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, talebin trafik kazası sonucu davacıda oluştuğu ileri sürülen  bedensel zararın davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu, kaza tespit tutanağı ve 19.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda sürücü ...'un, sevk ve idaresindeki kamyonet ile meskun mahalde, gündüz vakti, dubalarla çift yönlü hale getirilmiş yolu takiben seyir halindeyken, yola gereken dikkatini vermeden yaklaştığı olay mahallinde, seyrine göre sağ tarafından yola girip karşıya geçmekte olan yaya ...'a karşı etkin tedbir almadan çarpmasıyla meydana gelen kazada %20, davacı yaya ...'ın, olay mahallinde yaklaşan araçların hız ve mesafesine dikkat etmeden, can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde, kontrolsüzce yola girerek karşıya geçtiği esnada sol tarafından gelen ve ilk geçiş hakkını bırakmadığı kamyonet tarafından çarpılmasıyla meydana gelen kazada %80 oranında kusurlu olduğu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 06.05.2022 tarihli rapor ile Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik Hükümlerine göre davacıdaki yaralanmaların %62 oranında sürekli çalışma gücü kaybı oluşturduğunun belirlendiği, rapora itibar edildiği, davacının geliri asgari ücret kabul edilerek TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılmak suretiyle hazırlanan raporda, sürekli iş göremezlik zararının 196.235,43 TL olarak hesaplandığı belirtilerek davanın kabulü ile 196.235,43 TL'nin 13.11.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, asgari ücretin kamu düzeniyle ilgili olduğunu, usuli kazanılmış hakkın istisnasını oluşturduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılıp yeniden yargılama yapılması halinde asgari ücret artışı gözetilerek yeniden rapor alınması zorunluluğu doğacağını, kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceğini, bu nedenle bozmadan sonra asgari ücretlerde bir artış olmuşsa, bu artışların da hesaplamada göz önünde tutulması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, maluliyet raporunun yönetmeliğe aykırı bir şekilde düzenlendiğini, 25.03.2022 tarihli Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Sağlık Kurulu Raporunda davacının 19.01.2022 tarihinde değerlendirilerek trafik kazası sonrasında travma sonrası stres bozukluğu geliştiğini, mevcut tedavi ile belirtilerin hafif düzeyde kalıcı olarak devam ettiğini, tedavi ile çalışma olanağı vermediğinin belirtildiğini, ancak Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ek-2'de \"geçici fonksiyon kaybına neden olan ruhsal hastalıklar\" başlığında \"bu gruptaki hastaların 1 yıl sonra kontrolünün olması gerektiği \" açıkça belirtildiğini, bu durumda davacının 1 yıllık süre sonrası tekrar muayene edilerek iyileşme durumunun tespit edilmesi ve bu doğrultuda maluliyet raporu düzenlemesi gerektiğini, 2023 yılı Ocak ayından önce alınacak her türlü raporun geçersiz olduğunu, hesaplama yöntemi hukuka aykırı olduğunu, hesaplamanın devre başı ödemeli belirli süreli rant yöntemi ve aktüeryal yöntem kullanılarak yapılması gerekirken progresif rant yöntemi kullanılarak yapıldığını, davacının yönetmelik gereği ileri tarihli muayane olması gerektiğinden sürekli iş göremezlik tazminatı hesabının bu aşamada yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının ev hanımı olduğu, tazminatın AGİ’siz asgari ücretler üzerinden hesaplanması gerekirken yapılan tazminat hesabına AGİ'nin dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava türünün hatalı şekilde belirsiz alacak davası olarak belirlendiğini, davacının neticeyi talebinin belirsiz alacak olarak yorumlanamayacağını, kısmi alacak olarak değerlendirildiği takdirde ise davacının ıslah ile öne sürmüş olduğu taleplerinin zaman aşımına uğradığını, ıslah tarihinden itibaren faiz işlemeye başlayacağını ileri sürmüş; 30.01.2024 tarihli ek beyanla Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın maluliyet raporu düzenleme yetkisi bulunup bulunmadığına ilişkin Sağlık Bakanlığı yazısının sunulduğu, hükme esas alınan maluliyet raporunun yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlendiğini bildirmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, 22.07.2018 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında  davacının yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin incelenmesinde; HMK'nın 342/2-e bendinde istinaf dilekçesinde; \"başvuru sebepleri ve gerekçesi'nin bulunması gerektiği, 342. maddenin 3. fıkrasında ise istinaf dilekçesinin, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, 355. madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılacağı düzenlenmiştir.