{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1619 Esas<br>KARAR NO: 2025/462<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/06/2022<br>NUMARASI: 2018/1109 E. - 2022/600 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından müvekkili aleyhine 100.000.-TL bedeli bir adet sahte senet düzenlemek suretiyle Silivri İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine girdiğini, müvekkilinin çocukluğundan beri Almanya'da yaşadığını, Türkiye Cumhuriyeti mevzuatını bilmediğini, kolayca kandırılmaya müsait olduğunu, müvekkilinin Almanyada fabrikalarda vasıfsız çalışarak biriktirdiği para ile Esenyurt'ta arsa aldığını, daha sonra arsanın üzerine bina yapmak için kendilerini müteahhit olarak tanıtan ... ve ... ile anlaşarak onlar lehine iş bu arsa üzerinde satış vaadi ve arsa karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye göre verilmesi gereken dükkanın müvekkiline verilmediğini onun yerine müvekkilinin kandırılarak 100.000.-TL bedel karşılığı bu hakkını kendilerine devretmesini istenildiğini, eğitim düzeyi zayıf olan müvekkilinin 100.000.-TL bedelin banka hesabına transfer edilmesinden sonra müvekkiline devir ile ilgili olduğu söylenen bir süre evraklara imza attırıldığını, müvekkilinin  söz konusu senede o zaman imza attığını düşündüğünü, bunun haricinde herhangi bir belgeyi veya kambiyo senedini imzalamadığını, dolayısıyla davalıya borcunun bulunmadığını, bu konuda Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenle takibin teminatsız olarak tedbiren ve ivedilikle durdurulmasını, müvekkilinin davalıya borcunun olmadığının tespit edilmesini, davalının haksız ve kötü niyetle yapmış olduğu takibin dayanağı senette yazan miktar olan 100.000.-TL'nin %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin barter usulü ile inşaatların ince işçiliğini yaptığını, davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı ... (ortakları ..., ...) ile de barter anlaşması yaptığını, yapılan inşaatın ince işçiliğine karşılık daire aldığını, yine aynı inşaatta, davacı kendi hissesine düşen 1 nolu bağımsız bölümü müvekkiline satmak üzere  100.000,00 TL bedelle anlaştığını,  Müvekkilinin 100.000,00-TL ‘yi 08.09.2016 tarihinde davacının ... hesabına EFT yaptığını, davacıdan tapuda devir işlemi yapılana kadar gönderdiği bedele karşılık icraya konu edilen senedi aldığını, müvekkilinin tapu devrinin gerçekleştiği gün senedi iade edeceğini davacıya bildirdiğini, araya bayram tatili (10-18 Eylül 2016) girmesi sebebiyle senede vade tarihi  20.09.2016 olarak yazıldığını, anlaşmaya göre bayram tatilinden sonra tapu devri yapılacak müvekkilininde senedi iade edeceğini, senedin bizzat müvekkilinin önünde davacının avukatı olan Av. ... tarafından doldurulduğunu ve davacı tarafından imzalandığını, davacı taşınmazı müvekkiline devretmek üzere Av. ...’a 09.09.2016 tarihinde İstanbul Esenyurt ilçesindeki taşınmazı satış ve devir yetkisi içeren bir vekaletname verdiğini, ancak müvekkilinin davacının aynı gün aynı noterlikte kendisi için verilen vekaletten  birkaç saat önce Müteahit ...’a yine taşınmazları ile ilgili satış ve devir yetkisi içeren bir vekaletname verdiğini öğrendiğini, ...’da bu vekaletle davacının taşınmazını kardeşi ...’a 115.000,00-TL bedelle satış ve devir yaptığını, taşınmazı devralamayacağını anlayan müvekkilinin senet bedelini davacıdan talep ettiğini,  davacının bedeli ödemediği içinde senet icra takibine konu edildiğini, davacının Türk mevzuatını bilmeyen, kandırılmaya müsait birisi olmadığını, bilakis sahip olduğu taşınmazı iki ayrı şahsa satabilecek kadarda uyanık olduğunu, verdiği her iki vekaleti de okudum diyerek imzaladığını, ayrıca senedi avukatı düzenlediğini ve avukatının huzurunda bizzat kendisinin imzaladığını, imzaladığı belgelerin ne olduğunu bilmediği iddiasının kabul edilemeyeceğini, konsolosluk