<br>\tHMK'nın 355. maddesinde ise; \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.\" hükmü getirilmiştir.<br>\tHMK'nın 352. maddesinde de; \"(1)Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda aşağıdaki durumlardan birinin tespiti halinde öncelikle gerekli karar verilir: a) İncelemenin başka bir Dairece veya Bölge Adliye Mahkemesince yapılmasının gerekli olması, b) Kararın kesin olması, c) Başvurunun süresi içinde yapılmaması, ç) Başvuru şartlarının yerine getirilmemesi, d) Başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi; (2) Ön inceleme heyetçe veya görevlendirilecek bir üye tarafından yapılır ve ön inceleme sonunda karar heyetçe verilir; (3) Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır.\" denilmiştir.<br>\tİstinaf yargılamasının temelini istinaf dilekçesi, bu dilekçenin temelini ise, istinaf sebep ve gerekçeleri oluşturur. İstinaf dilekçesi adı altında sunulan bir dilekçe, içinde istinaf iradesini taşısa da bu sadece istinaf başvurusunun yapılmış olmasını sonuçlar. İstinaf yargılamasının yönünü çizen esaslı unsur istinaf dilekçesi içindeki sebep ve gerekçelerdir (ÇİFTÇİ Murat Özgür, Medeni Yargılama Hukukunda İstinaf, 3.B., Ankara 2016, s.215).<br>\tKanun koyucu, istinaf yoluna başvurmak isteyen tarafları istinaf sebeplerini göstermekle yükümlü kılmıştır. İstinaf sebeplerinin en önemli etkisi, istinaf incelemesinin kapsamı konusunda ortaya çıkmaktadır. İstinaf mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak esas hakkındaki kararı değiştirebilmesi için bunu gerekli kılan hataların veya eksikliklerin istinaf sebepleri arasında gösterilmesi gerekir. Bu zorunluluk kamu düzenine ilişkin olanlar hariç tüm istinaf sebepleri bakımından geçerlidir.<br>\tBunun yanında istinafa başvuran tarafın, istinaf sebeplerini yeterince somutlaştırması da gerekmektedir. İstinaf sebeplerini sadece şekli bir koşulu yerine getirmek amacıyla genel ifadeler kullanılmak suretiyle ileri sürülmesi yeterli değildir. İlk derece yargılaması ve kararıyla ilgili somut hatalar veya eksiklikler belirtilmelidir. İlk derece mahkemesi kararının sadece usul ve yasaya aykırı olduğu ya da sadece delillerin yanlış ve eksik değerlendirildiğini ileri sürmek somutlaştırma açısından yetersiz kalacaktır. (AKKAYA Tolga, Medeni Usul Hukukunda İstinaf, Ankara 2009, s.214-215)<br>\t\t6100 sayılı HMK, istinaf sebepleri ve gerekçelerinin istinaf dilekçesinde hiç gösterilmemiş olmasını, istinaf başvurusuna ilişkin usule aykırılık olarak kabul etmiş, bu nedenle hiçbir istinaf sebep ve gerekçesi içermeyen dilekçelerin, ilk derece mahkemesi yargılaması ve bu yargılama neticesinde verilen kararda kamu düzenine aykırılık olmayan hallerde ön inceleme aşamasında reddedileceği öngörülmüştür.<br>\tBu açıklamalar kapsamında istinaf incelemesi yapılan dava dosyası ele alındığında; davacı vekilinin süresi içerisinde sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde HMK'nın 342, 352 ve 355. maddelerinde öngörülen biçimde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara ve yargılamaya ilişkin  hata ve eksikliklerin belirtilmediği, dilekçede istinaf sebep ve gerekçelerinin belirtilmemiş olması nedeniyle  davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>2-Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde;  Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. <br>Mahkemece Hacettepe Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan  19.08.2020 tarihli raporda davacının 21.09.2019 tarihli tedavi evraklarının incelendiği, fiziki muayenesi yapılarak sağ klavikula distalinde plak vida fiksasyon materyali, sol pubista kallus dokusuyla iyileşmiş kırık hattı olduğu tespiti ile birlikte istenilen hususlarda rapor düzenlenebilmesi için davacının psikiyatri uzmanı hekim tarafından muayenesinin yapılarak kronik psikiyatrik hastalığı olup olmadığının, kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığının, tedavi ile çalışma olanağı verip vermediğini belirtir uzman raporu alınmasının talep edildiği, mahkemece Hacettepe Üniversitesi Psikiyatri polikliniğine yazılan 14.10.2020 ve 17.11.2021 tarihli müzekkerelere verilen 25.03.2022 tarihli psikiyatri uzmanı doktorlar tarafından düzenlenen raporda, davacının uykuya dalmada güçlük, tek başına dışarı çıkmaktan kaçınma, olay anına ilişkin canlı rüyalar görme gibi şikayetleri nedeniyle