kanalıyla gönderilen ödeme emrinde ‘148.800,00 TL bedelli çek’ ifadesinin bir maddi hata olduğunu, ancak takip miktarına eklenmeyen, etki etmeyen bir hata olduğunu, ödeme emrinin ekinde sadece takibe konu senet sureti olduğunu, ödeme emrinde yer alan toplam alacak kısmında ve Bakanlıkça gönderilen üst yazıdada senet bedelinin kapak hesabı olarak bildirildiğini, dolayısıyla ödeme emrinde talep edilen miktarın senet bedeli olduğunu, usul ekonomisi bakımından iptali gerektirir bir durum söz konusu olmadığını, ayrıca takibe işletilen faize itirazda kabul edilemeyeceğini, takibe dayanak yapılan belgenin bono olduğunu, kambiyo senedi niteliğinde olmadığını, bu durumda 3095 Sayılı Kanunun 2/2.maddesinde öngörülen avans faiz oranına göre faiz talebinde bulunulabileceğini, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğu her türlü belge ve delille sabit olduğunu, burada kimin kötü niyetli olduğunun gayet açık olduğunu, davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmesinde : Dava, çekteki imza inkarı nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, çekteki imza ile davacının mukayese imzaları üzerinde yapılan inceleme sonucunda tanzim olunan bilirkişi raporunda çek üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olduğu tespit edilmiş olup  kambiyo senedi olan bono illetten mücerrettir. İspat külfeti davacı yandadır. Davacı tarafın  alacak borç ilişkisi bulunmadığı yanıltıldığı aldatıldığı ve dolandırıldığına dair iddialarını  usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır. Davacı taraf ayrıca hazırlık soruşturmasının beklenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, Bakırköy C.Başsavcılığı' nın 2022/40282 Sayılı soruşturma sayılı dosyasına konu şikayetin 2022 yılında yapıldığı, savcılık dosyanın derdest olduğu, dosyanın mevcut durumu itibariyle soruşturma sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı anlaşılmakla açıklanan nedenlerle  davanın reddine karar verilmiş olup , takibin durdurulmasına dair karar verilmediği anlaşılmakla şartları oluşmadığından davalı tarafın  kötü niyet tazminatı talebinin redine  dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" şeklindeki gerekçeleri ile, Açılan davanın reddine, Şartlar oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanık delilleri, isticvap delilleri toplanmadan, bekletici mesele dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, davalının ve müvekkillerinin imzalamış olduğu sözleşmenin tarafı olan şahısların sabıka durumlarının araştırılmadığını, bu kişilerin bu şekilde başkaca bir dolandırıcılık fiiline konu eyleme girişip girişmediklerinin dikkate alınmadığını, müvekkilinin Türk vatandaşı olmadığı ve de kambiyo senedi ile herhangi bir yazı arasındaki farkı anlayamayacağının dikkate alınmadığını, yabancılık unsuru bulunduğundan uygulanması gereken hukukun dikkate alınmadığını, yabancılık unsuru ve diğer zorunlu unsurlar bakımından bononun geçerli olup olmadığı tartışılmadan hüküm kurulduğunu, sözleşmelerin tarafı olan şahıslar ile davalının herhangi bir bağı olup olmadığının araştırılmadığını, müvekkilinin banka hesabına gönderilen bedel ile müvekkilinin imzalamış olduğu sözleşmenin hükmünde yazılı olan bedelin aynı olduğu ve müvekkilinin kendi üzerinde bulunan dükkanı devretme zamanının aynı olduğunun dikkate alınmadığını, müvekkilinin tarafı olduğu Büyükçekmece ... Noterliği 13.11.2015 tarih ve ... yevmiye no'lu sözleşme gereğince inşa edilen gayrimenkullerin takyidatlı kayıtları celbedilmeden hüküm kurulduğunu, müvekkiline teslim edilmesi gerekirken ve de davalının satın aldığını iddia ettiği gayrimenkulde kimin oturduğu ve oturanın mal sahibi ise kimden satın aldığı ve bedelini kime ödediğinin kiracı ise kira bedelini kime ödediğinin araştırılmadığını, HMK 186 uyarınca sözlü yargılamaya