Hacettepe Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından yönlendirildiği Ankara Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim dalında değerlendirildiği, şikayetleri nedeniyle sertralin 50 mg/gün tedavisinin başlandığı, izlemde yeterince fayda görmediği düşünülerek essitalopram 20 mg/gün tedavisine geçildiği tespiti ile, davacıda trafik kazası sonrasında travma sonrası stres bozukluğu geliştiği, mevcut tedavi ile belirtilerinin hafif düzeyde sürekli olarak devam ettiği, tedavi ile çalışma olanağı vermediğinin bildirildiği, ilgili psikiyatri konsültasyonu dikkate alınarak düzenlenen 29.04.2022 tarihli raporda Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Üst Ekstremiteye Ait Sorunlarda Engellilik Oranları, sağ omuzdaki hareket kısıtlılığına bağlı üst ekstremite engelliliğinin %6 olduğu, üst ekstremite engellilik yüzdesi tablo 2.3 kullanılarak kişinin engellilik oranına dönüştürüldüğünde %4 olduğu, ruhsal bozukluklar başlığı altında, tedavi ile işlevselliği düzelmeyen travma sonrası stres bozukluğu için %60 olduğu, Balthazard formülü uygulandığında  %62 olduğu, 21.09.2019 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin bedensel engel oranının %62 olduğu, sürekli ve sekel halini aldığının tespit edildiği, davalı tarafından rapora itiraz edilmişse de mahkemece raporla belirlenen maluliyet oranı esas alınarak yapılan hesaplamaya göre karar verilmiştir.<br> Mahkemece, davacının Hacettepe Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 19/08/2020 tarihli rapor tarihi itibariyle incelenen tedavi evrakları arasında 21.09.2019 tarihinde meydana gelen kazadan sonra davacının psikiyatrik şikayet ve tedavisine yönelik tıbbi kayıt bulunmadığı, ilgili ön rapor gereği uzman hekim tarafından muayenesi yapılarak   rapor düzenlenmesi talebine istinaden düzenlenen 25.03.2022 tarihli raporda ise davacının ilaç tedavileri etkin sürede ve düzenli kullanması ile daha iyi hissettiği, uykusunun düzeldiği, kaza ile ilişkili rüyalar görmediği, irkilmelerinin azaldığı, davacının ruhsal durum muayenesinde giyiminin sosyoekonomik durumu ile uyumlu, öz bakımının normal olduğu, konuşma miktarının ve hızının normal olduğu, duygu durumunun hafif çökkün, duygulanımının uygun olduğu, çağrışımlarının düzenli olduğu, düşünce ve algı bozukluğunun olmadığının saptandığı halde neticede davacıda trafik kazası sonrasında Travma Sonrası Stres Bozukluğu geliştiği, tedavi ile çalışma olanağı vermediğinin bildirildiği anlaşılmakla raporun kendi içinde çelişki oluşturduğu, ilgili psikiyatri raporu esas alınarak düzenlenen 29.04.2022 tarihli maluliyet raporunu düzenleyen kurulda ise ruh ve sinir hastalıkları konusunda uzman hekimin bulunmadığı dikkate alındığında Travma Sonrası Stres Bozukluğu nedeniyle davacının tedavisinin tamamlanıp tamamlanmadığı, maluliyetinin ömür boyu sürüp sürmeyeceğinin ve çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin değerlendirilmediği anlaşılmakla bu hali ile maluliyet raporu hüküm kurmaya yeterli  ve elverişli değildir.  <br>Açıklanan nedenlerle davacının travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle gördüğü tedaviler ve kullandığı ilaçlara ait tüm belgeler getirilerek zihinsel ve ruhsal bozukluğunun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde ömür boyu kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden heyete psikiyatri uzmanı doktor bilirkişi de dahil edilerek oluşturulacak heyetten rapor alınması, taraflara denetim ve itiraz imkanı tanınması, varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik değerlendirme içeren raporun hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.<br>\tAçıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin HMK'nın 352. maddesi uyarınca reddine, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı sigorta şirketi vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin HMK'nın 352. maddesi uyarınca REDDİNE,<br>\t2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,  davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Davacı ile davalı  tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4 -Ankara  12. İcra Dairesi'nin 2022/20950 Esas sayılı dosyasına yatırılan 350.000,00 TL bedelli teminatın yatıran tarafa iadesine, <br>\t5-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,\t<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br> <br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip<br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3cc88366105d8b12","SID":"a7203cc7223a9367"}}