ilişkin taraflarına herhangi bir davetiye gönderilmediğini, son söz hakkı verilmediğini, eksik inceleme ve hatalı raporlar mesned alınarak hatalı karar verildiğini, istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacı vekili müvekkilinin çocukluğundan beri Almanya'da yaşadığını, Türkiye Cumhuriyeti mevzuatını bilmediğini, kolayca kandırılmaya müsait olduğunu, taşınmazı üzerine bina yaptırmak için dava dışı  ... ve ... ile anlaşarak onlar lehine iş bu arsa üzerinde satış vaadi ve arsa karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye göre verilmesi gereken dükkanın müvekkiline verilmediğini onun yerine müvekkilinin kandırılarak 100.000.-TL bedel karşılığı bu hakkını kendilerine devretmesini istenildiğini, eğitim düzeyi zayıf olan müvekkilinin 100.000.-TL bedelin banka hesabına transfer edilmesinden sonra müvekkiline devir ile ilgili olduğu söylenen bir süre evraklara imza attırıldığını, müvekkilinin  söz konusu senede o zaman imza attığını düşündüğünü, bunun haricinde herhangi bir belgeyi veya kambiyo senedini imzalamadığını belirterek davanın kabulünü talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin barter usulü ile inşaatların ince işçiliğini yaptığını, davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı ... İnşaat (ortakları ...,...) ile de barter anlaşması yaptığını, yapılan inşaatın ince işçiliğine karşılık daire aldığını, yine aynı inşaatta, davacının kendi hissesine düşen 1 nolu bağımsız bölümü müvekkiline satmak üzere  100.000,00 TL bedelle anlaştığını,  Müvekkilinin 100.000,00-TL ‘yi 08.09.2016 tarihinde davacının ... hesabına EFT yaptığını, davacıdan tapuda devir işlemi yapılana kadar gönderdiği bedele karşılık icraya konu edilen senedi aldığını,  senede vade tarihi  20.09.2016 olarak yazıldığını, anlaşmaya göre tapu devri yapıldığında,  senedin iade edileceğini, davacı taşınmazı müvekkiline devretmek üzere Av. ...’a 09.09.2016 tarihinde İstanbul Esenyurt ilçesindeki taşınmazı satış ve devir yetkisi içeren bir vekaletname verdiğini, ancak davacının aynı gün aynı noterlikte kendisi için verilen vekaletten  birkaç saat önce ...’a yine taşınmazları ile ilgili satış ve devir yetkisi içeren bir vekaletname verdiğini öğrendiğini, ...’da bu vekaletle davacının taşınmazını kardeşi ...’a 115.000,00-TL bedelle satış ve devir yaptığını, taşınmazı devralamayacağını anlayan müvekkilinin seneti icra takibine konu ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. ...'nin 2016/11114 icra sayılı dosyasında,  08/09/2016 düzenleme tarihli, 20/09/2016 ödeme tarihli 100.000,00-TL bedelli, keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan  bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. ATK Fizik İhtisas Kurulu'nun raporunda özetle;\" inceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu kanaati\" belirtilmiştir. Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru,  s:143). Somut olayda mahkemece senetteki imzanın davacı borçluya ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davacının senedin hile ile alındığı iddiasının ileri sürüldüğü, tanık bildirildiği, dosyaya Av. ...'a verilen ve Esenyurt'ta bulunan taşınmazın ...'a dilediği bedelle satışına ilişkin vekaletname sunulduğu, mahkemece tapu kayıtlarının celp edildiği ancak mahkemece davacı tanıklarının dinlenmediği gibi dosyaya kazandırılan delillerin de incelenmediği, davacı tarafça davalının ... ve ... ile birlikte hareket ettiğinin ileri sürüldüğü anlaşılıyorsa da, mahkemece Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/40282 soruşturma sayılı dosyasının akibetinin araştırılmadığı, sadece imzaya itiraz yönünden inceleme yapılarak  eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarih, 2018/1109 E. 2022/600 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"94ec9a21c679cac5","SID":"256d96953b21a960"}}